Mealler
Araf Suresi - Mealler
| Takip | Sure Ayetler | Meal |
|---|---|---|
|
Araf 196. Ayet
196. Ayet
Suat Yıldırım
Zira benim mevla'm, o kitabı indiren Allah'tır ve O bütün iyi kulların koruyucusudur.
|
Suat Yıldırım
Zira benim mevla'm, o kitabı indiren Allah'tır ve O bütün iyi kulların koruyucusudur. |
|
|
Araf 196. Ayet
196. Ayet
Süleyman Ateş
Benim velim, Kitabı indiren Allah'tır. O, iyileri yönetir (korur).
|
Süleyman Ateş
Benim velim, Kitabı indiren Allah'tır. O, iyileri yönetir (korur). |
|
|
Araf 196. Ayet
196. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
"Benim Veli'm, o Kitap'ı indiren Allah'tır. O, hayır ve barış seven kulları koruyup gözetir."
|
Yaşar Nuri Öztürk
"Benim Veli'm, o Kitap'ı indiren Allah'tır. O, hayır ve barış seven kulları koruyup gözetir." |
|
|
Araf 196. Ayet
196. Ayet
Mustafa İslamoğlu
(Ama) unutmayın ki, benim savunucum Kitab'ı indiren Allah'tır: zira, dürüst ve erdemli olanları O savunacaktır.
|
Mustafa İslamoğlu
(Ama) unutmayın ki, benim savunucum Kitab'ı indiren Allah'tır: zira, dürüst ve erdemli olanları O savunacaktır. |
|
|
Araf 196. Ayet
196. Ayet
Rashad Khalifa
"GOD is my only Lord and Master; the One who revealed this scripture. He protects the righteous.
|
Rashad Khalifa
"GOD is my only Lord and Master; the One who revealed this scripture. He protects the righteous. |
|
|
Araf 196. Ayet
196. Ayet
The Monotheist Group
"My supporter is God who sent down the Book; and He takes care of the righteous."
|
The Monotheist Group
"My supporter is God who sent down the Book; and He takes care of the righteous." |
|
|
Araf 196. Ayet
196. Ayet
Edip-Layth
"My supporter is God who sent down the book; and He takes care of the good-doers."
|
Edip-Layth
"My supporter is God who sent down the book; and He takes care of the good-doers." |
|
|
Araf 196. Ayet
196. Ayet
Ali Rıza Safa
"Kuşkusuz, benim dostum, Kitap'ı indiren Allah'tır. Çünkü O, erdemli olanları korur!"
|
Ali Rıza Safa
"Kuşkusuz, benim dostum, Kitap'ı indiren Allah'tır. Çünkü O, erdemli olanları korur!" |
|
|
Araf 196. Ayet
196. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Benim velim, bu Kitabı indiren Allah'tır. O, iyilere velilik eder.
|
Süleymaniye Vakfı
Benim velim, bu Kitabı indiren Allah'tır. O, iyilere velilik eder. |
|
|
Araf 196. Ayet
196. Ayet
Edip Yüksel
"Biricik Sahibim (Velim), kitabı indiren ALLAH'tır. O, dürüst insanları korur."
|
Edip Yüksel
"Biricik Sahibim (Velim), kitabı indiren ALLAH'tır. O, dürüst insanları korur." |
|
|
Araf 196. Ayet
196. Ayet
Erhan Aktaş
Kuşkusuz benim velim[1], Kitap'ı indiren Allah'tır. O, salih[2] olanların velisidir.
|
Erhan Aktaş
Kuşkusuz benim velim[1], Kitap'ı indiren Allah'tır. O, salih[2] olanların velisidir. |
|
|
Araf 196. Ayet
196. Ayet
Mehmet Okuyan
(De ki:) "Şüphesiz ki benim dostum, iyileri sahiplenen (koruyan) ve Kitabı (Kur'an'ı) indiren Allah'tır.
|
Mehmet Okuyan
(De ki:) "Şüphesiz ki benim dostum, iyileri sahiplenen (koruyan) ve Kitabı (Kur'an'ı) indiren Allah'tır. |
|
|
Araf 197. Ayet
197. Ayet
Ahmed Hulusi
Sizin O'nun dununda (yardıma) çağırdıklarınız ise, ne size yardım etmeye muktedirdirler ve ne de kendilerine yardım edebilirler.
|
Ahmed Hulusi
Sizin O'nun dununda (yardıma) çağırdıklarınız ise, ne size yardım etmeye muktedirdirler ve ne de kendilerine yardım edebilirler. |
|
|
Araf 197. Ayet
197. Ayet
Ali Bulaç
O'ndan başka taptıklarınız ise size yardıma güç yetiremezler, kendilerine de.
|
Ali Bulaç
O'ndan başka taptıklarınız ise size yardıma güç yetiremezler, kendilerine de. |
|
|
Araf 197. Ayet
197. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Allah'ın dışında taptıklarınızın, ne size yardıma güçleri yeter ne de kendilerine yardım edebilirler.
|
Bayraktar Bayraklı
Allah'ın dışında taptıklarınızın, ne size yardıma güçleri yeter ne de kendilerine yardım edebilirler. |
|
|
Araf 197. Ayet
197. Ayet
Diyanet İşleri
Allah'tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. Onlar kendilerine de yardım edemezler.
|
Diyanet İşleri
Allah'tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. Onlar kendilerine de yardım edemezler. |
|
|
Araf 197. Ayet
197. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Sizin ondan maada taptıklarınız ise ne size yardım edebilirler, ne de kendilerine yardımları dokunur
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Sizin ondan maada taptıklarınız ise ne size yardım edebilirler, ne de kendilerine yardımları dokunur |
|
|
Araf 197. Ayet
197. Ayet
Gültekin Onan
O'ndan başka taptıklarınız ise size yardıma güç yetiremezler, kendilerine de...
|
Gültekin Onan
O'ndan başka taptıklarınız ise size yardıma güç yetiremezler, kendilerine de... |
|
|
Araf 197. Ayet
197. Ayet
Hasan Basri Çantay
Sizi Onu (Allahı) bırakıb tapdıklarınızın ise sizin imdadınıza yetişmiye güçleri yetmediği gibi (hatta) kendilerine de mededleri dokunmaz.
|
Hasan Basri Çantay
Sizi Onu (Allahı) bırakıb tapdıklarınızın ise sizin imdadınıza yetişmiye güçleri yetmediği gibi (hatta) kendilerine de mededleri dokunmaz. |
|
|
Araf 197. Ayet
197. Ayet
İbni Kesir
O'nu bırakıp taptıklarınız ise; size yardım edemedikleri gibi; kendilerine de yardım edemezler.
|
İbni Kesir
O'nu bırakıp taptıklarınız ise; size yardım edemedikleri gibi; kendilerine de yardım edemezler. |
|
|
Araf 197. Ayet
197. Ayet
Muhammed Esed
Beri yandan, Onun yerine sığınıp çağırdığınız bütün o varlıklar ne size yardım ulaştıracak güçtedirler ne de kendi kendilerine yardım edecek güçte;
|
Muhammed Esed
Beri yandan, Onun yerine sığınıp çağırdığınız bütün o varlıklar ne size yardım ulaştıracak güçtedirler ne de kendi kendilerine yardım edecek güçte; |
|
|
Araf 197. Ayet
197. Ayet
Şaban Piriş
O'ndan başka dua ettiklerinizin size yardım etmeye güçleri yetmez. Onlar kendilerine bile yardım edemezler.
|
Şaban Piriş
O'ndan başka dua ettiklerinizin size yardım etmeye güçleri yetmez. Onlar kendilerine bile yardım edemezler. |
|
|
Araf 197. Ayet
197. Ayet
Suat Yıldırım
Allah'tan başka yardımınıza çağırdığınız tanrılarınız ise sizin imdadınıza yetişemezler, hatta kendilerine bile fayda ve yardımları dokunmaz.
|
Suat Yıldırım
Allah'tan başka yardımınıza çağırdığınız tanrılarınız ise sizin imdadınıza yetişemezler, hatta kendilerine bile fayda ve yardımları dokunmaz. |
|
|
Araf 197. Ayet
197. Ayet
Süleyman Ateş
O'ndan başka yalvardıklarınız ise, ne size yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım ederler.
|
Süleyman Ateş
O'ndan başka yalvardıklarınız ise, ne size yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım ederler. |
|
|
Araf 197. Ayet
197. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
O'nun dışında yakardıklarınız, size yardım edemezler. Kendilerine de yardımcı olamazlar.
|
Yaşar Nuri Öztürk
O'nun dışında yakardıklarınız, size yardım edemezler. Kendilerine de yardımcı olamazlar. |
|
|
Araf 197. Ayet
197. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Oysa ki, O'nun dışında yalvarıp yakardıklarınız ne size yardımcı olabilir ne de kendilerine yardımları dokunur.
|
Mustafa İslamoğlu
Oysa ki, O'nun dışında yalvarıp yakardıklarınız ne size yardımcı olabilir ne de kendilerine yardımları dokunur. |
|
|
Araf 197. Ayet
197. Ayet
Rashad Khalifa
"As for the idols you set up beside Him, they cannot help you, nor can they help themselves."
|
Rashad Khalifa
"As for the idols you set up beside Him, they cannot help you, nor can they help themselves." |
|
|
Araf 197. Ayet
197. Ayet
The Monotheist Group
As for those whom you call on besides Him, they cannot aid you, nor can they aid themselves.
|
The Monotheist Group
As for those whom you call on besides Him, they cannot aid you, nor can they aid themselves. |
|
|
Araf 197. Ayet
197. Ayet
Edip-Layth
As for those whom you call on beside Him, they cannot help you, nor can they help themselves.
|
Edip-Layth
As for those whom you call on beside Him, they cannot help you, nor can they help themselves. |
|
|
Araf 197. Ayet
197. Ayet
Ali Rıza Safa
O'ndan başka bir de ayrıca yakarışlarda bulunduklarınızın, ne size yardım etmeye güçleri yeter ne de kendilerine yardım edebilirler.
|
Ali Rıza Safa
O'ndan başka bir de ayrıca yakarışlarda bulunduklarınızın, ne size yardım etmeye güçleri yeter ne de kendilerine yardım edebilirler. |
|
|
Araf 197. Ayet
197. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Allah ile aranıza koyup yardıma çağırdıklarınız; size yardım etmek şöyle dursun, kendilerine bile yardım edemezler.
|
Süleymaniye Vakfı
Allah ile aranıza koyup yardıma çağırdıklarınız; size yardım etmek şöyle dursun, kendilerine bile yardım edemezler. |
|
|
Araf 197. Ayet
197. Ayet
Edip Yüksel
"O'nun dışında çağırdıklarınız ne size yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım edebilirler."
|
Edip Yüksel
"O'nun dışında çağırdıklarınız ne size yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım edebilirler." |
|
|
Araf 197. Ayet
197. Ayet
Erhan Aktaş
O'ndan başka dua ettiklerinizin, ne size yardım etmeye güçleri yeter, ne de kendilerine yardım etmeye.
|
Erhan Aktaş
O'ndan başka dua ettiklerinizin, ne size yardım etmeye güçleri yeter, ne de kendilerine yardım etmeye. |
|
|
Araf 197. Ayet
197. Ayet
Mehmet Okuyan
O'nun (Allah'ın) peşi sıra yalvardıklarınızın size yardıma güçleri yetmez; onlar kendilerine de yardım edemezler."
|
Mehmet Okuyan
O'nun (Allah'ın) peşi sıra yalvardıklarınızın size yardıma güçleri yetmez; onlar kendilerine de yardım edemezler." |
|
|
Araf 198. Ayet
198. Ayet
Ahmed Hulusi
Onları hidayet etmeleri için çağırsanız, işitmezler... Onları sana bakar sanırsın, ama görmezler!
|
Ahmed Hulusi
Onları hidayet etmeleri için çağırsanız, işitmezler... Onları sana bakar sanırsın, ama görmezler! |
|
|
Araf 198. Ayet
198. Ayet
Ali Bulaç
Eğer onları doğru yola çağırırsanız işitmezler. Onları sana bakar (gibi) görürsün, oysa onlar görmezler bile.
|
Ali Bulaç
Eğer onları doğru yola çağırırsanız işitmezler. Onları sana bakar (gibi) görürsün, oysa onlar görmezler bile. |
|
|
Araf 198. Ayet
198. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Onları doğru yola çağırmış olsanız, işitmezler. Onları sana bakar görürsün, oysa onlar görmezler.
|
Bayraktar Bayraklı
Onları doğru yola çağırmış olsanız, işitmezler. Onları sana bakar görürsün, oysa onlar görmezler. |
|
|
Araf 198. Ayet
198. Ayet
Diyanet İşleri
Eğer onları, doğru yola çağırırsanız işitmezler. Sen onların sana baktıklarını görürsün, halbuki onlar görmezler.
|
Diyanet İşleri
Eğer onları, doğru yola çağırırsanız işitmezler. Sen onların sana baktıklarını görürsün, halbuki onlar görmezler. |
|
|
Araf 198. Ayet
198. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
siz onları doğru yolu göstermeğe çağıracak olsanız duymazlar, ve görürsün onları sana bakıb duruyorlardır da görmezler
|
Elmalılı Hamdi Yazır
siz onları doğru yolu göstermeğe çağıracak olsanız duymazlar, ve görürsün onları sana bakıb duruyorlardır da görmezler |
|
|
Araf 198. Ayet
198. Ayet
Gültekin Onan
Eğer onları hidayete çağırsan işitmezler. Onların sana baktığını görürsün, oysa onlar görmezler.
|
Gültekin Onan
Eğer onları hidayete çağırsan işitmezler. Onların sana baktığını görürsün, oysa onlar görmezler. |
|
|
Araf 198. Ayet
198. Ayet
Hasan Basri Çantay
Eğer onları doğru yolu göstermiye çağırsanız duymazlar. Onları sana bakar görürsün. Halbuki görmezler de onlar.
|
Hasan Basri Çantay
Eğer onları doğru yolu göstermiye çağırsanız duymazlar. Onları sana bakar görürsün. Halbuki görmezler de onlar. |
|
|
Araf 198. Ayet
198. Ayet
İbni Kesir
Onları hidayete çağırsanız; duymazlar bile. Onları sana bakar görürsün; ama görmezler ki.
|
İbni Kesir
Onları hidayete çağırsanız; duymazlar bile. Onları sana bakar görürsün; ama görmezler ki. |
|
|
Araf 198. Ayet
198. Ayet
Muhammed Esed
onlara yol göstermeleri için yalvarsanız, işitmezler; sana baktıklarını sanırsın, oysa görmezler."
|
Muhammed Esed
onlara yol göstermeleri için yalvarsanız, işitmezler; sana baktıklarını sanırsın, oysa görmezler." |
|
|
Araf 198. Ayet
198. Ayet
Şaban Piriş
Onları doğru yola çağırsanız sizi işitmezler. Onları sana bakar görürsün fakat onlar görmezler.
|
Şaban Piriş
Onları doğru yola çağırsanız sizi işitmezler. Onları sana bakar görürsün fakat onlar görmezler. |
|
|
Araf 198. Ayet
198. Ayet
Suat Yıldırım
Siz o müşrikleri (veya putları) doğru yola davet ederseniz işitmezler. Onların sana baktığını görürsün ama, aslında onlar görmezler.
|
Suat Yıldırım
Siz o müşrikleri (veya putları) doğru yola davet ederseniz işitmezler. Onların sana baktığını görürsün ama, aslında onlar görmezler. |
|
|
Araf 198. Ayet
198. Ayet
Süleyman Ateş
Onları hidayete çağırırsanız, işitmezler. Onların sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar görmezler.
|
Süleyman Ateş
Onları hidayete çağırırsanız, işitmezler. Onların sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar görmezler. |
|
|
Araf 198. Ayet
198. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Onları, hidayete çağırsanız, duymazlar. Onların sana baktıklarını sanırsın. Oysaki, onlar görmezler.
|
Yaşar Nuri Öztürk
Onları, hidayete çağırsanız, duymazlar. Onların sana baktıklarını sanırsın. Oysaki, onlar görmezler. |
|
|
Araf 198. Ayet
198. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Ve eğer yol göstersinler diye yakarsanız, sizi duymazlar bile; ve sanırsın ki sana bakıyorlar, fakat onlar görmezler."
|
Mustafa İslamoğlu
Ve eğer yol göstersinler diye yakarsanız, sizi duymazlar bile; ve sanırsın ki sana bakıyorlar, fakat onlar görmezler." |
|
|
Araf 198. Ayet
198. Ayet
Rashad Khalifa
When you invite them to the guidance, they do not hear. And you see them looking at you, but they do not see.
|
Rashad Khalifa
When you invite them to the guidance, they do not hear. And you see them looking at you, but they do not see. |
|
|
Araf 198. Ayet
198. Ayet
The Monotheist Group
And when you invite them to the guidance, they do not listen. And you see them looking at you, while they do not see.
|
The Monotheist Group
And when you invite them to the guidance, they do not listen. And you see them looking at you, while they do not see. |
|
|
Araf 198. Ayet
198. Ayet
Edip-Layth
If you invite them to the guidance, they do not listen; you see them looking at you, while they do not see.
|
Edip-Layth
If you invite them to the guidance, they do not listen; you see them looking at you, while they do not see. |
|
|
Araf 198. Ayet
198. Ayet
Ali Rıza Safa
Onları, yol göstermeleri için çağırsanız duymazlar. Sana baktıklarını görürsün; oysa onlar görmezler.
|
Ali Rıza Safa
Onları, yol göstermeleri için çağırsanız duymazlar. Sana baktıklarını görürsün; oysa onlar görmezler. |
|
|
Araf 198. Ayet
198. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Onları doğru yola çağırsan seni dinlemezler. Sana baktıklarını görürsün, oysa onlar göremezler.[1]
|
Süleymaniye Vakfı
Onları doğru yola çağırsan seni dinlemezler. Sana baktıklarını görürsün, oysa onlar göremezler.[1] |
|
|
Araf 198. Ayet
198. Ayet
Edip Yüksel
Onları hidayete çağırsan işitmezler. Onların sana baktığını görürsün; fakat onlar görmezler.
|
Edip Yüksel
Onları hidayete çağırsan işitmezler. Onların sana baktığını görürsün; fakat onlar görmezler. |
|
|
Araf 198. Ayet
198. Ayet
Erhan Aktaş
Eğer onları hidayete çağırsanız sizi duymazlar. Onların, sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar görmezler.
|
Erhan Aktaş
Eğer onları hidayete çağırsanız sizi duymazlar. Onların, sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar görmezler. |
|
|
Araf 198. Ayet
198. Ayet
Mehmet Okuyan
Onları doğru yola çağırırsanız size kulak veremezler. Onları sana bakar görürsün; oysa onlar görmezler.[1]
|
Mehmet Okuyan
Onları doğru yola çağırırsanız size kulak veremezler. Onları sana bakar görürsün; oysa onlar görmezler.[1] |
|
|
Araf 199. Ayet
199. Ayet
Ahmed Hulusi
Affedici ol, olumlu, yararlı şeylerle hükmet ve cahillerden yüz çevir!
|
Ahmed Hulusi
Affedici ol, olumlu, yararlı şeylerle hükmet ve cahillerden yüz çevir! |
|
|
Araf 199. Ayet
199. Ayet
Ali Bulaç
Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir.
|
Ali Bulaç
Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir. |
|
|
Araf 199. Ayet
199. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Sen, affetme yolunu tut/tedbirini al! Uygun olanı emret, cahillerden yüz çevir!
|
Bayraktar Bayraklı
Sen, affetme yolunu tut/tedbirini al! Uygun olanı emret, cahillerden yüz çevir! |
|
|
|
Diyanet İşleri
Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir. |
|
|
Araf 199. Ayet
199. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Sen afiv yolunu tut, urf ile emret ve kendilerini bilmezlerden sarfı nazar eyle
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Sen afiv yolunu tut, urf ile emret ve kendilerini bilmezlerden sarfı nazar eyle |
|
|
Araf 199. Ayet
199. Ayet
Gültekin Onan
Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) buyur ve cahillerden yüz çevir.
|
Gültekin Onan
Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) buyur ve cahillerden yüz çevir. |
|
|
Araf 199. Ayet
199. Ayet
Hasan Basri Çantay
(Habibim) sen (güdüğü değil) kolaylığı (sağlayan yolu) tut. İyiliği emret. Cahillerden yüz çevir.
|
Hasan Basri Çantay
(Habibim) sen (güdüğü değil) kolaylığı (sağlayan yolu) tut. İyiliği emret. Cahillerden yüz çevir. |
|
|
|
İbni Kesir
Sen; affı tut, ma'rufu emret ve cahillerden yüz çevir. |
|
|
Araf 199. Ayet
199. Ayet
Muhammed Esed
Sen, insan fıtratının kabule yatkın olduğu yolu tut; iyi olanı emret; bilgisiz kalmayı seçenleri kendi hallerine bırak.
|
Muhammed Esed
Sen, insan fıtratının kabule yatkın olduğu yolu tut; iyi olanı emret; bilgisiz kalmayı seçenleri kendi hallerine bırak. |
|
|
|
Şaban Piriş
Af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden uzak dur! |
|
|
Araf 199. Ayet
199. Ayet
Suat Yıldırım
Sen af ve müsamaha yolunu tut, iyiliği emret, cahillere aldırış etme.
|
Suat Yıldırım
Sen af ve müsamaha yolunu tut, iyiliği emret, cahillere aldırış etme. |
|
|
|
Süleyman Ateş
Affı al, iyiliği emret, cahillere aldırış etme. |
|
|
Araf 199. Ayet
199. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Affetmeyi esas al. İyiyi ve güzeli emret, cahillerden yüz çevir.
|
Yaşar Nuri Öztürk
Affetmeyi esas al. İyiyi ve güzeli emret, cahillerden yüz çevir. |
|
|
Araf 199. Ayet
199. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Sen insan fıtratına uyan yolu tut, iyi olanı emret ve haddini bilmezlere aldırma!
|
Mustafa İslamoğlu
Sen insan fıtratına uyan yolu tut, iyi olanı emret ve haddini bilmezlere aldırma! |
|
|
Araf 199. Ayet
199. Ayet
Rashad Khalifa
You shall resort to pardon, advocate tolerance, and disregard the ignorant.
|
Rashad Khalifa
You shall resort to pardon, advocate tolerance, and disregard the ignorant. |
|
|
Araf 199. Ayet
199. Ayet
The Monotheist Group
Take to pardoning, and order what is good, and turn away from the ignorant ones.
|
The Monotheist Group
Take to pardoning, and order what is good, and turn away from the ignorant ones. |
|
|
Araf 199. Ayet
199. Ayet
Edip-Layth
You shall resort to pardoning, and advocate recognition, and turn away from the ignorant ones.
|
Edip-Layth
You shall resort to pardoning, and advocate recognition, and turn away from the ignorant ones. |
|
|
Araf 199. Ayet
199. Ayet
Ali Rıza Safa
Bağışlama yolunu seç, bilgiyle öğüt ver; bilisizlerden yüz çevir.
|
Ali Rıza Safa
Bağışlama yolunu seç, bilgiyle öğüt ver; bilisizlerden yüz çevir. |
|
|
Araf 199. Ayet
199. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Artandan[1] al, iyiliği emret; kendini bilmezlerden[2] de yüz çevir.
|
Süleymaniye Vakfı
Artandan[1] al, iyiliği emret; kendini bilmezlerden[2] de yüz çevir. |
|
|
|
Edip Yüksel
Affedici ol, toleransı öğütle ve cahillere aldırış etme. |
|
|
|
Erhan Aktaş
Affedici ol, urf[1] ile buyur, cahillerden[2] yüz çevir. |
|
|
Araf 199. Ayet
199. Ayet
Mehmet Okuyan
Sen af yolunu tut; iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir![1]
|
Mehmet Okuyan
Sen af yolunu tut; iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir![1] |
|
|
Araf 200. Ayet
200. Ayet
Ahmed Hulusi
Eğer şeytandan (bedenselliğin) bir dürtme seni dürterse (bedensel arzulara iteklerse hakikatini perdeleyecek şekilde), hemen Allah'a (nefsinin hakikati olan Esma'sının kuvvesine) sığın... Çünkü O, Semi'dir, Aliym'dir.
|
Ahmed Hulusi
Eğer şeytandan (bedenselliğin) bir dürtme seni dürterse (bedensel arzulara iteklerse hakikatini perdeleyecek şekilde), hemen Allah'a (nefsinin hakikati olan Esma'sının kuvvesine) sığın... Çünkü O, Semi'dir, Aliym'dir. |
|
|
Araf 200. Ayet
200. Ayet
Ali Bulaç
Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.
|
Ali Bulaç
Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. |
|
|
Araf 200. Ayet
200. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Şayet şeytan, senin içine bir vesvese düşürürse Allah'a sığın; çünkü O, işitir; bilir.
|
Bayraktar Bayraklı
Şayet şeytan, senin içine bir vesvese düşürürse Allah'a sığın; çünkü O, işitir; bilir. |
|
|
Araf 200. Ayet
200. Ayet
Diyanet İşleri
Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
|
Diyanet İşleri
Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. |
|
|
Araf 200. Ayet
200. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Her ne zamanda Şeytandan bir gıdık seni gıdıklayacak olursa hemen Allaha istiaze eyle, o şüphesiz semi'dir alimdir
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Her ne zamanda Şeytandan bir gıdık seni gıdıklayacak olursa hemen Allaha istiaze eyle, o şüphesiz semi'dir alimdir |
|
|
Araf 200. Ayet
200. Ayet
Gültekin Onan
Eğer sana şeytandan bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse hemen Tanrı'ya sığın. Çünkü O işitendir, bilendir.
|
Gültekin Onan
Eğer sana şeytandan bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse hemen Tanrı'ya sığın. Çünkü O işitendir, bilendir. |
|
|
Araf 200. Ayet
200. Ayet
Hasan Basri Çantay
Eğer şeytandan bir fit (gelib) seni dürterse hemen Allaha sığın. Çünkü O, hakkıyle işidici, tam bilicidir.
|
Hasan Basri Çantay
Eğer şeytandan bir fit (gelib) seni dürterse hemen Allaha sığın. Çünkü O, hakkıyle işidici, tam bilicidir. |
|
|
Araf 200. Ayet
200. Ayet
İbni Kesir
Şeytan seni dürtecek olursa; hemen Allah'a sığın. Çünkü O; gerçekten Semi' dir, Alim'dir.
|
İbni Kesir
Şeytan seni dürtecek olursa; hemen Allah'a sığın. Çünkü O; gerçekten Semi' dir, Alim'dir. |
|
|
Araf 200. Ayet
200. Ayet
Muhammed Esed
Ve eğer Şeytandan (güç alan) bir kışkırtı seni (gözü kara bir öfkeye) sürükleyecek olursa (hemen) Allaha sığın ve bil ki O her şeyi işiten, her şeyi künhüyle bilendir.
|
Muhammed Esed
Ve eğer Şeytandan (güç alan) bir kışkırtı seni (gözü kara bir öfkeye) sürükleyecek olursa (hemen) Allaha sığın ve bil ki O her şeyi işiten, her şeyi künhüyle bilendir. |
|
|
Araf 200. Ayet
200. Ayet
Şaban Piriş
Şeytandan sana bir tahrik olursa, hemen Allah'a sığın. Allah işiten ve bilendir.
|
Şaban Piriş
Şeytandan sana bir tahrik olursa, hemen Allah'a sığın. Allah işiten ve bilendir. |
|
|
Araf 200. Ayet
200. Ayet
Suat Yıldırım
Her ne zaman şeytandan sana bir vesvese gelecek olursa, hemen Allah'a sığın! Çünkü o duaları işitip icabet eder ve her şeyi bilir.
|
Suat Yıldırım
Her ne zaman şeytandan sana bir vesvese gelecek olursa, hemen Allah'a sığın! Çünkü o duaları işitip icabet eder ve her şeyi bilir. |
|
|
Araf 200. Ayet
200. Ayet
Süleyman Ateş
Ne zaman şeytandan bir kötü düşünce seni dürtüklerse, Allah'a sığın; çünkü O, işitendir, bilendir.
|
Süleyman Ateş
Ne zaman şeytandan bir kötü düşünce seni dürtüklerse, Allah'a sığın; çünkü O, işitendir, bilendir. |
|
|
Araf 200. Ayet
200. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Şeytandan bir dürtük seni dürtüklediğinde, Allah'a sığın. Çünkü O, herşeyi işitir, herşeyi bilir.
|
Yaşar Nuri Öztürk
Şeytandan bir dürtük seni dürtüklediğinde, Allah'a sığın. Çünkü O, herşeyi işitir, herşeyi bilir. |
|
|
Araf 200. Ayet
200. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Yine de Şeytan tarafından kurgulanan ayartıcı bir kışkırtmaya hedef olursan, hemen Allah'a sığın: unutma ki O her şeyi işitir, akıl sır ermez bir ilim sahibidir.
|
Mustafa İslamoğlu
Yine de Şeytan tarafından kurgulanan ayartıcı bir kışkırtmaya hedef olursan, hemen Allah'a sığın: unutma ki O her şeyi işitir, akıl sır ermez bir ilim sahibidir. |
|
|
Araf 200. Ayet
200. Ayet
Rashad Khalifa
When the devil whispers to you any whisper, seek refuge in GOD; He is Hearer, Omniscient.
|
Rashad Khalifa
When the devil whispers to you any whisper, seek refuge in GOD; He is Hearer, Omniscient. |
|
|
Araf 200. Ayet
200. Ayet
The Monotheist Group
And if bitterness from the devil afflicts you, then seek refuge with God. He is the Hearer, the Knower.
|
The Monotheist Group
And if bitterness from the devil afflicts you, then seek refuge with God. He is the Hearer, the Knower. |
|
|
Araf 200. Ayet
200. Ayet
Edip-Layth
If a provocation from the devil incites you, then seek refuge with God. He is the Hearer, the Knower.
|
Edip-Layth
If a provocation from the devil incites you, then seek refuge with God. He is the Hearer, the Knower. |
|
|
Araf 200. Ayet
200. Ayet
Ali Rıza Safa
Şeytandan bir kışkırtma gelirse, hemen Allah'a sığın. Kuşkusuz, O, Duyandır; Bilendir.
|
Ali Rıza Safa
Şeytandan bir kışkırtma gelirse, hemen Allah'a sığın. Kuşkusuz, O, Duyandır; Bilendir. |
|
|
Araf 200. Ayet
200. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Şeytandan sana ilişkileri bozacak bir fısıltı(vesvese) gelirse hemen Allah'a sığın. Çünkü O, dinler ve bilir.
|
Süleymaniye Vakfı
Şeytandan sana ilişkileri bozacak bir fısıltı(vesvese) gelirse hemen Allah'a sığın. Çünkü O, dinler ve bilir. |
|
|
Araf 200. Ayet
200. Ayet
Edip Yüksel
Sapkından ne zaman kötü bir düşünce zihnini tırmalarsa, ALLAH'a sığın; O İşitendir, Bilendir.
|
Edip Yüksel
Sapkından ne zaman kötü bir düşünce zihnini tırmalarsa, ALLAH'a sığın; O İşitendir, Bilendir. |
|
|
Araf 200. Ayet
200. Ayet
Erhan Aktaş
Ne zaman şeytan seni dürtecek olursa[1] hemen Allah'a sığın. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
|
Erhan Aktaş
Ne zaman şeytan seni dürtecek olursa[1] hemen Allah'a sığın. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir. |
|
|
Araf 200. Ayet
200. Ayet
Mehmet Okuyan
Sana şeytandan bir kışkırtma gelirse hemen Allah'a sığın! Şüphesiz ki yalnızca O duyandır, bilendir.[1]
|
Mehmet Okuyan
Sana şeytandan bir kışkırtma gelirse hemen Allah'a sığın! Şüphesiz ki yalnızca O duyandır, bilendir.[1] |
İletişime Geçin
Yardıma mı ihtiyacınız var? Hızlı bir şekilde yardım için destek ekibimizle iletişime geçin.
Henüz Üye Değil misiniz?
Kaydolun! Kendinize özel takip ve favori listeleri oluşturabilirsiniz.