Mealler
Nisa Suresi - Mealler
| Takip | Sure Ayetler | Meal |
|---|---|---|
|
Nisa 46. Ayet
46. Ayet
Suat Yıldırım
Yahudilerden bir kısmı, bazı sözleri asli şeklinden ve manasından saptırır, mesela: "İşittik" (ama isyan ettik), "işit" (hay işitmez olası!) ve "raina" derler. Bu sözleri, ağızlarını eğip bükerek güya vaziyeti kurtarmak ve dinle alay etmek için söylerler. Halbuki onlar sadece "İşittik ve itaat ettik", "İşit!", "unzurna (bizi de gözet)" deselerdi kendileri için elbette daha hayırlı ve daha dürüst bir iş olurdu. Fakat Allah, inkarları yüzünden onları rahmetinden kovdu. Artık onlar pek az iman ederler.
|
Suat Yıldırım
Yahudilerden bir kısmı, bazı sözleri asli şeklinden ve manasından saptırır, mesela: "İşittik" (ama isyan ettik), "işit" (hay işitmez olası!) ve "raina" derler. Bu sözleri, ağızlarını eğip bükerek güya vaziyeti kurtarmak ve dinle alay etmek için söylerler. Halbuki onlar sadece "İşittik ve itaat ettik", "İşit!", "unzurna (bizi de gözet)" deselerdi kendileri için elbette daha hayırlı ve daha dürüst bir iş olurdu. Fakat Allah, inkarları yüzünden onları rahmetinden kovdu. Artık onlar pek az iman ederler. |
|
|
Nisa 46. Ayet
46. Ayet
Süleyman Ateş
Yahudilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Dillerini eğip bükerek ve dini taşlayarak: "İşittik ve isyan ettik", "dinle, dinlemez olası" ve: "ra'ina" diyorlar. Eğer onlar: "İşittik ve ita'at ettik", "Dinle ve bize bak!" deselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Fakat Allah, inkarlarından dolayı onları la'netlemiştir, pek az inanırlar.
|
Süleyman Ateş
Yahudilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Dillerini eğip bükerek ve dini taşlayarak: "İşittik ve isyan ettik", "dinle, dinlemez olası" ve: "ra'ina" diyorlar. Eğer onlar: "İşittik ve ita'at ettik", "Dinle ve bize bak!" deselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Fakat Allah, inkarlarından dolayı onları la'netlemiştir, pek az inanırlar. |
|
|
Nisa 46. Ayet
46. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Yahudilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerlerinden kaydırırlar; din içinde sövgüler üreterek, dillerini eğip bükerek: "Dinledik, isyan ettik; dinle, dinlenmez olası, davar güder gibi güt bizi" derler. Eğer onlar, "Dinledik, boyun eğdik, dinle, bak bize!" demiş olsalardı, kendileri için daha hayırlı ve daha yerinde olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden onlara lanet etmiştir. Çok az bir kısmı hariç, iman etmezler.
|
Yaşar Nuri Öztürk
Yahudilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerlerinden kaydırırlar; din içinde sövgüler üreterek, dillerini eğip bükerek: "Dinledik, isyan ettik; dinle, dinlenmez olası, davar güder gibi güt bizi" derler. Eğer onlar, "Dinledik, boyun eğdik, dinle, bak bize!" demiş olsalardı, kendileri için daha hayırlı ve daha yerinde olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden onlara lanet etmiştir. Çok az bir kısmı hariç, iman etmezler. |
|
|
Nisa 46. Ayet
46. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Yahudileşenlerden kimileri sözleri bağlamlarından kopararak çırpıtırlar; "İşittik ve sarıldık/reddettik", "dinle dinlenilmeyesi" ve "ra'ina" derler, dillerini eğip bükerek ve dine hakaret kastıyla. Eğer onlar "işittik ve itaat ettik", "dinle" ve "unzurna" deselerdi, bu kendileri için daha yararlı ve daha dürüstçe bir davranış olurdu. Ne ki, hakikati inkar ettikleri için Allah onları rahmetinden dışladı; gerçekten de onlar, çok azı müstesna, inanmıyorlar.
|
Mustafa İslamoğlu
Yahudileşenlerden kimileri sözleri bağlamlarından kopararak çırpıtırlar; "İşittik ve sarıldık/reddettik", "dinle dinlenilmeyesi" ve "ra'ina" derler, dillerini eğip bükerek ve dine hakaret kastıyla. Eğer onlar "işittik ve itaat ettik", "dinle" ve "unzurna" deselerdi, bu kendileri için daha yararlı ve daha dürüstçe bir davranış olurdu. Ne ki, hakikati inkar ettikleri için Allah onları rahmetinden dışladı; gerçekten de onlar, çok azı müstesna, inanmıyorlar. |
|
|
Nisa 46. Ayet
46. Ayet
Rashad Khalifa
Among those who are Jewish, some distort the words beyond the truth, and they say, "We hear, but we disobey," and "Your words are falling on deaf ears," and "Raa'ena (be our shepherd)," as they twist their tongues to mock the religion. Had they said, "We hear, and we obey," and "We hear you," and "Unzurna (watch over us)," it would have been better for them, and more righteous. Instead, they have incurred condemnation from GOD due to their disbelief. Consequently, the majority of them cannot believe.,
|
Rashad Khalifa
Among those who are Jewish, some distort the words beyond the truth, and they say, "We hear, but we disobey," and "Your words are falling on deaf ears," and "Raa'ena (be our shepherd)," as they twist their tongues to mock the religion. Had they said, "We hear, and we obey," and "We hear you," and "Unzurna (watch over us)," it would have been better for them, and more righteous. Instead, they have incurred condemnation from GOD due to their disbelief. Consequently, the majority of them cannot believe., |
|
|
Nisa 46. Ayet
46. Ayet
The Monotheist Group
From among those who are Jewish are some who take the words out of context, and they say: "We hear and disobey, and listen but let not any listen, and shepherd us," in a twisting of their tongues and as a mockery of the system! And had they said: "We hear and obey, and listen, and watch over us," it would have been better for them and more upright; but God has cursed them for their disbelief, they do not believe except very little.
|
The Monotheist Group
From among those who are Jewish are some who take the words out of context, and they say: "We hear and disobey, and listen but let not any listen, and shepherd us," in a twisting of their tongues and as a mockery of the system! And had they said: "We hear and obey, and listen, and watch over us," it would have been better for them and more upright; but God has cursed them for their disbelief, they do not believe except very little. |
|
|
Nisa 46. Ayet
46. Ayet
Edip-Layth
From amongst the Jews there are those who take the words out of context, and they say, "We hear and disobey, and listen but let not any listen, and shepherd us," in a twisting of their tongues and as a mockery of the system! Had they said, "We hear and obey, and listen, and watch over us," it would have been better for them and more upright; but God has cursed them for their rejection, they do not acknowledge except very little.
|
Edip-Layth
From amongst the Jews there are those who take the words out of context, and they say, "We hear and disobey, and listen but let not any listen, and shepherd us," in a twisting of their tongues and as a mockery of the system! Had they said, "We hear and obey, and listen, and watch over us," it would have been better for them and more upright; but God has cursed them for their rejection, they do not acknowledge except very little. |
|
|
Nisa 46. Ayet
46. Ayet
Ali Rıza Safa
Yahudilerden öyleleri vardır ki, sözlerin anlamlarını saptırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak, "Duyduk ve karşı çıktık!" ve "Dinleyin, ama kulak asmayın!" ve "Bizi davar gibi güt!" derler. Onlar, "Duyduk ve boyun eğdik!" ve "Bizimle ilgilen!" deselerdi, kendileri için kesinlikle daha iyi ve doğru olurdu. Fakat Allah, nankörlük ettikleri için onları lanetlemiştir. Artık, çok azı dışında inanmazlar.
|
Ali Rıza Safa
Yahudilerden öyleleri vardır ki, sözlerin anlamlarını saptırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak, "Duyduk ve karşı çıktık!" ve "Dinleyin, ama kulak asmayın!" ve "Bizi davar gibi güt!" derler. Onlar, "Duyduk ve boyun eğdik!" ve "Bizimle ilgilen!" deselerdi, kendileri için kesinlikle daha iyi ve doğru olurdu. Fakat Allah, nankörlük ettikleri için onları lanetlemiştir. Artık, çok azı dışında inanmazlar. |
|
|
Nisa 46. Ayet
46. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Kimi Yahudiler kelimeleri başka anlamlara çekerek: "سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا/semi'na ve asayna" = dinledik sana sarıldık/dinledik yakana sarıldık, وَاسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ" isma' ğayre musmain" = Sana "dinle!" demek haddimize değil ama dinle!/Dinlemezsin ya, dinle! bir de "رَاعـِنَا/raina" = bize çoban ol!" derler. Bunu dillerini sivriltip dine saldırma maksadıyla yaparlar. Eğer bunların yerine "اسْمَعْ/isma= bizi dinle!", "سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا/semi'na ve ata'na = Dinledik ve içten boyun eğdik", bir de "انظُرْنَا/unzurna = bizi gözet" deselerdi elbette daha iyi ve daha doğru olurdu. Ama (ayetleri) görmezlikte direnmeleri sebebiyle Allah onları dışladı (lanetledi). Artık onların pek azı inanıp güvenir.[1].
|
Süleymaniye Vakfı
Kimi Yahudiler kelimeleri başka anlamlara çekerek: "سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا/semi'na ve asayna" = dinledik sana sarıldık/dinledik yakana sarıldık, وَاسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ" isma' ğayre musmain" = Sana "dinle!" demek haddimize değil ama dinle!/Dinlemezsin ya, dinle! bir de "رَاعـِنَا/raina" = bize çoban ol!" derler. Bunu dillerini sivriltip dine saldırma maksadıyla yaparlar. Eğer bunların yerine "اسْمَعْ/isma= bizi dinle!", "سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا/semi'na ve ata'na = Dinledik ve içten boyun eğdik", bir de "انظُرْنَا/unzurna = bizi gözet" deselerdi elbette daha iyi ve daha doğru olurdu. Ama (ayetleri) görmezlikte direnmeleri sebebiyle Allah onları dışladı (lanetledi). Artık onların pek azı inanıp güvenir.[1]. |
|
|
Nisa 46. Ayet
46. Ayet
Edip Yüksel
Yahudilerin bir kısmı kelimeleri bağlamından kaydırırlar ve "İşittik ancak kabul etmiyoruz" veya "Sözünüz sağır kulağa giriyor" veya din ile alay etmek için dillerini eğip bükerek, "Çobanımız ol (raina)" derler. Onlar, "İşittik ve itaat ettik" "Dinliyoruz" ve "Bizi gözet" deselerdi kendileri için daha iyi ve daha doğru olurdu. Ne var ki ALLAH inkarlarından ötürü onları lanetlemiştir. Çokları onaylamaz.[1]
|
Edip Yüksel
Yahudilerin bir kısmı kelimeleri bağlamından kaydırırlar ve "İşittik ancak kabul etmiyoruz" veya "Sözünüz sağır kulağa giriyor" veya din ile alay etmek için dillerini eğip bükerek, "Çobanımız ol (raina)" derler. Onlar, "İşittik ve itaat ettik" "Dinliyoruz" ve "Bizi gözet" deselerdi kendileri için daha iyi ve daha doğru olurdu. Ne var ki ALLAH inkarlarından ötürü onları lanetlemiştir. Çokları onaylamaz.[1] |
|
|
Nisa 46. Ayet
46. Ayet
Erhan Aktaş
Yahudilerin bir kısmı, kelimelerin aslını değiştirerek: "İşittik ve reddettik.", "Kulak vermeden dinleyin.", "Bizi güt."[1] derler; dillerini eğip bükerek dinle alay ederler. Eğer onlar: "İşittik, itaat ettik.", "Bizi gözet."[2] deselerdi bu onlar için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Ancak Allah, gerçeği yalanlayan nankörler olmaları yüzünden onları lanetlemiştir. Artık pek azı hariç iman etmezler.
|
Erhan Aktaş
Yahudilerin bir kısmı, kelimelerin aslını değiştirerek: "İşittik ve reddettik.", "Kulak vermeden dinleyin.", "Bizi güt."[1] derler; dillerini eğip bükerek dinle alay ederler. Eğer onlar: "İşittik, itaat ettik.", "Bizi gözet."[2] deselerdi bu onlar için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Ancak Allah, gerçeği yalanlayan nankörler olmaları yüzünden onları lanetlemiştir. Artık pek azı hariç iman etmezler. |
|
|
Nisa 46. Ayet
46. Ayet
Mehmet Okuyan
Yahudilerden bir kısmı[1] kelimelerin yerlerini değiştirir;[2] (Peygambere karşı) dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak "İşittik ve karşı geldik", "Dinle, dinlemez olası!" ve (bir de) ‘Râ‘ınâ'[3] (bize çobanlık et) derler. Onlar "İşittik, itaat ettik", "(Bizi) dinle." ve "Bizi gözet." deselerdi, (bu ifadeler) kendileri için hayırlı ve çok doğru olurdu. Fakat inkârları sebebiyle Allah onları lanetlemiştir;[4] artık azı inanır.
|
Mehmet Okuyan
Yahudilerden bir kısmı[1] kelimelerin yerlerini değiştirir;[2] (Peygambere karşı) dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak "İşittik ve karşı geldik", "Dinle, dinlemez olası!" ve (bir de) ‘Râ‘ınâ'[3] (bize çobanlık et) derler. Onlar "İşittik, itaat ettik", "(Bizi) dinle." ve "Bizi gözet." deselerdi, (bu ifadeler) kendileri için hayırlı ve çok doğru olurdu. Fakat inkârları sebebiyle Allah onları lanetlemiştir;[4] artık azı inanır. |
|
|
Nisa 47. Ayet
47. Ayet
Ahmed Hulusi
Ey kendilerine hakikat bilgisi verilenler, yüzleri silerek enselere döndürmeden (ilminizi silip eski sapıklığa döndürmeden) veya Cumartesi hürmetini yerine getirmeyenleri lanetlediğimiz gibi sizleri lanetlemeden önce, gelin iman edin size inzal ettiğimiz, beraberinizdeki hakikat ilmini tasdik edene (Kuran'a)... Allah hükmü yerine gelmiştir.
|
Ahmed Hulusi
Ey kendilerine hakikat bilgisi verilenler, yüzleri silerek enselere döndürmeden (ilminizi silip eski sapıklığa döndürmeden) veya Cumartesi hürmetini yerine getirmeyenleri lanetlediğimiz gibi sizleri lanetlemeden önce, gelin iman edin size inzal ettiğimiz, beraberinizdeki hakikat ilmini tasdik edene (Kuran'a)... Allah hükmü yerine gelmiştir. |
|
|
Nisa 47. Ayet
47. Ayet
Ali Bulaç
Ey kendilerine kitap verilenler birtakım yüzleri silip de arkalarına çevirmeden ya da cumartesi adamlarını (o gün yasağı çiğneyenleri) lanetlediğimiz gibi onları da lanetlemeden evvel, yanınızdakini (Tevrat ve İncil'i) doğrulayıcı olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Allah'ın emri yapılagelmiştir.
|
Ali Bulaç
Ey kendilerine kitap verilenler birtakım yüzleri silip de arkalarına çevirmeden ya da cumartesi adamlarını (o gün yasağı çiğneyenleri) lanetlediğimiz gibi onları da lanetlemeden evvel, yanınızdakini (Tevrat ve İncil'i) doğrulayıcı olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Allah'ın emri yapılagelmiştir. |
|
|
Nisa 47. Ayet
47. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Ey kitap ehli! Biz, birtakım yüzleri silip dümdüz ederek arkalarına çevirmeden, yahut onları Cumartesi adamları gibi lanetlemeden önce, size gelenleri doğrulamak üzere indirdiğimize iman ediniz; Allah'ın emri mutlaka yerine gelecektir.
|
Bayraktar Bayraklı
Ey kitap ehli! Biz, birtakım yüzleri silip dümdüz ederek arkalarına çevirmeden, yahut onları Cumartesi adamları gibi lanetlemeden önce, size gelenleri doğrulamak üzere indirdiğimize iman ediniz; Allah'ın emri mutlaka yerine gelecektir. |
|
|
Nisa 47. Ayet
47. Ayet
Diyanet İşleri
Ey kendilerine kitap verilenler! Birtakım yüzleri silip de tersine çevirmeden, yahut cumartesi halkını lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden, yanınızda bulunanı (Tevrat'ı) doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu kitaba (Kur'an'a) iman edin. Allah'ın emri mutlaka yerine gelecektir.
|
Diyanet İşleri
Ey kendilerine kitap verilenler! Birtakım yüzleri silip de tersine çevirmeden, yahut cumartesi halkını lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden, yanınızda bulunanı (Tevrat'ı) doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu kitaba (Kur'an'a) iman edin. Allah'ın emri mutlaka yerine gelecektir. |
|
|
Nisa 47. Ayet
47. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey o kendilerine kitab verilenler! Gelin o beraberinizdekini tasdıklamak üzere indirdiğimiz bu kitaba iyman edin biz bir takım yüzleri silib de enselerine çevirmezden veya onlar, eshab-ı Sebti la'netlediğimiz gibi la'netlemezden evvel, yoksa Allahın emri fi'le çıkarılagelmiştir.
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey o kendilerine kitab verilenler! Gelin o beraberinizdekini tasdıklamak üzere indirdiğimiz bu kitaba iyman edin biz bir takım yüzleri silib de enselerine çevirmezden veya onlar, eshab-ı Sebti la'netlediğimiz gibi la'netlemezden evvel, yoksa Allahın emri fi'le çıkarılagelmiştir. |
|
|
Nisa 47. Ayet
47. Ayet
Gültekin Onan
Ey kendilerine kitap verilenler birtakım yüzleri silip de arkalarına çevirmeden ya da cumartesi adamlarını [o gün yasağı çiğneyenleri] lanetlediğimiz gibi onları da lanetlemeden evvel yanınızdakini [Tevrat ve İncil'i] doğrulayıcı olarak indirdiğimize (Kuran'a) inanın. Tanrı'nın buyruğu yapılagelmiştir.
|
Gültekin Onan
Ey kendilerine kitap verilenler birtakım yüzleri silip de arkalarına çevirmeden ya da cumartesi adamlarını [o gün yasağı çiğneyenleri] lanetlediğimiz gibi onları da lanetlemeden evvel yanınızdakini [Tevrat ve İncil'i] doğrulayıcı olarak indirdiğimize (Kuran'a) inanın. Tanrı'nın buyruğu yapılagelmiştir. |
|
|
Nisa 47. Ayet
47. Ayet
Hasan Basri Çantay
Ey kendilerine kitab verilenler, nezdinizdeki (kitab) ları tasdıyk edici (doğrultucu) olmak üzere indirdiğimiz (Kur'an-ı kerim) e — biz bir takım yüzleri silib ve belirsiz edip de enselerine çevirmezden, yahud cumartesi yaranına etdiğimiz la'net gibi kendilerini de la'netlemezden evvel — iman edin. Allahın emri yerine gelecekdir.
|
Hasan Basri Çantay
Ey kendilerine kitab verilenler, nezdinizdeki (kitab) ları tasdıyk edici (doğrultucu) olmak üzere indirdiğimiz (Kur'an-ı kerim) e — biz bir takım yüzleri silib ve belirsiz edip de enselerine çevirmezden, yahud cumartesi yaranına etdiğimiz la'net gibi kendilerini de la'netlemezden evvel — iman edin. Allahın emri yerine gelecekdir. |
|
|
Nisa 47. Ayet
47. Ayet
İbni Kesir
Ey kitab verilenler; Biz bir takım yüzleri silip de enselerine çevirmezden veya onları Ashab-ı Sebit'i la'netlediğimiz gib la'netlemezden önce, gelin de elinizdekini doğrulayıcı olarak indirdiğimize iman edin. Allahın emri daima yapılagelmiştir.
|
İbni Kesir
Ey kitab verilenler; Biz bir takım yüzleri silip de enselerine çevirmezden veya onları Ashab-ı Sebit'i la'netlediğimiz gib la'netlemezden önce, gelin de elinizdekini doğrulayıcı olarak indirdiğimize iman edin. Allahın emri daima yapılagelmiştir. |
|
|
Nisa 47. Ayet
47. Ayet
Muhammed Esed
Siz ey (geçmişte) kendilerine vahiy bahşedilmiş olanlar! (Şimdi), sahip olduğunuz (hakikati) tasdik edici olarak indirdiğimiz vahye inanın ki ümitlerinizi boşa çıkarmayalım ve onları sona erdirmeyelim, tıpkı Sebti ihlal eden o toplumu lanetlediğimiz gibi; zira Allahın irade ettiği şey mutlaka icra edilir.
|
Muhammed Esed
Siz ey (geçmişte) kendilerine vahiy bahşedilmiş olanlar! (Şimdi), sahip olduğunuz (hakikati) tasdik edici olarak indirdiğimiz vahye inanın ki ümitlerinizi boşa çıkarmayalım ve onları sona erdirmeyelim, tıpkı Sebti ihlal eden o toplumu lanetlediğimiz gibi; zira Allahın irade ettiği şey mutlaka icra edilir. |
|
|
Nisa 47. Ayet
47. Ayet
Şaban Piriş
Ey kitap verilenler! Bazı yüzleri silip, arkalarına çevirmeden ya da onları da cumartesi yasağını ihlal edenleri lanetlediğimiz gibi, sizi de lanetlemeden önce yanınızdaki (kitabı) tasdik ederek indirdiğimize iman edin. Allah'ın emri yapılagelmiştir.
|
Şaban Piriş
Ey kitap verilenler! Bazı yüzleri silip, arkalarına çevirmeden ya da onları da cumartesi yasağını ihlal edenleri lanetlediğimiz gibi, sizi de lanetlemeden önce yanınızdaki (kitabı) tasdik ederek indirdiğimize iman edin. Allah'ın emri yapılagelmiştir. |
|
|
Nisa 47. Ayet
47. Ayet
Suat Yıldırım
Ey kendilerine daha önce kitap verilen Ehl-i kitap! Yanınızdaki kitapları tasdik etmek üzere indirdiğimiz bu kitaba da iman edin. İman edin: enseleriniz nasıl dümdüz ise bazılarınızın yüzlerini bir darbe ile gözden, ağızdan, azalardan ederek dümdüz hale getirmeden, veya Ashab-ı sebte yaptığımız gibi lanet etmeden! Allah'ın emri mutlaka yerine gelir.
|
Suat Yıldırım
Ey kendilerine daha önce kitap verilen Ehl-i kitap! Yanınızdaki kitapları tasdik etmek üzere indirdiğimiz bu kitaba da iman edin. İman edin: enseleriniz nasıl dümdüz ise bazılarınızın yüzlerini bir darbe ile gözden, ağızdan, azalardan ederek dümdüz hale getirmeden, veya Ashab-ı sebte yaptığımız gibi lanet etmeden! Allah'ın emri mutlaka yerine gelir. |
|
|
Nisa 47. Ayet
47. Ayet
Süleyman Ateş
Ey Kitap verilenler, biz bazı yüzleri, silip arkalarına döndürmeden, ya da Cumartesi adamlarını la'netlediğimiz gibi onları da la'netlemeden önce, yanınızdakini doğrulayıcı olarak indirdiğimiz(Kur'an)a inanın. Allah'ın buyruğu yapılır.
|
Süleyman Ateş
Ey Kitap verilenler, biz bazı yüzleri, silip arkalarına döndürmeden, ya da Cumartesi adamlarını la'netlediğimiz gibi onları da la'netlemeden önce, yanınızdakini doğrulayıcı olarak indirdiğimiz(Kur'an)a inanın. Allah'ın buyruğu yapılır. |
|
|
Nisa 47. Ayet
47. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Ey kendilerine kitap verilenler! Biz bir takım yüzleri silip arkalarına çevirmeden, yahut Cumartesi Ashabı'nı lanetlediğimiz gibi onları da lanetlemeden önce, yanınızda bulunanı tasdikleyici olarak indirdiğimize inanın. Allah'ın emri yerine getirilmiş olacaktır.
|
Yaşar Nuri Öztürk
Ey kendilerine kitap verilenler! Biz bir takım yüzleri silip arkalarına çevirmeden, yahut Cumartesi Ashabı'nı lanetlediğimiz gibi onları da lanetlemeden önce, yanınızda bulunanı tasdikleyici olarak indirdiğimize inanın. Allah'ın emri yerine getirilmiş olacaktır. |
|
|
Nisa 47. Ayet
47. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Siz ey önceki vahiylerin müntesipleri! Sizdekini tasdik edici olarak indirdiğimiz vahye inanın ki, (geleceğe yönelik) umutlarınızı söndürüp yüzlerinizi geçmişe döndürmeyelim; ya da Cumartesi yasağını çiğneyen topluluğu lanetlediğimiz gibi lanetlemeyelim; zira Allah'ın iradesi mutlaka gerçekleşir.
|
Mustafa İslamoğlu
Siz ey önceki vahiylerin müntesipleri! Sizdekini tasdik edici olarak indirdiğimiz vahye inanın ki, (geleceğe yönelik) umutlarınızı söndürüp yüzlerinizi geçmişe döndürmeyelim; ya da Cumartesi yasağını çiğneyen topluluğu lanetlediğimiz gibi lanetlemeyelim; zira Allah'ın iradesi mutlaka gerçekleşir. |
|
|
Nisa 47. Ayet
47. Ayet
Rashad Khalifa
O you who received the scripture, you shall believe in what we reveal herein, confirming what you have, before we banish certain faces to exile, or condemn them as we condemned those who desecrated the Sabbath. GOD's command is done.
|
Rashad Khalifa
O you who received the scripture, you shall believe in what we reveal herein, confirming what you have, before we banish certain faces to exile, or condemn them as we condemned those who desecrated the Sabbath. GOD's command is done. |
|
|
Nisa 47. Ayet
47. Ayet
The Monotheist Group
O you who have received the Book, believe in what We have sent down authenticating what is with you, before We cast down faces and turn them on their backs or curse them as the people of the Sabbath were cursed. And the will of God is always done.
|
The Monotheist Group
O you who have received the Book, believe in what We have sent down authenticating what is with you, before We cast down faces and turn them on their backs or curse them as the people of the Sabbath were cursed. And the will of God is always done. |
|
|
Nisa 47. Ayet
47. Ayet
Edip-Layth
O you who have received the book, acknowledge what We have sent down authenticating what is with you, before We cast down faces and turn them on their backs or curse them as the people of the Sabbath were cursed. God's will is always done.
|
Edip-Layth
O you who have received the book, acknowledge what We have sent down authenticating what is with you, before We cast down faces and turn them on their backs or curse them as the people of the Sabbath were cursed. God's will is always done. |
|
|
Nisa 47. Ayet
47. Ayet
Ali Rıza Safa
Ey kitap verilenler! Yüzleri silip ters çevirmeden veya Cumartesi yoldaşlarını lanetlediğimiz gibi onları da lanetlemeden önce, yanınızda olanı doğrulayan, indirdiğimize inanın. Çünkü Allah'ın buyruğu yerine gelecektir.
|
Ali Rıza Safa
Ey kitap verilenler! Yüzleri silip ters çevirmeden veya Cumartesi yoldaşlarını lanetlediğimiz gibi onları da lanetlemeden önce, yanınızda olanı doğrulayan, indirdiğimize inanın. Çünkü Allah'ın buyruğu yerine gelecektir. |
|
|
Nisa 47. Ayet
47. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Ey kendilerine Kitap verilenler! Sizin yanınızda olan Kitabı tasdik eden bu Kitaba inanıp güvenin. Yoksa itibarınızı yok eder, sizi yüzsüz hale getiririz. Yahut cumartesi yasağını çiğneyen ahaliyi[1] dışladığımız (lanetlediğimiz) gibi siz de dışlarız. Allah'ın emri yerine gelir[2].
|
Süleymaniye Vakfı
Ey kendilerine Kitap verilenler! Sizin yanınızda olan Kitabı tasdik eden bu Kitaba inanıp güvenin. Yoksa itibarınızı yok eder, sizi yüzsüz hale getiririz. Yahut cumartesi yasağını çiğneyen ahaliyi[1] dışladığımız (lanetlediğimiz) gibi siz de dışlarız. Allah'ın emri yerine gelir[2]. |
|
|
Nisa 47. Ayet
47. Ayet
Edip Yüksel
Kitaplılar! Bazı yüzleri çevirip sürgüne göndermeden ve Cumartesi Halkını lanetlediğimiz gibi lanetlenmeden önce, yanınızdakileri onaylayıcı olarak indirdiğimizi onaylayın. ALLAH'ın emri sürekli uygulanmıştır.
|
Edip Yüksel
Kitaplılar! Bazı yüzleri çevirip sürgüne göndermeden ve Cumartesi Halkını lanetlediğimiz gibi lanetlenmeden önce, yanınızdakileri onaylayıcı olarak indirdiğimizi onaylayın. ALLAH'ın emri sürekli uygulanmıştır. |
|
|
Nisa 47. Ayet
47. Ayet
Erhan Aktaş
Ey kendilerine kitap verilenler! Bazı yüzlerin azalarını silip, arkaları gibi dümdüz yapmadan veya Cumartesi yasağını çiğneyenleri lanetlediğimiz gibi sizi de lanetlemeden önce yanınızda bulunanı, doğrulayıcı olarak indirdiğimize iman edin. Zira Allah'ın hükmü mutlaka gerçekleşir.
|
Erhan Aktaş
Ey kendilerine kitap verilenler! Bazı yüzlerin azalarını silip, arkaları gibi dümdüz yapmadan veya Cumartesi yasağını çiğneyenleri lanetlediğimiz gibi sizi de lanetlemeden önce yanınızda bulunanı, doğrulayıcı olarak indirdiğimize iman edin. Zira Allah'ın hükmü mutlaka gerçekleşir. |
|
|
Nisa 47. Ayet
47. Ayet
Mehmet Okuyan
Ey kendilerine kitap verilenler! Birtakım yüzleri silerek arkalarına çevirmeden[1] veya onları Cumartesi[2] (yasağını çiğneyen) halk gibi lanetlemeden önce, elinizdekini (Tevrat'ın aslını) doğrulayıcı olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin! (Çünkü) Allah'ın emri yerine getirilmiştir.
|
Mehmet Okuyan
Ey kendilerine kitap verilenler! Birtakım yüzleri silerek arkalarına çevirmeden[1] veya onları Cumartesi[2] (yasağını çiğneyen) halk gibi lanetlemeden önce, elinizdekini (Tevrat'ın aslını) doğrulayıcı olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin! (Çünkü) Allah'ın emri yerine getirilmiştir. |
|
|
Nisa 48. Ayet
48. Ayet
Ahmed Hulusi
Muhakkak ki Allah kendisine (afaki - açık veya enfüsi - gizli) şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dunundakileri (bundan daha küçük suçları) dilediklerine bağışlar. Kim Esma ül Hüsna'sı itibarıyla varlığının da hakikati olan Allah'a ("B"illahi) şirk koşarsa, gerçekten aziym bir suç olarak, iftira etmiş olur.
|
Ahmed Hulusi
Muhakkak ki Allah kendisine (afaki - açık veya enfüsi - gizli) şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dunundakileri (bundan daha küçük suçları) dilediklerine bağışlar. Kim Esma ül Hüsna'sı itibarıyla varlığının da hakikati olan Allah'a ("B"illahi) şirk koşarsa, gerçekten aziym bir suç olarak, iftira etmiş olur. |
|
|
Nisa 48. Ayet
48. Ayet
Ali Bulaç
Gerçekten, Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur.
|
Ali Bulaç
Gerçekten, Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur. |
|
|
Nisa 48. Ayet
48. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başka günahları, dilediği kimse için bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse büyük bir günah ile iftira etmiş olur.
|
Bayraktar Bayraklı
Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başka günahları, dilediği kimse için bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse büyük bir günah ile iftira etmiş olur. |
|
|
Nisa 48. Ayet
48. Ayet
Diyanet İşleri
Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan (günah)ları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah'a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.
|
Diyanet İşleri
Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan (günah)ları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah'a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur. |
|
|
Nisa 48. Ayet
48. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Doğrusu Allah kendine şirk koşulmasını mağfiret etmez, ondan berisini dilediğine mağfiret buyurur, kim de Allaha şirk koşarsa pek büyük bir cinayet iftira etmiş olduğunda şüphe yoktur
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Doğrusu Allah kendine şirk koşulmasını mağfiret etmez, ondan berisini dilediğine mağfiret buyurur, kim de Allaha şirk koşarsa pek büyük bir cinayet iftira etmiş olduğunda şüphe yoktur |
|
|
Nisa 48. Ayet
48. Ayet
Gültekin Onan
Gerçekten, Tanrı, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Tanrı'ya şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur.
|
Gültekin Onan
Gerçekten, Tanrı, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Tanrı'ya şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur. |
|
|
Nisa 48. Ayet
48. Ayet
Hasan Basri Çantay
Şübhesiz ki Allah, kendisine eş tanımasını yarlığamaz. Ondan başkasını, dileyeceği kimseler için, yarlığar. Kim Allaha eş tutarsa muhakkak pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur.
|
Hasan Basri Çantay
Şübhesiz ki Allah, kendisine eş tanımasını yarlığamaz. Ondan başkasını, dileyeceği kimseler için, yarlığar. Kim Allaha eş tutarsa muhakkak pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur. |
|
|
Nisa 48. Ayet
48. Ayet
İbni Kesir
Allah; kendisine ortak koşmayı bağışlamaz. Bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse, hiç şüphesiz pek büyük bir günahla iftira etmiş olur.
|
İbni Kesir
Allah; kendisine ortak koşmayı bağışlamaz. Bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse, hiç şüphesiz pek büyük bir günahla iftira etmiş olur. |
|
|
Nisa 48. Ayet
48. Ayet
Muhammed Esed
Şüphesiz Allah, dilediği kimselerin daha hafif günahlarını bağışladığı halde, Kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz: zira Allaha ortak koşanlar, gerçekten korkunç bir günah işlemiş olurlar.
|
Muhammed Esed
Şüphesiz Allah, dilediği kimselerin daha hafif günahlarını bağışladığı halde, Kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz: zira Allaha ortak koşanlar, gerçekten korkunç bir günah işlemiş olurlar. |
|
|
Nisa 48. Ayet
48. Ayet
Şaban Piriş
Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz, bunun dışındakilerden dilediğini bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa büyük bir günahla iftira etmiş olur.
|
Şaban Piriş
Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz, bunun dışındakilerden dilediğini bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa büyük bir günahla iftira etmiş olur. |
|
|
Nisa 48. Ayet
48. Ayet
Suat Yıldırım
Şu muhakkak ki Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez, ama bunun altındaki diğer günahları dilediği kimse hakkında affeder. Kim Allah'a ortak icad ederse müthiş bir iftira etmiş, çok büyük bir günah işlemiştir.
|
Suat Yıldırım
Şu muhakkak ki Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez, ama bunun altındaki diğer günahları dilediği kimse hakkında affeder. Kim Allah'a ortak icad ederse müthiş bir iftira etmiş, çok büyük bir günah işlemiştir. |
|
|
Nisa 48. Ayet
48. Ayet
Süleyman Ateş
Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan da gerçekten büyük bir günah işlemiştir.
|
Süleyman Ateş
Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan da gerçekten büyük bir günah işlemiştir. |
|
|
Nisa 48. Ayet
48. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Şu bir gerçek ki, Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez, bunun dışında kalanı/bundan az olanı dilediği kişi için affeder. Allah'a şirk koşan, gerçekten büyük bir günah işlemiştir.
|
Yaşar Nuri Öztürk
Şu bir gerçek ki, Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez, bunun dışında kalanı/bundan az olanı dilediği kişi için affeder. Allah'a şirk koşan, gerçekten büyük bir günah işlemiştir. |
|
|
Nisa 48. Ayet
48. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Kuşkusuz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; fakat dileyen kimselerin bunun dışındaki günahlarını bağışlamayı diler. Zira Allah'a ortak koşan kimseler, (O'na) iftira ederek korkunç bir günah işlemiş olmaktadırlar.
|
Mustafa İslamoğlu
Kuşkusuz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; fakat dileyen kimselerin bunun dışındaki günahlarını bağışlamayı diler. Zira Allah'a ortak koşan kimseler, (O'na) iftira ederek korkunç bir günah işlemiş olmaktadırlar. |
|
|
Nisa 48. Ayet
48. Ayet
Rashad Khalifa
GOD does not forgive idolatry, but He forgives lesser offenses for whomever He wills. Anyone who sets up idols beside GOD, has forged a horrendous offense.,
|
Rashad Khalifa
GOD does not forgive idolatry, but He forgives lesser offenses for whomever He wills. Anyone who sets up idols beside GOD, has forged a horrendous offense., |
|
|
Nisa 48. Ayet
48. Ayet
The Monotheist Group
God does not forgive that partners be set up with Him, and He forgives other than that for whom He pleases. Whoever sets up partners with God has indeed invented a great sin.
|
The Monotheist Group
God does not forgive that partners be set up with Him, and He forgives other than that for whom He pleases. Whoever sets up partners with God has indeed invented a great sin. |
İletişime Geçin
Yardıma mı ihtiyacınız var? Hızlı bir şekilde yardım için destek ekibimizle iletişime geçin.
Henüz Üye Değil misiniz?
Kaydolun! Kendinize özel takip ve favori listeleri oluşturabilirsiniz.