Mealler
Araf Suresi - Mealler
| Takip | Sure Ayetler | Meal |
|---|---|---|
|
Araf 106. Ayet
106. Ayet
The Monotheist Group
He said: "If you have come with a sign then bring it, if you are of the truthful?"
|
The Monotheist Group
He said: "If you have come with a sign then bring it, if you are of the truthful?" |
|
|
Araf 106. Ayet
106. Ayet
Edip-Layth
He said, "If you have come with a sign then bring it, if you are of the truthful?"
|
Edip-Layth
He said, "If you have come with a sign then bring it, if you are of the truthful?" |
|
|
Araf 106. Ayet
106. Ayet
Ali Rıza Safa
Dedi ki: "Bir mucize getirdiysen, göster onu; eğer doğruyu söylüyorsan?"
|
Ali Rıza Safa
Dedi ki: "Bir mucize getirdiysen, göster onu; eğer doğruyu söylüyorsan?" |
|
|
Araf 106. Ayet
106. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Firavun dedi ki "Bir mucize(ayet) getirdiysen göster; tabii doğru sözlü biri isen."
|
Süleymaniye Vakfı
Firavun dedi ki "Bir mucize(ayet) getirdiysen göster; tabii doğru sözlü biri isen." |
|
|
Araf 106. Ayet
106. Ayet
Edip Yüksel
Dedi: "Bir ayet ile gelmişsen ve gerçekten doğru sözlüysen getir onu bakalım."
|
Edip Yüksel
Dedi: "Bir ayet ile gelmişsen ve gerçekten doğru sözlüysen getir onu bakalım." |
|
|
Araf 106. Ayet
106. Ayet
Erhan Aktaş
Firavun: "Eğer gerçekten bir ayet[1] getirdiysen ve doğru söyleyenlerdensen onu göster bakalım." dedi.
|
Erhan Aktaş
Firavun: "Eğer gerçekten bir ayet[1] getirdiysen ve doğru söyleyenlerdensen onu göster bakalım." dedi. |
|
|
Araf 106. Ayet
106. Ayet
Mehmet Okuyan
(Firavun) şöyle demişti: "Bir delil getirdiysen, doğru söyleyenlerdensen onu getir (göster)!"
|
Mehmet Okuyan
(Firavun) şöyle demişti: "Bir delil getirdiysen, doğru söyleyenlerdensen onu getir (göster)!" |
|
|
Araf 107. Ayet
107. Ayet
Ahmed Hulusi
(Bunun üzerine Musa) asasını bıraktı, birden o asa büyük bir yılan olarak göründü!
|
Ahmed Hulusi
(Bunun üzerine Musa) asasını bıraktı, birden o asa büyük bir yılan olarak göründü! |
|
|
Araf 107. Ayet
107. Ayet
Ali Bulaç
Böylelikle (Musa) asasını fırlatınca, anında apaçık bir ejderha oluverdi.
|
Ali Bulaç
Böylelikle (Musa) asasını fırlatınca, anında apaçık bir ejderha oluverdi. |
|
|
Araf 107. Ayet
107. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Bunun üzerine Musa asasını yere attı, o hemen tam anlamıyla bir ejderha oluverdi.
|
Bayraktar Bayraklı
Bunun üzerine Musa asasını yere attı, o hemen tam anlamıyla bir ejderha oluverdi. |
|
|
Araf 107. Ayet
107. Ayet
Diyanet İşleri
Bunun üzerine Musa, asasını yere attı. Bir de ne görsünler, apaçık bir ejderha.
|
Diyanet İşleri
Bunun üzerine Musa, asasını yere attı. Bir de ne görsünler, apaçık bir ejderha. |
|
|
Araf 107. Ayet
107. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Bunun üzerine asasını bırakıverdi, ne baksın o koskoca bir ejderha kesiliverdi
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Bunun üzerine asasını bırakıverdi, ne baksın o koskoca bir ejderha kesiliverdi |
|
|
Araf 107. Ayet
107. Ayet
Gültekin Onan
Böylelikle (Musa) asasını fırlatınca, anında apaçık bir ejderha oluverdi.
|
Gültekin Onan
Böylelikle (Musa) asasını fırlatınca, anında apaçık bir ejderha oluverdi. |
|
|
Araf 107. Ayet
107. Ayet
Hasan Basri Çantay
Bunun üzerine (Musa) asasını bırakdı, bir de ne görsünler: O, apaçık bir ejderhadır.
|
Hasan Basri Çantay
Bunun üzerine (Musa) asasını bırakdı, bir de ne görsünler: O, apaçık bir ejderhadır. |
|
|
Araf 107. Ayet
107. Ayet
İbni Kesir
Bunun üzerine asasını bıraktı. Bir de ne görsünler; o, apaçık bir ejderhadır.
|
İbni Kesir
Bunun üzerine asasını bıraktı. Bir de ne görsünler; o, apaçık bir ejderhadır. |
|
|
Araf 107. Ayet
107. Ayet
Muhammed Esed
Bunun üzerine (Musa), asasını yere bıraktı: Oo! (bir de ne görsünler!) düpedüz bir yılandı, bu;
|
Muhammed Esed
Bunun üzerine (Musa), asasını yere bıraktı: Oo! (bir de ne görsünler!) düpedüz bir yılandı, bu; |
|
|
Araf 107. Ayet
107. Ayet
Şaban Piriş
O anda Musa bastonunu attı. Şimdi o apaçık bir ejderha olmuştu.
|
Şaban Piriş
O anda Musa bastonunu attı. Şimdi o apaçık bir ejderha olmuştu. |
|
|
Araf 107. Ayet
107. Ayet
Suat Yıldırım
(107-108) Bunun üzerine Musa, asasını yere bırakıverdi, bir de ne görsün: o koskoca bir ejderha kesilmiş! Elini sıyırıp çıkardı, bir de ne görsün: Bakan kimseler için parlak mı parlak, ışık saçan bir el haline gelmiş!
|
Suat Yıldırım
(107-108) Bunun üzerine Musa, asasını yere bırakıverdi, bir de ne görsün: o koskoca bir ejderha kesilmiş! Elini sıyırıp çıkardı, bir de ne görsün: Bakan kimseler için parlak mı parlak, ışık saçan bir el haline gelmiş! |
|
|
Araf 107. Ayet
107. Ayet
Süleyman Ateş
Bunun üzerine (Musa), asasını attı, birden o, açıkça bir ejderha (oluverdi).
|
Süleyman Ateş
Bunun üzerine (Musa), asasını attı, birden o, açıkça bir ejderha (oluverdi). |
|
|
Araf 107. Ayet
107. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Bunun üzerine Musa, asasını yere attı; birden korkunç bir ejderha oluverdi o.
|
Yaşar Nuri Öztürk
Bunun üzerine Musa, asasını yere attı; birden korkunç bir ejderha oluverdi o. |
|
|
Araf 107. Ayet
107. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Bunun üzerine (Musa) asasını yere bıraktı: Fakat o da ne? Düpedüz bır yılandı o!
|
Mustafa İslamoğlu
Bunun üzerine (Musa) asasını yere bıraktı: Fakat o da ne? Düpedüz bır yılandı o! |
|
|
Araf 107. Ayet
107. Ayet
Rashad Khalifa
He threw down his staff, and it turned into a tremendous serpent.
|
Rashad Khalifa
He threw down his staff, and it turned into a tremendous serpent. |
|
|
Araf 107. Ayet
107. Ayet
The Monotheist Group
He cast down his staff and it manifested into a serpent.
|
The Monotheist Group
He cast down his staff and it manifested into a serpent. |
|
|
|
Edip-Layth
He threw down his staff and there it was an obvious serpent. |
|
|
Araf 107. Ayet
107. Ayet
Ali Rıza Safa
Bunun üzerine, değneğini attığında, apaçık büyük bir yılan oldu.
|
Ali Rıza Safa
Bunun üzerine, değneğini attığında, apaçık büyük bir yılan oldu. |
İletişime Geçin
Yardıma mı ihtiyacınız var? Hızlı bir şekilde yardım için destek ekibimizle iletişime geçin.
Henüz Üye Değil misiniz?
Kaydolun! Kendinize özel takip ve favori listeleri oluşturabilirsiniz.