Mealler
Araf Suresi - Mealler
| Takip | Sure Ayetler | Meal |
|---|---|---|
|
Araf 178. Ayet
178. Ayet
Hasan Basri Çantay
Allah kime hidayet ederse o doğru yolu bulmuşdur. Kimi de sapdırırsa onlar en büyük zarara uğrayanların ta kendileridir.
|
Hasan Basri Çantay
Allah kime hidayet ederse o doğru yolu bulmuşdur. Kimi de sapdırırsa onlar en büyük zarara uğrayanların ta kendileridir. |
|
|
Araf 178. Ayet
178. Ayet
İbni Kesir
Allah; kimi hidayete erdirirse; odur hidayete eren. Kimi de saptırırsa; işte onlardır hüsrana uğrayanların kendileri.
|
İbni Kesir
Allah; kimi hidayete erdirirse; odur hidayete eren. Kimi de saptırırsa; işte onlardır hüsrana uğrayanların kendileri. |
|
|
Araf 178. Ayet
178. Ayet
Muhammed Esed
Allah kime yol gösterirse, gerçekten doğru yola erişen işte odur: Onun sapıklık içinde bıraktığı kimselere gelince, büyük kayıp içinde olanlar da işte böyleleridir!
|
Muhammed Esed
Allah kime yol gösterirse, gerçekten doğru yola erişen işte odur: Onun sapıklık içinde bıraktığı kimselere gelince, büyük kayıp içinde olanlar da işte böyleleridir! |
|
|
Araf 178. Ayet
178. Ayet
Şaban Piriş
Allah kimi doğru yola yöneltmişse / hidayet etmişse o hidayet bulmuştur. Kimi de sapıklıkta bırakmışsa, onlar mahvolanların ta kendisidir.
|
Şaban Piriş
Allah kimi doğru yola yöneltmişse / hidayet etmişse o hidayet bulmuştur. Kimi de sapıklıkta bırakmışsa, onlar mahvolanların ta kendisidir. |
|
|
Araf 178. Ayet
178. Ayet
Suat Yıldırım
Allah kime hidayet ederse işte doğru yolu bulan odur; kimi de şaşırtırsa işte onlar da kaybedenlerin ta kendileridir.
|
Suat Yıldırım
Allah kime hidayet ederse işte doğru yolu bulan odur; kimi de şaşırtırsa işte onlar da kaybedenlerin ta kendileridir. |
|
|
Araf 178. Ayet
178. Ayet
Süleyman Ateş
Allah kime yol gösterirse, işte yolu bulan odur. Kimi de saptırırsa, işte ziyana uğrayanlar onlardır.
|
Süleyman Ateş
Allah kime yol gösterirse, işte yolu bulan odur. Kimi de saptırırsa, işte ziyana uğrayanlar onlardır. |
|
|
Araf 178. Ayet
178. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Allah'ın yol gösterdiği, gerçeğe varmıştır; saptırdıkları ise hüsrana batıp kalmıştır.
|
Yaşar Nuri Öztürk
Allah'ın yol gösterdiği, gerçeğe varmıştır; saptırdıkları ise hüsrana batıp kalmıştır. |
|
|
Araf 178. Ayet
178. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Kimin rehberi Allah olursa, doğru yola ulaşan o olur; O kimi de sapıklığa terk ederse, işte gerçekten kaybeden de onlar olurlar.
|
Mustafa İslamoğlu
Kimin rehberi Allah olursa, doğru yola ulaşan o olur; O kimi de sapıklığa terk ederse, işte gerçekten kaybeden de onlar olurlar. |
|
|
Araf 178. Ayet
178. Ayet
Rashad Khalifa
Whomever GOD guides is the truly guided one, and whomever He commits to straying, these are the losers.
|
Rashad Khalifa
Whomever GOD guides is the truly guided one, and whomever He commits to straying, these are the losers. |
|
|
Araf 178. Ayet
178. Ayet
The Monotheist Group
Whoever God guides, then he is the guided one; and whoever He misguides, then these are the losers.
|
The Monotheist Group
Whoever God guides, then he is the guided one; and whoever He misguides, then these are the losers. |
|
|
Araf 178. Ayet
178. Ayet
Edip-Layth
Whoever God guides, then he is the guided one; and whoever He misguides, then these are the losers.
|
Edip-Layth
Whoever God guides, then he is the guided one; and whoever He misguides, then these are the losers. |
|
|
Araf 178. Ayet
178. Ayet
Ali Rıza Safa
Allah, kime doğru yolu gösterirse, artık, o, doğru yolu bulmuştur. Ve kimi saptırırsa, yitime uğrayanlar, işte onlardır.
|
Ali Rıza Safa
Allah, kime doğru yolu gösterirse, artık, o, doğru yolu bulmuştur. Ve kimi saptırırsa, yitime uğrayanlar, işte onlardır. |
|
|
Araf 178. Ayet
178. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Allah kimi yola gelmiş sayarsa yola gelen odur; kimi de sapık sayarsa, umduğunu bulamayacaklar/zarar edenler, işte onlardır.[1]
|
Süleymaniye Vakfı
Allah kimi yola gelmiş sayarsa yola gelen odur; kimi de sapık sayarsa, umduğunu bulamayacaklar/zarar edenler, işte onlardır.[1] |
|
|
Araf 178. Ayet
178. Ayet
Edip Yüksel
ALLAH kimi doğruya iletirse, doğruyu bulan odur. Kimi de saptırırsa, kaybedenler de onlardır.
|
Edip Yüksel
ALLAH kimi doğruya iletirse, doğruyu bulan odur. Kimi de saptırırsa, kaybedenler de onlardır. |
|
|
Araf 178. Ayet
178. Ayet
Erhan Aktaş
Allah, kime yol gösterirse, odur yolu bulan. Kimi de saptırırsa, işte onlar hüsrana uğrayanlardır.[1]
|
Erhan Aktaş
Allah, kime yol gösterirse, odur yolu bulan. Kimi de saptırırsa, işte onlar hüsrana uğrayanlardır.[1] |
|
|
Araf 178. Ayet
178. Ayet
Mehmet Okuyan
Allah'ın hidayet ettiği kişi doğru yola ulaş(tırıl)mıştır. Kimi saptırırsa[1] işte onlar kaybedenlerin ta kendileridir.[2]
|
Mehmet Okuyan
Allah'ın hidayet ettiği kişi doğru yola ulaş(tırıl)mıştır. Kimi saptırırsa[1] işte onlar kaybedenlerin ta kendileridir.[2] |
|
|
Araf 179. Ayet
179. Ayet
Ahmed Hulusi
Andolsun ki cinn ve insten çoğunu cehennem yaşamı için yaratıp, çoğalttık! Ki onların kalpleri (şuurları) var, (hakikati) kavrayamazlar; gözleri var bunların, onlarla baktıklarını değerlendiremezler; kulakları var, onlarla duyduklarını kavrayamazlar!. . İşte bunlar en'am (evcil hayvanlar) gibidirler; belki daha da şaşkın! Onlar gafillerin (gılaf içinde - kozalarında yaşayanların) ta kendileridir!
|
Ahmed Hulusi
Andolsun ki cinn ve insten çoğunu cehennem yaşamı için yaratıp, çoğalttık! Ki onların kalpleri (şuurları) var, (hakikati) kavrayamazlar; gözleri var bunların, onlarla baktıklarını değerlendiremezler; kulakları var, onlarla duyduklarını kavrayamazlar!. . İşte bunlar en'am (evcil hayvanlar) gibidirler; belki daha da şaşkın! Onlar gafillerin (gılaf içinde - kozalarında yaşayanların) ta kendileridir! |
|
|
Araf 179. Ayet
179. Ayet
Ali Bulaç
Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık). Kalbleri vardır bununla kavrayıp anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır.
|
Ali Bulaç
Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık). Kalbleri vardır bununla kavrayıp anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır. |
|
|
Araf 179. Ayet
179. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Andolsun ki, kalpleri olup düşünmeyen, gözleri olup görmeyen, kulakları olup dinlemeyen cinleri ve insanları cehennem için yarattık. Bunlar hayvan gibidirler; hatta daha da aşağıdırlar. İşte gafil olanlar böyleleridir.
|
Bayraktar Bayraklı
Andolsun ki, kalpleri olup düşünmeyen, gözleri olup görmeyen, kulakları olup dinlemeyen cinleri ve insanları cehennem için yarattık. Bunlar hayvan gibidirler; hatta daha da aşağıdırlar. İşte gafil olanlar böyleleridir. |
|
|
Araf 179. Ayet
179. Ayet
Diyanet İşleri
Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.
|
Diyanet İşleri
Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir. |
|
|
Araf 179. Ayet
179. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Celalim hakkı için Cinn-ü İnsten bir çoğunu Cehennem için yarattık, onların öyle kalbleri vardır ki onlarla doymazlar, ve öyle gözleri vardır ki onlarla görmezler ve öyle kulakları vardır ki onlarla işitmezler, işte bunlar behaim gibi, hatta daha şaşkındırlar, işte bunlar hep o gafiller
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Celalim hakkı için Cinn-ü İnsten bir çoğunu Cehennem için yarattık, onların öyle kalbleri vardır ki onlarla doymazlar, ve öyle gözleri vardır ki onlarla görmezler ve öyle kulakları vardır ki onlarla işitmezler, işte bunlar behaim gibi, hatta daha şaşkındırlar, işte bunlar hep o gafiller |
|
|
Araf 179. Ayet
179. Ayet
Gültekin Onan
Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık). Kalpleri vardır fakat bununla kavramazlar; gözleri vardır fakat bununla görmezler; kulakları vardır fakat bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha da aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır.
|
Gültekin Onan
Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık). Kalpleri vardır fakat bununla kavramazlar; gözleri vardır fakat bununla görmezler; kulakları vardır fakat bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha da aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır. |
|
|
Araf 179. Ayet
179. Ayet
Hasan Basri Çantay
Andolsun ki biz cin ve insden bir çoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalbleri vardır, bunlarla idrak etmezler; gözleri vardır, bunlarla görmezler; kulakları vardır, bunlarla işitmezler. Onlar dört ayaklı hayvanlar gibidir. Hatta daha sapıkdırlar. Onlar gaflete düşenlerin ta kendileridir.
|
Hasan Basri Çantay
Andolsun ki biz cin ve insden bir çoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalbleri vardır, bunlarla idrak etmezler; gözleri vardır, bunlarla görmezler; kulakları vardır, bunlarla işitmezler. Onlar dört ayaklı hayvanlar gibidir. Hatta daha sapıkdırlar. Onlar gaflete düşenlerin ta kendileridir. |
|
|
Araf 179. Ayet
179. Ayet
İbni Kesir
Andolsun ki; Biz cinn ve insanlardan bir çoğunu cehennem için yarattık. Onların kalbleri vardır; anlamazlar, gözleri vardır; görmezler, kulakları vardır; duymazlar. Onlar; hayvanlar gibidirler, hatta daha da sapıktırlar. İşte onlar; gafillerin kendilerdir.
|
İbni Kesir
Andolsun ki; Biz cinn ve insanlardan bir çoğunu cehennem için yarattık. Onların kalbleri vardır; anlamazlar, gözleri vardır; görmezler, kulakları vardır; duymazlar. Onlar; hayvanlar gibidirler, hatta daha da sapıktırlar. İşte onlar; gafillerin kendilerdir. |
|
|
Araf 179. Ayet
179. Ayet
Muhammed Esed
Gerçek şu ki, Biz, cehennem için, kalpleri olup da gerçeği kavrayamayan, gözleri olup da göremeyen, kulakları olup da işitmeyen görünmez varlıklardan ve insanlardan çok canlar ayırmışızdır. Hayvan sürüsü gibidir bunlar; hayır hayır, doğru yolu kavramakta onlardan da aşağı: Körcesine dalıp gitmiş olanlar işte böyleleridir.
|
Muhammed Esed
Gerçek şu ki, Biz, cehennem için, kalpleri olup da gerçeği kavrayamayan, gözleri olup da göremeyen, kulakları olup da işitmeyen görünmez varlıklardan ve insanlardan çok canlar ayırmışızdır. Hayvan sürüsü gibidir bunlar; hayır hayır, doğru yolu kavramakta onlardan da aşağı: Körcesine dalıp gitmiş olanlar işte böyleleridir. |
|
|
Araf 179. Ayet
179. Ayet
Şaban Piriş
Cinlerden ve insanlardan çoğunu cehennemlik kıldık. Çünkü onların kalpleri vardır. Onunla anlayış göstermezler. Gözleri vardır, onunla görmezler, kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir, hatta onlardan da aşağıdırlar. İşte onlar gafillerdir.
|
Şaban Piriş
Cinlerden ve insanlardan çoğunu cehennemlik kıldık. Çünkü onların kalpleri vardır. Onunla anlayış göstermezler. Gözleri vardır, onunla görmezler, kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir, hatta onlardan da aşağıdırlar. İşte onlar gafillerdir. |
|
|
Araf 179. Ayet
179. Ayet
Suat Yıldırım
Biz cehennem için cinlerden ve insanlardan öyle kimseler yarattık ki onların kalpleri vardır ama bu kalplerle idrak etmezler, gözleri vardır onlarla görmezler, kulakları vardır onlarla işitmezler. Hasılı onlar hayvanlar gibi, hatta onlardan da şaşkındırlar. İşte asıl gafil olanlar onlardır.
|
Suat Yıldırım
Biz cehennem için cinlerden ve insanlardan öyle kimseler yarattık ki onların kalpleri vardır ama bu kalplerle idrak etmezler, gözleri vardır onlarla görmezler, kulakları vardır onlarla işitmezler. Hasılı onlar hayvanlar gibi, hatta onlardan da şaşkındırlar. İşte asıl gafil olanlar onlardır. |
|
|
Araf 179. Ayet
179. Ayet
Süleyman Ateş
Andolsun, cehennem için de birçok cin ve insan yarattık ki kalbleri var, fakat onlarla anlamazlar; gözleri var, fakat onlarla görmezler; kulakları var, fakat onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da sapık... Ve işte gafiller onlardır!
|
Süleyman Ateş
Andolsun, cehennem için de birçok cin ve insan yarattık ki kalbleri var, fakat onlarla anlamazlar; gözleri var, fakat onlarla görmezler; kulakları var, fakat onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da sapık... Ve işte gafiller onlardır! |
|
|
Araf 179. Ayet
179. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun ki biz, insanlardan ve cinlerden birçoğunu cehennem için yarattık. Kalpleri var bunların, onlarla anlamazlar; gözleri var bunların, onlarla görmezler; kulakları var bunların, onlarla işitmezler. Davarlar gibidir bunlar. Belki daha da şaşkın. Gafillerin ta kendileridir bunlar.
|
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun ki biz, insanlardan ve cinlerden birçoğunu cehennem için yarattık. Kalpleri var bunların, onlarla anlamazlar; gözleri var bunların, onlarla görmezler; kulakları var bunların, onlarla işitmezler. Davarlar gibidir bunlar. Belki daha da şaşkın. Gafillerin ta kendileridir bunlar. |
|
|
Araf 179. Ayet
179. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Doğrusu Biz, görünen görünmeyen iradeli varlıklar içinden akleden kalpleri olup da kavramayan, gözleri olup da görmeyen, kulakları olup da işitmeyen birçoklarını cehennemlik yapmışızdır. Hayvan gibidir onlar, belki daha da aşağı! Onlar gaflete gömülmüş olan zavallılardır.
|
Mustafa İslamoğlu
Doğrusu Biz, görünen görünmeyen iradeli varlıklar içinden akleden kalpleri olup da kavramayan, gözleri olup da görmeyen, kulakları olup da işitmeyen birçoklarını cehennemlik yapmışızdır. Hayvan gibidir onlar, belki daha da aşağı! Onlar gaflete gömülmüş olan zavallılardır. |
|
|
Araf 179. Ayet
179. Ayet
Rashad Khalifa
We have committed to Hell multitudes of jinns and humans. They have minds with which they do not understand, eyes with which they do not see, and ears with which they do not hear. They are like animals; no, they are far worse - they are totally unaware.
|
Rashad Khalifa
We have committed to Hell multitudes of jinns and humans. They have minds with which they do not understand, eyes with which they do not see, and ears with which they do not hear. They are like animals; no, they are far worse - they are totally unaware. |
|
|
Araf 179. Ayet
179. Ayet
The Monotheist Group
And We have given to Hell many of the Jinn and mankind; they had hearts with which they did not understand, and they had eyes with which they did not see, and they had ears with which they did not hear. They are like livestock; no, they are even more astray. These are the unaware ones.
|
The Monotheist Group
And We have given to Hell many of the Jinn and mankind; they had hearts with which they did not understand, and they had eyes with which they did not see, and they had ears with which they did not hear. They are like livestock; no, they are even more astray. These are the unaware ones. |
|
|
Araf 179. Ayet
179. Ayet
Edip-Layth
We have committed to hell many Jinns and humans. They have hearts, yet they do not comprehend; they have eyes yet they do not see; they have ears yet they do not hear. They are like cattle; no, they are even more astray. These are the heedless ones.
|
Edip-Layth
We have committed to hell many Jinns and humans. They have hearts, yet they do not comprehend; they have eyes yet they do not see; they have ears yet they do not hear. They are like cattle; no, they are even more astray. These are the heedless ones. |
|
|
Araf 179. Ayet
179. Ayet
Ali Rıza Safa
Ve gerçek şu ki, insanlardan ve cinlerden çoğunu cehennem için yarattık. Onların yürekleri vardır; onunla anlamazlar. Ve onların gözleri vardır; onunla görmezler. Onların kulakları da vardır; onunla duymazlar. İşte onlar, hayvanlar gibidir, üstelik daha da şaşkındır. Aymazlık içinde olanlar, işte onlardır.
|
Ali Rıza Safa
Ve gerçek şu ki, insanlardan ve cinlerden çoğunu cehennem için yarattık. Onların yürekleri vardır; onunla anlamazlar. Ve onların gözleri vardır; onunla görmezler. Onların kulakları da vardır; onunla duymazlar. İşte onlar, hayvanlar gibidir, üstelik daha da şaşkındır. Aymazlık içinde olanlar, işte onlardır. |
|
|
Araf 179. Ayet
179. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Cinlerin ve insanların çoğunu sanki Cehennem odunu olsunlar diye yetiştirdik[1]. Onların da kalpleri vardır ama (gerçeği) kavramazlar, gözleri de vardır ama ilerisini görmezler[2], kulakları da vardır ama (söz) dinlemezler[3]. Onlar en'am (koyun, keçi, sığır ve deve) gibidirler[4]. Aslında daha düşük seviyededirler. Onlar tam bir gaflet içindedirler.
|
Süleymaniye Vakfı
Cinlerin ve insanların çoğunu sanki Cehennem odunu olsunlar diye yetiştirdik[1]. Onların da kalpleri vardır ama (gerçeği) kavramazlar, gözleri de vardır ama ilerisini görmezler[2], kulakları da vardır ama (söz) dinlemezler[3]. Onlar en'am (koyun, keçi, sığır ve deve) gibidirler[4]. Aslında daha düşük seviyededirler. Onlar tam bir gaflet içindedirler. |
|
|
Araf 179. Ayet
179. Ayet
Edip Yüksel
İnsanlardan ve cinlerden çok sayıda kişiyi cehenneme mahkûm ettik. Kalpleri var, fakat kavrayamazlar; gözleri var, fakat görmezler; kulakları var, fakat işitmezler. Onlar, çiftlik hayvanları gibidir, hatta daha da kötü... Ve onlar, olup bitenden habersizdirler.
|
Edip Yüksel
İnsanlardan ve cinlerden çok sayıda kişiyi cehenneme mahkûm ettik. Kalpleri var, fakat kavrayamazlar; gözleri var, fakat görmezler; kulakları var, fakat işitmezler. Onlar, çiftlik hayvanları gibidir, hatta daha da kötü... Ve onlar, olup bitenden habersizdirler. |
|
|
Araf 179. Ayet
179. Ayet
Erhan Aktaş
Gerçek şu ki, cinnden[1] ve insten[1] çoğaltılmış[2] olanların birçoğu Cehennemliktir. Ki onların kalpleri vardır onunla kavramazlar, gözleri vardır onunla görmezler, kulakları vardır onunla işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibidirler, hatta daha da bilinçsizdirler. İşte gafil olanlar bunlardır.
|
Erhan Aktaş
Gerçek şu ki, cinnden[1] ve insten[1] çoğaltılmış[2] olanların birçoğu Cehennemliktir. Ki onların kalpleri vardır onunla kavramazlar, gözleri vardır onunla görmezler, kulakları vardır onunla işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibidirler, hatta daha da bilinçsizdirler. İşte gafil olanlar bunlardır. |
|
|
Araf 179. Ayet
179. Ayet
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki (akıl eden) kalpleri olmasına rağmen anlamayan, gözleri olmasına rağmen görmeyen, kulakları olmasına rağmen duymayan, sadece hayvanlar gibi, hatta daha da şaşkın bir hâlde bulunan[1] ve sonunda habersizmiş gibi davranan pek çok cin ve insanı cehennem için hazırlamışızdır.[2]
|
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki (akıl eden) kalpleri olmasına rağmen anlamayan, gözleri olmasına rağmen görmeyen, kulakları olmasına rağmen duymayan, sadece hayvanlar gibi, hatta daha da şaşkın bir hâlde bulunan[1] ve sonunda habersizmiş gibi davranan pek çok cin ve insanı cehennem için hazırlamışızdır.[2] |
|
|
Araf 180. Ayet
180. Ayet
Ahmed Hulusi
Esma ül Hüsna Allah'ındır (o isimlerin işaret ettiği özellikler, TEK, SAMED Allah'a işaret eder... Dolayısıyla bu isimler ve bu isimlerin işaret ettiği anlamlar sadece O'nundur; beşer anlayışıyla kayıt altına girmez. Nitekim Mu'minun: 91'de: SubhanAllahi amma yasıfun = onların vasıflamalarından Allah münezzehtir, buyurulur)! O'na isimlerin manalarıyla yönelin... O'nun Esma'sında ilhada sapanları (şirke düşenleri) terk edin! Yapmakta olduklarının karşılığını göreceklerdir.
|
Ahmed Hulusi
Esma ül Hüsna Allah'ındır (o isimlerin işaret ettiği özellikler, TEK, SAMED Allah'a işaret eder... Dolayısıyla bu isimler ve bu isimlerin işaret ettiği anlamlar sadece O'nundur; beşer anlayışıyla kayıt altına girmez. Nitekim Mu'minun: 91'de: SubhanAllahi amma yasıfun = onların vasıflamalarından Allah münezzehtir, buyurulur)! O'na isimlerin manalarıyla yönelin... O'nun Esma'sında ilhada sapanları (şirke düşenleri) terk edin! Yapmakta olduklarının karşılığını göreceklerdir. |
|
|
Araf 180. Ayet
180. Ayet
Ali Bulaç
İsimlerin en güzeli Allah'ındır. Öyleyse O'na bunlarla dua edin. O'nun isimlerinde 'aykırılığa (ve inkara) sapanları' bırakın. Yapmakta oldukları dolayısıyla yakında cezalandırılacaklardır.
|
Ali Bulaç
İsimlerin en güzeli Allah'ındır. Öyleyse O'na bunlarla dua edin. O'nun isimlerinde 'aykırılığa (ve inkara) sapanları' bırakın. Yapmakta oldukları dolayısıyla yakında cezalandırılacaklardır. |
|
|
Araf 180. Ayet
180. Ayet
Bayraktar Bayraklı
En güzel isimler Allah'ındır. Bu güzel isimlerle O'na dua ediniz! Uygun olmayan isimlerle O'nu isimlendirenleri terkediniz! Onlar yapmakta olduklarının cezasını yakında çekeceklerdir.
|
Bayraktar Bayraklı
En güzel isimler Allah'ındır. Bu güzel isimlerle O'na dua ediniz! Uygun olmayan isimlerle O'nu isimlendirenleri terkediniz! Onlar yapmakta olduklarının cezasını yakında çekeceklerdir. |
|
|
Araf 180. Ayet
180. Ayet
Diyanet İşleri
En güzel isimler Allah'ındır. O'na o güzel isimleriyle dua edin ve O'nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.
|
Diyanet İşleri
En güzel isimler Allah'ındır. O'na o güzel isimleriyle dua edin ve O'nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır. |
|
|
Araf 180. Ayet
180. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Halbuki Allahındır en güzel isimler (esmai husna) onun için siz ona onlarla çağırın ve onun isimlerinde sapıklık eden mülhidleri bırakın, yarın onlar yaptıklarının cezasını çekecekler
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Halbuki Allahındır en güzel isimler (esmai husna) onun için siz ona onlarla çağırın ve onun isimlerinde sapıklık eden mülhidleri bırakın, yarın onlar yaptıklarının cezasını çekecekler |
|
|
Araf 180. Ayet
180. Ayet
Gültekin Onan
İsimlerin en güzeli Tanrı'nındır. Öyleyse O'na bunlarla dua edin. O'nun isimlerinde 'aykırılığı (ve inkara) sapanları' bırakın. Yapmakta oldukları dolayısıyla yakında cezalandırılacaklardır.
|
Gültekin Onan
İsimlerin en güzeli Tanrı'nındır. Öyleyse O'na bunlarla dua edin. O'nun isimlerinde 'aykırılığı (ve inkara) sapanları' bırakın. Yapmakta oldukları dolayısıyla yakında cezalandırılacaklardır. |
|
|
Araf 180. Ayet
180. Ayet
Hasan Basri Çantay
En güzel isimler Allahındır. O halde Ona bunlarla düa edin. Onun isimlerinden eğri (ve aykırı) yola gidenleri bırakın. Onlar, yapmakda olduklarının cezasına uğratılacaklardır.
|
Hasan Basri Çantay
En güzel isimler Allahındır. O halde Ona bunlarla düa edin. Onun isimlerinden eğri (ve aykırı) yola gidenleri bırakın. Onlar, yapmakda olduklarının cezasına uğratılacaklardır. |
|
|
Araf 180. Ayet
180. Ayet
İbni Kesir
En güzel isimler Allah'ındır. Öyleyse O'na bunlarla dua edin. O'nun isimleri konusunda eğriliğe sapanları bırakın. Onlar, yaptıklarının cezalarını göreceklerdir.
|
İbni Kesir
En güzel isimler Allah'ındır. Öyleyse O'na bunlarla dua edin. O'nun isimleri konusunda eğriliğe sapanları bırakın. Onlar, yaptıklarının cezalarını göreceklerdir. |
|
|
Araf 180. Ayet
180. Ayet
Muhammed Esed
Yetkinlik ve kusursuzluğa dair nitelikler (yalnızca) Allaha aittir. Öyleyse, bu niteliklerle artık yalnız Allahı çağırın. Ve Onun niteliklerinin anlamını eğip büken kimselerden uzak durun: Böyleleri yapıp ettiklerinden ötürü er geç cezalandırılacaklardır!
|
Muhammed Esed
Yetkinlik ve kusursuzluğa dair nitelikler (yalnızca) Allaha aittir. Öyleyse, bu niteliklerle artık yalnız Allahı çağırın. Ve Onun niteliklerinin anlamını eğip büken kimselerden uzak durun: Böyleleri yapıp ettiklerinden ötürü er geç cezalandırılacaklardır! |
|
|
Araf 180. Ayet
180. Ayet
Şaban Piriş
En güzel isimler Allah'ındır. O'na o isimleri ile dua edin. O'nun isimleri konusunda sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını göreceklerdir.
|
Şaban Piriş
En güzel isimler Allah'ındır. O'na o isimleri ile dua edin. O'nun isimleri konusunda sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını göreceklerdir. |
|
|
Araf 180. Ayet
180. Ayet
Suat Yıldırım
En güzel isimler Allah'ındır, o halde bu isimlerle O'na dua edin. O'nun isimleri konusunda haktan sapanları terk edin. Onlar işlediklerinin cezasını çekeceklerdir.
|
Suat Yıldırım
En güzel isimler Allah'ındır, o halde bu isimlerle O'na dua edin. O'nun isimleri konusunda haktan sapanları terk edin. Onlar işlediklerinin cezasını çekeceklerdir. |
|
|
Araf 180. Ayet
180. Ayet
Süleyman Ateş
En güzel isimler Allah'ındır. O halde O'na o (güzel isim)lerle du'a edin ve O'nun isimleri hakkında eğriliğe sapanları bırakın; onlar yaptıklarının cezasını çekeceklerdir.
|
Süleyman Ateş
En güzel isimler Allah'ındır. O halde O'na o (güzel isim)lerle du'a edin ve O'nun isimleri hakkında eğriliğe sapanları bırakın; onlar yaptıklarının cezasını çekeceklerdir. |
|
|
Araf 180. Ayet
180. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
En güzel isimler Allah'ındır; O'na onlarla dua edin. O'nun isimlerinde ters bir tutum izleyenleri bırakın. Yapıp ettiklerinin cezasını çekeceklerdir.
|
Yaşar Nuri Öztürk
En güzel isimler Allah'ındır; O'na onlarla dua edin. O'nun isimlerinde ters bir tutum izleyenleri bırakın. Yapıp ettiklerinin cezasını çekeceklerdir. |
|
|
Araf 180. Ayet
180. Ayet
Mustafa İslamoğlu
En güzel nitelikler ve tüm mükemmelikler Allah'a mahsustur. Artık O'na yalvarıp yakarın ve O'nun yüceltilmesinde haktan sapan kimselerden uzak durun! Onlar, zamanı gelince yaptıklarından dolayı cezalandırılacaktır.
|
Mustafa İslamoğlu
En güzel nitelikler ve tüm mükemmelikler Allah'a mahsustur. Artık O'na yalvarıp yakarın ve O'nun yüceltilmesinde haktan sapan kimselerden uzak durun! Onlar, zamanı gelince yaptıklarından dolayı cezalandırılacaktır. |
|
|
Araf 180. Ayet
180. Ayet
Rashad Khalifa
To GOD belongs the most beautiful names; call upon Him therewith, and disregard those who distort His names. They will be requited for their sins.
|
Rashad Khalifa
To GOD belongs the most beautiful names; call upon Him therewith, and disregard those who distort His names. They will be requited for their sins. |
|
|
Araf 180. Ayet
180. Ayet
The Monotheist Group
And to God belong the most beautiful names, so call Him by them; and leave alone those who deviate His names. They will be punished for what they used to do.
|
The Monotheist Group
And to God belong the most beautiful names, so call Him by them; and leave alone those who deviate His names. They will be punished for what they used to do. |
|
|
Araf 180. Ayet
180. Ayet
Edip-Layth
To God belong the beautiful names, so call Him by them; and disregard those who blaspheme in His names. They will be punished for what they used to do.
|
Edip-Layth
To God belong the beautiful names, so call Him by them; and disregard those who blaspheme in His names. They will be punished for what they used to do. |
|
|
Araf 180. Ayet
180. Ayet
Ali Rıza Safa
En güzel isimler, Allah'a özgüdür. Artık, O'na, onlarla yakarışlarda bulunun. O'nun İsimlerini saptıranları bırakın. Yaptıklarının cezasını yakında çekeceklerdir.
|
Ali Rıza Safa
En güzel isimler, Allah'a özgüdür. Artık, O'na, onlarla yakarışlarda bulunun. O'nun İsimlerini saptıranları bırakın. Yaptıklarının cezasını yakında çekeceklerdir. |
|
|
Araf 180. Ayet
180. Ayet
Süleymaniye Vakfı
En güzel isimler (özellikler) Allah'ın isimleridir. O'na, onlarla yalvarın. Allah'ın isimleri konusunda sınırları aşanları[1] bırakın. Onlar, ettiklerinin cezasını bulacaklardır."
|
Süleymaniye Vakfı
En güzel isimler (özellikler) Allah'ın isimleridir. O'na, onlarla yalvarın. Allah'ın isimleri konusunda sınırları aşanları[1] bırakın. Onlar, ettiklerinin cezasını bulacaklardır." |
|
|
Araf 180. Ayet
180. Ayet
Edip Yüksel
En güzel isimler ALLAH'ındır; öyleyse O'nu onlarla çağırın. O'nun isimlerini tahrif edenleri bırakın; yaptıklarının cezasını çekeceklerdir.[1]
|
Edip Yüksel
En güzel isimler ALLAH'ındır; öyleyse O'nu onlarla çağırın. O'nun isimlerini tahrif edenleri bırakın; yaptıklarının cezasını çekeceklerdir.[1] |
|
|
Araf 180. Ayet
180. Ayet
Erhan Aktaş
En iyi isimler[1] Allah'ındır. Öyleyse O'nu, onlarla çağırın. Ona yakışmayan isimlerle çağıran kimseleri bırakın. Onlar, yaptıklarının cezasını görecekler.
|
Erhan Aktaş
En iyi isimler[1] Allah'ındır. Öyleyse O'nu, onlarla çağırın. Ona yakışmayan isimlerle çağıran kimseleri bırakın. Onlar, yaptıklarının cezasını görecekler. |
|
|
Araf 180. Ayet
180. Ayet
Mehmet Okuyan
En güzel isimler yalnızca Allah'a aittir.[1] O'na o (isim)lerle dua edin! O'nun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın! Yaptıklarının karşılığı ileride kendilerine verilecektir.
|
Mehmet Okuyan
En güzel isimler yalnızca Allah'a aittir.[1] O'na o (isim)lerle dua edin! O'nun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın! Yaptıklarının karşılığı ileride kendilerine verilecektir. |
|
|
Araf 181. Ayet
181. Ayet
Ahmed Hulusi
Yarattıklarımızdan (öyle) bir topluluk var ki, Hak olarak hakikate erdirirler ve O'nun ile her şeyin hakkını verirler!
|
Ahmed Hulusi
Yarattıklarımızdan (öyle) bir topluluk var ki, Hak olarak hakikate erdirirler ve O'nun ile her şeyin hakkını verirler! |
|
|
Araf 181. Ayet
181. Ayet
Ali Bulaç
Yarattıklarımızdan, hakka yöneltip ileten ve onunla adaleti kılan (uygulayan) bir ümmet vardır.
|
Ali Bulaç
Yarattıklarımızdan, hakka yöneltip ileten ve onunla adaleti kılan (uygulayan) bir ümmet vardır. |
|
|
Araf 181. Ayet
181. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Yarattıklarımızdan öyle bir millet var ki, daima hakka iletir ve adaleti hak ile yerine getirir.
|
Bayraktar Bayraklı
Yarattıklarımızdan öyle bir millet var ki, daima hakka iletir ve adaleti hak ile yerine getirir. |
|
|
Araf 181. Ayet
181. Ayet
Diyanet İşleri
Yarattıklarımızdan, hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır.
|
Diyanet İşleri
Yarattıklarımızdan, hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır. |
|
|
Araf 181. Ayet
181. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Yine bizim halk ettiklerimizden bir ümmet de var ki hakka rehberlik ederler, ve onunla icrayı adalet eylerler
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Yine bizim halk ettiklerimizden bir ümmet de var ki hakka rehberlik ederler, ve onunla icrayı adalet eylerler |
|
|
Araf 181. Ayet
181. Ayet
Gültekin Onan
Yarattıklarımızdan hakka yöneltip ileten ve onunla adaleti (uygulayan) bir ümmet vardır.
|
Gültekin Onan
Yarattıklarımızdan hakka yöneltip ileten ve onunla adaleti (uygulayan) bir ümmet vardır. |
|
|
Araf 181. Ayet
181. Ayet
Hasan Basri Çantay
Yaratdıklarımızdan öyle bir ümmet de vardır ki onlar hakka rehberlik ederler, adaleti de onunla (o dairede) tatbıyk ederler.
|
Hasan Basri Çantay
Yaratdıklarımızdan öyle bir ümmet de vardır ki onlar hakka rehberlik ederler, adaleti de onunla (o dairede) tatbıyk ederler. |
|
|
Araf 181. Ayet
181. Ayet
İbni Kesir
Yarattıklarımızdan öyle bir ümmet vardır ki; onlar hakkı gösterirler ve onunla adaleti uygularlar.
|
İbni Kesir
Yarattıklarımızdan öyle bir ümmet vardır ki; onlar hakkı gösterirler ve onunla adaleti uygularlar. |
|
|
Araf 181. Ayet
181. Ayet
Muhammed Esed
Yarattıklarımız arasında (başkalarına) doğru yolu gösteren ve onun ışığında adaletle davranan insanlar da vardır.
|
Muhammed Esed
Yarattıklarımız arasında (başkalarına) doğru yolu gösteren ve onun ışığında adaletle davranan insanlar da vardır. |
|
|
Araf 181. Ayet
181. Ayet
Şaban Piriş
Yarattıklarımızdan hakka yönelten ve onunla adaleti sağlayan bir toplum vardır.
|
Şaban Piriş
Yarattıklarımızdan hakka yönelten ve onunla adaleti sağlayan bir toplum vardır. |
|
|
Araf 181. Ayet
181. Ayet
Suat Yıldırım
Yarattıklarımız içinde, daima Hakka giden yolu gösteren ve onunla adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır.
|
Suat Yıldırım
Yarattıklarımız içinde, daima Hakka giden yolu gösteren ve onunla adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır. |
|
|
Araf 181. Ayet
181. Ayet
Süleyman Ateş
Yarattıklarımız içinde, doğrulukla hakka götüren ve hak ile adalet yapan bir ümmet de vardır.
|
Süleyman Ateş
Yarattıklarımız içinde, doğrulukla hakka götüren ve hak ile adalet yapan bir ümmet de vardır. |
|
|
Araf 181. Ayet
181. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Bizim yarattıklarımızdan bir ümmet var ki, hakka rehberlik eder ve onunla adalet sunarlar.
|
Yaşar Nuri Öztürk
Bizim yarattıklarımızdan bir ümmet var ki, hakka rehberlik eder ve onunla adalet sunarlar. |
|
|
Araf 181. Ayet
181. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Yarattıklarımız içersinde hakikate giden yolu gösteren ve onun sayesinde adaletle davranan kimseler de vardır.
|
Mustafa İslamoğlu
Yarattıklarımız içersinde hakikate giden yolu gösteren ve onun sayesinde adaletle davranan kimseler de vardır. |
|
|
Araf 181. Ayet
181. Ayet
Rashad Khalifa
Among our creations, there are those who guide with the truth, and the truth renders them righteous.
|
Rashad Khalifa
Among our creations, there are those who guide with the truth, and the truth renders them righteous. |
|
|
Araf 181. Ayet
181. Ayet
The Monotheist Group
And from among those We created is a nation who guides with the truth, and with it they are just.
|
The Monotheist Group
And from among those We created is a nation who guides with the truth, and with it they are just. |
|
|
Araf 181. Ayet
181. Ayet
Edip-Layth
From among those We created is a community who guides with truth, and with it they establish justice.
|
Edip-Layth
From among those We created is a community who guides with truth, and with it they establish justice. |
|
|
Araf 181. Ayet
181. Ayet
Ali Rıza Safa
Yarattıklarımız arasında, doğru yola gerçekle eriştiren ve Onunla adaletli olan bir topluluk da vardır.
|
Ali Rıza Safa
Yarattıklarımız arasında, doğru yola gerçekle eriştiren ve Onunla adaletli olan bir topluluk da vardır. |
|
|
Araf 181. Ayet
181. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Yarattıklarımız içinde öyle bir toplum(ümmet) vardır ki hem o doğruyu[1] gösterir hem de onun ışığında adaletli davranırlar.
|
Süleymaniye Vakfı
Yarattıklarımız içinde öyle bir toplum(ümmet) vardır ki hem o doğruyu[1] gösterir hem de onun ışığında adaletli davranırlar. |
|
|
Araf 181. Ayet
181. Ayet
Edip Yüksel
Yarattıklarımızın arasında bir topluluk var ki gerçek ile yol gösterirler ve yine onunla hakkı gözetirler.
|
Edip Yüksel
Yarattıklarımızın arasında bir topluluk var ki gerçek ile yol gösterirler ve yine onunla hakkı gözetirler. |
|
|
Araf 181. Ayet
181. Ayet
Erhan Aktaş
Yarattıklarımız arasında öyle bir topluluk da var ki, hakka iletirler ve onunla adil olurlar.
|
Erhan Aktaş
Yarattıklarımız arasında öyle bir topluluk da var ki, hakka iletirler ve onunla adil olurlar. |
|
|
Araf 181. Ayet
181. Ayet
Mehmet Okuyan
Yarattıklarımızdan gerçeğe rehberlik eden ve onunla adil davranan bir topluluk vardır.
|
Mehmet Okuyan
Yarattıklarımızdan gerçeğe rehberlik eden ve onunla adil davranan bir topluluk vardır. |
|
|
Araf 182. Ayet
182. Ayet
Ahmed Hulusi
(Hakikate) işaretlerimizi yalanlayanları, hiç bilmedikleri taraftan aşama aşama (mekr yollu) helake götürürüz.
|
Ahmed Hulusi
(Hakikate) işaretlerimizi yalanlayanları, hiç bilmedikleri taraftan aşama aşama (mekr yollu) helake götürürüz. |
|
|
Araf 182. Ayet
182. Ayet
Ali Bulaç
Ayetlerimizi yalanlayanları ise, onları bilmiyecekleri bir yönden derece derece (günahları yükletip azaba) yaklaştıracağız.
|
Ali Bulaç
Ayetlerimizi yalanlayanları ise, onları bilmiyecekleri bir yönden derece derece (günahları yükletip azaba) yaklaştıracağız. |
|
|
Araf 182. Ayet
182. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilemeyecekleri yerden adım adım helake yaklaştırırız.
|
Bayraktar Bayraklı
Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilemeyecekleri yerden adım adım helake yaklaştırırız. |
|
|
Araf 182. Ayet
182. Ayet
Diyanet İşleri
Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz.
|
Diyanet İşleri
Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz. |
|
|
Araf 182. Ayet
182. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Ayetlerimizi tekzib etmekte olanlar ise biz onları bilemiyecekleri cihetten istidrac ile yuvarlıyacağız
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Ayetlerimizi tekzib etmekte olanlar ise biz onları bilemiyecekleri cihetten istidrac ile yuvarlıyacağız |
|
|
Araf 182. Ayet
182. Ayet
Gültekin Onan
Ayetlerimizi yalanlayanları ise onların bilmeyecekleri bir yönden derece derece (azaba) yaklaştıracağız.
|
Gültekin Onan
Ayetlerimizi yalanlayanları ise onların bilmeyecekleri bir yönden derece derece (azaba) yaklaştıracağız. |
|
|
Araf 182. Ayet
182. Ayet
Hasan Basri Çantay
Ayetlerimizi yalan sayanları biz bilmeyecekleri nokta (lardan derece derece (yavaş yavaş) helake yaklaşdırırız.
|
Hasan Basri Çantay
Ayetlerimizi yalan sayanları biz bilmeyecekleri nokta (lardan derece derece (yavaş yavaş) helake yaklaşdırırız. |
|
|
Araf 182. Ayet
182. Ayet
İbni Kesir
Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; Biz, onları bilmeyecekleri noktadan derece derece helake yaklaştırırız.
|
İbni Kesir
Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; Biz, onları bilmeyecekleri noktadan derece derece helake yaklaştırırız. |
|
|
Araf 182. Ayet
182. Ayet
Muhammed Esed
Ama ayetlerimizi yalanlamaya kalkışan kimselere gelince; onları, ne olup bittiğinden haberleri olmadan adım adım alçaltacağız:
|
Muhammed Esed
Ama ayetlerimizi yalanlamaya kalkışan kimselere gelince; onları, ne olup bittiğinden haberleri olmadan adım adım alçaltacağız: |
|
|
Araf 182. Ayet
182. Ayet
Şaban Piriş
Ayetlerimizi yalanlayanları ise yavaş yavaş bilmedikleri bir yerden (sonuçlarına) yaklaştıracağız.
|
Şaban Piriş
Ayetlerimizi yalanlayanları ise yavaş yavaş bilmedikleri bir yerden (sonuçlarına) yaklaştıracağız. |
|
|
Araf 182. Ayet
182. Ayet
Suat Yıldırım
Ayetlerimizi yalan sayanları, farkına varamayacakları şekilde yavaş yavaş helake yaklaştırırız.
|
Suat Yıldırım
Ayetlerimizi yalan sayanları, farkına varamayacakları şekilde yavaş yavaş helake yaklaştırırız. |
|
|
Araf 182. Ayet
182. Ayet
Süleyman Ateş
Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilmeyecekleri yerden yavaş yavaş helake yaklaştıracağız.
|
Süleyman Ateş
Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilmeyecekleri yerden yavaş yavaş helake yaklaştıracağız. |
|
|
Araf 182. Ayet
182. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilemeyecekleri bir yerden ağır ağır çöküşe götüreceğiz.
|
Yaşar Nuri Öztürk
Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilemeyecekleri bir yerden ağır ağır çöküşe götüreceğiz. |
|
|
Araf 182. Ayet
182. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Ayetlerimizi yalan sayan kimselere gelince: onları bir süreç içerisinde yavaş yavaş eriteceğiz de farkına dahi varmayacaklar.
|
Mustafa İslamoğlu
Ayetlerimizi yalan sayan kimselere gelince: onları bir süreç içerisinde yavaş yavaş eriteceğiz de farkına dahi varmayacaklar. |
|
|
Araf 182. Ayet
182. Ayet
Rashad Khalifa
As for those who reject our revelations, we lead them on without them ever realizing it.
|
Rashad Khalifa
As for those who reject our revelations, we lead them on without them ever realizing it. |
|
|
Araf 182. Ayet
182. Ayet
The Monotheist Group
As for those who deny Our revelations, We will entice them from where they do not know.
|
The Monotheist Group
As for those who deny Our revelations, We will entice them from where they do not know. |
|
|
Araf 182. Ayet
182. Ayet
Edip-Layth
As for those who deny Our signs, We will gradually lead them from where they do not know.
|
Edip-Layth
As for those who deny Our signs, We will gradually lead them from where they do not know. |
|
|
Araf 182. Ayet
182. Ayet
Ali Rıza Safa
Ayetlerimizi yalanlayanları, bilemeyecekleri bir yerden, adım adım alçaltacağız.
|
Ali Rıza Safa
Ayetlerimizi yalanlayanları, bilemeyecekleri bir yerden, adım adım alçaltacağız. |
İletişime Geçin
Yardıma mı ihtiyacınız var? Hızlı bir şekilde yardım için destek ekibimizle iletişime geçin.
Henüz Üye Değil misiniz?
Kaydolun! Kendinize özel takip ve favori listeleri oluşturabilirsiniz.