Mealler
Araf Suresi - Mealler
| Takip | Sure Ayetler | Meal |
|---|---|---|
|
Araf 37. Ayet
37. Ayet
Muhammed Esed
Kendi asılsız uydurmalarını Allaha yakıştıran ya da Allahın ayetlerini yalanlamaya kalkışan kimselerden daha zalim kim olabilir? Onlara (hayatta) nasip olarak her ne ki yazılmışsa kendilerini bulacaktır; ta ki, canlarını almak için elçilerimiz gelip (de) onlara: "Hani, nerde Allahtan başka çağırıp durduğunuz varlıklar?" deyinceye kadar. Ve (günahkarlar): "Bizi yüzüstü bıraktılar!" diye karşılık verecekler; ve (böylece), hakkı inkar eden kimseler oldukları konusunda kendi aleyhlerine tanıklık etmiş olacaklar.
|
Muhammed Esed
Kendi asılsız uydurmalarını Allaha yakıştıran ya da Allahın ayetlerini yalanlamaya kalkışan kimselerden daha zalim kim olabilir? Onlara (hayatta) nasip olarak her ne ki yazılmışsa kendilerini bulacaktır; ta ki, canlarını almak için elçilerimiz gelip (de) onlara: "Hani, nerde Allahtan başka çağırıp durduğunuz varlıklar?" deyinceye kadar. Ve (günahkarlar): "Bizi yüzüstü bıraktılar!" diye karşılık verecekler; ve (böylece), hakkı inkar eden kimseler oldukları konusunda kendi aleyhlerine tanıklık etmiş olacaklar. |
|
|
Araf 37. Ayet
37. Ayet
Şaban Piriş
Öyleyse Allah hakkında yalan uydurandan veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Bunlara kitaptan nasipleri ne ise ulaşacaktır. Nihayet; elçilerimiz canlarını almaya gelince: -Nerede, Allah'ın dışında yalvardıklarınız? diye soracaklardır. Onlar da: -Bizden uzaklaşıp gittiler, diyerek kafir oldukları hakkında kendi aleyhlerine şahitlik edeceklerdir.
|
Şaban Piriş
Öyleyse Allah hakkında yalan uydurandan veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Bunlara kitaptan nasipleri ne ise ulaşacaktır. Nihayet; elçilerimiz canlarını almaya gelince: -Nerede, Allah'ın dışında yalvardıklarınız? diye soracaklardır. Onlar da: -Bizden uzaklaşıp gittiler, diyerek kafir oldukları hakkında kendi aleyhlerine şahitlik edeceklerdir. |
|
|
Araf 37. Ayet
37. Ayet
Suat Yıldırım
İftira ederek, Allah'ın söylemediği bir sözü O'na mal eden, yahut Allah'ın ayetlerini yalan sayan kimseden daha zalim biri olabilir mi?Kaderden nasipleri ne ise, onlara erişecektir. Nihayet elçilerimiz (ölüm melekleri) gelip canlarını alırken: "Hani nerede o Allah'tan başka taptıklarınız?" dediklerinde "Onlar bizden uzaklaşıp ortadan kayboldular." derler. Böylece kafir olduklarına dair kendi aleyhlerinde şahitlik ederler.
|
Suat Yıldırım
İftira ederek, Allah'ın söylemediği bir sözü O'na mal eden, yahut Allah'ın ayetlerini yalan sayan kimseden daha zalim biri olabilir mi?Kaderden nasipleri ne ise, onlara erişecektir. Nihayet elçilerimiz (ölüm melekleri) gelip canlarını alırken: "Hani nerede o Allah'tan başka taptıklarınız?" dediklerinde "Onlar bizden uzaklaşıp ortadan kayboldular." derler. Böylece kafir olduklarına dair kendi aleyhlerinde şahitlik ederler. |
|
|
Araf 37. Ayet
37. Ayet
Süleyman Ateş
Allah'a yalan uyduran, ya da O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Onlara Kitaptan nasipleri erişir (ezelde kendileri için ne rızık takdir edilmişse onu alır ve kendilerine yazılmış süre kadar yaşarlar); nihayet (ömürleri tükendiği zaman) melek elçilerimiz gelip canlarını alırken: "Hani Alah'tan başka yalvardıklarınız nerede?" dediklerinde: "Bizden sapıp, kayboldular" dediler ve kendi aleyhlerine, kendilerinin kafir olduklarına şahidlik ettiler.
|
Süleyman Ateş
Allah'a yalan uyduran, ya da O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Onlara Kitaptan nasipleri erişir (ezelde kendileri için ne rızık takdir edilmişse onu alır ve kendilerine yazılmış süre kadar yaşarlar); nihayet (ömürleri tükendiği zaman) melek elçilerimiz gelip canlarını alırken: "Hani Alah'tan başka yalvardıklarınız nerede?" dediklerinde: "Bizden sapıp, kayboldular" dediler ve kendi aleyhlerine, kendilerinin kafir olduklarına şahidlik ettiler. |
|
|
Araf 37. Ayet
37. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Yalan düzerek Allah'a iftira eden yahut O'nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kim vardır? İşte bunların Kitap'tan nasipleri kendilerine ulaşır, nihayet elçilerimiz onlara gelip canlarını alırken şöyle derler: "Allah dışındaki yakardıklarınız nerede?" Şu cevabı verirler: "Bizden uzaklaşıp kayboldular." Böylece, öz benlikleri aleyhine kendilerinin kafir olduğuna tanıklık ettiler.
|
Yaşar Nuri Öztürk
Yalan düzerek Allah'a iftira eden yahut O'nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kim vardır? İşte bunların Kitap'tan nasipleri kendilerine ulaşır, nihayet elçilerimiz onlara gelip canlarını alırken şöyle derler: "Allah dışındaki yakardıklarınız nerede?" Şu cevabı verirler: "Bizden uzaklaşıp kayboldular." Böylece, öz benlikleri aleyhine kendilerinin kafir olduğuna tanıklık ettiler. |
|
|
Araf 37. Ayet
37. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Kendi uydurduklarını Allah'a isnat eden ya da O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim biri olabilir mi? Bu tipler için yazılan (ceza)lardan onların payına düşen gelip onları bulacak: En sonunda canlarını almak için elçilerimiz geldiğinde, onlara "Nerede Allah'ı bırakıp da kendilerine yalvarıp yakardıklarınız?" diye soracak. Onlar (ise) "Bizi yüzüstü bıraktılar!" cevabını vererek, hakikati ısrarla inkar etmeleri konusunda yine kendi aleyhlerine tanıklık edecek.
|
Mustafa İslamoğlu
Kendi uydurduklarını Allah'a isnat eden ya da O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim biri olabilir mi? Bu tipler için yazılan (ceza)lardan onların payına düşen gelip onları bulacak: En sonunda canlarını almak için elçilerimiz geldiğinde, onlara "Nerede Allah'ı bırakıp da kendilerine yalvarıp yakardıklarınız?" diye soracak. Onlar (ise) "Bizi yüzüstü bıraktılar!" cevabını vererek, hakikati ısrarla inkar etmeleri konusunda yine kendi aleyhlerine tanıklık edecek. |
|
|
Araf 37. Ayet
37. Ayet
Rashad Khalifa
Who is more evil than those who invent lies about GOD, or reject His revelations? These will get their share, in accordance with the scripture, then, when our messengers come to terminate their lives, they will say, "Where are the idols you used to implore beside GOD?" They will say, "They have abandoned us." They will bear witness against themselves that they were disbelievers.
|
Rashad Khalifa
Who is more evil than those who invent lies about GOD, or reject His revelations? These will get their share, in accordance with the scripture, then, when our messengers come to terminate their lives, they will say, "Where are the idols you used to implore beside GOD?" They will say, "They have abandoned us." They will bear witness against themselves that they were disbelievers. |
|
|
Araf 37. Ayet
37. Ayet
The Monotheist Group
Who is more wicked than he who invents lies about God, or denies His revelations? These will receive their recompense from the record; so that when Our messengers come to terminate their lives, they will say: "Where are those whom you used to call on besides God?" They said: "They have abandoned us!" And they bore witness upon themselves that they were rejecters.
|
The Monotheist Group
Who is more wicked than he who invents lies about God, or denies His revelations? These will receive their recompense from the record; so that when Our messengers come to terminate their lives, they will say: "Where are those whom you used to call on besides God?" They said: "They have abandoned us!" And they bore witness upon themselves that they were rejecters. |
|
|
Araf 37. Ayet
37. Ayet
Edip-Layth
Who is more wicked than one who invents lies about God, or denies His signs? These will receive their recompense from the book; so that when Our messengers come to take them, they will say, "Where are those whom you used to call on besides God?" they said, "They have abandoned us!" and they bore witness upon themselves that they were ingrates.
|
Edip-Layth
Who is more wicked than one who invents lies about God, or denies His signs? These will receive their recompense from the book; so that when Our messengers come to take them, they will say, "Where are those whom you used to call on besides God?" they said, "They have abandoned us!" and they bore witness upon themselves that they were ingrates. |
|
|
Araf 37. Ayet
37. Ayet
Ali Rıza Safa
Öyleyse Allah hakkında yalanlar söyleyerek iftira eden veya O'nun ayetlerini yalanlayandan, daha aşırı, kim haksızlık yapabilir? İşte onların, Kitap'tan payları kendilerine ulaşır. Sonunda elçilerimiz geldiğinde, canlarını alırken, şöyle derler: "Allah'tan başka bir de ayrıca yakarışlarda bulunduklarınız neredeler?" Derler ki: "Bizi bırakarak yitip gittiler!" Nankör olduklarına kendileri de tanıklık ederler.
|
Ali Rıza Safa
Öyleyse Allah hakkında yalanlar söyleyerek iftira eden veya O'nun ayetlerini yalanlayandan, daha aşırı, kim haksızlık yapabilir? İşte onların, Kitap'tan payları kendilerine ulaşır. Sonunda elçilerimiz geldiğinde, canlarını alırken, şöyle derler: "Allah'tan başka bir de ayrıca yakarışlarda bulunduklarınız neredeler?" Derler ki: "Bizi bırakarak yitip gittiler!" Nankör olduklarına kendileri de tanıklık ederler. |
|
|
Araf 37. Ayet
37. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Bir yalanı Allah'a atfeden veya ayetleri karşısında yalana sarılandan daha yanlış yapan kim olabilir? Defterlerinde yazılı suçlarının cezası onları bulacaktır[1]. Elçilerimiz canlarını almaya gelince: "Hani o Allah'tan önce yardıma çağırdıklarınız?" diyecekler, onlar da "Kaybolup gittiler!" diye cevap vereceklerdir. Kendilerinin kafir olduklarına bizzat şahitlik edeceklerdir.
|
Süleymaniye Vakfı
Bir yalanı Allah'a atfeden veya ayetleri karşısında yalana sarılandan daha yanlış yapan kim olabilir? Defterlerinde yazılı suçlarının cezası onları bulacaktır[1]. Elçilerimiz canlarını almaya gelince: "Hani o Allah'tan önce yardıma çağırdıklarınız?" diyecekler, onlar da "Kaybolup gittiler!" diye cevap vereceklerdir. Kendilerinin kafir olduklarına bizzat şahitlik edeceklerdir. |
|
|
Araf 37. Ayet
37. Ayet
Edip Yüksel
ALLAH'a yalan iftira edenden veya ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Onların kitapta anlatılan payları kendilerine erişecektir. Elçilerimiz kendilerine gelip canlarını alırken: "Allah'ın dışında hizmet ettikleriniz nerede" dediklerinde, "Bizi terk ettiler" derler. İnkarcı olduklarına dair kendi aleyhlerinde tanıklık ederler.
|
Edip Yüksel
ALLAH'a yalan iftira edenden veya ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Onların kitapta anlatılan payları kendilerine erişecektir. Elçilerimiz kendilerine gelip canlarını alırken: "Allah'ın dışında hizmet ettikleriniz nerede" dediklerinde, "Bizi terk ettiler" derler. İnkarcı olduklarına dair kendi aleyhlerinde tanıklık ederler. |
|
|
Araf 37. Ayet
37. Ayet
Erhan Aktaş
Allah'a iftira eden veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha haksız kim olabilir? Kitaptaki nasipleri onlara erişecektir.[1] Nihayet resullerimiz[2], canlarını almak için onlara geldiğinde, "Allah'tan başka yakardığınız ilahlar nerede." Dediklerinde; onlar da: "Onlar bizden uzaklaşıp gittiler." dediler. Ayetlerimizi yalanlayan nankörler olduklarına dair kendi aleyhlerinde tanıklık ettiler.
|
Erhan Aktaş
Allah'a iftira eden veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha haksız kim olabilir? Kitaptaki nasipleri onlara erişecektir.[1] Nihayet resullerimiz[2], canlarını almak için onlara geldiğinde, "Allah'tan başka yakardığınız ilahlar nerede." Dediklerinde; onlar da: "Onlar bizden uzaklaşıp gittiler." dediler. Ayetlerimizi yalanlayan nankörler olduklarına dair kendi aleyhlerinde tanıklık ettiler. |
|
|
Araf 37. Ayet
37. Ayet
Mehmet Okuyan
Allah'a yalan uyduran veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir ki![1] Onlara, kitapta (yazılı olan azaptan) payları ulaşacaktır. Sonunda onları vefat ettirecek elçilerimiz (melekler)[2] kendilerine geldiğinde "Allah'ın peşi sıra yalvardıklarınız nerede?" diyeceklerdir. Onlar da kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederek "Bizden kaybolup gitmişler!" diyeceklerdir.[3]
|
Mehmet Okuyan
Allah'a yalan uyduran veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir ki![1] Onlara, kitapta (yazılı olan azaptan) payları ulaşacaktır. Sonunda onları vefat ettirecek elçilerimiz (melekler)[2] kendilerine geldiğinde "Allah'ın peşi sıra yalvardıklarınız nerede?" diyeceklerdir. Onlar da kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederek "Bizden kaybolup gitmişler!" diyeceklerdir.[3] |
|
|
Araf 38. Ayet
38. Ayet
Ahmed Hulusi
Buyurdu: "Sizden önce geçmiş cinnden ve insten topluluklar arasında, Nar'a (ateşe - radyasyona - yakıcı dalga boyu ortamına) dahil olun"... Her topluluk dahil oldukça, inancını paylaştığı yakınına lanet eder! Nihayet hepsi orada bir araya gelip birikince, sonrakiler öncekileri için: "Rabbimiz... İşte bunlar bizi saptırdılar... Onlara Nar'dan (ateş - radyasyon) iki kat azap ver" derler... Buyurdu: "Hepsi için iki katı vardır, fakat bilmiyorsunuz. "
|
Ahmed Hulusi
Buyurdu: "Sizden önce geçmiş cinnden ve insten topluluklar arasında, Nar'a (ateşe - radyasyona - yakıcı dalga boyu ortamına) dahil olun"... Her topluluk dahil oldukça, inancını paylaştığı yakınına lanet eder! Nihayet hepsi orada bir araya gelip birikince, sonrakiler öncekileri için: "Rabbimiz... İşte bunlar bizi saptırdılar... Onlara Nar'dan (ateş - radyasyon) iki kat azap ver" derler... Buyurdu: "Hepsi için iki katı vardır, fakat bilmiyorsunuz. " |
|
|
Araf 38. Ayet
38. Ayet
Ali Bulaç
(Allah) diyecek: "Cinlerden ve insanlardan sizden önce geçmiş ümmetlerle birlikte ateşe girin." Her bir ümmet girişinde kardeşini (kendi benzerini) lanetler. Nitekim hepsi birbiri ardınca orada toplanınca, en sonra yer alanlar, en önde gelenler için: "Rabbimiz, işte bunlar bizi saptırdı; öyleyse ateşten kat kat arttırılmış bir azab ver diyecekler. (Allah da:) "Hepsi için kat kattır. Ancak siz bilmezsiniz" diyecek.
|
Ali Bulaç
(Allah) diyecek: "Cinlerden ve insanlardan sizden önce geçmiş ümmetlerle birlikte ateşe girin." Her bir ümmet girişinde kardeşini (kendi benzerini) lanetler. Nitekim hepsi birbiri ardınca orada toplanınca, en sonra yer alanlar, en önde gelenler için: "Rabbimiz, işte bunlar bizi saptırdı; öyleyse ateşten kat kat arttırılmış bir azab ver diyecekler. (Allah da:) "Hepsi için kat kattır. Ancak siz bilmezsiniz" diyecek. |
|
|
Araf 38. Ayet
38. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Allah buyuracak ki: "Sizden önce geçmiş cin ve insan toplulukları arasında siz de ateşe giriniz!" Her ümmet girdikçe yoldaşına lanet edecektir. Hepsi birbiri ardından orada toplanınca, sonrakiler öncelikler için, "Ey Rabbimiz! Bizi işte bunlar saptırdılar! Onun için onlara ateşten bir kat daha fazla azap ver!" diyecekler. Allah da, "Zaten herkes için bir kat daha fazla azap vardır, fakat siz bilmezsiniz" diyecektir.
|
Bayraktar Bayraklı
Allah buyuracak ki: "Sizden önce geçmiş cin ve insan toplulukları arasında siz de ateşe giriniz!" Her ümmet girdikçe yoldaşına lanet edecektir. Hepsi birbiri ardından orada toplanınca, sonrakiler öncelikler için, "Ey Rabbimiz! Bizi işte bunlar saptırdılar! Onun için onlara ateşten bir kat daha fazla azap ver!" diyecekler. Allah da, "Zaten herkes için bir kat daha fazla azap vardır, fakat siz bilmezsiniz" diyecektir. |
|
|
Araf 38. Ayet
38. Ayet
Diyanet İşleri
Allah, şöyle der: "Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin." Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lanet eder. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler, kendilerine öncülük edenler için, "Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. Onlara bir kat daha ateş azabı ver" derler. Allah, der ki: "Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. Fakat bilmiyorsunuz."
|
Diyanet İşleri
Allah, şöyle der: "Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin." Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lanet eder. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler, kendilerine öncülük edenler için, "Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. Onlara bir kat daha ateş azabı ver" derler. Allah, der ki: "Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. Fakat bilmiyorsunuz." |
|
|
Araf 38. Ayet
38. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
"Girin bakalım sizden evvel İns-ü Cinden geçen ümmetlerin içinde ateşe" buyurur, her ümmet girdikçe hemşiresine la'net eder, nihayet hepsi orada birbirlerine ulanırlar, sonrakileri, öndekilerini göstererek "Rabbena, derler: işte şunlar bizi yoldan çıkardılar, onun için onlara ateşten iki katlı azab ver" her birinize, buyurur: iki katlı, ve lakin bilmiyorsunuz
|
Elmalılı Hamdi Yazır
"Girin bakalım sizden evvel İns-ü Cinden geçen ümmetlerin içinde ateşe" buyurur, her ümmet girdikçe hemşiresine la'net eder, nihayet hepsi orada birbirlerine ulanırlar, sonrakileri, öndekilerini göstererek "Rabbena, derler: işte şunlar bizi yoldan çıkardılar, onun için onlara ateşten iki katlı azab ver" her birinize, buyurur: iki katlı, ve lakin bilmiyorsunuz |
|
|
Araf 38. Ayet
38. Ayet
Gültekin Onan
(Tanrı) Diyecek: "Cinlerden ve insanlardan sizden önce geçmiş ümmetlerle birlikte ateşe girin." Her bir ümmet girişinde kardeşini [kendi benzerini] lanetler. Nitekim hepsi birbiri ardınca orada toplanınca, en sonra yer alanlar, en önde gelenler için: "Rabbimiz, işte bunlar bizi saptırdı; öyleyse ateşten kat kat arttırılmış bir azab ver" diyecekler. (Tanrı da:) "Hepsi için kat kattır. Ancak siz bilmezsiniz" diyecek.
|
Gültekin Onan
(Tanrı) Diyecek: "Cinlerden ve insanlardan sizden önce geçmiş ümmetlerle birlikte ateşe girin." Her bir ümmet girişinde kardeşini [kendi benzerini] lanetler. Nitekim hepsi birbiri ardınca orada toplanınca, en sonra yer alanlar, en önde gelenler için: "Rabbimiz, işte bunlar bizi saptırdı; öyleyse ateşten kat kat arttırılmış bir azab ver" diyecekler. (Tanrı da:) "Hepsi için kat kattır. Ancak siz bilmezsiniz" diyecek. |
|
|
Araf 38. Ayet
38. Ayet
Hasan Basri Çantay
(Allah) diyecek: "İns ve cinden sizden evvel geçmiş ümmetler arasında siz de girin bu ateşin içine". Her ümmet girdikçe (kendisine uyub saydığı) hemşiresine la'net edecek. Nihayet hepsi birbiri ardınca oraya girib toplanınca da sonrakiler evvelkiler için: "Ey Rabbimiz, diyecek, işte bizi bunlar saptırdılar. Onun için bunlara ateşden katmerli azab ver". Buyuracak ki: "Herkes için katmerli. Şu kadar ki siz (bunu) bilmezsiniz".
|
Hasan Basri Çantay
(Allah) diyecek: "İns ve cinden sizden evvel geçmiş ümmetler arasında siz de girin bu ateşin içine". Her ümmet girdikçe (kendisine uyub saydığı) hemşiresine la'net edecek. Nihayet hepsi birbiri ardınca oraya girib toplanınca da sonrakiler evvelkiler için: "Ey Rabbimiz, diyecek, işte bizi bunlar saptırdılar. Onun için bunlara ateşden katmerli azab ver". Buyuracak ki: "Herkes için katmerli. Şu kadar ki siz (bunu) bilmezsiniz". |
|
|
Araf 38. Ayet
38. Ayet
İbni Kesir
Buyurdu ki: Sizden önce geçmiş cinn ve insan topluluklarıyla girin ateşe. Her ümmet girdikçe; yoldaşına la'net eder. Nihayet hepsi birbiri ardından orada toplanınca; sonrakiler öncekiler için derler ki: Rabbımız; işte bizi bunlar saptırdı. Onun için bunlara katmerli azab ver. Buyurur ki: Hepiniz Evet, dediler. Bunun üzerine aralarında bir münadi: Allah'ın la'neti; zalimlerin üzerinedir, diye seslendi.
|
İbni Kesir
Buyurdu ki: Sizden önce geçmiş cinn ve insan topluluklarıyla girin ateşe. Her ümmet girdikçe; yoldaşına la'net eder. Nihayet hepsi birbiri ardından orada toplanınca; sonrakiler öncekiler için derler ki: Rabbımız; işte bizi bunlar saptırdı. Onun için bunlara katmerli azab ver. Buyurur ki: Hepiniz Evet, dediler. Bunun üzerine aralarında bir münadi: Allah'ın la'neti; zalimlerin üzerinedir, diye seslendi. |
|
|
Araf 38. Ayet
38. Ayet
Muhammed Esed
(Bunun üzerine Allah): "Katılın öyleyse, ateşe sizden önce gömülüp giden görünmeyen varlıklar ve insanlar güruhuna!" (Ve) bir güruh (ateşe) girerken her seferinde kendi yandaşlarına lanet edecek; o kadar ki, onların hepsi, birbiri ardından oraya doluştuklarında, sonrakiler önden gidenler için (şöyle) diyecek: "Ey Rabbimiz! Bizi yoldan çıkaran işte bunlardı: öyleyse, onlara ateşle iki kat azap ver!" Allah: "Her biriniz iki kat azaba müstehaksınız ama bunu bilmiyorsunuz" diye cevap verecek buna.
|
Muhammed Esed
(Bunun üzerine Allah): "Katılın öyleyse, ateşe sizden önce gömülüp giden görünmeyen varlıklar ve insanlar güruhuna!" (Ve) bir güruh (ateşe) girerken her seferinde kendi yandaşlarına lanet edecek; o kadar ki, onların hepsi, birbiri ardından oraya doluştuklarında, sonrakiler önden gidenler için (şöyle) diyecek: "Ey Rabbimiz! Bizi yoldan çıkaran işte bunlardı: öyleyse, onlara ateşle iki kat azap ver!" Allah: "Her biriniz iki kat azaba müstehaksınız ama bunu bilmiyorsunuz" diye cevap verecek buna. |
|
|
Araf 38. Ayet
38. Ayet
Şaban Piriş
Allah: -Sizden önce geçen cin ve insan toplumları içinde ateşe girin! der. Her toplum da girdikçe kardeşini lanetler. Sonunda hepsi orada bir araya gelince, sonra gelenler, öncekiler için: -Rabbimiz, işte bizi bunlar saptırdılar. Onlara ateşten azabı kat kat ver! derler. Allah: Herkese kat kat azap vardır, fakat, bilmiyorsunuz, der.
|
Şaban Piriş
Allah: -Sizden önce geçen cin ve insan toplumları içinde ateşe girin! der. Her toplum da girdikçe kardeşini lanetler. Sonunda hepsi orada bir araya gelince, sonra gelenler, öncekiler için: -Rabbimiz, işte bizi bunlar saptırdılar. Onlara ateşten azabı kat kat ver! derler. Allah: Herkese kat kat azap vardır, fakat, bilmiyorsunuz, der. |
|
|
Araf 38. Ayet
38. Ayet
Suat Yıldırım
Hak Teala: "Girin bakalım sizden önce gelip geçen cin ve insan topluluklarıyla beraber ateşe!" buyurur. Her ümmet oraya girdikçe, yoldaşına lanet eder. Nihayet hepsi birbiri ardından gelip orada bir araya gelince, sonrakiler öndekileri göstererek:"Ey Rabbimiz, derler. İşte şunlar bizi saptırdılar, onun için onlara iki kat ateş azabı çektir."O da: "Her birinize iki misli azap var, lakin siz bunu bilmiyorsunuz!" buyurur.
|
Suat Yıldırım
Hak Teala: "Girin bakalım sizden önce gelip geçen cin ve insan topluluklarıyla beraber ateşe!" buyurur. Her ümmet oraya girdikçe, yoldaşına lanet eder. Nihayet hepsi birbiri ardından gelip orada bir araya gelince, sonrakiler öndekileri göstererek:"Ey Rabbimiz, derler. İşte şunlar bizi saptırdılar, onun için onlara iki kat ateş azabı çektir."O da: "Her birinize iki misli azap var, lakin siz bunu bilmiyorsunuz!" buyurur. |
|
|
Araf 38. Ayet
38. Ayet
Süleyman Ateş
(Allah) buyurdu: "Sizden önce geçen cin ve insan topluluklariyle beraber ateşin içine girin!" Her ümmet girdikçe yoldaşına la'net etti. Hepsi birbiri ardından orada toplanınca sonrakiler, öncekiler için dediler ki: "Rabbimiz, bunlar bizi saptırdılar. Bunlara ateşten bir kat daha azab ver!" (Allah): "Hepsi için bir kat fazla (azab) vardır, ama siz bilmezsiniz." dedi.
|
Süleyman Ateş
(Allah) buyurdu: "Sizden önce geçen cin ve insan topluluklariyle beraber ateşin içine girin!" Her ümmet girdikçe yoldaşına la'net etti. Hepsi birbiri ardından orada toplanınca sonrakiler, öncekiler için dediler ki: "Rabbimiz, bunlar bizi saptırdılar. Bunlara ateşten bir kat daha azab ver!" (Allah): "Hepsi için bir kat fazla (azab) vardır, ama siz bilmezsiniz." dedi. |
|
|
Araf 38. Ayet
38. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Allah buyurdu: "Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan topluluklarıyla içiçe, girin bakalım ateşe." Her ümmet girdiğinde, yoldaşına/kızkardeşine lanet eder. Nihayet, hepsi orada bir araya gelince, sonrakiler öncekiler için şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi bunlar saptırdılar. Ateş azabını bunlara bir kat daha fazla ver." Allah buyurur: "Her biri için bir kat fazlası var, fakat siz bilmezsiniz."
|
Yaşar Nuri Öztürk
Allah buyurdu: "Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan topluluklarıyla içiçe, girin bakalım ateşe." Her ümmet girdiğinde, yoldaşına/kızkardeşine lanet eder. Nihayet, hepsi orada bir araya gelince, sonrakiler öncekiler için şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi bunlar saptırdılar. Ateş azabını bunlara bir kat daha fazla ver." Allah buyurur: "Her biri için bir kat fazlası var, fakat siz bilmezsiniz." |
|
|
Araf 38. Ayet
38. Ayet
Mustafa İslamoğlu
(Ve Allah): "Sizden önce gelip geçmiş olan görünür görünmüz iradeli varlık gurupları arasına siz de katılarak ateşe girin!" diyecek. (Ateşe) giren guruplar her seferinde diğer guruba lanet edecek; öyle ki, onların tümü birbiri ardınca oraya doluşunca, sonrakiler önden gidenler için "Rabbimiz! İşte bizi yoldan çıkaran bunlar; bu yüzden onlara iki kat ateş azabı çektir!" diyecek. (Allah): "Hepiniz iki kat azabı hak ettiniz, fakat bunun dahi farkında değilsiniz!" diye cevap verecek.
|
Mustafa İslamoğlu
(Ve Allah): "Sizden önce gelip geçmiş olan görünür görünmüz iradeli varlık gurupları arasına siz de katılarak ateşe girin!" diyecek. (Ateşe) giren guruplar her seferinde diğer guruba lanet edecek; öyle ki, onların tümü birbiri ardınca oraya doluşunca, sonrakiler önden gidenler için "Rabbimiz! İşte bizi yoldan çıkaran bunlar; bu yüzden onlara iki kat ateş azabı çektir!" diyecek. (Allah): "Hepiniz iki kat azabı hak ettiniz, fakat bunun dahi farkında değilsiniz!" diye cevap verecek. |
|
|
Araf 38. Ayet
38. Ayet
Rashad Khalifa
He will say, "Enter with the previous communities of jinns and humans into Hell." Every time a group enters, they will curse their ancestral group. Once they are all in it, the latest one will say of the previous one, "Our Lord, these are the ones who misled us. Give them double the retribution of Hell." He will say, "Each receives double, but you do not know."
|
Rashad Khalifa
He will say, "Enter with the previous communities of jinns and humans into Hell." Every time a group enters, they will curse their ancestral group. Once they are all in it, the latest one will say of the previous one, "Our Lord, these are the ones who misled us. Give them double the retribution of Hell." He will say, "Each receives double, but you do not know." |
|
|
Araf 38. Ayet
38. Ayet
The Monotheist Group
He said: "Enter with the multitude of nations before you from mankind and Jinn to the Fire!" Every time a nation entered, it cursed its sister nation, until they are all gathered inside it; then the last of them says to the first: "Our Lord, these are the ones who have misguided us, so give them double the retribution of the Fire!" He replied: "Each will receive double, but you do not know."
|
The Monotheist Group
He said: "Enter with the multitude of nations before you from mankind and Jinn to the Fire!" Every time a nation entered, it cursed its sister nation, until they are all gathered inside it; then the last of them says to the first: "Our Lord, these are the ones who have misguided us, so give them double the retribution of the Fire!" He replied: "Each will receive double, but you do not know." |
|
|
Araf 38. Ayet
38. Ayet
Edip-Layth
He said, "Enter with the multitude of nations before you from humans and Jinn to the fire!" Every time a nation entered, it cursed its sister nation, until they are all gathered inside it; then the last of them says to the first: "Our Lord, these are the ones who have misguided us, so give them double the retribution of the fire!" He replied: "Each will receive double, but you do not know."
|
Edip-Layth
He said, "Enter with the multitude of nations before you from humans and Jinn to the fire!" Every time a nation entered, it cursed its sister nation, until they are all gathered inside it; then the last of them says to the first: "Our Lord, these are the ones who have misguided us, so give them double the retribution of the fire!" He replied: "Each will receive double, but you do not know." |
|
|
Araf 38. Ayet
38. Ayet
Ali Rıza Safa
Şöyle diyecek: "Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin!" Her topluluk, girerken kendi yandaşlarına lanet eder. Sonunda, birbiri ardınca tümü orada toplanınca, sonrakiler, öncekiler için, şöyle derler: "Efendimiz! Bizi yoldan çıkaranlar, işte bunlardı. Onlara, ateşle iki kat ceza ver!" Der ki: "Her biriniz için iki kat ceza vardır; fakat siz bilmezsiniz!"
|
Ali Rıza Safa
Şöyle diyecek: "Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin!" Her topluluk, girerken kendi yandaşlarına lanet eder. Sonunda, birbiri ardınca tümü orada toplanınca, sonrakiler, öncekiler için, şöyle derler: "Efendimiz! Bizi yoldan çıkaranlar, işte bunlardı. Onlara, ateşle iki kat ceza ver!" Der ki: "Her biriniz için iki kat ceza vardır; fakat siz bilmezsiniz!" |
|
|
Araf 38. Ayet
38. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Allah onlara: "Sizden önce gelmiş insanlar ve cinlerle beraber şu ateşe girin!" diyecektir. Oraya giren her toplum (ümmet), kendi yoldaşına lanet edecek; hepsi orada derlenip toparlanınca da sonrakiler öncekiler için şöyle diyeceklerdir: "Rabbimiz! Bizi işte bunlar saptırdılar. Sen bunlara o ateşin azabını iki kat ver." Allah diyecek ki "Hepinizinki iki kat ama bilmiyorsunuz."
|
Süleymaniye Vakfı
Allah onlara: "Sizden önce gelmiş insanlar ve cinlerle beraber şu ateşe girin!" diyecektir. Oraya giren her toplum (ümmet), kendi yoldaşına lanet edecek; hepsi orada derlenip toparlanınca da sonrakiler öncekiler için şöyle diyeceklerdir: "Rabbimiz! Bizi işte bunlar saptırdılar. Sen bunlara o ateşin azabını iki kat ver." Allah diyecek ki "Hepinizinki iki kat ama bilmiyorsunuz." |
|
|
Araf 38. Ayet
38. Ayet
Edip Yüksel
"Sizden önce geçen cin ve insan topluluklarıyla birlikte ateşe girin" dedi. Her ne zaman bir topluluk girdiyse bir öncekine lanet etti. Hepsi oraya vardığında sonrakiler öncekiler için: "Efendimiz, bizi bunlar saptırdı. Bunlara ateşten bir kat daha fazla azap ver" dediler. "Hepsi için iki kat vardır. Ancak bilmezsiniz" dedi.
|
Edip Yüksel
"Sizden önce geçen cin ve insan topluluklarıyla birlikte ateşe girin" dedi. Her ne zaman bir topluluk girdiyse bir öncekine lanet etti. Hepsi oraya vardığında sonrakiler öncekiler için: "Efendimiz, bizi bunlar saptırdı. Bunlara ateşten bir kat daha fazla azap ver" dediler. "Hepsi için iki kat vardır. Ancak bilmezsiniz" dedi. |
|
|
Araf 38. Ayet
38. Ayet
Erhan Aktaş
Buyurdu ki: "Sizden önceki cinn[1] ve insten[1] ümmetler[2] arasında siz de ateşe girin. Her ümmet girdikçe, yoldaşlarına lanet etti. Birbiri ardına hepsi orada toplandığı zaman; sonrakiler öncekiler için: "Ey Rabb'imiz! Bunlar bizi saptırdılar, bunlara ateşten bir kat daha azap ver." "Hepsi için bir kat fazla vardır, ama siz bilmezsiniz."[3] dedi.
|
Erhan Aktaş
Buyurdu ki: "Sizden önceki cinn[1] ve insten[1] ümmetler[2] arasında siz de ateşe girin. Her ümmet girdikçe, yoldaşlarına lanet etti. Birbiri ardına hepsi orada toplandığı zaman; sonrakiler öncekiler için: "Ey Rabb'imiz! Bunlar bizi saptırdılar, bunlara ateşten bir kat daha azap ver." "Hepsi için bir kat fazla vardır, ama siz bilmezsiniz."[3] dedi. |
|
|
Araf 38. Ayet
38. Ayet
Mehmet Okuyan
(Allah şöyle) diyecektir:[1] "Sizden önce geçmiş (cehennemlik olan) cin ve insan toplulukları arasında siz de ateşe girin!" Her topluluk (ateşe) girdikçe yoldaşlarına lanet edecektir. Hepsi birbiri ardına cehennemde toplanınca, sonrakiler önce giren (önderleri) için "Rabbimiz! Bizi işte bunlar saptırdılar! Onlara kat kat ateş azabı ver!" diyeceklerdir. (Allah da) "Zaten herkes için kat kat azap vardır[2] fakat siz bilmezsiniz!" cevabını verecektir.
|
Mehmet Okuyan
(Allah şöyle) diyecektir:[1] "Sizden önce geçmiş (cehennemlik olan) cin ve insan toplulukları arasında siz de ateşe girin!" Her topluluk (ateşe) girdikçe yoldaşlarına lanet edecektir. Hepsi birbiri ardına cehennemde toplanınca, sonrakiler önce giren (önderleri) için "Rabbimiz! Bizi işte bunlar saptırdılar! Onlara kat kat ateş azabı ver!" diyeceklerdir. (Allah da) "Zaten herkes için kat kat azap vardır[2] fakat siz bilmezsiniz!" cevabını verecektir. |
|
|
Araf 39. Ayet
39. Ayet
Ahmed Hulusi
Öncekiler de sonrakilere: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yok... Uygulamalarınızın getirisi olarak yaşayın azabı!" derler.
|
Ahmed Hulusi
Öncekiler de sonrakilere: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yok... Uygulamalarınızın getirisi olarak yaşayın azabı!" derler. |
|
|
Araf 39. Ayet
39. Ayet
Ali Bulaç
(Bu sefer) Önde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki: "Sizin bize göre bir üstünlüğünüz yoktur, kazandıklarınıza karşılık olarak azabı tadın."
|
Ali Bulaç
(Bu sefer) Önde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki: "Sizin bize göre bir üstünlüğünüz yoktur, kazandıklarınıza karşılık olarak azabı tadın." |
|
|
Araf 39. Ayet
39. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Öncekiler de sonrakilere derler ki: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın."
|
Bayraktar Bayraklı
Öncekiler de sonrakilere derler ki: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın." |
|
|
Araf 39. Ayet
39. Ayet
Diyanet İşleri
Öncekiler sonrakilere, "Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık, azabı tadın" derler.
|
Diyanet İşleri
Öncekiler sonrakilere, "Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık, azabı tadın" derler. |
|
|
Araf 39. Ayet
39. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Öndekiler de sonrakilere derler ki: sizin de bize karşı bir meziyyetiniz olmadı, artık kendi kesbinizin cezası, tadın azabı
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Öndekiler de sonrakilere derler ki: sizin de bize karşı bir meziyyetiniz olmadı, artık kendi kesbinizin cezası, tadın azabı |
|
|
Araf 39. Ayet
39. Ayet
Gültekin Onan
(Bu sefer) Önde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki: "Sizin bize göre bir üstünlüğünüz yoktur, kazandıklarınıza karşılık olarak azabı tadın."
|
Gültekin Onan
(Bu sefer) Önde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki: "Sizin bize göre bir üstünlüğünüz yoktur, kazandıklarınıza karşılık olarak azabı tadın." |
|
|
Araf 39. Ayet
39. Ayet
Hasan Basri Çantay
Onların evvelkileri de sonrakilerine: "Sizin bize karşı hiçbir üstünlüğ (ünüz) yokdur. O halde ne kazanmış idiyseniz karşılığı olan azabı tadın" dedi (diyecek).
|
Hasan Basri Çantay
Onların evvelkileri de sonrakilerine: "Sizin bize karşı hiçbir üstünlüğ (ünüz) yokdur. O halde ne kazanmış idiyseniz karşılığı olan azabı tadın" dedi (diyecek). |
|
|
Araf 39. Ayet
39. Ayet
İbni Kesir
Öncekiler de sonrakilere: Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur. Öyleyse ne kazandıysanız karşılığı olan azabı tadın, derler.
|
İbni Kesir
Öncekiler de sonrakilere: Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur. Öyleyse ne kazandıysanız karşılığı olan azabı tadın, derler. |
|
|
Araf 39. Ayet
39. Ayet
Muhammed Esed
Ve öncekiler, sonrakilere şöyle diyecek: "Demek ki, hiçbir bakımdan bizden üstün kimseler değilmişsiniz! Öyleyse, yaptığınız bütün o kötülükler için, tadın bu azabı!"
|
Muhammed Esed
Ve öncekiler, sonrakilere şöyle diyecek: "Demek ki, hiçbir bakımdan bizden üstün kimseler değilmişsiniz! Öyleyse, yaptığınız bütün o kötülükler için, tadın bu azabı!" |
|
|
Araf 39. Ayet
39. Ayet
Şaban Piriş
Öncekiler ise, kendilerinden sonra gelenlere: -Sizin, bizden bir üstünlüğünüz yoktur, siz de kazanmış olduklarınıza karşılık azabı tadın!" derler.
|
Şaban Piriş
Öncekiler ise, kendilerinden sonra gelenlere: -Sizin, bizden bir üstünlüğünüz yoktur, siz de kazanmış olduklarınıza karşılık azabı tadın!" derler. |
|
|
Araf 39. Ayet
39. Ayet
Suat Yıldırım
Bu sefer öndekiler de sonrakilere derler ki: "Gördünüz ya, sizin bize karşı bir ayrıcalığınız olmadı, artık kendi işlediklerinizin cezası olarak tadın azabı!"
|
Suat Yıldırım
Bu sefer öndekiler de sonrakilere derler ki: "Gördünüz ya, sizin bize karşı bir ayrıcalığınız olmadı, artık kendi işlediklerinizin cezası olarak tadın azabı!" |
|
|
Araf 39. Ayet
39. Ayet
Süleyman Ateş
Öncekiler de sonrakilere dediler ki: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de kazandıklarınıza karşılık azabı tadın!"
|
Süleyman Ateş
Öncekiler de sonrakilere dediler ki: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de kazandıklarınıza karşılık azabı tadın!" |
|
|
Araf 39. Ayet
39. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Öncekiler de sonrakiler için şöyle konuşurlar: "Artık sizin, bizim üzerimizde bir üstünlüğünüz yok. O halde kazandıklarınıza karşılık azabı tadın."
|
Yaşar Nuri Öztürk
Öncekiler de sonrakiler için şöyle konuşurlar: "Artık sizin, bizim üzerimizde bir üstünlüğünüz yok. O halde kazandıklarınıza karşılık azabı tadın." |
|
|
Araf 39. Ayet
39. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Bu kez öncekiler sonrakilere: "İşte gördünüz, sizin bizden bir farkınız yok. Öyleyse, kendi işledikleriniz yüzünden tadın azabı!" diyecekler.
|
Mustafa İslamoğlu
Bu kez öncekiler sonrakilere: "İşte gördünüz, sizin bizden bir farkınız yok. Öyleyse, kendi işledikleriniz yüzünden tadın azabı!" diyecekler. |
|
|
Araf 39. Ayet
39. Ayet
Rashad Khalifa
The ancestral group will say to the later group, "Since you had an advantage over us, taste the retribution for your own sins."
|
Rashad Khalifa
The ancestral group will say to the later group, "Since you had an advantage over us, taste the retribution for your own sins." |
|
|
Araf 39. Ayet
39. Ayet
The Monotheist Group
And the first of them said to the last: "You have no preference over us, so taste the retribution for what you have earned!"
|
The Monotheist Group
And the first of them said to the last: "You have no preference over us, so taste the retribution for what you have earned!" |
|
|
Araf 39. Ayet
39. Ayet
Edip-Layth
The first of them said to the last: "You have no preference over us, so taste the retribution for what you earned!"
|
Edip-Layth
The first of them said to the last: "You have no preference over us, so taste the retribution for what you earned!" |
|
|
Araf 39. Ayet
39. Ayet
Ali Rıza Safa
Öncekiler de sonrakiler için, şöyle derler: "Bize karşı bir üstünlüğünüz yok; yaptıklarınıza karşılık, artık tadın cezayı!"
|
Ali Rıza Safa
Öncekiler de sonrakiler için, şöyle derler: "Bize karşı bir üstünlüğünüz yok; yaptıklarınıza karşılık, artık tadın cezayı!" |
|
|
Araf 39. Ayet
39. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Öncekiler de sonrakilere şöyle cevap vereceklerdir: "Sizin bizden ne farkınız var ki? Siz de kazandığınıza karşılık bu azabı tadın."
|
Süleymaniye Vakfı
Öncekiler de sonrakilere şöyle cevap vereceklerdir: "Sizin bizden ne farkınız var ki? Siz de kazandığınıza karşılık bu azabı tadın." |
|
|
Araf 39. Ayet
39. Ayet
Edip Yüksel
Öncekiler sonrakilere, "Sizin bize bir üstünlüğünüz yoktur. Kazandıklarınızdan ötürü azabı tadın" dediler.
|
Edip Yüksel
Öncekiler sonrakilere, "Sizin bize bir üstünlüğünüz yoktur. Kazandıklarınızdan ötürü azabı tadın" dediler. |
|
|
Araf 39. Ayet
39. Ayet
Erhan Aktaş
Öncekiler de sonrakilere: "Sizin, bizden iyi bir tarafınız yoktu. O halde kazandıklarınıza karşılık azabı tadın." dediler.
|
Erhan Aktaş
Öncekiler de sonrakilere: "Sizin, bizden iyi bir tarafınız yoktu. O halde kazandıklarınıza karşılık azabı tadın." dediler. |
|
|
Araf 39. Ayet
39. Ayet
Mehmet Okuyan
Öncekiler sonrakilere şöyle diyecekler: "(Belli ki) sizin bizden hiçbir farkınız yokmuş. Siz de (bizim gibi) yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!"
|
Mehmet Okuyan
Öncekiler sonrakilere şöyle diyecekler: "(Belli ki) sizin bizden hiçbir farkınız yokmuş. Siz de (bizim gibi) yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!" |
|
|
Araf 40. Ayet
40. Ayet
Ahmed Hulusi
İşaretlerimizi yalanlayıp, onlara karşı büyüklenenler (var ya muhakkak ki) onlara sema kapıları (hakikati müşahede boyutu) açılmaz ve halat iğne deliğinden geçinceye kadar (ki bu da olanaksızdır!) (onlar) cennete (varlıklarındaki Esma kuvvelerini yaşama şartlarına) dahil olamazlar... Mücrimleri böyle cezalandırırız!
|
Ahmed Hulusi
İşaretlerimizi yalanlayıp, onlara karşı büyüklenenler (var ya muhakkak ki) onlara sema kapıları (hakikati müşahede boyutu) açılmaz ve halat iğne deliğinden geçinceye kadar (ki bu da olanaksızdır!) (onlar) cennete (varlıklarındaki Esma kuvvelerini yaşama şartlarına) dahil olamazlar... Mücrimleri böyle cezalandırırız! |
|
|
Araf 40. Ayet
40. Ayet
Ali Bulaç
Şüphesiz ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklenenler, onlar için göğün kapıları açılmaz ve halat (ya da deve) iğnenin deliğinden geçinceye kadar cennete girmezler. Biz suçlu-günahkarları işte böyle cezalandırırız.
|
Ali Bulaç
Şüphesiz ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklenenler, onlar için göğün kapıları açılmaz ve halat (ya da deve) iğnenin deliğinden geçinceye kadar cennete girmezler. Biz suçlu-günahkarları işte böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 40. Ayet
40. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Bizim ayetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı kibirlenmek isteyenler var ya, işte onlara göğün kapıları açılmayacak ve onlar, deve iğne deliğine girinceye kadar cennete giremeyeceklerdir! Suçluları işte böyle cezalandırırız.
|
Bayraktar Bayraklı
Bizim ayetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı kibirlenmek isteyenler var ya, işte onlara göğün kapıları açılmayacak ve onlar, deve iğne deliğine girinceye kadar cennete giremeyeceklerdir! Suçluları işte böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 40. Ayet
40. Ayet
Diyanet İşleri
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve o ayetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler! Biz suçluları işte böyle cezalandırırız.
|
Diyanet İşleri
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve o ayetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler! Biz suçluları işte böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 40. Ayet
40. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Elbette ayetlerimizi tekzib eden ve onlara iymanı kibirlerine yediremiyen kimselere Semanın kapıları açılmaz ve cemel iğnenin deliğinden geçinceye kadar onlar Cennete girmezler, işte mücrimleri biz böyle cezalandırırız
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Elbette ayetlerimizi tekzib eden ve onlara iymanı kibirlerine yediremiyen kimselere Semanın kapıları açılmaz ve cemel iğnenin deliğinden geçinceye kadar onlar Cennete girmezler, işte mücrimleri biz böyle cezalandırırız |
|
|
Araf 40. Ayet
40. Ayet
Gültekin Onan
Kuşkusuz ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklenenler, onlar için göğün kapıları açılmaz ve halat (ya da deve) iğnenin deliğinden geçinceye kadar cennete girmezler. Biz suçlu-günahkarları işte böyle cezalandırırız.
|
Gültekin Onan
Kuşkusuz ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklenenler, onlar için göğün kapıları açılmaz ve halat (ya da deve) iğnenin deliğinden geçinceye kadar cennete girmezler. Biz suçlu-günahkarları işte böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 40. Ayet
40. Ayet
Hasan Basri Çantay
Bizim ayetlerimizi yalan sayıb da onlara karşı kibirlenmek isteyenler (yok mu?) onlar için gök kapıları açılmayacak, onlar, deve iğne deliğine girinceye kadar, cennete girmeyeceklerdir. Biz günahkarları böyle cezalandırırız.
|
Hasan Basri Çantay
Bizim ayetlerimizi yalan sayıb da onlara karşı kibirlenmek isteyenler (yok mu?) onlar için gök kapıları açılmayacak, onlar, deve iğne deliğine girinceye kadar, cennete girmeyeceklerdir. Biz günahkarları böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 40. Ayet
40. Ayet
İbni Kesir
Muhakkak ki ayetlerimizi yalan sayıp onlara karşı büyüklük taslayanlara; işte onlara, göğün kapıları açılmaz ve onlar; deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler. Biz, suçluları işte böyle cezalandırırız.
|
İbni Kesir
Muhakkak ki ayetlerimizi yalan sayıp onlara karşı büyüklük taslayanlara; işte onlara, göğün kapıları açılmaz ve onlar; deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler. Biz, suçluları işte böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 40. Ayet
40. Ayet
Muhammed Esed
Gerçek şu ki, Ayetlerimizi yalanlamaya kalkışan ve onlara tepeden bakan kimselere göğün kapıları açılmayacaktır; ve onlar, halatın iğne deliğinden geçebilmesinden daha kolay giremeyecekler cennete. Günaha gömülüp gidenleri Biz işte böyle cezalandırırız.
|
Muhammed Esed
Gerçek şu ki, Ayetlerimizi yalanlamaya kalkışan ve onlara tepeden bakan kimselere göğün kapıları açılmayacaktır; ve onlar, halatın iğne deliğinden geçebilmesinden daha kolay giremeyecekler cennete. Günaha gömülüp gidenleri Biz işte böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 40. Ayet
40. Ayet
Şaban Piriş
Ayetlerimizi yalanlayıp, onlara karşı büyüklük taslayanlara, onlara gök kapıları açılmayacak, halat iğne deliğinden geçmedikçe, onlar cennete giremeyeceklerdir. İşte biz, suçluları böyle cezalandırırız.
|
Şaban Piriş
Ayetlerimizi yalanlayıp, onlara karşı büyüklük taslayanlara, onlara gök kapıları açılmayacak, halat iğne deliğinden geçmedikçe, onlar cennete giremeyeceklerdir. İşte biz, suçluları böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 40. Ayet
40. Ayet
Suat Yıldırım
Ayetlerimizi yalan sayanlara ve onları kabule tenezzül etmeyenlere gök kapıları açılmayacak ve deve iğne deliğinden geçmedikçe onlar da cennete giremeyeceklerdir. İşte Biz, suçlu kafirleri böyle cezalandırırız!
|
Suat Yıldırım
Ayetlerimizi yalan sayanlara ve onları kabule tenezzül etmeyenlere gök kapıları açılmayacak ve deve iğne deliğinden geçmedikçe onlar da cennete giremeyeceklerdir. İşte Biz, suçlu kafirleri böyle cezalandırırız! |
|
|
Araf 40. Ayet
40. Ayet
Süleyman Ateş
Bizim ayetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmağa tenezzül etmeyenler var ya, işte onlara gök kapıları açılmayacak ve deve, iğne deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir! İşte suçluları böyle cezalandırırız.
|
Süleyman Ateş
Bizim ayetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmağa tenezzül etmeyenler var ya, işte onlara gök kapıları açılmayacak ve deve, iğne deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir! İşte suçluları böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 40. Ayet
40. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Ayetlerimizi yalanlayan ve onlar karşısında büyüklük taslayanlar var ya, gök kapıları açılmayacaktır onlar için ve deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremeyeceklerdir onlar. Suçluları böyle cezalandırırız biz.
|
Yaşar Nuri Öztürk
Ayetlerimizi yalanlayan ve onlar karşısında büyüklük taslayanlar var ya, gök kapıları açılmayacaktır onlar için ve deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremeyeceklerdir onlar. Suçluları böyle cezalandırırız biz. |
|
|
Araf 40. Ayet
40. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Hiç şüphesiz mesajlarımızı yalanlamaya kalkan ve onları küçümseyenlere yüce alemlerin kapıları açılmayacak; ve onlar, halat iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremeyecekler. Biz, günahta ısrar edenleri işte böyle cezalandırırız.
|
Mustafa İslamoğlu
Hiç şüphesiz mesajlarımızı yalanlamaya kalkan ve onları küçümseyenlere yüce alemlerin kapıları açılmayacak; ve onlar, halat iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremeyecekler. Biz, günahta ısrar edenleri işte böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 40. Ayet
40. Ayet
Rashad Khalifa
Surely, those who reject our revelations and are too arrogant to uphold them, the gates of the sky will never open for them, nor will they enter Paradise until the camel passes through the needle's eye. We thus requite the guilty.
|
Rashad Khalifa
Surely, those who reject our revelations and are too arrogant to uphold them, the gates of the sky will never open for them, nor will they enter Paradise until the camel passes through the needle's eye. We thus requite the guilty. |
|
|
Araf 40. Ayet
40. Ayet
The Monotheist Group
Those who have denied Our revelations, and became arrogant towards them, the gates of the heavens will not open for them, nor will they enter the Paradise until the camel passes through the eye of a needle. It is such that We recompense the criminals.
|
The Monotheist Group
Those who have denied Our revelations, and became arrogant towards them, the gates of the heavens will not open for them, nor will they enter the Paradise until the camel passes through the eye of a needle. It is such that We recompense the criminals. |
|
|
Araf 40. Ayet
40. Ayet
Edip-Layth
Those who have denied Our signs, and reacted to them with arrogance, the gates of the sky will not open for them, nor will they enter paradise until the camel passes through the eye of a needle. It is such that We recompense the criminals.
|
Edip-Layth
Those who have denied Our signs, and reacted to them with arrogance, the gates of the sky will not open for them, nor will they enter paradise until the camel passes through the eye of a needle. It is such that We recompense the criminals. |
|
|
Araf 40. Ayet
40. Ayet
Ali Rıza Safa
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve Ona karşı büyüklük taslayanlar; onlara gök kapıları açılmaz. Halat iğne deliğinden geçinceye değin cennete giremezler. Suçluları, işte böyle cezalandırırız.[120]
|
Ali Rıza Safa
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve Ona karşı büyüklük taslayanlar; onlara gök kapıları açılmaz. Halat iğne deliğinden geçinceye değin cennete giremezler. Suçluları, işte böyle cezalandırırız.[120] |
|
|
Araf 40. Ayet
40. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılan ve büyüklük taslayanlar var ya; işte onlara göklerin kapıları açılmayacak, deve iğne deliğinden geçinceye kadar da Cennet'e giremeyeceklerdir. Suçluları işte böyle cezalandırırız.
|
Süleymaniye Vakfı
Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılan ve büyüklük taslayanlar var ya; işte onlara göklerin kapıları açılmayacak, deve iğne deliğinden geçinceye kadar da Cennet'e giremeyeceklerdir. Suçluları işte böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 40. Ayet
40. Ayet
Edip Yüksel
Ayetlerimizi inkar edenlere ve onlara karşı büyüklük taslayanlara göğün kapısı açılmaz ve deve iğne deliğinden geçmedikçe de bahçeye girmezler. Suçluları böyle cezalandırırız.
|
Edip Yüksel
Ayetlerimizi inkar edenlere ve onlara karşı büyüklük taslayanlara göğün kapısı açılmaz ve deve iğne deliğinden geçmedikçe de bahçeye girmezler. Suçluları böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 40. Ayet
40. Ayet
Erhan Aktaş
Ayetlerimizi yalanlayan ve büyüklenenler var ya, onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar deve[1] iğnenin deliğinden geçmedikçe, Cennet'e giremeyeceklerdir. Mücrimleri[2] böyle cezalandırırız.
|
Erhan Aktaş
Ayetlerimizi yalanlayan ve büyüklenenler var ya, onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar deve[1] iğnenin deliğinden geçmedikçe, Cennet'e giremeyeceklerdir. Mücrimleri[2] böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 40. Ayet
40. Ayet
Mehmet Okuyan
Ayetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı kibirlenenlere göğün kapıları açılmayacak[1] ve onlar halat/deve[2] iğne deliğine girinceye kadar cennete giremeyeceklerdir! Suçluları işte böyle cezalandıracağız!
|
Mehmet Okuyan
Ayetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı kibirlenenlere göğün kapıları açılmayacak[1] ve onlar halat/deve[2] iğne deliğine girinceye kadar cennete giremeyeceklerdir! Suçluları işte böyle cezalandıracağız! |
|
|
Araf 41. Ayet
41. Ayet
Ahmed Hulusi
Onlara cehennemden bir döşek ve fevklerinden (bilinçlerinde) gavaş (perdeler, kılıflar) vardır... Zalimleri böyle cezalandırırız.
|
Ahmed Hulusi
Onlara cehennemden bir döşek ve fevklerinden (bilinçlerinde) gavaş (perdeler, kılıflar) vardır... Zalimleri böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 41. Ayet
41. Ayet
Ali Bulaç
Onlar için cehennemden yataklar ve üstlerine örtüler vardır. Biz zulme sapanları işte böyle cezalandırırız.
|
Ali Bulaç
Onlar için cehennemden yataklar ve üstlerine örtüler vardır. Biz zulme sapanları işte böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 41. Ayet
41. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Onlar için cehennem ateşinden döşekler, üzerlerine de örtüler vardır. İşte zalimleri böyle cezalandırırız.
|
Bayraktar Bayraklı
Onlar için cehennem ateşinden döşekler, üzerlerine de örtüler vardır. İşte zalimleri böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 41. Ayet
41. Ayet
Diyanet İşleri
Onlar için cehennem ateşinden döşek, üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.
|
Diyanet İşleri
Onlar için cehennem ateşinden döşek, üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 41. Ayet
41. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlara Cehennemden bir döşek ve üstlerinden örtüler ve işte zalimleri biz böyle cezalandırırız
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlara Cehennemden bir döşek ve üstlerinden örtüler ve işte zalimleri biz böyle cezalandırırız |
|
|
Araf 41. Ayet
41. Ayet
Gültekin Onan
Onlar için cehennemden yataklar ve üstlerine örtüler vardır. Biz zulme sapanları İşte böyle cezalandırırız.
|
Gültekin Onan
Onlar için cehennemden yataklar ve üstlerine örtüler vardır. Biz zulme sapanları İşte böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 41. Ayet
41. Ayet
Hasan Basri Çantay
Onlara cehennem (de, altlarında ateş) den döşekler, üstlerinde (yine ateşden) örtüler vardır. Biz zaalimleri böyle cezalandırırız.
|
Hasan Basri Çantay
Onlara cehennem (de, altlarında ateş) den döşekler, üstlerinde (yine ateşden) örtüler vardır. Biz zaalimleri böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 41. Ayet
41. Ayet
İbni Kesir
Onlar için cehennemde bir döşek ve üstlerine de örtüler vardır. Biz, zalimleri işte böyle cezalandırırız.
|
İbni Kesir
Onlar için cehennemde bir döşek ve üstlerine de örtüler vardır. Biz, zalimleri işte böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 41. Ayet
41. Ayet
Muhammed Esed
Cehennem onların hem dinlenme yeri hem de örtüleri olacak; zalimleri Biz işte böyle cezalandırırız.
|
Muhammed Esed
Cehennem onların hem dinlenme yeri hem de örtüleri olacak; zalimleri Biz işte böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 41. Ayet
41. Ayet
Şaban Piriş
Onlar için cehennemden yatak ve üstlerine de ondan örtüler vardır. İşte, zalimleri böyle cezalandırırız.
|
Şaban Piriş
Onlar için cehennemden yatak ve üstlerine de ondan örtüler vardır. İşte, zalimleri böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 41. Ayet
41. Ayet
Suat Yıldırım
Onlara cehennem ateşinden bir döşek ve üzerlerinde de yine ateşten örtüler var. İşte Biz zalimleri böyle cezalandırırız!
|
Suat Yıldırım
Onlara cehennem ateşinden bir döşek ve üzerlerinde de yine ateşten örtüler var. İşte Biz zalimleri böyle cezalandırırız! |
|
|
Araf 41. Ayet
41. Ayet
Süleyman Ateş
Onlar için cehennemden bir döşek ve üstlerinde de (yine ateşten) örtüler vardır. İşte zalimleri böyle cezalandırırız!
|
Süleyman Ateş
Onlar için cehennemden bir döşek ve üstlerinde de (yine ateşten) örtüler vardır. İşte zalimleri böyle cezalandırırız! |
|
|
Araf 41. Ayet
41. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Onlar için cehennemden bir döşek ve üstlerinde örtüler vardır. Zalimleri böyle cezalandırırız biz.
|
Yaşar Nuri Öztürk
Onlar için cehennemden bir döşek ve üstlerinde örtüler vardır. Zalimleri böyle cezalandırırız biz. |
|
|
Araf 41. Ayet
41. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Onların (altlarında) cehennemden bir döşek, üstlerinde ateşten bir örtü olacak: İşte Biz, zulme gömülüp gidenleri böyle cezalandırırız.
|
Mustafa İslamoğlu
Onların (altlarında) cehennemden bir döşek, üstlerinde ateşten bir örtü olacak: İşte Biz, zulme gömülüp gidenleri böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 41. Ayet
41. Ayet
Rashad Khalifa
They have incurred Hell as an abode; they will have barriers above them. We thus requite the transgressors.
|
Rashad Khalifa
They have incurred Hell as an abode; they will have barriers above them. We thus requite the transgressors. |
|
|
Araf 41. Ayet
41. Ayet
The Monotheist Group
They will have Hell as an abode, and from above them will be barriers. It is thus We recompense the wicked.
|
The Monotheist Group
They will have Hell as an abode, and from above them will be barriers. It is thus We recompense the wicked. |
|
|
Araf 41. Ayet
41. Ayet
Edip-Layth
They will have hell as an abode, and from above them will be barriers. It is thus We recompense the wicked.
|
Edip-Layth
They will have hell as an abode, and from above them will be barriers. It is thus We recompense the wicked. |
|
|
Araf 41. Ayet
41. Ayet
Ali Rıza Safa
Onlar için, cehennemde bir yatak ve üstlerinde örtü vardır. Haksızlık yapanları, işte böyle cezalandırırız.
|
Ali Rıza Safa
Onlar için, cehennemde bir yatak ve üstlerinde örtü vardır. Haksızlık yapanları, işte böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 41. Ayet
41. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Onlar için cehennem döşeği ve üzerlerinde örtüler olacaktır. Yanlış yapanları (zalimleri) işte böyle cezalandırırız.
|
Süleymaniye Vakfı
Onlar için cehennem döşeği ve üzerlerinde örtüler olacaktır. Yanlış yapanları (zalimleri) işte böyle cezalandırırız. |
|
|
Araf 41. Ayet
41. Ayet
Edip Yüksel
Onlar için cehennemden bir yatak ve üstlerinde de bir örtü vardır. Zalimleri işte böyle cezalandırırız.
|
Edip Yüksel
Onlar için cehennemden bir yatak ve üstlerinde de bir örtü vardır. Zalimleri işte böyle cezalandırırız. |
İletişime Geçin
Yardıma mı ihtiyacınız var? Hızlı bir şekilde yardım için destek ekibimizle iletişime geçin.
Henüz Üye Değil misiniz?
Kaydolun! Kendinize özel takip ve favori listeleri oluşturabilirsiniz.