Mealler
Araf Suresi - Mealler
| Takip | Sure Ayetler | Meal |
|---|---|---|
|
Araf 32. Ayet
32. Ayet
Süleymaniye Vakfı
De ki "Allah'ın kulları için çıkardığı süsü (yakışan giysiyi), temiz rızıkları kim haram etti?" De ki "Bunlar dünyada esasen müminler içindir[1]; (Mezardan) kalkış gününden itibaren sadece onlar için olacaktır." Bilen bir topluluk için ayetlerimizi böyle açıklarız.
|
Süleymaniye Vakfı
De ki "Allah'ın kulları için çıkardığı süsü (yakışan giysiyi), temiz rızıkları kim haram etti?" De ki "Bunlar dünyada esasen müminler içindir[1]; (Mezardan) kalkış gününden itibaren sadece onlar için olacaktır." Bilen bir topluluk için ayetlerimizi böyle açıklarız. |
|
|
Araf 32. Ayet
32. Ayet
Edip Yüksel
De ki: "ALLAH'ın, kendi kulları için yarattığı süsleri ve güzel rızıkları kim haram edebilir?" De ki: "Onlar dünya hayatında iman edenler içindir, ahirette ise sadece onlar içindir." Bilen bir toplum için ayetlerimizi böyle detaylı açıklarız.[1]
|
Edip Yüksel
De ki: "ALLAH'ın, kendi kulları için yarattığı süsleri ve güzel rızıkları kim haram edebilir?" De ki: "Onlar dünya hayatında iman edenler içindir, ahirette ise sadece onlar içindir." Bilen bir toplum için ayetlerimizi böyle detaylı açıklarız.[1] |
|
|
Araf 32. Ayet
32. Ayet
Erhan Aktaş
De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti[1] ve temiz rızıkları kim haram etmiş?" De ki: "Bunlar dünya hayatında iman edenlerindir; Kıyamet Günü ise yalnız onlara aittir." Bilen bir topluma ayetleri böyle detaylı olarak açıklıyoruz.
|
Erhan Aktaş
De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti[1] ve temiz rızıkları kim haram etmiş?" De ki: "Bunlar dünya hayatında iman edenlerindir; Kıyamet Günü ise yalnız onlara aittir." Bilen bir topluma ayetleri böyle detaylı olarak açıklıyoruz. |
|
|
Araf 32. Ayet
32. Ayet
Mehmet Okuyan
De ki: "Allah'ın kulları için çıkarttığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmış ki!"[1] De ki: "Onlar, kıyamet günü sadece kendilerine özel olmanın yanında[2] dünya hayatında da (sadece inançsızların değil), müminlerindir de. Bilen bir topluluk için ayetleri işte böyle açıklıyoruz."[3]
|
Mehmet Okuyan
De ki: "Allah'ın kulları için çıkarttığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmış ki!"[1] De ki: "Onlar, kıyamet günü sadece kendilerine özel olmanın yanında[2] dünya hayatında da (sadece inançsızların değil), müminlerindir de. Bilen bir topluluk için ayetleri işte böyle açıklıyoruz."[3] |
|
|
Araf 33. Ayet
33. Ayet
Ahmed Hulusi
De ki: "Gerçek şu ki, Rabbim sadece şunları haram kılmıştır: Fuhşiyatın açık ve gizli olanını; ismi (Allah indinde suç olanları); bağyi (başkalarındaki güzelliklere göz dikip ele geçirme hırsını); ortak koşmanız için, hakkında hiçbir delil olmayan şeyi şirk koşmanızı ve Allah üzerine bilmediğiniz şeyleri konuşmanızı. "
|
Ahmed Hulusi
De ki: "Gerçek şu ki, Rabbim sadece şunları haram kılmıştır: Fuhşiyatın açık ve gizli olanını; ismi (Allah indinde suç olanları); bağyi (başkalarındaki güzelliklere göz dikip ele geçirme hırsını); ortak koşmanız için, hakkında hiçbir delil olmayan şeyi şirk koşmanızı ve Allah üzerine bilmediğiniz şeyleri konuşmanızı. " |
|
|
Araf 33. Ayet
33. Ayet
Ali Bulaç
De ki: "Rabbim yalnızca çirkin-hayasızlıkları -onlardan açıkta olanlarını ve gizli olanlarını,- günah işlemeyi, haklı nedeni olmayan 'isyan ve saldırıyı' kendisi hakkında ispatlayıcı bir delil indirmediği şeyi Allah'a şirk koşmanızı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."
|
Ali Bulaç
De ki: "Rabbim yalnızca çirkin-hayasızlıkları -onlardan açıkta olanlarını ve gizli olanlarını,- günah işlemeyi, haklı nedeni olmayan 'isyan ve saldırıyı' kendisi hakkında ispatlayıcı bir delil indirmediği şeyi Allah'a şirk koşmanızı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır." |
|
|
Araf 33. Ayet
33. Ayet
Bayraktar Bayraklı
De ki: "Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."
|
Bayraktar Bayraklı
De ki: "Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır." |
|
|
Araf 33. Ayet
33. Ayet
Diyanet İşleri
De ki: "Rabbim ancak, açık ve gizli çirkin işleri, günahı, haksız saldırıyı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah'a ortak koşmanızı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."
|
Diyanet İşleri
De ki: "Rabbim ancak, açık ve gizli çirkin işleri, günahı, haksız saldırıyı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah'a ortak koşmanızı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır." |
|
|
Araf 33. Ayet
33. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Rabbım, de, ancak şunları haram buyurdu: Bütün fuhşiyyatı, açığını, gizlisini ve her türlü vebali, ve haksızlıkla bağyi ve Allaha hiç bir zaman bir bürhan indirmediği her hangi bir şeyi şirk koşmanızı, ve Allaha bilmediğiniz şeyler isnad etmenizi haram buyurdu
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Rabbım, de, ancak şunları haram buyurdu: Bütün fuhşiyyatı, açığını, gizlisini ve her türlü vebali, ve haksızlıkla bağyi ve Allaha hiç bir zaman bir bürhan indirmediği her hangi bir şeyi şirk koşmanızı, ve Allaha bilmediğiniz şeyler isnad etmenizi haram buyurdu |
|
|
Araf 33. Ayet
33. Ayet
Gültekin Onan
De ki: "Rabbim yalnızca çirkin-hayasızlıkları -onlardan açıkta olanlarını ve gizli olanlarını- günah işlemeyi, haklı nedeni olmayan 'isyan ve saldırıyı', kendisi hakkında kanıtlayıcı bir delil indirmediği şeyi Tanrı'ya ortak koşmanızı ve Tanrı'ya karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."
|
Gültekin Onan
De ki: "Rabbim yalnızca çirkin-hayasızlıkları -onlardan açıkta olanlarını ve gizli olanlarını- günah işlemeyi, haklı nedeni olmayan 'isyan ve saldırıyı', kendisi hakkında kanıtlayıcı bir delil indirmediği şeyi Tanrı'ya ortak koşmanızı ve Tanrı'ya karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır." |
|
|
Araf 33. Ayet
33. Ayet
Hasan Basri Çantay
De ki: "Rabbim ancak hayasızlıkları, onların açığını, gizlisini, bununla beraber (her türlü) günahı, haksız isyanı, Allaha — hiç bir zaman bir bürhan indirmediği — her hangi bir şey'i eş tutmanızı, Allaha bilmeyeceğiniz şeyleri isnad etmenizi haram etmişdir".
|
Hasan Basri Çantay
De ki: "Rabbim ancak hayasızlıkları, onların açığını, gizlisini, bununla beraber (her türlü) günahı, haksız isyanı, Allaha — hiç bir zaman bir bürhan indirmediği — her hangi bir şey'i eş tutmanızı, Allaha bilmeyeceğiniz şeyleri isnad etmenizi haram etmişdir". |
|
|
Araf 33. Ayet
33. Ayet
İbni Kesir
De ki: Rabbım, açığıyla, gizlisiyle tüm hayasızlıkları, günahı, Allah'a şirk koşmanızı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.
|
İbni Kesir
De ki: Rabbım, açığıyla, gizlisiyle tüm hayasızlıkları, günahı, Allah'a şirk koşmanızı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır. |
|
|
Araf 33. Ayet
33. Ayet
Muhammed Esed
De ki: "Doğrusu, Rabbim, yalnızca, açık ya da gizli, utanç verici davranışları, günahı(n her çeşidini), (başkasının elindekine) haksız yere göz dikmeyi, Allahtan başkasına hakkında hiçbir delil indirmediği halde tanrısal nitelikler yakıştırmanızı ve bilmediğiniz şeyi Allaha izafe etmenizi yasaklamıştır."
|
Muhammed Esed
De ki: "Doğrusu, Rabbim, yalnızca, açık ya da gizli, utanç verici davranışları, günahı(n her çeşidini), (başkasının elindekine) haksız yere göz dikmeyi, Allahtan başkasına hakkında hiçbir delil indirmediği halde tanrısal nitelikler yakıştırmanızı ve bilmediğiniz şeyi Allaha izafe etmenizi yasaklamıştır." |
|
|
Araf 33. Ayet
33. Ayet
Şaban Piriş
De ki: -Rabbim, ancak ahlaksızlığı, -açığını da, gizlisini de- günah işlemeyi, haksız yere isyanı, hakkında hiç bir delil indirmediği bir şeyi Allah'a şirk koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.
|
Şaban Piriş
De ki: -Rabbim, ancak ahlaksızlığı, -açığını da, gizlisini de- günah işlemeyi, haksız yere isyanı, hakkında hiç bir delil indirmediği bir şeyi Allah'a şirk koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır. |
|
|
Araf 33. Ayet
33. Ayet
Suat Yıldırım
De ki: "Rabbim o güzel şeyleri değil, açığı ile gizlisi ile, bütün fuhşiyatı haram kılmıştır. Keza her türlü günahı, haksız tecavüzü ve kendisine tapılması hakkında Allah'ın herhangi bir delil bildirmediği bir nesneyi Allah'a şerik yapmanızı, bir de Allah'ın emretmediği birtakım şeyleri iftira ederek O'na mal etmenizi haram kılmıştır."
|
Suat Yıldırım
De ki: "Rabbim o güzel şeyleri değil, açığı ile gizlisi ile, bütün fuhşiyatı haram kılmıştır. Keza her türlü günahı, haksız tecavüzü ve kendisine tapılması hakkında Allah'ın herhangi bir delil bildirmediği bir nesneyi Allah'a şerik yapmanızı, bir de Allah'ın emretmediği birtakım şeyleri iftira ederek O'na mal etmenizi haram kılmıştır." |
|
|
Araf 33. Ayet
33. Ayet
Süleyman Ateş
De ki: "Rabbim, fuhuşları, gerek açığını, gerek kapalısını; günahı ve haksız yere saldırmayı; hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi Allah'a ortak koşmayı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyler söylemenizi kesinlikle haram etmiştir."
|
Süleyman Ateş
De ki: "Rabbim, fuhuşları, gerek açığını, gerek kapalısını; günahı ve haksız yere saldırmayı; hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi Allah'a ortak koşmayı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyler söylemenizi kesinlikle haram etmiştir." |
|
|
Araf 33. Ayet
33. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Rabbim, ancak şunları haram kıldı: İğrençlikleri -görünenini, gizli olanını- günahı, haksız yere saldırmayı, hakkında hiçbir kanıt indirmediği şeyi Allah'a ortak koşmayı, bir de Allah hakkında bilmediğiniz şeyler söylemeyi."
|
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Rabbim, ancak şunları haram kıldı: İğrençlikleri -görünenini, gizli olanını- günahı, haksız yere saldırmayı, hakkında hiçbir kanıt indirmediği şeyi Allah'a ortak koşmayı, bir de Allah hakkında bilmediğiniz şeyler söylemeyi." |
|
|
Araf 33. Ayet
33. Ayet
Mustafa İslamoğlu
De ki: "Benim Rabbim, yalnızca açık ya da gizli yüz kızartıcı davranışları, günahın her türünü, haksız yere başkasının malına göz dikmeyi, herhangi bir delil indirmediği halde Allah'tan başkasına ilahlık yakıştırmanızı, hakkında bilginizin olmadığı şeyi Allah'a atfetmenizi yasaklamıştır."
|
Mustafa İslamoğlu
De ki: "Benim Rabbim, yalnızca açık ya da gizli yüz kızartıcı davranışları, günahın her türünü, haksız yere başkasının malına göz dikmeyi, herhangi bir delil indirmediği halde Allah'tan başkasına ilahlık yakıştırmanızı, hakkında bilginizin olmadığı şeyi Allah'a atfetmenizi yasaklamıştır." |
|
|
Araf 33. Ayet
33. Ayet
Rashad Khalifa
Say, "My Lord prohibits only evil deeds, be they obvious or hidden, and sins, and unjustifiable aggression, and to set up beside GOD powerless idols, and to say about GOD what you do not know."
|
Rashad Khalifa
Say, "My Lord prohibits only evil deeds, be they obvious or hidden, and sins, and unjustifiable aggression, and to set up beside GOD powerless idols, and to say about GOD what you do not know." |
|
|
Araf 33. Ayet
33. Ayet
The Monotheist Group
Say: "My Lord has made unlawful immorality; what is public of it and private; and sin, and aggression without cause, and that you set up partners with God that which He has never authorized, and that you say about God what you do not know."
|
The Monotheist Group
Say: "My Lord has made unlawful immorality; what is public of it and private; and sin, and aggression without cause, and that you set up partners with God that which He has never authorized, and that you say about God what you do not know." |
|
|
Araf 33. Ayet
33. Ayet
Edip-Layth
Say, "My Lord has forbidden all lewd action, what is obvious from them and what is subtle, and sin, aggression without cause, your setting up partners with God that were never authorized by Him, and saying about God what you do not know."
|
Edip-Layth
Say, "My Lord has forbidden all lewd action, what is obvious from them and what is subtle, and sin, aggression without cause, your setting up partners with God that were never authorized by Him, and saying about God what you do not know." |
|
|
Araf 33. Ayet
33. Ayet
Ali Rıza Safa
De ki: "Benim Efendim, yalnızca şunları yasaklamıştır: Açık veya gizli yapılan sağtöreye uygun olmayan edimler, suç işlemek, haksız yere saldırmak, hakkında hiçbir kanıt indirmediği şeyi Allah'a ortaklar koşmak ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemek!"
|
Ali Rıza Safa
De ki: "Benim Efendim, yalnızca şunları yasaklamıştır: Açık veya gizli yapılan sağtöreye uygun olmayan edimler, suç işlemek, haksız yere saldırmak, hakkında hiçbir kanıt indirmediği şeyi Allah'a ortaklar koşmak ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemek!" |
|
|
Araf 33. Ayet
33. Ayet
Süleymaniye Vakfı
De ki " Rabbim sadece şunları yasak (haram) etti: İster açık, ister gizli olsun her türlü fuhuş[1], ism (bu kitapta anlatılan günahları)[2], haksız saldırı, Allah'ın hakkında bir belge (yetki) indirmediği şeyi O'na ortak saymanız (şirk) ve Allah hakkında bilmediğinizi söylemeniz."
|
Süleymaniye Vakfı
De ki " Rabbim sadece şunları yasak (haram) etti: İster açık, ister gizli olsun her türlü fuhuş[1], ism (bu kitapta anlatılan günahları)[2], haksız saldırı, Allah'ın hakkında bir belge (yetki) indirmediği şeyi O'na ortak saymanız (şirk) ve Allah hakkında bilmediğinizi söylemeniz." |
|
|
Araf 33. Ayet
33. Ayet
Edip Yüksel
De ki: "Efendim, ancak kötü işlerin açığını ve gizlisini, günahları, haksız yere saldırmayı, kendilerine hiçbir otorite ve güç vermediği bir şeyi ALLAH'a ortak koşmanızı ve ALLAH hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."
|
Edip Yüksel
De ki: "Efendim, ancak kötü işlerin açığını ve gizlisini, günahları, haksız yere saldırmayı, kendilerine hiçbir otorite ve güç vermediği bir şeyi ALLAH'a ortak koşmanızı ve ALLAH hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır." |
|
|
Araf 33. Ayet
33. Ayet
Erhan Aktaş
De ki: "Rabb'im şunları kesinlikle haram kılmıştır: Fuhuşların[1] açık olanını ve gizli olanını, günahları, haksız yere saldırmayı, hakkında hiçbir belge indirmediği herhangi bir şeyi Allah'a ortak koşmayı ve Allah'a, bilmediğiniz şeyleri yakıştırmanızı.
|
Erhan Aktaş
De ki: "Rabb'im şunları kesinlikle haram kılmıştır: Fuhuşların[1] açık olanını ve gizli olanını, günahları, haksız yere saldırmayı, hakkında hiçbir belge indirmediği herhangi bir şeyi Allah'a ortak koşmayı ve Allah'a, bilmediğiniz şeyleri yakıştırmanızı. |
|
|
Araf 33. Ayet
33. Ayet
Mehmet Okuyan
De ki: "Rabbim ancak ve ancak açık ve gizli çirkinlikleri, günahı, azgınlık yapmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."[1]
|
Mehmet Okuyan
De ki: "Rabbim ancak ve ancak açık ve gizli çirkinlikleri, günahı, azgınlık yapmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."[1] |
|
|
Araf 34. Ayet
34. Ayet
Ahmed Hulusi
Her topluluğun takdir edilmiş bir ömrü vardır... Onların ömrünün sonu geldiğinde, ne bir an ertelenebilir, ne de öne alabilirler.
|
Ahmed Hulusi
Her topluluğun takdir edilmiş bir ömrü vardır... Onların ömrünün sonu geldiğinde, ne bir an ertelenebilir, ne de öne alabilirler. |
|
|
Araf 34. Ayet
34. Ayet
Ali Bulaç
Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince, ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler (tam zamanında çökerler.)
|
Ali Bulaç
Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince, ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler (tam zamanında çökerler.) |
|
|
Araf 34. Ayet
34. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince, ne bir an geri kalırlar ne de bir an öne gelebilirler.
|
Bayraktar Bayraklı
Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince, ne bir an geri kalırlar ne de bir an öne gelebilirler. |
|
|
Araf 34. Ayet
34. Ayet
Diyanet İşleri
Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.
|
Diyanet İşleri
Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler. |
|
|
Araf 34. Ayet
34. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Her ümmet için bir müddet mukadder, müddetleri gelince bir lahza geri de kalmazlar, öne de geçemezler
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Her ümmet için bir müddet mukadder, müddetleri gelince bir lahza geri de kalmazlar, öne de geçemezler |
|
|
Araf 34. Ayet
34. Ayet
Gültekin Onan
Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne alınabilirler [tam zamanında çökerler].
|
Gültekin Onan
Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne alınabilirler [tam zamanında çökerler]. |
|
|
Araf 34. Ayet
34. Ayet
Hasan Basri Çantay
Her ümmetin (mukadder) bir eceli vardır. Binaen'aleyh o müddetleri gelince bir saat ne geri bırakabilirler, ne öne alabilirler.
|
Hasan Basri Çantay
Her ümmetin (mukadder) bir eceli vardır. Binaen'aleyh o müddetleri gelince bir saat ne geri bırakabilirler, ne öne alabilirler. |
|
|
Araf 34. Ayet
34. Ayet
İbni Kesir
Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince; ne bir an geri kalır, ne de bir an ileri gidebilirler.
|
İbni Kesir
Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince; ne bir an geri kalır, ne de bir an ileri gidebilirler. |
|
|
Araf 34. Ayet
34. Ayet
Muhammed Esed
Ve her toplum için bir vade belirlenmiştir: Öyle ki, vadeleri dolduğunda onu bir tek an olsun, ne geciktirebilirler ne de öne alabilirler.
|
Muhammed Esed
Ve her toplum için bir vade belirlenmiştir: Öyle ki, vadeleri dolduğunda onu bir tek an olsun, ne geciktirebilirler ne de öne alabilirler. |
|
|
Araf 34. Ayet
34. Ayet
Şaban Piriş
Her toplumun bir sonu vardır. Sonları geldiğinde; ne bir süre ertelenebilir ne de öne alınabilir.
|
Şaban Piriş
Her toplumun bir sonu vardır. Sonları geldiğinde; ne bir süre ertelenebilir ne de öne alınabilir. |
|
|
Araf 34. Ayet
34. Ayet
Suat Yıldırım
Her ümmet için belirlenmiş bir müddet vardır. Vadeleri gelince ne bir an geri bırakabilir, ne de bir an öne alabilirler.
|
Suat Yıldırım
Her ümmet için belirlenmiş bir müddet vardır. Vadeleri gelince ne bir an geri bırakabilir, ne de bir an öne alabilirler. |
|
|
Araf 34. Ayet
34. Ayet
Süleyman Ateş
Her ümmetin bir süresi vardır. Süreleri gelince (onlar), ne bir an geri kalırlar, ne de öne geçerler, (tam vaktinde batıp giderler).
|
Süleyman Ateş
Her ümmetin bir süresi vardır. Süreleri gelince (onlar), ne bir an geri kalırlar, ne de öne geçerler, (tam vaktinde batıp giderler). |
|
|
Araf 34. Ayet
34. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Her ümmet için belirlenmiş bir süre vardır. Süreleri dolunca ne bir saat geri kalırlar ne de öne geçerler.
|
Yaşar Nuri Öztürk
Her ümmet için belirlenmiş bir süre vardır. Süreleri dolunca ne bir saat geri kalırlar ne de öne geçerler. |
|
|
Araf 34. Ayet
34. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Her toplumun bir vadesi vardır: Vadeleri dolduğu vakit, onu bir an ne erteleyebilirler ve ne öne alabilirler.
|
Mustafa İslamoğlu
Her toplumun bir vadesi vardır: Vadeleri dolduğu vakit, onu bir an ne erteleyebilirler ve ne öne alabilirler. |
|
|
Araf 34. Ayet
34. Ayet
Rashad Khalifa
For each community, there is a predetermined life span. Once their interim comes to an end, they cannot delay it by one hour, nor advance it.
|
Rashad Khalifa
For each community, there is a predetermined life span. Once their interim comes to an end, they cannot delay it by one hour, nor advance it. |
|
|
Araf 34. Ayet
34. Ayet
The Monotheist Group
And for every nation will be an appointed time; when their time is reached, they will not delay by one hour nor advance.
|
The Monotheist Group
And for every nation will be an appointed time; when their time is reached, they will not delay by one hour nor advance. |
|
|
Araf 34. Ayet
34. Ayet
Edip-Layth
For every nation will be an allotted time; when their time is reached, they will not delay by one moment nor advance it.
|
Edip-Layth
For every nation will be an allotted time; when their time is reached, they will not delay by one moment nor advance it. |
|
|
Araf 34. Ayet
34. Ayet
Ali Rıza Safa
Her toplum için bir süre belirlenmiştir. Sonunda süreleri dolduğunda, ne bir saat ertelenirler ne de öne alınırlar.
|
Ali Rıza Safa
Her toplum için bir süre belirlenmiştir. Sonunda süreleri dolduğunda, ne bir saat ertelenirler ne de öne alınırlar. |
|
|
Araf 34. Ayet
34. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Her toplumun (ümmet) bir eceli vardır. Ecelleri gelince onu ne erteleyebilirler, ne de ecelleri gelmeden onun öne alınmasını sağlayabilirler[1].
|
Süleymaniye Vakfı
Her toplumun (ümmet) bir eceli vardır. Ecelleri gelince onu ne erteleyebilirler, ne de ecelleri gelmeden onun öne alınmasını sağlayabilirler[1]. |
|
|
Araf 34. Ayet
34. Ayet
Edip Yüksel
Her bir toplumun bir süresi vardır. Süreleri gelince ne bir an erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.
|
Edip Yüksel
Her bir toplumun bir süresi vardır. Süreleri gelince ne bir an erteleyebilirler, ne de öne alabilirler. |
|
|
Araf 34. Ayet
34. Ayet
Erhan Aktaş
Her ümmetin[1] bir eceli[2] vardır. Ecelleri gelince ne bir an ertelenir ne de bir an öne alınır.
|
Erhan Aktaş
Her ümmetin[1] bir eceli[2] vardır. Ecelleri gelince ne bir an ertelenir ne de bir an öne alınır. |
|
|
Araf 34. Ayet
34. Ayet
Mehmet Okuyan
Her ümmetin bir süresi vardır. Süreleri gelince ne bir saat (bir an) geri kalır ne de öne gelebilirler.[1]
|
Mehmet Okuyan
Her ümmetin bir süresi vardır. Süreleri gelince ne bir saat (bir an) geri kalır ne de öne gelebilirler.[1] |
|
|
Araf 35. Ayet
35. Ayet
Ahmed Hulusi
Ey Ademoğulları... Aranızdan, işaretlerimi size anlatıp açıklayan Rasuller geldiğinde, kimler korunur ve kendini düzeltirse, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmazlar.
|
Ahmed Hulusi
Ey Ademoğulları... Aranızdan, işaretlerimi size anlatıp açıklayan Rasuller geldiğinde, kimler korunur ve kendini düzeltirse, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmazlar. |
|
|
Araf 35. Ayet
35. Ayet
Ali Bulaç
Ey Ademoğulları, içinizden size ayetlerimi haber veren elçiler geldiğinde, kim sakınırsa ve (davranışlarını) düzeltirse işte onlar için korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır.
|
Ali Bulaç
Ey Ademoğulları, içinizden size ayetlerimi haber veren elçiler geldiğinde, kim sakınırsa ve (davranışlarını) düzeltirse işte onlar için korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır. |
|
|
Araf 35. Ayet
35. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Ey Ademoğulları! Size kendi içinizden ayetlerimi anlatacak peygamberler gelir de, kim sakınır ve kendini düzeltirse, onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyecektir.
|
Bayraktar Bayraklı
Ey Ademoğulları! Size kendi içinizden ayetlerimi anlatacak peygamberler gelir de, kim sakınır ve kendini düzeltirse, onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyecektir. |
|
|
Araf 35. Ayet
35. Ayet
Diyanet İşleri
Ey Ademoğulları! İçinizden size benim ayetlerimi anlatan Peygamberler gelir de her kim Allah'a karşı gelmekten sakınır ve halini düzeltirse, artık onlara korku yoktur. Onlar üzülecek de değillerdir.
|
Diyanet İşleri
Ey Ademoğulları! İçinizden size benim ayetlerimi anlatan Peygamberler gelir de her kim Allah'a karşı gelmekten sakınır ve halini düzeltirse, artık onlara korku yoktur. Onlar üzülecek de değillerdir. |
|
|
Araf 35. Ayet
35. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey Adem oğulları, size her ne zaman içinizden benim ayetlerimi anlatır Resuller gelir de her kim bunlara muhalefetten sakınır ve salahı iltizam eylerse artık onlara korku yoktur ve mahzun olacak olanlar onlar değildir
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey Adem oğulları, size her ne zaman içinizden benim ayetlerimi anlatır Resuller gelir de her kim bunlara muhalefetten sakınır ve salahı iltizam eylerse artık onlara korku yoktur ve mahzun olacak olanlar onlar değildir |
|
|
Araf 35. Ayet
35. Ayet
Gültekin Onan
Ey adem oğulları, içinizden size ayetlerimi haber veren elçiler geldiğinde, kim sakınırsa ve (davranışlarını) düzeltirse işte onlar için korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır.
|
Gültekin Onan
Ey adem oğulları, içinizden size ayetlerimi haber veren elçiler geldiğinde, kim sakınırsa ve (davranışlarını) düzeltirse işte onlar için korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır. |
|
|
Araf 35. Ayet
35. Ayet
Hasan Basri Çantay
Ey Adem oğulları, eğer size içinizden ayetlerimi kendinize anlatacak peygamberler gelir ve artık kim (onlara muhaalefetden) sakınır ve (nefsini) ıslah ederse onlar için bir korku yokdur, onlar mahzun da olacak değillerdir.
|
Hasan Basri Çantay
Ey Adem oğulları, eğer size içinizden ayetlerimi kendinize anlatacak peygamberler gelir ve artık kim (onlara muhaalefetden) sakınır ve (nefsini) ıslah ederse onlar için bir korku yokdur, onlar mahzun da olacak değillerdir. |
|
|
Araf 35. Ayet
35. Ayet
İbni Kesir
Ey ademoğulları; içinizden size ayetlerimizi anlatan peygamberler gelince, her kim ki sakınıp düzelirse; artık onlar için bir korku yoktur ve onlar üzülecek de değillerdir.
|
İbni Kesir
Ey ademoğulları; içinizden size ayetlerimizi anlatan peygamberler gelince, her kim ki sakınıp düzelirse; artık onlar için bir korku yoktur ve onlar üzülecek de değillerdir. |
|
|
Araf 35. Ayet
35. Ayet
Muhammed Esed
Ey Ademoğulları! Size kendi aranızdan benim mesajlarımı ileten elçiler geldiğinde, kimler ki Bana karşı sorumluluk bilinci duyar ve kendilerini düzeltirlerse, işte onlar için korku yok; onlar üzülmeyecekler de;
|
Muhammed Esed
Ey Ademoğulları! Size kendi aranızdan benim mesajlarımı ileten elçiler geldiğinde, kimler ki Bana karşı sorumluluk bilinci duyar ve kendilerini düzeltirlerse, işte onlar için korku yok; onlar üzülmeyecekler de; |
|
|
Araf 35. Ayet
35. Ayet
Şaban Piriş
-Ey Ademoğulları, aranızda size ayetlerimizi okuyan resuller geldiği zaman, kim korunur ve (davranışlarını) düzeltirse; artık onlara bir korku yoktur. Onlar, üzülmeyeceklerdir.
|
Şaban Piriş
-Ey Ademoğulları, aranızda size ayetlerimizi okuyan resuller geldiği zaman, kim korunur ve (davranışlarını) düzeltirse; artık onlara bir korku yoktur. Onlar, üzülmeyeceklerdir. |
|
|
Araf 35. Ayet
35. Ayet
Suat Yıldırım
Ey Adem'in evlatları! Size her ne zaman içinizden Benim ayetlerimi beyan edip açıklayan resuller gelir de, kim onlara karşı çıkmaktan sakınır, nefsini ıslah ederse artık onlara hiç bir korku yoktur, onlar asla üzülmezler de.
|
Suat Yıldırım
Ey Adem'in evlatları! Size her ne zaman içinizden Benim ayetlerimi beyan edip açıklayan resuller gelir de, kim onlara karşı çıkmaktan sakınır, nefsini ıslah ederse artık onlara hiç bir korku yoktur, onlar asla üzülmezler de. |
|
|
Araf 35. Ayet
35. Ayet
Süleyman Ateş
Ey Adem oğulları, size kendi içinizden elçiler gelip size ayetlerimi anlattıkarı zaman korunup uslananlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
|
Süleyman Ateş
Ey Adem oğulları, size kendi içinizden elçiler gelip size ayetlerimi anlattıkarı zaman korunup uslananlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. |
|
|
Araf 35. Ayet
35. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Ey ademoğulları! İçinizden size ayetlerimi yüzünüze karşı anlatan resuller geldiğinde, korunup hallerini düzeltenlere hiçbir korku dokunmayacaktır. Onlar tasalanmayacaklardır da.
|
Yaşar Nuri Öztürk
Ey ademoğulları! İçinizden size ayetlerimi yüzünüze karşı anlatan resuller geldiğinde, korunup hallerini düzeltenlere hiçbir korku dokunmayacaktır. Onlar tasalanmayacaklardır da. |
|
|
Araf 35. Ayet
35. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Ey Ademoğulları! Size aranızdan benim mesajlarımı ileten elçiler geldiğinde, her kim sorumluluk bilinciyle hareket eder ve kendini düzeltirse, onlar gelecek kaygısı taşımayacak ve geçmişte yaptıkları için üzüntü duymayacaklar.
|
Mustafa İslamoğlu
Ey Ademoğulları! Size aranızdan benim mesajlarımı ileten elçiler geldiğinde, her kim sorumluluk bilinciyle hareket eder ve kendini düzeltirse, onlar gelecek kaygısı taşımayacak ve geçmişte yaptıkları için üzüntü duymayacaklar. |
|
|
Araf 35. Ayet
35. Ayet
Rashad Khalifa
O children of Adam, when messengers come to you from among you, and recite My revelations to you, those who take heed and lead a righteous life, will have nothing to fear, nor will they grieve.
|
Rashad Khalifa
O children of Adam, when messengers come to you from among you, and recite My revelations to you, those who take heed and lead a righteous life, will have nothing to fear, nor will they grieve. |
|
|
Araf 35. Ayet
35. Ayet
The Monotheist Group
O Children of Adam, when messengers come to you from among yourselves and tell to you My revelations; then for those who are aware, and upright, there will be no fear over them nor will they grieve.
|
The Monotheist Group
O Children of Adam, when messengers come to you from among yourselves and tell to you My revelations; then for those who are aware, and upright, there will be no fear over them nor will they grieve. |
|
|
Araf 35. Ayet
35. Ayet
Edip-Layth
O Children of Adam, when messengers come to you from amongst yourselves and narrate My signs to you; then for those who are aware, and reform, there will be no fear over them nor will they grieve.
|
Edip-Layth
O Children of Adam, when messengers come to you from amongst yourselves and narrate My signs to you; then for those who are aware, and reform, there will be no fear over them nor will they grieve. |
|
|
Araf 35. Ayet
35. Ayet
Ali Rıza Safa
Ey Âdemoğulları! Ayetlerimi size anlatan kendi aranızdan elçiler geldiğinde, kim sorumluluk bilincine erişerek kendisini düzeltirse, artık onlara korku yoktur ve onlar üzülmezler.
|
Ali Rıza Safa
Ey Âdemoğulları! Ayetlerimi size anlatan kendi aranızdan elçiler geldiğinde, kim sorumluluk bilincine erişerek kendisini düzeltirse, artık onlara korku yoktur ve onlar üzülmezler. |
|
|
Araf 35. Ayet
35. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Ey Âdemoğulları! Aranızdan ayetlerimizi size anlatan elçiler geldiğinde kimler Allah'tan çekinerek kendisini korur ve düzeltirse artık onların ne bir korkuları kalır ne de üzülürler.
|
Süleymaniye Vakfı
Ey Âdemoğulları! Aranızdan ayetlerimizi size anlatan elçiler geldiğinde kimler Allah'tan çekinerek kendisini korur ve düzeltirse artık onların ne bir korkuları kalır ne de üzülürler. |
|
|
Araf 35. Ayet
35. Ayet
Edip Yüksel
Ademoğulları, size içinizden elçiler gelip size ayetlerimi bildirdikleri zaman dinleyip kendilerini düzeltenlere ne bir korku vardır ne de onlar üzülürler.
|
Edip Yüksel
Ademoğulları, size içinizden elçiler gelip size ayetlerimi bildirdikleri zaman dinleyip kendilerini düzeltenlere ne bir korku vardır ne de onlar üzülürler. |
|
|
Araf 35. Ayet
35. Ayet
Erhan Aktaş
Ey Âdemoğulları! Size, içinizden ayetlerimi anlatan elçiler geldiğinde, her kim takvalı[1] davranır ve kendisini düzeltirse, onlara kaygı yoktur ve onlar üzülmeyecekler de.
|
Erhan Aktaş
Ey Âdemoğulları! Size, içinizden ayetlerimi anlatan elçiler geldiğinde, her kim takvalı[1] davranır ve kendisini düzeltirse, onlara kaygı yoktur ve onlar üzülmeyecekler de. |
|
|
Araf 35. Ayet
35. Ayet
Mehmet Okuyan
Ey âdemoğulları! Kendi içinizden size ayetlerimi anlatacak elçiler gelirse, kim takvâlı (duyarlı) davranır ve (bozulmayı) düzeltirse, artık onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyecek de.
|
Mehmet Okuyan
Ey âdemoğulları! Kendi içinizden size ayetlerimi anlatacak elçiler gelirse, kim takvâlı (duyarlı) davranır ve (bozulmayı) düzeltirse, artık onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyecek de. |
|
|
Araf 36. Ayet
36. Ayet
Ahmed Hulusi
(Esma özelliklerinin açığa çıkışı olan) işaretlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı benlik taslayıp büyüklenenler (var ya), işte onlar Nar (ateş - dalga boyu yapı - radyasyon) ehlidirler! Onlar orada sonsuza dek kalıcılardır.
|
Ahmed Hulusi
(Esma özelliklerinin açığa çıkışı olan) işaretlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı benlik taslayıp büyüklenenler (var ya), işte onlar Nar (ateş - dalga boyu yapı - radyasyon) ehlidirler! Onlar orada sonsuza dek kalıcılardır. |
|
|
Araf 36. Ayet
36. Ayet
Ali Bulaç
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklenenler, işte onlar ateşin arkadaşlarıdır; onda sonsuzca kalacaklardır.
|
Ali Bulaç
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklenenler, işte onlar ateşin arkadaşlarıdır; onda sonsuzca kalacaklardır. |
|
|
Araf 36. Ayet
36. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve büyüklenip onlardan yüz çevirenler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada süreli kalacaklardır.
|
Bayraktar Bayraklı
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve büyüklenip onlardan yüz çevirenler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada süreli kalacaklardır. |
|
|
Araf 36. Ayet
36. Ayet
Diyanet İşleri
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara uymayı kibirlerine yediremeyenlere gelince, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
|
Diyanet İşleri
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara uymayı kibirlerine yediremeyenlere gelince, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. |
|
|
Araf 36. Ayet
36. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Ayetlerimizi tekzib edenlere, ve bunlara iymanı kibirlerine yediremiyenlere gelince böyleler eshabı nardır, hep onda muhaleddirler
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Ayetlerimizi tekzib edenlere, ve bunlara iymanı kibirlerine yediremiyenlere gelince böyleler eshabı nardır, hep onda muhaleddirler |
|
|
Araf 36. Ayet
36. Ayet
Gültekin Onan
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklenenler, İşte onlar ateşin arkadaşlarıdır; orada sonsuzca kalacaklardır.
|
Gültekin Onan
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklenenler, İşte onlar ateşin arkadaşlarıdır; orada sonsuzca kalacaklardır. |
|
|
Araf 36. Ayet
36. Ayet
Hasan Basri Çantay
Ayetlerimizi yalan sayanlar (a) ve onları kibirlerine yediremiyenler (e gelince:) Onlar da o ateşin yaranıdırlar. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar.
|
Hasan Basri Çantay
Ayetlerimizi yalan sayanlar (a) ve onları kibirlerine yediremiyenler (e gelince:) Onlar da o ateşin yaranıdırlar. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar. |
|
|
Araf 36. Ayet
36. Ayet
İbni Kesir
Ayetlerimizi yalanlayıp onlara karşı büyüklük taslayanlar; işte onlar ateşliklerdir. Onlar orada temelli kalıcıdırlar.
|
İbni Kesir
Ayetlerimizi yalanlayıp onlara karşı büyüklük taslayanlar; işte onlar ateşliklerdir. Onlar orada temelli kalıcıdırlar. |
|
|
Araf 36. Ayet
36. Ayet
Muhammed Esed
ama ayetlerimizi yalanlamaya kalkanlar ve onlara kibirle tepeden bakanlar, işte orada kalmak üzere, ateşe girecek olanlar böyleleridir!
|
Muhammed Esed
ama ayetlerimizi yalanlamaya kalkanlar ve onlara kibirle tepeden bakanlar, işte orada kalmak üzere, ateşe girecek olanlar böyleleridir! |
|
|
Araf 36. Ayet
36. Ayet
Şaban Piriş
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklük taslayanlar ise, ateşliktirler. Onlar, orada ebedidirler.
|
Şaban Piriş
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklük taslayanlar ise, ateşliktirler. Onlar, orada ebedidirler. |
|
|
Araf 36. Ayet
36. Ayet
Suat Yıldırım
Ayetlerimizi yalan sayanlar ve onları kabule tenezzül etmeyenler ise, işte onlar cehennemliktirler. Hem de orada ebedi kalacaklardır.
|
Suat Yıldırım
Ayetlerimizi yalan sayanlar ve onları kabule tenezzül etmeyenler ise, işte onlar cehennemliktirler. Hem de orada ebedi kalacaklardır. |
|
|
Araf 36. Ayet
36. Ayet
Süleyman Ateş
Ayetlerimizi yalanlayıp onları kabule tenezzül etmeyenlere gelince, onlar da ateş halkıdır; onlar orada sürekli kalacaklardır.
|
Süleyman Ateş
Ayetlerimizi yalanlayıp onları kabule tenezzül etmeyenlere gelince, onlar da ateş halkıdır; onlar orada sürekli kalacaklardır. |
|
|
Araf 36. Ayet
36. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Ayetlerimizi yalanlayıp onlar karşısında burun kıvıranlara gelince, bunlar ateşin dostlarıdır. Sürekli kalacaklardır onun içinde.
|
Yaşar Nuri Öztürk
Ayetlerimizi yalanlayıp onlar karşısında burun kıvıranlara gelince, bunlar ateşin dostlarıdır. Sürekli kalacaklardır onun içinde. |
|
|
Araf 36. Ayet
36. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Mesajlarımızı yalanlayan ve onları küçümseyenlere gelince: onlar, içinde temelli kalmak üzere ateşe girecek.
|
Mustafa İslamoğlu
Mesajlarımızı yalanlayan ve onları küçümseyenlere gelince: onlar, içinde temelli kalmak üzere ateşe girecek. |
|
|
Araf 36. Ayet
36. Ayet
Rashad Khalifa
As for those who reject our revelations, and are too arrogant to uphold them, they have incurred Hell, wherein they abide forever.
|
Rashad Khalifa
As for those who reject our revelations, and are too arrogant to uphold them, they have incurred Hell, wherein they abide forever. |
|
|
Araf 36. Ayet
36. Ayet
The Monotheist Group
As for those who reject Our revelations, and become arrogant towards them; then these are the dwellers of the Fire, in it they will abide"
|
The Monotheist Group
As for those who reject Our revelations, and become arrogant towards them; then these are the dwellers of the Fire, in it they will abide" |
|
|
Araf 36. Ayet
36. Ayet
Edip-Layth
As for those who reject Our signs, and become arrogant towards them; then these are the dwellers of the fire, in it they will abide"
|
Edip-Layth
As for those who reject Our signs, and become arrogant towards them; then these are the dwellers of the fire, in it they will abide" |
|
|
Araf 36. Ayet
36. Ayet
Ali Rıza Safa
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve Ona karşı büyüklük taslayanlar; ateşin yoldaşları, işte onlardır. Sürekli orada kalacaklardır.
|
Ali Rıza Safa
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve Ona karşı büyüklük taslayanlar; ateşin yoldaşları, işte onlardır. Sürekli orada kalacaklardır. |
|
|
Araf 36. Ayet
36. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılan ve büyüklük taslayanlar ise cehennem ahalisidir. Onlar orada ölümsüzdürler.
|
Süleymaniye Vakfı
Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılan ve büyüklük taslayanlar ise cehennem ahalisidir. Onlar orada ölümsüzdürler. |
|
|
Araf 36. Ayet
36. Ayet
Edip Yüksel
Büyüklük taslayarak ayetlerimizi yalanlayanlar ise ateş halkıdır; orada ebedî kalıcıdırlar.
|
Edip Yüksel
Büyüklük taslayarak ayetlerimizi yalanlayanlar ise ateş halkıdır; orada ebedî kalıcıdırlar. |
|
|
Araf 36. Ayet
36. Ayet
Erhan Aktaş
Büyüklük taslayarak, ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş halkıdırlar. Onlar, orada sürekli kalıcıdırlar.
|
Erhan Aktaş
Büyüklük taslayarak, ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş halkıdırlar. Onlar, orada sürekli kalıcıdırlar. |
|
|
Araf 36. Ayet
36. Ayet
Mehmet Okuyan
Ayetlerimizi yalanlayıp onlara karşı kibirlenenler ise ateş halkıdır; onlar orada ebedî kalıcıdır.
|
Mehmet Okuyan
Ayetlerimizi yalanlayıp onlara karşı kibirlenenler ise ateş halkıdır; onlar orada ebedî kalıcıdır. |
|
|
Araf 37. Ayet
37. Ayet
Ahmed Hulusi
Allah üzerine yalan uydurandan yahut O'nun işaretlerindeki varlığını yalanlayandan daha zalim kimdir? İşte onlara Kitaptan (nazil olan bilgideki) nasipleri ulaşır... Nihayet onları vefat ettirmek için Rasullerimiz kendilerine geldiği vakit: "Allah dununda yönelip var sandıklarınız nerede?" derler... "Bizden kaybolup gittiler" derler ve hakikat bilgisini inkar halinde olduklarına kendi aleyhlerine şahitlik ederler.
|
Ahmed Hulusi
Allah üzerine yalan uydurandan yahut O'nun işaretlerindeki varlığını yalanlayandan daha zalim kimdir? İşte onlara Kitaptan (nazil olan bilgideki) nasipleri ulaşır... Nihayet onları vefat ettirmek için Rasullerimiz kendilerine geldiği vakit: "Allah dununda yönelip var sandıklarınız nerede?" derler... "Bizden kaybolup gittiler" derler ve hakikat bilgisini inkar halinde olduklarına kendi aleyhlerine şahitlik ederler. |
|
|
Araf 37. Ayet
37. Ayet
Ali Bulaç
Öyleyse, Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir? Kitap'tan kendilerine bir pay erişecek olanlar bunlardır. Nihayet elçilerimiz, hayatlarına son vermek üzere kendilerine gittiklerinde onlara diyecekler ki: "Allah'tan başka taptıklarınız nerede?" "Onlar bizi (yüzüstü) bırakıp kayboldular" diyecekler. (Böylelikle) Bunlar, gerçekten kafirler olduklarına kendi aleyhlerinde şehadet ettiler.
|
Ali Bulaç
Öyleyse, Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir? Kitap'tan kendilerine bir pay erişecek olanlar bunlardır. Nihayet elçilerimiz, hayatlarına son vermek üzere kendilerine gittiklerinde onlara diyecekler ki: "Allah'tan başka taptıklarınız nerede?" "Onlar bizi (yüzüstü) bırakıp kayboldular" diyecekler. (Böylelikle) Bunlar, gerçekten kafirler olduklarına kendi aleyhlerinde şehadet ettiler. |
|
|
Araf 37. Ayet
37. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Allah'a iftira eden ya da O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim vardır? Onlara kitaptaki nasiplerierişecektir. Nihayet elçilerimiz gelip canlarını alırken, "Hani, Allah'tan başka yalvardıklarınız nerede?" dediklerinde, "Bizden kayboldular" dediler ve kendi aleyhlerine kendilerinin kafir olduklarına şahitlik ettiler.
|
Bayraktar Bayraklı
Allah'a iftira eden ya da O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim vardır? Onlara kitaptaki nasiplerierişecektir. Nihayet elçilerimiz gelip canlarını alırken, "Hani, Allah'tan başka yalvardıklarınız nerede?" dediklerinde, "Bizden kayboldular" dediler ve kendi aleyhlerine kendilerinin kafir olduklarına şahitlik ettiler. |
|
|
Araf 37. Ayet
37. Ayet
Diyanet İşleri
Kim, Allah'a karşı yalan uyduran veya O'nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir. Sonunda kendilerine melek elçilerimiz, canlarını almak için geldiğinde, "Hani Allah'ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?" derler. Onlar da, "Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular" derler ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler.
|
Diyanet İşleri
Kim, Allah'a karşı yalan uyduran veya O'nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir. Sonunda kendilerine melek elçilerimiz, canlarını almak için geldiğinde, "Hani Allah'ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?" derler. Onlar da, "Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular" derler ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler. |
|
|
Araf 37. Ayet
37. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Zira bir yalanı Allaha iftira eden veya onun ayetlerine yalan diyen kimseden daha zalim kim olabilir? Bunlara kitabdan nasibları irişir, nihayet kendilerine göndereceğimiz Melekler gelib canlarını alırlarken, hani o, Allahı bırakıb da taptıklarınız nerede? Dediklerinde "onlar bizi bıraktılar da gaib oldular" derler ve kafir idiklerine kendi aleylerinde şahidlik ederler
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Zira bir yalanı Allaha iftira eden veya onun ayetlerine yalan diyen kimseden daha zalim kim olabilir? Bunlara kitabdan nasibları irişir, nihayet kendilerine göndereceğimiz Melekler gelib canlarını alırlarken, hani o, Allahı bırakıb da taptıklarınız nerede? Dediklerinde "onlar bizi bıraktılar da gaib oldular" derler ve kafir idiklerine kendi aleylerinde şahidlik ederler |
|
|
Araf 37. Ayet
37. Ayet
Gültekin Onan
Öyleyse, Tanrı'ya karşı yalan uydurup iftira düzenden veya ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir? Kitaptan kendilerine bir pay erişecek olanlar bunlardır. Nihayet elçilerimiz, hayatlarına son vermek üzere kendilerine gittiklerinde onlara diyecekler ki: "Tanrı'dan başka taptıklarınız nerede?" "Onlar bizi (yüzüstü) bırakıp kayboldular" diyecekler. (Böylelikle) Bunlar, gerçekten kafir olduklarına kendi aleyhlerine tanıklık ettiler.
|
Gültekin Onan
Öyleyse, Tanrı'ya karşı yalan uydurup iftira düzenden veya ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir? Kitaptan kendilerine bir pay erişecek olanlar bunlardır. Nihayet elçilerimiz, hayatlarına son vermek üzere kendilerine gittiklerinde onlara diyecekler ki: "Tanrı'dan başka taptıklarınız nerede?" "Onlar bizi (yüzüstü) bırakıp kayboldular" diyecekler. (Böylelikle) Bunlar, gerçekten kafir olduklarına kendi aleyhlerine tanıklık ettiler. |
|
|
Araf 37. Ayet
37. Ayet
Hasan Basri Çantay
O halde Allaha karşı (demediğini söyledi diye) yalan uydurub atandan, yahud Onun ayetlerini yalan sayandan daha zaalim kimdir? Onların kitabdan nasıybleri (ne ise) kendilerine erişecekdir. Nihayet elçi (melek) lerimiz, canlarını almak üzere onlara geldikleri vakit diyecekler ki: "Allahı bırakıb da tapa geldiğiniz (tanrılarınız) nerede"? (Cevaben şöyle) diyecekler: "Onlar bizi bırakıb gaaib oldular". Kendileri kendi aleyhlerine, muhakkak küfredenler olduklarına, şahidlik edeceklerdir.
|
Hasan Basri Çantay
O halde Allaha karşı (demediğini söyledi diye) yalan uydurub atandan, yahud Onun ayetlerini yalan sayandan daha zaalim kimdir? Onların kitabdan nasıybleri (ne ise) kendilerine erişecekdir. Nihayet elçi (melek) lerimiz, canlarını almak üzere onlara geldikleri vakit diyecekler ki: "Allahı bırakıb da tapa geldiğiniz (tanrılarınız) nerede"? (Cevaben şöyle) diyecekler: "Onlar bizi bırakıb gaaib oldular". Kendileri kendi aleyhlerine, muhakkak küfredenler olduklarına, şahidlik edeceklerdir. |
|
|
Araf 37. Ayet
37. Ayet
İbni Kesir
Allah'a karşı yalan uyduran veya O'nun ayetlerini yalan sayanlardan daha zalim kim vardır? İşte onlara; kitabdaki payları erişecektir. Nihayet, elçilerimiz canlarını almak üzere onlara geldiklerinde; diyeceklerdir ki: Allah'tan başka tapar olduklarınız nerede? Onlar da derler ki: Onlar, bizi bırakıp kaçtılar. Ve onlar, kendi aleyhlerine gerçekten kafir olduklarına şehadet ederler.
|
İbni Kesir
Allah'a karşı yalan uyduran veya O'nun ayetlerini yalan sayanlardan daha zalim kim vardır? İşte onlara; kitabdaki payları erişecektir. Nihayet, elçilerimiz canlarını almak üzere onlara geldiklerinde; diyeceklerdir ki: Allah'tan başka tapar olduklarınız nerede? Onlar da derler ki: Onlar, bizi bırakıp kaçtılar. Ve onlar, kendi aleyhlerine gerçekten kafir olduklarına şehadet ederler. |
İletişime Geçin
Yardıma mı ihtiyacınız var? Hızlı bir şekilde yardım için destek ekibimizle iletişime geçin.
Henüz Üye Değil misiniz?
Kaydolun! Kendinize özel takip ve favori listeleri oluşturabilirsiniz.