Mealler
Araf Suresi - Mealler
| Takip | Sure Ayetler | Meal |
|---|---|---|
|
Araf 137. Ayet
137. Ayet
Muhammed Esed
(Vaktiyle) hor görülen/güçsüz bırakılan insanları ise kutlu kıldığımız ülkenin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Ve Rabbinizin İsrailoğullarına verdiği söz, onların darlıkta gösterdikleri sabrın karşılığı olarak (işte böylece) gerçekleşmiş oldu; Firavun ve halkının özenle işlediklerini, yapıp yükselttiklerini ise, hepsini, hepsini yerle bir ettik.
|
Muhammed Esed
(Vaktiyle) hor görülen/güçsüz bırakılan insanları ise kutlu kıldığımız ülkenin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Ve Rabbinizin İsrailoğullarına verdiği söz, onların darlıkta gösterdikleri sabrın karşılığı olarak (işte böylece) gerçekleşmiş oldu; Firavun ve halkının özenle işlediklerini, yapıp yükselttiklerini ise, hepsini, hepsini yerle bir ettik. |
|
|
Araf 137. Ayet
137. Ayet
Şaban Piriş
Yeryüzünün bereketli kıldığımız doğusunda ve batısında güçsüzleştirilmiş bir toplumu onlara varis kıldık. İsrailoğulları'nın sabretmelerine karşılık olarak Rabbinin hükmü en iyi şekilde yerine geldi. Firavun ve kavminin yapmış olduğu şeyleri mahvettik (sanki) hükümranlık yapmamışlardı.
|
Şaban Piriş
Yeryüzünün bereketli kıldığımız doğusunda ve batısında güçsüzleştirilmiş bir toplumu onlara varis kıldık. İsrailoğulları'nın sabretmelerine karşılık olarak Rabbinin hükmü en iyi şekilde yerine geldi. Firavun ve kavminin yapmış olduğu şeyleri mahvettik (sanki) hükümranlık yapmamışlardı. |
|
|
Araf 137. Ayet
137. Ayet
Suat Yıldırım
Horlanan, ezilen milleti de, bereketlerle donattığımız o ülkenin doğularına ve batılarına (yani tamamına) varis kıldık. Böylece sabretmelerine mükafat olarak İsrail oğullarına, senin Rabbinin yaptığı güzel vaad tamamen gerçekleşti. Firavun ile kavminin yaptıkları binaları ve yetiştirdikleri bahçeleri ise imha ettik.
|
Suat Yıldırım
Horlanan, ezilen milleti de, bereketlerle donattığımız o ülkenin doğularına ve batılarına (yani tamamına) varis kıldık. Böylece sabretmelerine mükafat olarak İsrail oğullarına, senin Rabbinin yaptığı güzel vaad tamamen gerçekleşti. Firavun ile kavminin yaptıkları binaları ve yetiştirdikleri bahçeleri ise imha ettik. |
|
|
Araf 137. Ayet
137. Ayet
Süleyman Ateş
Hor görülüp ezilmekte olan milleti de içini bereketlerle donattığımız yerin, doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrail oğullarına verdiği güzel söz, sabretmeleri yüzünden tam yerine geldi. Fir'avn'ın ve kavminin yapageldiği şeyleri ve yükseltmekte oldukları sarayları (ve bahçeleri) de yıktık.
|
Süleyman Ateş
Hor görülüp ezilmekte olan milleti de içini bereketlerle donattığımız yerin, doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrail oğullarına verdiği güzel söz, sabretmeleri yüzünden tam yerine geldi. Fir'avn'ın ve kavminin yapageldiği şeyleri ve yükseltmekte oldukları sarayları (ve bahçeleri) de yıktık. |
|
|
Araf 137. Ayet
137. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Ezilip itilmekte olan topluluğu da içine bereketler doldurduğumuz toprağın doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin, İsrailoğullarına verdiği güzel söz, sabretmeleri yüzünden hedefine vardı. Firavun ve toplumunun sanayi olarak meydana getirdiklerini de dikip yükselttikleri sarayları da yere geçirdik.
|
Yaşar Nuri Öztürk
Ezilip itilmekte olan topluluğu da içine bereketler doldurduğumuz toprağın doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin, İsrailoğullarına verdiği güzel söz, sabretmeleri yüzünden hedefine vardı. Firavun ve toplumunun sanayi olarak meydana getirdiklerini de dikip yükselttikleri sarayları da yere geçirdik. |
|
|
Araf 137. Ayet
137. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Vaktiyle hor görülüp ezilen insanları, toprağını bereketli kıldığımız ülkenin en doğusundan en batısına kadar tamamına hakim kıldık. Ve Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel (bir gelecek) vaadi, onların sabırlarına karşılık (işte böyle) gerçekleşti. Firavun ve avanesinin yapıp yücelttikleri kibir uygarlığını tarihe gömdük.
|
Mustafa İslamoğlu
Vaktiyle hor görülüp ezilen insanları, toprağını bereketli kıldığımız ülkenin en doğusundan en batısına kadar tamamına hakim kıldık. Ve Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel (bir gelecek) vaadi, onların sabırlarına karşılık (işte böyle) gerçekleşti. Firavun ve avanesinin yapıp yücelttikleri kibir uygarlığını tarihe gömdük. |
|
|
Araf 137. Ayet
137. Ayet
Rashad Khalifa
We let the oppressed people inherit the land, east and west, and we blessed it. The blessed commands of your Lord were thus fulfilled for the Children of Israel, to reward them for their steadfastness, and we annihilated the works of Pharaoh and his people and everything they harvested.
|
Rashad Khalifa
We let the oppressed people inherit the land, east and west, and we blessed it. The blessed commands of your Lord were thus fulfilled for the Children of Israel, to reward them for their steadfastness, and we annihilated the works of Pharaoh and his people and everything they harvested. |
|
|
Araf 137. Ayet
137. Ayet
The Monotheist Group
And We let the people who were weak inherit the east of the land and the west of it which We have blessed. And the good word of your Lord was completed towards the Children of Israel for their patience; and We destroyed what Pharaoh and his people were doing, and what they contrived.
|
The Monotheist Group
And We let the people who were weak inherit the east of the land and the west of it which We have blessed. And the good word of your Lord was completed towards the Children of Israel for their patience; and We destroyed what Pharaoh and his people were doing, and what they contrived. |
|
|
Araf 137. Ayet
137. Ayet
Edip-Layth
We let the people who were oppressed inherit the east and the west of the land which We have blessed, and good word of your Lord was completed towards the Children of Israel. For they were patient, and We destroyed what Pharaoh and his people were doing, and what they contrived.
|
Edip-Layth
We let the people who were oppressed inherit the east and the west of the land which We have blessed, and good word of your Lord was completed towards the Children of Israel. For they were patient, and We destroyed what Pharaoh and his people were doing, and what they contrived. |
|
|
Araf 137. Ayet
137. Ayet
Ali Rıza Safa
Önemsiz görülen o güçsüz toplumu, toprağını ongun yaptığımız ülkenin, doğusuna ve batısına kalıtçı yaptık. Efendinin, İsrailoğullarına verdiği güzel söz, dirençli olmalarının karşılığı olarak gerçekleşti. Firavun ve toplumunun özenle yaparak yükselttiklerini de yerle bir ettik.
|
Ali Rıza Safa
Önemsiz görülen o güçsüz toplumu, toprağını ongun yaptığımız ülkenin, doğusuna ve batısına kalıtçı yaptık. Efendinin, İsrailoğullarına verdiği güzel söz, dirençli olmalarının karşılığı olarak gerçekleşti. Firavun ve toplumunun özenle yaparak yükselttiklerini de yerle bir ettik. |
|
|
Araf 137. Ayet
137. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Bereketlerle doldurduğumuz o toprakların doğusunu ve batısını da ezmeye çalıştıkları halka verdik. Sabır göstermeleri sebebiyle Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz böylece yerine gelmiş oldu. Firavun'un ve halkının yaptıkları işleri ve yükselttikleri bütün değerleri de yerle bir ettik.
|
Süleymaniye Vakfı
Bereketlerle doldurduğumuz o toprakların doğusunu ve batısını da ezmeye çalıştıkları halka verdik. Sabır göstermeleri sebebiyle Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz böylece yerine gelmiş oldu. Firavun'un ve halkının yaptıkları işleri ve yükselttikleri bütün değerleri de yerle bir ettik. |
|
|
Araf 137. Ayet
137. Ayet
Edip Yüksel
Ülkenin verimli kıldığımız doğularına ve batılarına, horlanan ve zayıf düşürülen insanları mirasçı kıldık. Sıkıntılara direndikleri için, Efendinin İsrail oğullarına verdiği güzel söz gerçekleşti. Firavun ve halkının oluşturduğu yapı ve kurumları da yerle bir ettik.
|
Edip Yüksel
Ülkenin verimli kıldığımız doğularına ve batılarına, horlanan ve zayıf düşürülen insanları mirasçı kıldık. Sıkıntılara direndikleri için, Efendinin İsrail oğullarına verdiği güzel söz gerçekleşti. Firavun ve halkının oluşturduğu yapı ve kurumları da yerle bir ettik. |
|
|
Araf 137. Ayet
137. Ayet
Erhan Aktaş
Mustaz'af[1] olan halkı da bereketlendirdiğimiz arzın, doğusuna ve batısına mirasçı kıldık. Sabretmelerine karşılık Rabb'inin İsrailoğulları'na takdir ettiği hüküm gerçekleşti. Firavun ve halkının yapıp yükselttikleri yapıları harap ettik.
|
Erhan Aktaş
Mustaz'af[1] olan halkı da bereketlendirdiğimiz arzın, doğusuna ve batısına mirasçı kıldık. Sabretmelerine karşılık Rabb'inin İsrailoğulları'na takdir ettiği hüküm gerçekleşti. Firavun ve halkının yapıp yükselttikleri yapıları harap ettik. |
|
|
Araf 137. Ayet
137. Ayet
Mehmet Okuyan
Zayıf düşürülmüş olan o toplumu (İsrailoğullarını), bereketli kıldığımız yerin doğu ve batı taraflarına[1] mirasçı kılmıştık.[2] Sabırlarına karşılık Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz yerine gelmişti. Firavun ve kavminin yaptıkları (eserlerini) ve yükselttiklerini (çardaklarını, binalarını) yerle bir etmiştik.
|
Mehmet Okuyan
Zayıf düşürülmüş olan o toplumu (İsrailoğullarını), bereketli kıldığımız yerin doğu ve batı taraflarına[1] mirasçı kılmıştık.[2] Sabırlarına karşılık Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz yerine gelmişti. Firavun ve kavminin yaptıkları (eserlerini) ve yükselttiklerini (çardaklarını, binalarını) yerle bir etmiştik. |
|
|
Araf 138. Ayet
138. Ayet
Ahmed Hulusi
İsrailoğullarına denizi geçirttik... Kendilerine ait putlara tapınan bir topluluğa ulaştılar. Dediler ki: "Ey Musa... Onların sahip olduğu ilahlar gibi bizim için bir ilah oluştur"... (Musa) dedi ki: "Muhakkak ki siz çok cahilsiniz!"
|
Ahmed Hulusi
İsrailoğullarına denizi geçirttik... Kendilerine ait putlara tapınan bir topluluğa ulaştılar. Dediler ki: "Ey Musa... Onların sahip olduğu ilahlar gibi bizim için bir ilah oluştur"... (Musa) dedi ki: "Muhakkak ki siz çok cahilsiniz!" |
|
|
Araf 138. Ayet
138. Ayet
Ali Bulaç
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Putları önünde bel büküp eğilmekte olan bir topluluğa rastladılar. Musa'ya dediler ki: "Ey Musa, onların ilahları (var; onların ki) gibi, sen de bize bir ilah yap." O: "siz gerçekten cahillik etmekte olan bir kavimsiniz" dedi.
|
Ali Bulaç
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Putları önünde bel büküp eğilmekte olan bir topluluğa rastladılar. Musa'ya dediler ki: "Ey Musa, onların ilahları (var; onların ki) gibi, sen de bize bir ilah yap." O: "siz gerçekten cahillik etmekte olan bir kavimsiniz" dedi. |
|
|
Araf 138. Ayet
138. Ayet
Bayraktar Bayraklı
İsrailoğulları'nı denizden geçirdik. Özel putlarına tapan bir topluluğa rastladılar. Bunun üzerine, "Ey Musa!" dediler, "Bunların ilahları olduğu gibi, sen de bize bir ilah belirle!" Musa dedi ki: "Siz gerçekten cahil bir toplumsunuz."
|
Bayraktar Bayraklı
İsrailoğulları'nı denizden geçirdik. Özel putlarına tapan bir topluluğa rastladılar. Bunun üzerine, "Ey Musa!" dediler, "Bunların ilahları olduğu gibi, sen de bize bir ilah belirle!" Musa dedi ki: "Siz gerçekten cahil bir toplumsunuz." |
|
|
Araf 138. Ayet
138. Ayet
Diyanet İşleri
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken, kendilerine ait putlara tapan bir kavme rastladılar. İsrailoğulları, "Ey Musa! Onların kendilerine ait ilahları (putları) olduğu gibi sen de bize ait bir ilah yapsana" dediler. Musa şöyle dedi: "Şüphesiz siz cahillik eden bir kavimsiniz."
|
Diyanet İşleri
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken, kendilerine ait putlara tapan bir kavme rastladılar. İsrailoğulları, "Ey Musa! Onların kendilerine ait ilahları (putları) olduğu gibi sen de bize ait bir ilah yapsana" dediler. Musa şöyle dedi: "Şüphesiz siz cahillik eden bir kavimsiniz." |
|
|
Araf 138. Ayet
138. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve Beni İsraile denizi atlattık, derken bir kavme vardılar, toplanmışlar kendilerine mahsus bir takım putlara tapıyorlardı, ya Musa! dediler: Bunların bir çok ilahları olduğu gibi sen de bize bir ilah yap, siz, dedi: Gerçekten cahillik ediyorsunuz
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve Beni İsraile denizi atlattık, derken bir kavme vardılar, toplanmışlar kendilerine mahsus bir takım putlara tapıyorlardı, ya Musa! dediler: Bunların bir çok ilahları olduğu gibi sen de bize bir ilah yap, siz, dedi: Gerçekten cahillik ediyorsunuz |
|
|
Araf 138. Ayet
138. Ayet
Gültekin Onan
İsrail oğullarını denizden geçirdik. Putları önünde bel büküp eğilmekte olan bir topluluğa rastladılar. Musa'ya dediler ki: "Ey Musa, onların tanrıları (var; onlarınki) gibi, sen de bize bir tanrı yap." O: "Siz geçekten cahillik etmekte olan bir kavimsiniz" dedi.
|
Gültekin Onan
İsrail oğullarını denizden geçirdik. Putları önünde bel büküp eğilmekte olan bir topluluğa rastladılar. Musa'ya dediler ki: "Ey Musa, onların tanrıları (var; onlarınki) gibi, sen de bize bir tanrı yap." O: "Siz geçekten cahillik etmekte olan bir kavimsiniz" dedi. |
|
|
Araf 138. Ayet
138. Ayet
Hasan Basri Çantay
İsrail oğullarını denizden geçirdik. Şimdi putlarının önünde tapagelen bir kavme rast geldiler. Dediler ki: "Ya Musa, onların nasıl Tanrıları varsa sen de bize öyle bir Tanrı yap"! "Siz, dedi, cidden ne cahillik eder bir kavmsiniz"!
|
Hasan Basri Çantay
İsrail oğullarını denizden geçirdik. Şimdi putlarının önünde tapagelen bir kavme rast geldiler. Dediler ki: "Ya Musa, onların nasıl Tanrıları varsa sen de bize öyle bir Tanrı yap"! "Siz, dedi, cidden ne cahillik eder bir kavmsiniz"! |
|
|
Araf 138. Ayet
138. Ayet
İbni Kesir
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Onlar, gönülden putlara tapagelen bir topluluğa rastladılar ve dediler ki: Ey Musa; onların tanrıları olduğu gibi bize de bir tanrı yap. O da dedi ki: Siz gerçekten cahil topluluksunuz.
|
İbni Kesir
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Onlar, gönülden putlara tapagelen bir topluluğa rastladılar ve dediler ki: Ey Musa; onların tanrıları olduğu gibi bize de bir tanrı yap. O da dedi ki: Siz gerçekten cahil topluluksunuz. |
|
|
Araf 138. Ayet
138. Ayet
Muhammed Esed
Ve İsrailoğullarını denizden geçirdik; derken, birtakım putlara tapınıp duran bir toplulukla karşılaştılar. (İsrailoğulları): "Ey Musa," dediler, "Bize de onların tanrıları gibi bir tanrı yapıver!" (Musa): "gerçekten de siz (eğri doğru nedir) bilmeyen bir toplumsunuz!" dedi,
|
Muhammed Esed
Ve İsrailoğullarını denizden geçirdik; derken, birtakım putlara tapınıp duran bir toplulukla karşılaştılar. (İsrailoğulları): "Ey Musa," dediler, "Bize de onların tanrıları gibi bir tanrı yapıver!" (Musa): "gerçekten de siz (eğri doğru nedir) bilmeyen bir toplumsunuz!" dedi, |
|
|
Araf 138. Ayet
138. Ayet
Şaban Piriş
İsrailoğullarını denizden geçirmiştik. Kendi (elleriyle yaptıkları) putlarına bağlanmış bir topluma uğradılar -Ey Musa, bunların ilahları gibi bize de bir ilah yapsana! dediler. Musa da onlara: -Şüphesiz, cahillik eden bir toplumsunuz! dedi.
|
Şaban Piriş
İsrailoğullarını denizden geçirmiştik. Kendi (elleriyle yaptıkları) putlarına bağlanmış bir topluma uğradılar -Ey Musa, bunların ilahları gibi bize de bir ilah yapsana! dediler. Musa da onlara: -Şüphesiz, cahillik eden bir toplumsunuz! dedi. |
|
|
Araf 138. Ayet
138. Ayet
Suat Yıldırım
(138-140) İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken yolları, kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir topluluğa uğradı. "Musa!" dediler, "bunların tanrıları olduğu gibi bize de bir tanrı yapıver!" O ise: "Siz" dedi, "gerçekten cahil bir milletsiniz! Çünkü şu imrendiğiniz kimselerin dini yıkılmıştır ve yaptıkları bütün ameller de boşunadır. Hem Allah size bunca lütufta bulunup öteki insanlara üstün kılmış olduğu halde, hiç ben sizin için O'ndan başka bir tanrı arar mıyım?"
|
Suat Yıldırım
(138-140) İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken yolları, kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir topluluğa uğradı. "Musa!" dediler, "bunların tanrıları olduğu gibi bize de bir tanrı yapıver!" O ise: "Siz" dedi, "gerçekten cahil bir milletsiniz! Çünkü şu imrendiğiniz kimselerin dini yıkılmıştır ve yaptıkları bütün ameller de boşunadır. Hem Allah size bunca lütufta bulunup öteki insanlara üstün kılmış olduğu halde, hiç ben sizin için O'ndan başka bir tanrı arar mıyım?" |
|
|
Araf 138. Ayet
138. Ayet
Süleyman Ateş
İsrail oğullarını denizden geçirdik, kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir kavme rastladılar: "Ey Musa, dediler, (bak) bunların nasıl tanrıları var, bize de öyle bir tanrı yap!" (Musa) dedi: "Siz, gerçekten cahil bir toplumsunuz."
|
Süleyman Ateş
İsrail oğullarını denizden geçirdik, kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir kavme rastladılar: "Ey Musa, dediler, (bak) bunların nasıl tanrıları var, bize de öyle bir tanrı yap!" (Musa) dedi: "Siz, gerçekten cahil bir toplumsunuz." |
|
|
Araf 138. Ayet
138. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
İsrailoğullarına denizi geçirttik. Özel putlarına tapan bir topluluğa rastladılar. Bunun üzerine: "Ey Musa, dediler, bunların ilahları olduğu gibi sen de bize bir ilah belirle." Musa dedi: "Siz cahilliği sürdürmekte olan bir toplumsunuz."
|
Yaşar Nuri Öztürk
İsrailoğullarına denizi geçirttik. Özel putlarına tapan bir topluluğa rastladılar. Bunun üzerine: "Ey Musa, dediler, bunların ilahları olduğu gibi sen de bize bir ilah belirle." Musa dedi: "Siz cahilliği sürdürmekte olan bir toplumsunuz." |
|
|
Araf 138. Ayet
138. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Sonunda İsrailoğullarını denizden geçirdik; derken, birtakım putlara tapınan insanlarla karşılaştılar. "Ey Musa!" dediler, "Onların ilahı gibi bize de bir ilah tedarik ediver!" (Musa) cevaben dedi ki: "Siz sahiden de kendini bilmez bir yığınsınız.
|
Mustafa İslamoğlu
Sonunda İsrailoğullarını denizden geçirdik; derken, birtakım putlara tapınan insanlarla karşılaştılar. "Ey Musa!" dediler, "Onların ilahı gibi bize de bir ilah tedarik ediver!" (Musa) cevaben dedi ki: "Siz sahiden de kendini bilmez bir yığınsınız. |
|
|
Araf 138. Ayet
138. Ayet
Rashad Khalifa
We delivered the Children of Israel across the sea. When they passed by people who were worshipping statues, they said, "O Moses, make a god for us, like the gods they have." He said, "Indeed, you are ignorant people.
|
Rashad Khalifa
We delivered the Children of Israel across the sea. When they passed by people who were worshipping statues, they said, "O Moses, make a god for us, like the gods they have." He said, "Indeed, you are ignorant people. |
|
|
Araf 138. Ayet
138. Ayet
The Monotheist Group
And We let the Children of Israel cross the sea, then they came upon a people who were devoted to statues made for them; they said: "O Moses, make for us a god like they have gods?" He said: "You are an ignorant people!"
|
The Monotheist Group
And We let the Children of Israel cross the sea, then they came upon a people who were devoted to statues made for them; they said: "O Moses, make for us a god like they have gods?" He said: "You are an ignorant people!" |
|
|
Araf 138. Ayet
138. Ayet
Edip-Layth
We let the Children of Israel cross the sea, then they passed by a people who were devoted to idols they had. They said, "O Moses, make for us a god like the gods they have." He said, "You are an ignorant people!"
|
Edip-Layth
We let the Children of Israel cross the sea, then they passed by a people who were devoted to idols they had. They said, "O Moses, make for us a god like the gods they have." He said, "You are an ignorant people!" |
|
|
Araf 138. Ayet
138. Ayet
Ali Rıza Safa
Ve İsrailoğullarını, denizden geçirdik. Kendi yakıştırmalarıyla kutsallaştırdıkları simgelere tapınan bir toplumla karşılaştılar. Dediler ki: "Ey Musa! Bize de onların tanrıları gibi bir tanrı yap!" Dedi ki: "Aslında, siz, bilisiz bir toplumsunuz!"
|
Ali Rıza Safa
Ve İsrailoğullarını, denizden geçirdik. Kendi yakıştırmalarıyla kutsallaştırdıkları simgelere tapınan bir toplumla karşılaştılar. Dediler ki: "Ey Musa! Bize de onların tanrıları gibi bir tanrı yap!" Dedi ki: "Aslında, siz, bilisiz bir toplumsunuz!" |
|
|
Araf 138. Ayet
138. Ayet
Süleymaniye Vakfı
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken putlara tapan bir topluluğa rastladılar ve dediler ki "Musa! Onların tanrıları gibi bir tanrı da bize yapsana!" Dedi ki "Siz gerçekten kendini bilmez bir topluluksunuz."
|
Süleymaniye Vakfı
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken putlara tapan bir topluluğa rastladılar ve dediler ki "Musa! Onların tanrıları gibi bir tanrı da bize yapsana!" Dedi ki "Siz gerçekten kendini bilmez bir topluluksunuz." |
|
|
Araf 138. Ayet
138. Ayet
Edip Yüksel
İsrail oğullarını denizden geçirdik. Kendilerine özgü heykellere hizmet eden bir topluluğa rastladılar ve: "Musa, bunların tanrıları gibi bize de bir tanrı yap" dediler. "Siz, gerçekten cahil bir topluluksunuz!" dedi.
|
Edip Yüksel
İsrail oğullarını denizden geçirdik. Kendilerine özgü heykellere hizmet eden bir topluluğa rastladılar ve: "Musa, bunların tanrıları gibi bize de bir tanrı yap" dediler. "Siz, gerçekten cahil bir topluluksunuz!" dedi. |
|
|
Araf 138. Ayet
138. Ayet
Erhan Aktaş
İsrailoğulları'nı denizden geçirdik. Kendilerine özgü putlara tapan bir halka rastladılar. Ey Musa! "Bize de bunların ilahları gibi bir ilah yap." dediler. "Siz gerçekten cahil bir kavimsiniz." dedi.
|
Erhan Aktaş
İsrailoğulları'nı denizden geçirdik. Kendilerine özgü putlara tapan bir halka rastladılar. Ey Musa! "Bize de bunların ilahları gibi bir ilah yap." dediler. "Siz gerçekten cahil bir kavimsiniz." dedi. |
|
|
Araf 138. Ayet
138. Ayet
Mehmet Okuyan
İsrailoğulları'nı denizden geçirmiştik. Orada kendilerine ait birtakım putlara tapan bir kavmin yanına gelmişlerdi. Bunun üzerine (Musa'ya) "Ey Musa! Onların ilahları olduğu gibi, sen de bizim için bir ilah yap!" demişlerdi.[1] (Musa) şöyle demişti: "Şüphesiz ki siz cahillik eden bir toplumsunuz."
|
Mehmet Okuyan
İsrailoğulları'nı denizden geçirmiştik. Orada kendilerine ait birtakım putlara tapan bir kavmin yanına gelmişlerdi. Bunun üzerine (Musa'ya) "Ey Musa! Onların ilahları olduğu gibi, sen de bizim için bir ilah yap!" demişlerdi.[1] (Musa) şöyle demişti: "Şüphesiz ki siz cahillik eden bir toplumsunuz." |
|
|
Araf 139. Ayet
139. Ayet
Ahmed Hulusi
"Muhakkak ki onların inanç ve uygulamaları helakı oluşturur! Yapmakta oldukları da boştur. "
|
Ahmed Hulusi
"Muhakkak ki onların inanç ve uygulamaları helakı oluşturur! Yapmakta oldukları da boştur. " |
|
|
Araf 139. Ayet
139. Ayet
Ali Bulaç
Onların içinde bulundukları şey (din) mahvolucudur ve yapmakta oldukları şeyler (ibadetler) de geçersizdir."
|
Ali Bulaç
Onların içinde bulundukları şey (din) mahvolucudur ve yapmakta oldukları şeyler (ibadetler) de geçersizdir." |
|
|
Araf 139. Ayet
139. Ayet
Bayraktar Bayraklı
"Şu gördüklerinizin içinde bulundukları din çökmüştür. Yapmakta oldukları da boşa çıkacaktır."
|
Bayraktar Bayraklı
"Şu gördüklerinizin içinde bulundukları din çökmüştür. Yapmakta oldukları da boşa çıkacaktır." |
|
|
Araf 139. Ayet
139. Ayet
Diyanet İşleri
Şüphesiz bunların (din diye) içinde bulundukları şey yok olmaya mahkumdur. Yapmakta olduklarının hepsi batıldır."
|
Diyanet İşleri
Şüphesiz bunların (din diye) içinde bulundukları şey yok olmaya mahkumdur. Yapmakta olduklarının hepsi batıldır." |
|
|
Araf 139. Ayet
139. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
çünkü o gördüklerinizin, içinde bulundukları din helake mahkumdur, ve bütün yaptıkları batıldır
|
Elmalılı Hamdi Yazır
çünkü o gördüklerinizin, içinde bulundukları din helake mahkumdur, ve bütün yaptıkları batıldır |
|
|
Araf 139. Ayet
139. Ayet
Gültekin Onan
"Onların içinde bulundukları şey (din) mahvolucudur ve yapmakta oldukları şeyler (ibadetler) de geçersizdir."
|
Gültekin Onan
"Onların içinde bulundukları şey (din) mahvolucudur ve yapmakta oldukları şeyler (ibadetler) de geçersizdir." |
|
|
Araf 139. Ayet
139. Ayet
Hasan Basri Çantay
"Şübhe yok ki bunların, içinde bulundukları (din) helake mahkumdur. (İbadet diye) yapmakda oldukları nesne de boşunadır".
|
Hasan Basri Çantay
"Şübhe yok ki bunların, içinde bulundukları (din) helake mahkumdur. (İbadet diye) yapmakda oldukları nesne de boşunadır". |
|
|
Araf 139. Ayet
139. Ayet
İbni Kesir
Şüphesiz ki bunların içinde bulundukları; yok olmaya mahkumdur ve yapmakta oldukları şey de batıldır.
|
İbni Kesir
Şüphesiz ki bunların içinde bulundukları; yok olmaya mahkumdur ve yapmakta oldukları şey de batıldır. |
|
|
Araf 139. Ayet
139. Ayet
Muhammed Esed
"Bunlara gelince, şüphe yok ki yaşama tarzları onları kaçınılmaz biçimde yok oluşa götürecek; çünkü yaptıkları her şey boş ve değersiz!"
|
Muhammed Esed
"Bunlara gelince, şüphe yok ki yaşama tarzları onları kaçınılmaz biçimde yok oluşa götürecek; çünkü yaptıkları her şey boş ve değersiz!" |
|
|
Araf 139. Ayet
139. Ayet
Şaban Piriş
Onlar helak olacaklardır. İçinde bulundukları şey yok olacaktır. Bilmeden yaptıkları şey batıldır.
|
Şaban Piriş
Onlar helak olacaklardır. İçinde bulundukları şey yok olacaktır. Bilmeden yaptıkları şey batıldır. |
|
|
Araf 139. Ayet
139. Ayet
Suat Yıldırım
(138-140) İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken yolları, kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir topluluğa uğradı. "Musa!" dediler, "bunların tanrıları olduğu gibi bize de bir tanrı yapıver!" O ise: "Siz" dedi, "gerçekten cahil bir milletsiniz! Çünkü şu imrendiğiniz kimselerin dini yıkılmıştır ve yaptıkları bütün ameller de boşunadır. Hem Allah size bunca lütufta bulunup öteki insanlara üstün kılmış olduğu halde, hiç ben sizin için O'ndan başka bir tanrı arar mıyım?"
|
Suat Yıldırım
(138-140) İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken yolları, kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir topluluğa uğradı. "Musa!" dediler, "bunların tanrıları olduğu gibi bize de bir tanrı yapıver!" O ise: "Siz" dedi, "gerçekten cahil bir milletsiniz! Çünkü şu imrendiğiniz kimselerin dini yıkılmıştır ve yaptıkları bütün ameller de boşunadır. Hem Allah size bunca lütufta bulunup öteki insanlara üstün kılmış olduğu halde, hiç ben sizin için O'ndan başka bir tanrı arar mıyım?" |
|
|
Araf 139. Ayet
139. Ayet
Süleyman Ateş
"Şunların içinde bulundukları (din) yıkılmıştır ve yaptıkları şeyler boşa çıkmıştır."
|
Süleyman Ateş
"Şunların içinde bulundukları (din) yıkılmıştır ve yaptıkları şeyler boşa çıkmıştır." |
|
|
Araf 139. Ayet
139. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
"Şu gördüklerinizin, içinde bulundukları din çökmüştür. Yapmakta oldukları da boşa çıkacaktır."
|
Yaşar Nuri Öztürk
"Şu gördüklerinizin, içinde bulundukları din çökmüştür. Yapmakta oldukları da boşa çıkacaktır." |
|
|
Araf 139. Ayet
139. Ayet
Mustafa İslamoğlu
O (putperestlere) gelince: Yaşam tarzları onları yok oluşa sürükleyecektir: zira onlar bir saçmalığı sürdürüyorlar."
|
Mustafa İslamoğlu
O (putperestlere) gelince: Yaşam tarzları onları yok oluşa sürükleyecektir: zira onlar bir saçmalığı sürdürüyorlar." |
|
|
Araf 139. Ayet
139. Ayet
Rashad Khalifa
"These people are committing a blasphemy, for what they are doing is disastrous for them.
|
Rashad Khalifa
"These people are committing a blasphemy, for what they are doing is disastrous for them. |
|
|
Araf 139. Ayet
139. Ayet
The Monotheist Group
"These people are ruined for what they are in, and evil is what they do."
|
The Monotheist Group
"These people are ruined for what they are in, and evil is what they do." |
|
|
Araf 139. Ayet
139. Ayet
Edip-Layth
"These people are ruined for what they are in, and worthless is what they do."
|
Edip-Layth
"These people are ruined for what they are in, and worthless is what they do." |
|
|
Araf 139. Ayet
139. Ayet
Ali Rıza Safa
"Kuşkusuz, bunların içine daldıkları şey yıkılmıştır. Çünkü yaptıkları gerçek dışıdır!"
|
Ali Rıza Safa
"Kuşkusuz, bunların içine daldıkları şey yıkılmıştır. Çünkü yaptıkları gerçek dışıdır!" |
|
|
Araf 139. Ayet
139. Ayet
Süleymaniye Vakfı
"Bu putperestler tutarsızlıklar içindedirler; yapmakta oldukları her şey de boştur."
|
Süleymaniye Vakfı
"Bu putperestler tutarsızlıklar içindedirler; yapmakta oldukları her şey de boştur." |
|
|
Araf 139. Ayet
139. Ayet
Edip Yüksel
"Bunlar, daldıkları bu şeylerle helak olacaklar ve yaptıkları ise hiçbir temele dayanmıyor."
|
Edip Yüksel
"Bunlar, daldıkları bu şeylerle helak olacaklar ve yaptıkları ise hiçbir temele dayanmıyor." |
|
|
Araf 139. Ayet
139. Ayet
Erhan Aktaş
Bunların içinde bulundukları[1] yok olacaktır ve yaptıkları şey[2] de batıldır.
|
Erhan Aktaş
Bunların içinde bulundukları[1] yok olacaktır ve yaptıkları şey[2] de batıldır. |
|
|
Araf 139. Ayet
139. Ayet
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki bunların içinde bulundukları (yol) helak sebebidir; yapmakta oldukları işler de batıldır.
|
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki bunların içinde bulundukları (yol) helak sebebidir; yapmakta oldukları işler de batıldır. |
|
|
Araf 140. Ayet
140. Ayet
Ahmed Hulusi
"O sizi alemlere (insanlara) üstün kılmışken (hilafet hakikatini bildirmesi nedeniyle), sizin için Allah'tan gayrı bir ilah mı düşüneyim" dedi.
|
Ahmed Hulusi
"O sizi alemlere (insanlara) üstün kılmışken (hilafet hakikatini bildirmesi nedeniyle), sizin için Allah'tan gayrı bir ilah mı düşüneyim" dedi. |
|
|
Araf 140. Ayet
140. Ayet
Ali Bulaç
"O sizi alemlere üstün kılmışken, ben size Allah'tan başka bir ilah mı arayacağım?"
|
Ali Bulaç
"O sizi alemlere üstün kılmışken, ben size Allah'tan başka bir ilah mı arayacağım?" |
|
|
Araf 140. Ayet
140. Ayet
Bayraktar Bayraklı
"Ben, size tanrı olarak Allah'tan başkasını mı arayacakmışım? Halbuki O, sizi alemlere üstün kılmıştır."
|
Bayraktar Bayraklı
"Ben, size tanrı olarak Allah'tan başkasını mı arayacakmışım? Halbuki O, sizi alemlere üstün kılmıştır." |
|
|
Araf 140. Ayet
140. Ayet
Diyanet İşleri
"Sizi alemlere üstün kılmış iken, Allah'tan başka ilah mı araştırayım size?"
|
Diyanet İşleri
"Sizi alemlere üstün kılmış iken, Allah'tan başka ilah mı araştırayım size?" |
|
|
Araf 140. Ayet
140. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Hiç, dedi, Ben size Allahdan başka bir ilah mı isterim? O, sizi alemlerin üstüne geçirdi
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Hiç, dedi, Ben size Allahdan başka bir ilah mı isterim? O, sizi alemlerin üstüne geçirdi |
|
|
Araf 140. Ayet
140. Ayet
Gültekin Onan
"O sizi alemlere üstün kılmışken, ben size Tanrı'dan başka tanrı mı arayacağım?"
|
Gültekin Onan
"O sizi alemlere üstün kılmışken, ben size Tanrı'dan başka tanrı mı arayacağım?" |
|
|
Araf 140. Ayet
140. Ayet
Hasan Basri Çantay
Dedi: "Tanrı olarak Allahdan başkasını mı arayacakmışım size? Halbuki O, sizi alemlerin üstüne geçirmişdir".
|
Hasan Basri Çantay
Dedi: "Tanrı olarak Allahdan başkasını mı arayacakmışım size? Halbuki O, sizi alemlerin üstüne geçirmişdir". |
|
|
Araf 140. Ayet
140. Ayet
İbni Kesir
Dedi ki: Ben, sizin için bir tanrı olarak Allah'tan başkasını mı arayacak mışım? Halbuki O, sizi alemlere üstün kılmıştır.
|
İbni Kesir
Dedi ki: Ben, sizin için bir tanrı olarak Allah'tan başkasını mı arayacak mışım? Halbuki O, sizi alemlere üstün kılmıştır. |
|
|
Araf 140. Ayet
140. Ayet
Muhammed Esed
(Ve) şöyle ekledi: "Sizin için Allahtan başka bir tanrı arayayım, öyle mi, hem de O sizi diğer bütün insanlara üstün çıkardığı halde?"
|
Muhammed Esed
(Ve) şöyle ekledi: "Sizin için Allahtan başka bir tanrı arayayım, öyle mi, hem de O sizi diğer bütün insanlara üstün çıkardığı halde?" |
|
|
Araf 140. Ayet
140. Ayet
Şaban Piriş
O, sizi toplumlara üstün kılmış iken size Allah'tan başka bir ilah mı arayayım? dedi.
|
Şaban Piriş
O, sizi toplumlara üstün kılmış iken size Allah'tan başka bir ilah mı arayayım? dedi. |
|
|
Araf 140. Ayet
140. Ayet
Suat Yıldırım
(138-140) İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken yolları, kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir topluluğa uğradı. "Musa!" dediler, "bunların tanrıları olduğu gibi bize de bir tanrı yapıver!" O ise: "Siz" dedi, "gerçekten cahil bir milletsiniz! Çünkü şu imrendiğiniz kimselerin dini yıkılmıştır ve yaptıkları bütün ameller de boşunadır. Hem Allah size bunca lütufta bulunup öteki insanlara üstün kılmış olduğu halde, hiç ben sizin için O'ndan başka bir tanrı arar mıyım?"
|
Suat Yıldırım
(138-140) İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken yolları, kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir topluluğa uğradı. "Musa!" dediler, "bunların tanrıları olduğu gibi bize de bir tanrı yapıver!" O ise: "Siz" dedi, "gerçekten cahil bir milletsiniz! Çünkü şu imrendiğiniz kimselerin dini yıkılmıştır ve yaptıkları bütün ameller de boşunadır. Hem Allah size bunca lütufta bulunup öteki insanlara üstün kılmış olduğu halde, hiç ben sizin için O'ndan başka bir tanrı arar mıyım?" |
|
|
Araf 140. Ayet
140. Ayet
Süleyman Ateş
"Allah, sizi alemlere üstün yapmış iken size Allah'tan başka bir tanrı mı arayayım?" dedi.
|
Süleyman Ateş
"Allah, sizi alemlere üstün yapmış iken size Allah'tan başka bir tanrı mı arayayım?" dedi. |
|
|
Araf 140. Ayet
140. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Şunu da söyledi: "Size Allah'tan başka bir ilah mı arayayım? O sizi alemlere üstün kılmıştır."
|
Yaşar Nuri Öztürk
Şunu da söyledi: "Size Allah'tan başka bir ilah mı arayayım? O sizi alemlere üstün kılmıştır." |
|
|
Araf 140. Ayet
140. Ayet
Mustafa İslamoğlu
(Ve) ekledi: "Size Allah'tan başka bir ilah arayayım, öyle mi; üstelik O, bütün insanlar arasından (vahyi taşıma) onurunu size bahşetmişken?"
|
Mustafa İslamoğlu
(Ve) ekledi: "Size Allah'tan başka bir ilah arayayım, öyle mi; üstelik O, bütün insanlar arasından (vahyi taşıma) onurunu size bahşetmişken?" |
|
|
Araf 140. Ayet
140. Ayet
Rashad Khalifa
"Shall I seek for you other than GOD to be your god, when He has blessed you more than anyone else in the world?"
|
Rashad Khalifa
"Shall I seek for you other than GOD to be your god, when He has blessed you more than anyone else in the world?" |
|
|
Araf 140. Ayet
140. Ayet
The Monotheist Group
He said: "Shall I seek other than God as a god for you when He has preferred you over the worlds?"
|
The Monotheist Group
He said: "Shall I seek other than God as a god for you when He has preferred you over the worlds?" |
|
|
Araf 140. Ayet
140. Ayet
Edip-Layth
He said, "Shall I seek other than God as a god for you when He has preferred you over the worlds?"
|
Edip-Layth
He said, "Shall I seek other than God as a god for you when He has preferred you over the worlds?" |
|
|
Araf 140. Ayet
140. Ayet
Ali Rıza Safa
Dedi ki: "O, sizi evrenlere üstün kılmışken, sizin için, Allah'tan başka tanrı mı arayacağım?"
|
Ali Rıza Safa
Dedi ki: "O, sizi evrenlere üstün kılmışken, sizin için, Allah'tan başka tanrı mı arayacağım?" |
|
|
Araf 140. Ayet
140. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Dedi ki "Size Allah'tan başka bir tanrı mı ararım? Halbuki o sizi bu aleme üstün kılmıştır."
|
Süleymaniye Vakfı
Dedi ki "Size Allah'tan başka bir tanrı mı ararım? Halbuki o sizi bu aleme üstün kılmıştır." |
|
|
Araf 140. Ayet
140. Ayet
Edip Yüksel
"Size Allah'tan aşağı bir tanrı mı arayayım? Oysa O, lütfuyla sizi başkalarına tercih etti."
|
Edip Yüksel
"Size Allah'tan aşağı bir tanrı mı arayayım? Oysa O, lütfuyla sizi başkalarına tercih etti." |
|
|
Araf 140. Ayet
140. Ayet
Erhan Aktaş
"Sizi alemlere üstün[1] kıldığı halde, size Allah'tan başka bir ilah mı arayayım?" dedi.
|
Erhan Aktaş
"Sizi alemlere üstün[1] kıldığı halde, size Allah'tan başka bir ilah mı arayayım?" dedi. |
|
|
Araf 140. Ayet
140. Ayet
Mehmet Okuyan
"Sizi âlemlere (inançsızlara) üstün kılmışken, size Allah'tan başka bir ilah mı arayayım?" demişti.
|
Mehmet Okuyan
"Sizi âlemlere (inançsızlara) üstün kılmışken, size Allah'tan başka bir ilah mı arayayım?" demişti. |
|
|
Araf 141. Ayet
141. Ayet
Ahmed Hulusi
Hani (şunu da hatırlayın) sizi Firavun hanedanından kurtarmıştık... (Hani onlar) azabın en kötüsünü size tattırıyorlardı; erkek çocuklarınızı öldürüyorlar, kadınlarınızı diri bırakıyorlardı... İşte bunda sizin için, Rabbiniz tarafından büyük deneme vardı.
|
Ahmed Hulusi
Hani (şunu da hatırlayın) sizi Firavun hanedanından kurtarmıştık... (Hani onlar) azabın en kötüsünü size tattırıyorlardı; erkek çocuklarınızı öldürüyorlar, kadınlarınızı diri bırakıyorlardı... İşte bunda sizin için, Rabbiniz tarafından büyük deneme vardı. |
|
|
Araf 141. Ayet
141. Ayet
Ali Bulaç
"Hani size dayanılmaz işkenceler yapan, kadınlarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı öldüren Firavun ailesinden sizi kurtarmıştık. Bunda Rabbinizden sizin için büyük bir imtihan vardı."
|
Ali Bulaç
"Hani size dayanılmaz işkenceler yapan, kadınlarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı öldüren Firavun ailesinden sizi kurtarmıştık. Bunda Rabbinizden sizin için büyük bir imtihan vardı." |
|
|
Araf 141. Ayet
141. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Şunu da hatırlayınız: "Sizi Firavun hanedanından kurtarmıştık. Size azabın en kötüsü ile işkence ediyorlardı. Oğullarınızı öldürüyor, kadınlarınızı diri bırakıyorlardı. İşte bunda Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardır."
|
Bayraktar Bayraklı
Şunu da hatırlayınız: "Sizi Firavun hanedanından kurtarmıştık. Size azabın en kötüsü ile işkence ediyorlardı. Oğullarınızı öldürüyor, kadınlarınızı diri bırakıyorlardı. İşte bunda Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardır." |
|
|
Araf 141. Ayet
141. Ayet
Diyanet İşleri
Hani sizi Firavun ailesinden kurtarmıştık. Onlar size en kötü işkenceyi uyguluyorlardı. Oğullarınızı öldürüyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı.
|
Diyanet İşleri
Hani sizi Firavun ailesinden kurtarmıştık. Onlar size en kötü işkenceyi uyguluyorlardı. Oğullarınızı öldürüyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı. |
|
|
Araf 141. Ayet
141. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem düşünseniz, a sizi Ali Fir'avnden kurtardığımız hengamı, size azabın kötüsünü peyliyorlardı, oğullarınızı boyuna katlediyorlar, kadınlarınızı diri tutuyorlardı, bunda size rabbınız tarafından azim bir imtihan var
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem düşünseniz, a sizi Ali Fir'avnden kurtardığımız hengamı, size azabın kötüsünü peyliyorlardı, oğullarınızı boyuna katlediyorlar, kadınlarınızı diri tutuyorlardı, bunda size rabbınız tarafından azim bir imtihan var |
|
|
Araf 141. Ayet
141. Ayet
Gültekin Onan
"Hani size dayanılmaz işkenceler yapan, kadınlarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı öldüren Firavun ailesinden sizi kurtarmıştık. Bunda rabbinizden sizin için büyük bir sınav vardı."
|
Gültekin Onan
"Hani size dayanılmaz işkenceler yapan, kadınlarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı öldüren Firavun ailesinden sizi kurtarmıştık. Bunda rabbinizden sizin için büyük bir sınav vardı." |
|
|
Araf 141. Ayet
141. Ayet
Hasan Basri Çantay
Hani sizi Fir'avn haanedanından kurtarmışdık. Onlar ki size azabın kötüsünü yüklüyorlardı. Oğullarınızı öldürüyorlar, yalınız kızlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda size Rabbinizden büyük bir imtihan vardı.
|
Hasan Basri Çantay
Hani sizi Fir'avn haanedanından kurtarmışdık. Onlar ki size azabın kötüsünü yüklüyorlardı. Oğullarınızı öldürüyorlar, yalınız kızlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda size Rabbinizden büyük bir imtihan vardı. |
|
|
Araf 141. Ayet
141. Ayet
İbni Kesir
Hani sizi, işkencenin en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı öldüren Firavun hanedanından kurtarmıştık. Bunda size Rabbınızdan büyük bir imtihan vardır.
|
İbni Kesir
Hani sizi, işkencenin en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı öldüren Firavun hanedanından kurtarmıştık. Bunda size Rabbınızdan büyük bir imtihan vardır. |
|
|
Araf 141. Ayet
141. Ayet
Muhammed Esed
Ve "Hani, size dayanılmaz acılar çektiren; kadınlarınızı sağ bırakıp bölük bölük oğullarınızı katleden Firavun toplumunun elinden kurtarmıştık sizi! Bu, Rabbinizin büyük bir sınamasıydı size" (diyerek Allahın sözlerini hatırlattı onlara).
|
Muhammed Esed
Ve "Hani, size dayanılmaz acılar çektiren; kadınlarınızı sağ bırakıp bölük bölük oğullarınızı katleden Firavun toplumunun elinden kurtarmıştık sizi! Bu, Rabbinizin büyük bir sınamasıydı size" (diyerek Allahın sözlerini hatırlattı onlara). |
|
|
Araf 141. Ayet
141. Ayet
Şaban Piriş
Size kötü bir ceza ile eziyet eden, çocuklarınızı öldürüp, kadınlarınızı sağ bırakan Firavun hanedanından kurtarmıştık. Bu sizin için yüce Rabbiniz tarafından bir imtihan..
|
Şaban Piriş
Size kötü bir ceza ile eziyet eden, çocuklarınızı öldürüp, kadınlarınızı sağ bırakan Firavun hanedanından kurtarmıştık. Bu sizin için yüce Rabbiniz tarafından bir imtihan.. |
|
|
Araf 141. Ayet
141. Ayet
Suat Yıldırım
Hem düşünün ki, sizi Firavun hanedanından kurtarmıştık. Onlar ki size pek acı bir işkence uyguluyor, oğullarınızı hep öldürüyor, kızlarınızı ise, (kendilerine hizmetçilik etmeleri için) hayatta bırakıyorlardı. Bunda, Rabbiniz tarafından size büyük bir imtihan vardı.
|
Suat Yıldırım
Hem düşünün ki, sizi Firavun hanedanından kurtarmıştık. Onlar ki size pek acı bir işkence uyguluyor, oğullarınızı hep öldürüyor, kızlarınızı ise, (kendilerine hizmetçilik etmeleri için) hayatta bırakıyorlardı. Bunda, Rabbiniz tarafından size büyük bir imtihan vardı. |
|
|
Araf 141. Ayet
141. Ayet
Süleyman Ateş
(Ey İsrailoğulları), hatırlayın o zamanı ki biz sizi Fir'avn ailesinden kurtarmıştık. Onlar size azabın en kötüsünü yapıyorlardı: "Oğullarınızı öldürüyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda, size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı.
|
Süleyman Ateş
(Ey İsrailoğulları), hatırlayın o zamanı ki biz sizi Fir'avn ailesinden kurtarmıştık. Onlar size azabın en kötüsünü yapıyorlardı: "Oğullarınızı öldürüyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda, size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı. |
|
|
Araf 141. Ayet
141. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Şunu da hatırlayın: Sizi Firavun hanedanından kurtarmıştık. Size azabın en kötüsüyle işkence ediyorlardı: Oğlanlarınızı katlediyor, kadınlarınızı diri bırakıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden gelmiş büyük bir imtihan vardı.
|
Yaşar Nuri Öztürk
Şunu da hatırlayın: Sizi Firavun hanedanından kurtarmıştık. Size azabın en kötüsüyle işkence ediyorlardı: Oğlanlarınızı katlediyor, kadınlarınızı diri bırakıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden gelmiş büyük bir imtihan vardı. |
|
|
Araf 141. Ayet
141. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Ve hatırlayın ki size en berbat acıları yaşatan, çocuklarınızı öldürtüp kadınlarınızı sağ bırakan Firavun toplumunun elinden kurtarmıştık sizi! İşte bu, Rabbiniz tarafından tabi tutulduğunuz ağır bir sınavdı.
|
Mustafa İslamoğlu
Ve hatırlayın ki size en berbat acıları yaşatan, çocuklarınızı öldürtüp kadınlarınızı sağ bırakan Firavun toplumunun elinden kurtarmıştık sizi! İşte bu, Rabbiniz tarafından tabi tutulduğunuz ağır bir sınavdı. |
|
|
Araf 141. Ayet
141. Ayet
Rashad Khalifa
Recall that we delivered you from Pharaoh's people, who inflicted the worst persecution upon you, killing your sons and sparing your daughters. That was an exacting trial for you from your Lord.
|
Rashad Khalifa
Recall that we delivered you from Pharaoh's people, who inflicted the worst persecution upon you, killing your sons and sparing your daughters. That was an exacting trial for you from your Lord. |
|
|
Araf 141. Ayet
141. Ayet
The Monotheist Group
And We had saved you from the people of Pharaoh, they were afflicting you with the worst punishment; they used to kill your children and rape your women; and in that was a great test from your Lord.
|
The Monotheist Group
And We had saved you from the people of Pharaoh, they were afflicting you with the worst punishment; they used to kill your children and rape your women; and in that was a great test from your Lord. |
|
|
Araf 141. Ayet
141. Ayet
Edip-Layth
When We saved you from the people of Pharaoh, who were afflicting you with the worst punishment, killing your children and shaming your women; and in that was a great trial from your Lord.
|
Edip-Layth
When We saved you from the people of Pharaoh, who were afflicting you with the worst punishment, killing your children and shaming your women; and in that was a great trial from your Lord. |
|
|
Araf 141. Ayet
141. Ayet
Ali Rıza Safa
Firavun ailesinden sizi kurtardığımızda, size dayanılmaz acılar çektiriyor; oğullarınızı öldürüp, kadınlarınızı da sağ bırakıyorlardı. İşte bunda, Efendinizden, sizin için büyük bir sınav vardı.
|
Ali Rıza Safa
Firavun ailesinden sizi kurtardığımızda, size dayanılmaz acılar çektiriyor; oğullarınızı öldürüp, kadınlarınızı da sağ bırakıyorlardı. İşte bunda, Efendinizden, sizin için büyük bir sınav vardı. |
|
|
Araf 141. Ayet
141. Ayet
Süleymaniye Vakfı
O gün sizi Firavun hanedanından kurtarmıştık. Onlar size en ağır cezayı vermeye çalışıyorlardı. Oğullarınızı öldürüp duruyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. O işin içinde, Rabbinizin, sizi yıpratan büyük bir imtihanı vardı.
|
Süleymaniye Vakfı
O gün sizi Firavun hanedanından kurtarmıştık. Onlar size en ağır cezayı vermeye çalışıyorlardı. Oğullarınızı öldürüp duruyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. O işin içinde, Rabbinizin, sizi yıpratan büyük bir imtihanı vardı. |
|
|
Araf 141. Ayet
141. Ayet
Edip Yüksel
"Hani size en kötü azabı uygulayan Firavunun taraftarlarından sizi kurtarmıştık. Kadınlarınızı utandırıp çocuklarınızı öldürüyorlardı. Bunda Efendinizden sizin için büyük bir sınav vardı."[1]
|
Edip Yüksel
"Hani size en kötü azabı uygulayan Firavunun taraftarlarından sizi kurtarmıştık. Kadınlarınızı utandırıp çocuklarınızı öldürüyorlardı. Bunda Efendinizden sizin için büyük bir sınav vardı."[1] |
İletişime Geçin
Yardıma mı ihtiyacınız var? Hızlı bir şekilde yardım için destek ekibimizle iletişime geçin.
Henüz Üye Değil misiniz?
Kaydolun! Kendinize özel takip ve favori listeleri oluşturabilirsiniz.