Mealler
Araf Suresi - Mealler
| Takip | Sure Ayetler | Meal |
|---|---|---|
|
Araf 128. Ayet
128. Ayet
Hasan Basri Çantay
Musa, kavmine: "Allahdan yardım isteyin. Katlanın. Şübhesiz ki yer, Allahındır. Ona kullarından biri dilerse onu mirascı yapar. Sonuç ise (fenalıklardan) sakınanlarındır" dedi.
|
Hasan Basri Çantay
Musa, kavmine: "Allahdan yardım isteyin. Katlanın. Şübhesiz ki yer, Allahındır. Ona kullarından biri dilerse onu mirascı yapar. Sonuç ise (fenalıklardan) sakınanlarındır" dedi. |
|
|
Araf 128. Ayet
128. Ayet
İbni Kesir
Musa kavmine dedi ki: Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Yeryüzü muhakkak ki Allah'ındır. Kullarından dilediğini ona mirasçı kılar ve akıbet müttakilerindir.
|
İbni Kesir
Musa kavmine dedi ki: Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Yeryüzü muhakkak ki Allah'ındır. Kullarından dilediğini ona mirasçı kılar ve akıbet müttakilerindir. |
|
|
Araf 128. Ayet
128. Ayet
Muhammed Esed
(ve) Musa kendi halkına: "Yardım için Allaha sığının ve (dar günde) sabırlı olun" dedi, "Bilin ki, bütün bir yeryüzü Allaha aittir: onu, kullarından kimi dilerse ona miras bırakır; ve gelecek Allaha karşı sorumluluk bilincine sahip olanlarındır!"
|
Muhammed Esed
(ve) Musa kendi halkına: "Yardım için Allaha sığının ve (dar günde) sabırlı olun" dedi, "Bilin ki, bütün bir yeryüzü Allaha aittir: onu, kullarından kimi dilerse ona miras bırakır; ve gelecek Allaha karşı sorumluluk bilincine sahip olanlarındır!" |
|
|
Araf 128. Ayet
128. Ayet
Şaban Piriş
Musa kavmine şöyle dedi: -Allah'tan yardım dileyin ve sabredin. Şüphesiz yeryüzü Allah'ındır. Ve O, kullarından dilediğini ona varis kılar. Zafer Allah'tan korkanlarındır.
|
Şaban Piriş
Musa kavmine şöyle dedi: -Allah'tan yardım dileyin ve sabredin. Şüphesiz yeryüzü Allah'ındır. Ve O, kullarından dilediğini ona varis kılar. Zafer Allah'tan korkanlarındır. |
|
|
Araf 128. Ayet
128. Ayet
Suat Yıldırım
Musa kavmine şöyle dedi: "Allah'tan yardım dileyin ve sabredin. Muhakkak ki dünya Allah'ın mülküdür; kullarından dilediğini oraya varis kılar. Güzel akıbet, elbette müttakilerindir."
|
Suat Yıldırım
Musa kavmine şöyle dedi: "Allah'tan yardım dileyin ve sabredin. Muhakkak ki dünya Allah'ın mülküdür; kullarından dilediğini oraya varis kılar. Güzel akıbet, elbette müttakilerindir." |
|
|
Araf 128. Ayet
128. Ayet
Süleyman Ateş
Musa, kavmine; "Allah'tan yardım isteyin, sabredin!" dedi; yeryüzü Allah'ındır, onu kullarından dilediğine verir. Sonuç, korunanlarındır!"
|
Süleyman Ateş
Musa, kavmine; "Allah'tan yardım isteyin, sabredin!" dedi; yeryüzü Allah'ındır, onu kullarından dilediğine verir. Sonuç, korunanlarındır!" |
|
|
Araf 128. Ayet
128. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Musa kendi toplumuna şöyle dedi: "Allah'tan yardım dileyin, sabırlı olun. Yeryüzü Allah'ındır, Allah ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar. Sonuç, takvaya sarılanlarındır."
|
Yaşar Nuri Öztürk
Musa kendi toplumuna şöyle dedi: "Allah'tan yardım dileyin, sabırlı olun. Yeryüzü Allah'ındır, Allah ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar. Sonuç, takvaya sarılanlarındır." |
|
|
Araf 128. Ayet
128. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Musa toplumuna dedi ki: "Allah'tan yardım isteyin ve dirençli olun! Bilin ki yeryüzü Allah'ındır, kullarından dilediğini oraya mirasçı kılar: mutlu son sorumulu davrananlarındır."
|
Mustafa İslamoğlu
Musa toplumuna dedi ki: "Allah'tan yardım isteyin ve dirençli olun! Bilin ki yeryüzü Allah'ındır, kullarından dilediğini oraya mirasçı kılar: mutlu son sorumulu davrananlarındır." |
|
|
Araf 128. Ayet
128. Ayet
Rashad Khalifa
Moses said to his people, "Seek GOD's help, and steadfastly persevere. The earth belongs to GOD, and He grants it to whomever He chooses from among His servants. The ultimate victory belongs to the righteous."
|
Rashad Khalifa
Moses said to his people, "Seek GOD's help, and steadfastly persevere. The earth belongs to GOD, and He grants it to whomever He chooses from among His servants. The ultimate victory belongs to the righteous." |
|
|
Araf 128. Ayet
128. Ayet
The Monotheist Group
Moses said to his people: "Seek help with God, and be patient; the earth is for God, He will inherit it to whom He pleases of His servants; and the ending will be for the righteous."
|
The Monotheist Group
Moses said to his people: "Seek help with God, and be patient; the earth is for God, He will inherit it to whom He pleases of His servants; and the ending will be for the righteous." |
|
|
Araf 128. Ayet
128. Ayet
Edip-Layth
Moses said to his people: "Seek help with God, and be patient; for the land is God's. He will inherit it to whom He pleases of His servants; and the victory belongs to the righteous."
|
Edip-Layth
Moses said to his people: "Seek help with God, and be patient; for the land is God's. He will inherit it to whom He pleases of His servants; and the victory belongs to the righteous." |
|
|
Araf 128. Ayet
128. Ayet
Ali Rıza Safa
Musa, toplumuna, şöyle dedi: "Allah'tan yardım dileyin ve dirençli olun. Kuşkusuz, yeryüzü, Allah'ın malıdır. Dilediği kulunu, ona kalıtçı yapar. Çünkü sonuç, sorumluluk bilinci taşıyanlarındır!"
|
Ali Rıza Safa
Musa, toplumuna, şöyle dedi: "Allah'tan yardım dileyin ve dirençli olun. Kuşkusuz, yeryüzü, Allah'ın malıdır. Dilediği kulunu, ona kalıtçı yapar. Çünkü sonuç, sorumluluk bilinci taşıyanlarındır!" |
|
|
Araf 128. Ayet
128. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Musa halkına şöyle dedi: "Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Bu ülke Allah'ındır. Kulları içinden kim onun düzenine uyarsa onu bu ülkeye mirasçı kılar. Mutlu son, Allah'tan çekinerek kendini koruyanların[1] olacaktır."
|
Süleymaniye Vakfı
Musa halkına şöyle dedi: "Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Bu ülke Allah'ındır. Kulları içinden kim onun düzenine uyarsa onu bu ülkeye mirasçı kılar. Mutlu son, Allah'tan çekinerek kendini koruyanların[1] olacaktır." |
|
|
Araf 128. Ayet
128. Ayet
Edip Yüksel
Musa, halkına: "ALLAH'tan yardım dileyin, sabırla direnin. Yeryüzü ALLAH'ındır ve onu kullarından dilediğine verir. Sonuç erdemli davrananlarındır" dedi.
|
Edip Yüksel
Musa, halkına: "ALLAH'tan yardım dileyin, sabırla direnin. Yeryüzü ALLAH'ındır ve onu kullarından dilediğine verir. Sonuç erdemli davrananlarındır" dedi. |
|
|
Araf 128. Ayet
128. Ayet
Erhan Aktaş
Musa, halkına: "Allah'tan yardım dileyin ve sabredin. Kuşkusuz yeryüzü Allah'ındır. Dilediği kulunu ona mirasçı kılar. Mutlu son takva sahibi olanlar içindir." dedi.
|
Erhan Aktaş
Musa, halkına: "Allah'tan yardım dileyin ve sabredin. Kuşkusuz yeryüzü Allah'ındır. Dilediği kulunu ona mirasçı kılar. Mutlu son takva sahibi olanlar içindir." dedi. |
|
|
Araf 128. Ayet
128. Ayet
Mehmet Okuyan
(O sırada) Musa kavmine şöyle demişti: "Allah'tan yardım isteyin ve sabırlı olun! Şüphesiz ki yer, Allah'a aittir. Kullarından dilediğine (layık olana) onu mirasçı yapar. (Mutlu) son, muttakîler (duyarlı olanlar) içindir."
|
Mehmet Okuyan
(O sırada) Musa kavmine şöyle demişti: "Allah'tan yardım isteyin ve sabırlı olun! Şüphesiz ki yer, Allah'a aittir. Kullarından dilediğine (layık olana) onu mirasçı yapar. (Mutlu) son, muttakîler (duyarlı olanlar) içindir." |
|
|
Araf 129. Ayet
129. Ayet
Ahmed Hulusi
(Musa'nın kavmi) dediler ki: "Senin bize gelişinden önce de eziyet edildik, gelişinden sonra da"... (Musa) dedi ki: "Umulur ki Rabbiniz, düşmanınızı helak eder ve (onların yerine) yeryüzünde sizi halifeler kılar da, neler yapacağınıza bakar. "
|
Ahmed Hulusi
(Musa'nın kavmi) dediler ki: "Senin bize gelişinden önce de eziyet edildik, gelişinden sonra da"... (Musa) dedi ki: "Umulur ki Rabbiniz, düşmanınızı helak eder ve (onların yerine) yeryüzünde sizi halifeler kılar da, neler yapacağınıza bakar. " |
|
|
Araf 129. Ayet
129. Ayet
Ali Bulaç
Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyete uğratıldık." (Musa:) "Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizleri yeryüzünde halifeler (egemenler) kılacak, böylece nasıl davranacağınızı gözleyecek" dedi.
|
Ali Bulaç
Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyete uğratıldık." (Musa:) "Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizleri yeryüzünde halifeler (egemenler) kılacak, böylece nasıl davranacağınızı gözleyecek" dedi. |
|
|
Araf 129. Ayet
129. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Onlar da, "Sen peygamber olarak gelmeden önce de geldikten sonra da bize işkence edildi" dediler. Musa, "Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve onların yerine sizi yeryüzüne hakim kılar da nasıl hareket edeceğinize bakar" dedi.
|
Bayraktar Bayraklı
Onlar da, "Sen peygamber olarak gelmeden önce de geldikten sonra da bize işkence edildi" dediler. Musa, "Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve onların yerine sizi yeryüzüne hakim kılar da nasıl hareket edeceğinize bakar" dedi. |
|
|
Araf 129. Ayet
129. Ayet
Diyanet İşleri
Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de bize işkence edildi, geldikten sonra da." Musa, "Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizi bu yerde (Mısır'da) egemen kılıp, nasıl davranacağınıza bakacaktır" dedi.
|
Diyanet İşleri
Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de bize işkence edildi, geldikten sonra da." Musa, "Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizi bu yerde (Mısır'da) egemen kılıp, nasıl davranacağınıza bakacaktır" dedi. |
|
|
Araf 129. Ayet
129. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz, dediler: sen bize gelmezden evvel de eza edildik sen bize geldikten sonra da, umulur ki, dedi: Rabbınız hasmınızı helak edib de sizi yer yüzünde halife kılacak, sizin de nasıl işler yapacağınıza bakacaktır
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz, dediler: sen bize gelmezden evvel de eza edildik sen bize geldikten sonra da, umulur ki, dedi: Rabbınız hasmınızı helak edib de sizi yer yüzünde halife kılacak, sizin de nasıl işler yapacağınıza bakacaktır |
|
|
Araf 129. Ayet
129. Ayet
Gültekin Onan
Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyet edildik." (Musa da:) "Umulur ki rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizleri yeryüzünde halifeler kılacak, böylece nasıl davranacağınızı gözleyecek" dedi.
|
Gültekin Onan
Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyet edildik." (Musa da:) "Umulur ki rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizleri yeryüzünde halifeler kılacak, böylece nasıl davranacağınızı gözleyecek" dedi. |
|
|
Araf 129. Ayet
129. Ayet
Hasan Basri Çantay
(İsrail oğulları): "Biz, dediler, sen bize (peygamber olarak) gelmezden evvel de, bize geldiğinden sonra da işkenceye duçar edildik". (Musa şöyle) dedi: "Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak edecek, sizi bu yerde hükümdar yapacak da sizin nasıl hareket edeceğinize bakacakdır".
|
Hasan Basri Çantay
(İsrail oğulları): "Biz, dediler, sen bize (peygamber olarak) gelmezden evvel de, bize geldiğinden sonra da işkenceye duçar edildik". (Musa şöyle) dedi: "Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak edecek, sizi bu yerde hükümdar yapacak da sizin nasıl hareket edeceğinize bakacakdır". |
|
|
Araf 129. Ayet
129. Ayet
İbni Kesir
Dediler ki: Sen, bize gelmezden önce de, geldikten sonra da eziyyet edildik. Dedi ki: Rabbınızın, düşmanınızı yok etmesi ve yeryüzünde sizi onların yerine getirmesi umulur. Ve o zaman nasıl davranacağınıza bakacaktır.
|
İbni Kesir
Dediler ki: Sen, bize gelmezden önce de, geldikten sonra da eziyyet edildik. Dedi ki: Rabbınızın, düşmanınızı yok etmesi ve yeryüzünde sizi onların yerine getirmesi umulur. Ve o zaman nasıl davranacağınıza bakacaktır. |
|
|
Araf 129. Ayet
129. Ayet
Muhammed Esed
(Fakat İsrailoğulları:) "Biz, sen gelmeden önce de çok eziyet çektik, geldikten sonra da!" dediler. (Musa cevaben): "Belki de, Rabbiniz düşmanınızı yok edip yeryüzüne sizi varis kılacak: Ve sonra sizin nasıl (ve neler) yaptığınıza bakacak!"
|
Muhammed Esed
(Fakat İsrailoğulları:) "Biz, sen gelmeden önce de çok eziyet çektik, geldikten sonra da!" dediler. (Musa cevaben): "Belki de, Rabbiniz düşmanınızı yok edip yeryüzüne sizi varis kılacak: Ve sonra sizin nasıl (ve neler) yaptığınıza bakacak!" |
|
|
Araf 129. Ayet
129. Ayet
Şaban Piriş
Kavmi ise: -Sen bize gelmeden önce de geldikten sonra da bize işkence edildi, dediler. Musa da: -Rabbinizin düşmanlarınızı helak etmesi ve sizi yeryüzünde nasıl yaşayacağınıza bakmak için, iktidara getirmesi ümit edilir, dedi.
|
Şaban Piriş
Kavmi ise: -Sen bize gelmeden önce de geldikten sonra da bize işkence edildi, dediler. Musa da: -Rabbinizin düşmanlarınızı helak etmesi ve sizi yeryüzünde nasıl yaşayacağınıza bakmak için, iktidara getirmesi ümit edilir, dedi. |
|
|
Araf 129. Ayet
129. Ayet
Suat Yıldırım
İsrailoğulları: "Biz, hem sen bize gelmeden önce, hem de sen bize peygamber olarak geldikten sonra işkenceye maruz kaldık!" diye yakındılar. Musa ise, şöyle dedi: "Hele biraz daha sabredin. Umulur ki, Rabbiniz düşmanlarınızı imha eder de, onların yerine sizi hakim kılıp nasıl hareket edeceğinize bakar."
|
Suat Yıldırım
İsrailoğulları: "Biz, hem sen bize gelmeden önce, hem de sen bize peygamber olarak geldikten sonra işkenceye maruz kaldık!" diye yakındılar. Musa ise, şöyle dedi: "Hele biraz daha sabredin. Umulur ki, Rabbiniz düşmanlarınızı imha eder de, onların yerine sizi hakim kılıp nasıl hareket edeceğinize bakar." |
|
|
Araf 129. Ayet
129. Ayet
Süleyman Ateş
"(Ey Musa), sen bize gelmezden önce de, sen bize geldikten sonra da bize işkence edildi." dediler. (Musa) dedi: "Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı yok eder ve onların yerine sizi yeryüzüne hakim kılar da nasıl hareket edeceğinize bakar."
|
Süleyman Ateş
"(Ey Musa), sen bize gelmezden önce de, sen bize geldikten sonra da bize işkence edildi." dediler. (Musa) dedi: "Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı yok eder ve onların yerine sizi yeryüzüne hakim kılar da nasıl hareket edeceğinize bakar." |
|
|
Araf 129. Ayet
129. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Dediler ki: "Senin bize gelişinden önce de işkenceye uğratıldık, gelişinden sonra da." Musa dedi: "Rabbinizin, düşmanınızı yok etmesi ve nasıl davranacağınıza bakmak üzere yeryüzünde sizi yöneticiler yapması umulabilir."
|
Yaşar Nuri Öztürk
Dediler ki: "Senin bize gelişinden önce de işkenceye uğratıldık, gelişinden sonra da." Musa dedi: "Rabbinizin, düşmanınızı yok etmesi ve nasıl davranacağınıza bakmak üzere yeryüzünde sizi yöneticiler yapması umulabilir." |
|
|
Araf 129. Ayet
129. Ayet
Mustafa İslamoğlu
(Musa'nın toplumu): "Sen bize gelmeden önce de eza cefa görüyorduk, mucizelerle geldikten sonra da" diye çıkıştılar. (Musa): "Rabbiniz düşmanınızı yok ettikten sonra sizi ülkeye kesinlikle varis kılacak, bunun için de sizin tavır ve davranışlarınıza bakacaktır" dedi.
|
Mustafa İslamoğlu
(Musa'nın toplumu): "Sen bize gelmeden önce de eza cefa görüyorduk, mucizelerle geldikten sonra da" diye çıkıştılar. (Musa): "Rabbiniz düşmanınızı yok ettikten sonra sizi ülkeye kesinlikle varis kılacak, bunun için de sizin tavır ve davranışlarınıza bakacaktır" dedi. |
|
|
Araf 129. Ayet
129. Ayet
Rashad Khalifa
They said, "We were persecuted before you came to us, and after you came to us." He said, "Your Lord will annihilate your enemy and establish you on earth, then He will see how you behave."
|
Rashad Khalifa
They said, "We were persecuted before you came to us, and after you came to us." He said, "Your Lord will annihilate your enemy and establish you on earth, then He will see how you behave." |
|
|
Araf 129. Ayet
129. Ayet
The Monotheist Group
They said: "We were being harmed before you came to us and since you have come to us." He said: "Perhaps your Lord will destroy your enemy, and make you successors in the land, so He sees how you work?"
|
The Monotheist Group
They said: "We were being harmed before you came to us and since you have come to us." He said: "Perhaps your Lord will destroy your enemy, and make you successors in the land, so He sees how you work?" |
|
|
Araf 129. Ayet
129. Ayet
Edip-Layth
They said, "We were being harmed before you came to us and since you have come to us." He said, "Perhaps your Lord will destroy your enemy, and make you successors in the land, so He sees how you behave."
|
Edip-Layth
They said, "We were being harmed before you came to us and since you have come to us." He said, "Perhaps your Lord will destroy your enemy, and make you successors in the land, so He sees how you behave." |
|
|
Araf 129. Ayet
129. Ayet
Ali Rıza Safa
Dediler ki: "Sen gelmeden önce de geldikten sonra da çok sıkıntı çektik!" Dedi ki: "Efendinizin, düşmanınızı yıkıma uğratması ve yeryüzünde sizi egemen yapması umut edilebilir. Böylece, nasıl davranacağınıza bakar!"
|
Ali Rıza Safa
Dediler ki: "Sen gelmeden önce de geldikten sonra da çok sıkıntı çektik!" Dedi ki: "Efendinizin, düşmanınızı yıkıma uğratması ve yeryüzünde sizi egemen yapması umut edilebilir. Böylece, nasıl davranacağınıza bakar!" |
|
|
Araf 129. Ayet
129. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Dediler ki "Sen aramıza katılmadan da gelişinden sonra da ezilen hep biz olduk." Musa şöyle dedi: "Belki de Rabbiniz, düşmanınızı etkisiz hale getirecek ve sizi onların yerine yerleştirecektir. Sonra da sizin ne yapacağınıza bakacaktır."
|
Süleymaniye Vakfı
Dediler ki "Sen aramıza katılmadan da gelişinden sonra da ezilen hep biz olduk." Musa şöyle dedi: "Belki de Rabbiniz, düşmanınızı etkisiz hale getirecek ve sizi onların yerine yerleştirecektir. Sonra da sizin ne yapacağınıza bakacaktır." |
|
|
Araf 129. Ayet
129. Ayet
Edip Yüksel
"Sen bize gelmeden önce de, bize geldikten sonra da eziyet edildik" dediler. (Musa da) "Umulur ki Efendiniz düşmanınızı yok ederek onların yerine sizleri yeryüzüne yerleştirsin ve sonra nasıl davranacağınıza baksın" dedi.
|
Edip Yüksel
"Sen bize gelmeden önce de, bize geldikten sonra da eziyet edildik" dediler. (Musa da) "Umulur ki Efendiniz düşmanınızı yok ederek onların yerine sizleri yeryüzüne yerleştirsin ve sonra nasıl davranacağınıza baksın" dedi. |
|
|
Araf 129. Ayet
129. Ayet
Erhan Aktaş
"Sen bize gelmeden önce de bize geldikten sonra da bize eziyet edildi." dediler. O da: "Umulur ki Rabb'iniz düşmanlarınızı yok eder ve sizi yeryüzüne halifeler[1] kılar da nasıl davranacağınıza bakar." dedi.
|
Erhan Aktaş
"Sen bize gelmeden önce de bize geldikten sonra da bize eziyet edildi." dediler. O da: "Umulur ki Rabb'iniz düşmanlarınızı yok eder ve sizi yeryüzüne halifeler[1] kılar da nasıl davranacağınıza bakar." dedi. |
|
|
Araf 129. Ayet
129. Ayet
Mehmet Okuyan
Onlar "Sen bize (peygamber olarak) gelmeden önce de eziyete uğratılmıştık; geldikten sonra da!" demişlerdi. (Musa ise): "Elbette Rabbiniz, düşmanınızı helak edecek ve onların yerine sizi yeryüzüne hâkim kılacak[1] ve nasıl hareket edeceğinize bakacaktır." demişti.[2]
|
Mehmet Okuyan
Onlar "Sen bize (peygamber olarak) gelmeden önce de eziyete uğratılmıştık; geldikten sonra da!" demişlerdi. (Musa ise): "Elbette Rabbiniz, düşmanınızı helak edecek ve onların yerine sizi yeryüzüne hâkim kılacak[1] ve nasıl hareket edeceğinize bakacaktır." demişti.[2] |
|
|
Araf 130. Ayet
130. Ayet
Ahmed Hulusi
Andolsun ki Al-i Firavun'u, belki nedenini düşünürler diye, senelerle (kuraklık) ve ürün kıtlığıyla bunalttık.
|
Ahmed Hulusi
Andolsun ki Al-i Firavun'u, belki nedenini düşünürler diye, senelerle (kuraklık) ve ürün kıtlığıyla bunalttık. |
|
|
Araf 130. Ayet
130. Ayet
Ali Bulaç
Andolsun, biz de Firavun aile (çevre)sini belki öğüt alıp düşünürler diye yıllar yılı kuraklığa ve ürün kıtlığına uğrattık.
|
Ali Bulaç
Andolsun, biz de Firavun aile (çevre)sini belki öğüt alıp düşünürler diye yıllar yılı kuraklığa ve ürün kıtlığına uğrattık. |
|
|
Araf 130. Ayet
130. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Andolsun ki, Firavun'a uyanlar ders alsınlar diye, onları yıllarca kuraklık ve ürün kıtlığı ile cezalandırdık.
|
Bayraktar Bayraklı
Andolsun ki, Firavun'a uyanlar ders alsınlar diye, onları yıllarca kuraklık ve ürün kıtlığı ile cezalandırdık. |
|
|
Araf 130. Ayet
130. Ayet
Diyanet İşleri
Andolsun biz, Firavun ailesini, öğüt alsınlar diye yıllarca süren kıtlık ve ürün eksikliği ile cezalandırdık.
|
Diyanet İşleri
Andolsun biz, Firavun ailesini, öğüt alsınlar diye yıllarca süren kıtlık ve ürün eksikliği ile cezalandırdık. |
|
|
Araf 130. Ayet
130. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Filhakika ali Fir'avnı tuttuk senelerce kıtlık ve hasılat eksikliğiyle sıktık, gerekti ki düşünüb ıbret alsınlar
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Filhakika ali Fir'avnı tuttuk senelerce kıtlık ve hasılat eksikliğiyle sıktık, gerekti ki düşünüb ıbret alsınlar |
|
|
Araf 130. Ayet
130. Ayet
Gültekin Onan
Andolsun, biz de Firavun aile (çevre)sini belki öğüt alıp düşünürler diye yıllar yılı kuraklığa ve ürün kıtlığına uğrattık.
|
Gültekin Onan
Andolsun, biz de Firavun aile (çevre)sini belki öğüt alıp düşünürler diye yıllar yılı kuraklığa ve ürün kıtlığına uğrattık. |
|
|
Araf 130. Ayet
130. Ayet
Hasan Basri Çantay
Andolsun ki biz Fir'avn hanedanını, düşünüb ibret alsınlar diye, yıllarca kuraklıkla, mahsullerin kıtlığıyle tutub sıkdık.
|
Hasan Basri Çantay
Andolsun ki biz Fir'avn hanedanını, düşünüb ibret alsınlar diye, yıllarca kuraklıkla, mahsullerin kıtlığıyle tutub sıkdık. |
|
|
Araf 130. Ayet
130. Ayet
İbni Kesir
Andolsun ki; Biz, Firavun hanedanını düşünüp ibret alırlar diye yıllarca kuraklık ve mahsullerinin kıtlığıyla tutup sıktık.
|
İbni Kesir
Andolsun ki; Biz, Firavun hanedanını düşünüp ibret alırlar diye yıllarca kuraklık ve mahsullerinin kıtlığıyla tutup sıktık. |
|
|
Araf 130. Ayet
130. Ayet
Muhammed Esed
Gerçekten de Firavunun halkını kuraklık ve ürün kıtlığıyla kıskıvrak yakaladık ki akıllarını başlarına toplar da ders alırlar.
|
Muhammed Esed
Gerçekten de Firavunun halkını kuraklık ve ürün kıtlığıyla kıskıvrak yakaladık ki akıllarını başlarına toplar da ders alırlar. |
|
|
Araf 130. Ayet
130. Ayet
Şaban Piriş
Firavun hanedanını belki düşünürler diye kuraklık ve yıllarca ürünlerini eksiltmekle cezalandırdık.
|
Şaban Piriş
Firavun hanedanını belki düşünürler diye kuraklık ve yıllarca ürünlerini eksiltmekle cezalandırdık. |
|
|
Araf 130. Ayet
130. Ayet
Suat Yıldırım
Biz Firavun hanedanı düşünüp ibret alsınlar diye, senelerce onları kuraklık, kıtlık ve ürün azlığı ile cezalandırdık.
|
Suat Yıldırım
Biz Firavun hanedanı düşünüp ibret alsınlar diye, senelerce onları kuraklık, kıtlık ve ürün azlığı ile cezalandırdık. |
|
|
Araf 130. Ayet
130. Ayet
Süleyman Ateş
Andolsun biz, Fir'avn ailesini tuttuk, öğüt alsınlar diye yıllarca kıtlıkla ve ürünleri azaltmakla sıktık.
|
Süleyman Ateş
Andolsun biz, Fir'avn ailesini tuttuk, öğüt alsınlar diye yıllarca kıtlıkla ve ürünleri azaltmakla sıktık. |
|
|
Araf 130. Ayet
130. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun ki biz, Firavun hanedanını yakalayıp ürün eksikliğiyle senelerce sıktık ki, düşünüp öğüt alabilsinler.
|
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun ki biz, Firavun hanedanını yakalayıp ürün eksikliğiyle senelerce sıktık ki, düşünüp öğüt alabilsinler. |
|
|
Araf 130. Ayet
130. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Doğrusu Biz Firavun'un halkını, akıllarını başlarına toplasınlar diye kuraklık ve ürün kıtlığına mahkum ettik.
|
Mustafa İslamoğlu
Doğrusu Biz Firavun'un halkını, akıllarını başlarına toplasınlar diye kuraklık ve ürün kıtlığına mahkum ettik. |
|
|
Araf 130. Ayet
130. Ayet
Rashad Khalifa
We then afflicted Pharaoh's people with drought, and shortage of crops, that they may take heed.
|
Rashad Khalifa
We then afflicted Pharaoh's people with drought, and shortage of crops, that they may take heed. |
|
|
Araf 130. Ayet
130. Ayet
The Monotheist Group
And We afflicted the people of Pharaoh with years of drought, and a shortage in crops, perhaps they would remember.
|
The Monotheist Group
And We afflicted the people of Pharaoh with years of drought, and a shortage in crops, perhaps they would remember. |
|
|
Araf 130. Ayet
130. Ayet
Edip-Layth
We then afflicted the people of Pharaoh with years of drought, a shortage in crops, so that they might take heed.
|
Edip-Layth
We then afflicted the people of Pharaoh with years of drought, a shortage in crops, so that they might take heed. |
|
|
Araf 130. Ayet
130. Ayet
Ali Rıza Safa
Gerçek şu ki, Firavun ailesini, yıllar süren kuraklık ve ürün kıtlığına uğrattık; belki öğüt alırlar diye.
|
Ali Rıza Safa
Gerçek şu ki, Firavun ailesini, yıllar süren kuraklık ve ürün kıtlığına uğrattık; belki öğüt alırlar diye. |
|
|
Araf 130. Ayet
130. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Firavun hanedanına, belki akıllarını başlarına alırlar diye yıllar yılı kuraklık ve gelir darlığı yaşattık.
|
Süleymaniye Vakfı
Firavun hanedanına, belki akıllarını başlarına alırlar diye yıllar yılı kuraklık ve gelir darlığı yaşattık. |
|
|
Araf 130. Ayet
130. Ayet
Edip Yüksel
Firavun tarafını, öğüt alsınlar diye yıllarca kuraklık ve ürün kıtlığına mahkûm ettik.
|
Edip Yüksel
Firavun tarafını, öğüt alsınlar diye yıllarca kuraklık ve ürün kıtlığına mahkûm ettik. |
|
|
Araf 130. Ayet
130. Ayet
Erhan Aktaş
Ant olsun ki belki ders alırlar diye, Firavuncuları yıllarca kuraklık ve ürün kıtlığıyla cezalandırdık.
|
Erhan Aktaş
Ant olsun ki belki ders alırlar diye, Firavuncuları yıllarca kuraklık ve ürün kıtlığıyla cezalandırdık. |
|
|
Araf 130. Ayet
130. Ayet
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki biz de Firavun'un ailesini (destekçilerini gerçeği) hatırlasınlar diye kuraklık ve ürün kıtlığı ile cezalandırmıştık.
|
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki biz de Firavun'un ailesini (destekçilerini gerçeği) hatırlasınlar diye kuraklık ve ürün kıtlığı ile cezalandırmıştık. |
|
|
Araf 131. Ayet
131. Ayet
Ahmed Hulusi
Onlara bir iyilik geldiğinde: "Bu bizim getirimizdir" dediler... Onlara bir kötülük geldiğinde de, Musa ve onunla beraber olanların uğursuzluğuna yordular... Dikkat edin, onların uğursuzluk kabul ettiği, ancak Allah indindedir... Fakat onların çoğunluğu bunu kavrayamaz!
|
Ahmed Hulusi
Onlara bir iyilik geldiğinde: "Bu bizim getirimizdir" dediler... Onlara bir kötülük geldiğinde de, Musa ve onunla beraber olanların uğursuzluğuna yordular... Dikkat edin, onların uğursuzluk kabul ettiği, ancak Allah indindedir... Fakat onların çoğunluğu bunu kavrayamaz! |
|
|
Araf 131. Ayet
131. Ayet
Ali Bulaç
Onlara bir iyilik geldiği zaman "Bu bizim için" dediler; onlara bir kötülük isabet ettiğinde (bunu da) Musa ve beraberindekilerin bir uğursuzluğu olarak yorumlarlardı. Haberiniz olsun, Allah katında asıl uğursuz olanlar kendileridir; ama onların çoğu bilmezler.
|
Ali Bulaç
Onlara bir iyilik geldiği zaman "Bu bizim için" dediler; onlara bir kötülük isabet ettiğinde (bunu da) Musa ve beraberindekilerin bir uğursuzluğu olarak yorumlarlardı. Haberiniz olsun, Allah katında asıl uğursuz olanlar kendileridir; ama onların çoğu bilmezler. |
|
|
Araf 131. Ayet
131. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Onlara bir iyilik, bolluk gelince, "Bu bizim hakkımızdır" derler; eğer kendilerine bir fenalık gelirse, Musa ve onunla beraber olanların uğursuzluğuna sayarlardı. Bilesiniz ki onlara gelen uğursuzluk Allah katındandır, fakat onların çoğu bunu bilmezler.
|
Bayraktar Bayraklı
Onlara bir iyilik, bolluk gelince, "Bu bizim hakkımızdır" derler; eğer kendilerine bir fenalık gelirse, Musa ve onunla beraber olanların uğursuzluğuna sayarlardı. Bilesiniz ki onlara gelen uğursuzluk Allah katındandır, fakat onların çoğu bunu bilmezler. |
|
|
Araf 131. Ayet
131. Ayet
Diyanet İşleri
Fakat onlara iyilik geldiği zaman, "Bu bizimdir, (biz çalışıp kazandık)" derler. Eğer başlarına bir kötülük gelirse, Musa ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. İyi bilin ki, onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır. Fakat çokları bilmezler.
|
Diyanet İşleri
Fakat onlara iyilik geldiği zaman, "Bu bizimdir, (biz çalışıp kazandık)" derler. Eğer başlarına bir kötülük gelirse, Musa ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. İyi bilin ki, onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır. Fakat çokları bilmezler. |
|
|
Araf 131. Ayet
131. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat kendilerine iyilik geldiği zaman ha, bu bizim hakkımız dediler, ve başlarına bir kötülük gelirse Musa ile ma'ıyyetindekilerden teşe'üm ediyorlardı, şum kuşları ise ancak Allah yanındadır ve lakin ekserisi bilmezlerdi
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat kendilerine iyilik geldiği zaman ha, bu bizim hakkımız dediler, ve başlarına bir kötülük gelirse Musa ile ma'ıyyetindekilerden teşe'üm ediyorlardı, şum kuşları ise ancak Allah yanındadır ve lakin ekserisi bilmezlerdi |
|
|
Araf 131. Ayet
131. Ayet
Gültekin Onan
Kendilerine bir iyilik geldiği zaman, "Bu bizim için (biz bunu hakettik)" dediler; onlara bir kötülük isabet ettiğinde (bunu da) Musa ve beraberindekilerin bir uğursuzluğu olarak yorumlarlardı. Haberiniz olsun, Tanrı katında asıl uğursuz (kötülük kaynağı) olanlar kendileridir.
|
Gültekin Onan
Kendilerine bir iyilik geldiği zaman, "Bu bizim için (biz bunu hakettik)" dediler; onlara bir kötülük isabet ettiğinde (bunu da) Musa ve beraberindekilerin bir uğursuzluğu olarak yorumlarlardı. Haberiniz olsun, Tanrı katında asıl uğursuz (kötülük kaynağı) olanlar kendileridir. |
|
|
Araf 131. Ayet
131. Ayet
Hasan Basri Çantay
Fakat onlara iyilik gelince: "Bu, bizim hakkımızdır" dediler. Eğer kendilerine bir fenalık da gelirse Musa ile onun beraberindekilere uğursuzluk yüklerlerdi. Gözünüzü açın ki onların uğursuzluğu ancak Allah tarafındandır. Fakat çokları bilmezler.
|
Hasan Basri Çantay
Fakat onlara iyilik gelince: "Bu, bizim hakkımızdır" dediler. Eğer kendilerine bir fenalık da gelirse Musa ile onun beraberindekilere uğursuzluk yüklerlerdi. Gözünüzü açın ki onların uğursuzluğu ancak Allah tarafındandır. Fakat çokları bilmezler. |
|
|
Araf 131. Ayet
131. Ayet
İbni Kesir
Onlara bir iyilik geldiğinde: Bu, bizim içindir, dediler. Şayet kendilerine bir kötülük gelirse; Musa ile beraberindekilere uğursuzluk yüklerdi. Dikkat edin, onların uğursuzluğu ancak Allah katındadır, fakat çoğu bilmezler.
|
İbni Kesir
Onlara bir iyilik geldiğinde: Bu, bizim içindir, dediler. Şayet kendilerine bir kötülük gelirse; Musa ile beraberindekilere uğursuzluk yüklerdi. Dikkat edin, onların uğursuzluğu ancak Allah katındadır, fakat çoğu bilmezler. |
|
|
Araf 131. Ayet
131. Ayet
Muhammed Esed
Fakat onlar, kendilerine ne zaman bir iyilik erişse "Bu (zaten) bizim hakkımızdı!" derler, ne zaman da başları dara düşse bunu Musa ve onun yandaşlarının uğursuzluğuna verirlerdi. Yoo! Şüphesiz, onların uğur(suzluk)ları Allah tarafından öngörülmüştür; ne var ki, çoğu (bunu) bilmez.
|
Muhammed Esed
Fakat onlar, kendilerine ne zaman bir iyilik erişse "Bu (zaten) bizim hakkımızdı!" derler, ne zaman da başları dara düşse bunu Musa ve onun yandaşlarının uğursuzluğuna verirlerdi. Yoo! Şüphesiz, onların uğur(suzluk)ları Allah tarafından öngörülmüştür; ne var ki, çoğu (bunu) bilmez. |
|
|
Araf 131. Ayet
131. Ayet
Şaban Piriş
Onlara bir iyilik geldiği zaman "bu bizim hakkımızdır" derler, onlara bir kötülük dokunduğu zaman onu Musa ve onun yanındakilerin uğursuzluğuna verirlerdi. Dikkat edin, onların uğursuzluğu sadece Allah katındandır. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
|
Şaban Piriş
Onlara bir iyilik geldiği zaman "bu bizim hakkımızdır" derler, onlara bir kötülük dokunduğu zaman onu Musa ve onun yanındakilerin uğursuzluğuna verirlerdi. Dikkat edin, onların uğursuzluğu sadece Allah katındandır. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. |
|
|
Araf 131. Ayet
131. Ayet
Suat Yıldırım
Onlara iyilik, bolluk geldiğinde: "Ha işte bu bizim hakkımız! Kendi becerimizle bunu elde ettik!" derlerdi. Eğer kendilerine bir kötülük gelirse onu, Musa ile beraberindeki müminlerin uğursuzluklarına verirlerdi. Dikkat edin, iyiliği olduğu gibi kötülüğü de yaratmak, ancak Allah'ın kudretiyledir fakat onların çoğu bilmezler.
|
Suat Yıldırım
Onlara iyilik, bolluk geldiğinde: "Ha işte bu bizim hakkımız! Kendi becerimizle bunu elde ettik!" derlerdi. Eğer kendilerine bir kötülük gelirse onu, Musa ile beraberindeki müminlerin uğursuzluklarına verirlerdi. Dikkat edin, iyiliği olduğu gibi kötülüğü de yaratmak, ancak Allah'ın kudretiyledir fakat onların çoğu bilmezler. |
|
|
Araf 131. Ayet
131. Ayet
Süleyman Ateş
Onlara bir iyilik geldiği zaman: "Bu, bizimdir (kendi becerimizle bunu elde ettik)" derler; kendilerine bir kötülük ulaşırsa, Musa ve onunla beraber olanları uğursuz sayarlar(onların yüzünden belaya uğradıklarını sanırlar)dı. İyi bilinki, onların uğursuzluğu Allah katındadır, fakat çokları bilmezler.
|
Süleyman Ateş
Onlara bir iyilik geldiği zaman: "Bu, bizimdir (kendi becerimizle bunu elde ettik)" derler; kendilerine bir kötülük ulaşırsa, Musa ve onunla beraber olanları uğursuz sayarlar(onların yüzünden belaya uğradıklarını sanırlar)dı. İyi bilinki, onların uğursuzluğu Allah katındadır, fakat çokları bilmezler. |
|
|
Araf 131. Ayet
131. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Onlara bir iyilik geldiğinde, "bu bizimdir" derlerdi. Kendilerine bir kötülük dokunduğunda ise Musa ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. Gözünüzü açın! Onların uğursuzluk kuşu Allah katındadır. Fakat çokları bilmiyorlar.
|
Yaşar Nuri Öztürk
Onlara bir iyilik geldiğinde, "bu bizimdir" derlerdi. Kendilerine bir kötülük dokunduğunda ise Musa ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. Gözünüzü açın! Onların uğursuzluk kuşu Allah katındadır. Fakat çokları bilmiyorlar. |
|
|
Araf 131. Ayet
131. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Oysa ki onlar, kendilerine ne zaman bir iyilik ulaşsa "Bu (zaten) bizim hakkımızdı" derler; fakat ne zaman da bir kötülük dokunsa, Musa ve onunla birlikte olanların uğursuzluğuna yorarlardı. Yoo! Onların uğursuzluğa yordukları (şey) Allah katındandır; fakat onların çoğu bunun farkında değiller.
|
Mustafa İslamoğlu
Oysa ki onlar, kendilerine ne zaman bir iyilik ulaşsa "Bu (zaten) bizim hakkımızdı" derler; fakat ne zaman da bir kötülük dokunsa, Musa ve onunla birlikte olanların uğursuzluğuna yorarlardı. Yoo! Onların uğursuzluğa yordukları (şey) Allah katındandır; fakat onların çoğu bunun farkında değiller. |
|
|
Araf 131. Ayet
131. Ayet
Rashad Khalifa
When good omens came their way, they said, "We have deserved this," but when a hardship afflicted them, they blamed Moses and those with him. In fact, their omens are decided only by GOD, but most of them do not know.
|
Rashad Khalifa
When good omens came their way, they said, "We have deserved this," but when a hardship afflicted them, they blamed Moses and those with him. In fact, their omens are decided only by GOD, but most of them do not know. |
|
|
Araf 131. Ayet
131. Ayet
The Monotheist Group
When any good came to them, they said: "This is ours," and when any bad afflicted them, they blamed it on Moses and those with him. Their blame is with God, but most of them do not know.
|
The Monotheist Group
When any good came to them, they said: "This is ours," and when any bad afflicted them, they blamed it on Moses and those with him. Their blame is with God, but most of them do not know. |
|
|
Araf 131. Ayet
131. Ayet
Edip-Layth
When any good comes to them, they say, "This is ours," and when any bad afflicts them, they blame it on Moses and those with him. Their blame is with God, but most of them do not know.
|
Edip-Layth
When any good comes to them, they say, "This is ours," and when any bad afflicts them, they blame it on Moses and those with him. Their blame is with God, but most of them do not know. |
|
|
Araf 131. Ayet
131. Ayet
Ali Rıza Safa
Onlara bir iyilik geldiğinde, "Bu bizimdir!" derlerdi. Bir kötülük geldiğinde ise Musa'nın ve Onunla birlikte olanların uğursuzluğuna verirlerdi. İyi bilin ki, Allah'ın katında uğursuz olanlar onlardır. Fakat onların çoğu bilmez.
|
Ali Rıza Safa
Onlara bir iyilik geldiğinde, "Bu bizimdir!" derlerdi. Bir kötülük geldiğinde ise Musa'nın ve Onunla birlikte olanların uğursuzluğuna verirlerdi. İyi bilin ki, Allah'ın katında uğursuz olanlar onlardır. Fakat onların çoğu bilmez. |
|
|
Araf 131. Ayet
131. Ayet
Süleymaniye Vakfı
İşleri iyi gidince "Biz bunu hak ettik." derler, sıkıntı bastırdı mı onu da Musa'nın ve beraberindekilerin uğursuzluğuna bağlarlardı. Bakın, onlar için asıl uğursuzluk Allah katında olandır. Ama çokları bunu bilmez.
|
Süleymaniye Vakfı
İşleri iyi gidince "Biz bunu hak ettik." derler, sıkıntı bastırdı mı onu da Musa'nın ve beraberindekilerin uğursuzluğuna bağlarlardı. Bakın, onlar için asıl uğursuzluk Allah katında olandır. Ama çokları bunu bilmez. |
|
|
Araf 131. Ayet
131. Ayet
Edip Yüksel
Kendilerine bir iyilik geldiği zaman, "Bunu biz hak ettik" derler, kendilerine bir kötülük dokunduğu zaman ise Musa ve beraberindekileri uğursuzlukla suçlarlardı. Doğrusu, onların uğursuzluğu ALLAH tarafından kararlaştırılır. Ancak çokları bilmezler.
|
Edip Yüksel
Kendilerine bir iyilik geldiği zaman, "Bunu biz hak ettik" derler, kendilerine bir kötülük dokunduğu zaman ise Musa ve beraberindekileri uğursuzlukla suçlarlardı. Doğrusu, onların uğursuzluğu ALLAH tarafından kararlaştırılır. Ancak çokları bilmezler. |
|
|
Araf 131. Ayet
131. Ayet
Erhan Aktaş
Onlara bir iyilik geldiği zaman, "Bu bizdendir." derler. Bir kötülük isabet ettiği zaman da Musa ve onunla birlikte olanları uğursuz sayarlardı. İyi bilin ki onların uğursuzluğu ancak Allah katındadır.[1] Ancak çokları bunu bilmez.
|
Erhan Aktaş
Onlara bir iyilik geldiği zaman, "Bu bizdendir." derler. Bir kötülük isabet ettiği zaman da Musa ve onunla birlikte olanları uğursuz sayarlardı. İyi bilin ki onların uğursuzluğu ancak Allah katındadır.[1] Ancak çokları bunu bilmez. |
|
|
Araf 131. Ayet
131. Ayet
Mehmet Okuyan
Onlara bir iyilik geldiğinde "Bu, sadece bizim hakkımızdır." demişlerdi. Kendilerine bir kötülük geldiğinde onu da Musa ve beraberindekiler nedeniyle (gelen) uğursuzluğa bağlarlar(dı).[1] Dikkat edin! Onların uğursuzluğu Allah katında(n)dır fakat çoğu bilmez.
|
Mehmet Okuyan
Onlara bir iyilik geldiğinde "Bu, sadece bizim hakkımızdır." demişlerdi. Kendilerine bir kötülük geldiğinde onu da Musa ve beraberindekiler nedeniyle (gelen) uğursuzluğa bağlarlar(dı).[1] Dikkat edin! Onların uğursuzluğu Allah katında(n)dır fakat çoğu bilmez. |
|
|
Araf 132. Ayet
132. Ayet
Ahmed Hulusi
Ve dediler ki: "Bizi büyülemek için her ne mucize getirirsen getir, biz sana iman etmeyiz!"
|
Ahmed Hulusi
Ve dediler ki: "Bizi büyülemek için her ne mucize getirirsen getir, biz sana iman etmeyiz!" |
|
|
Araf 132. Ayet
132. Ayet
Ali Bulaç
Onlar: "Bizi büyülemek için mucize (ayet) olarak her ne getirirsen getir, yine de biz sana inanacak değiliz" dediler.
|
Ali Bulaç
Onlar: "Bizi büyülemek için mucize (ayet) olarak her ne getirirsen getir, yine de biz sana inanacak değiliz" dediler. |
|
|
Araf 132. Ayet
132. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Dediler ki: "Bizi büyülemek için ne mucize getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz."
|
Bayraktar Bayraklı
Dediler ki: "Bizi büyülemek için ne mucize getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz." |
|
|
Araf 132. Ayet
132. Ayet
Diyanet İşleri
Dediler ki: "Bizi büyülemek için her ne getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz."
|
Diyanet İşleri
Dediler ki: "Bizi büyülemek için her ne getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz." |
|
|
Araf 132. Ayet
132. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve sen bizi büyülemek için her ne ayet getirsen imkanı yok sana inanacak değiliz derlerdi
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve sen bizi büyülemek için her ne ayet getirsen imkanı yok sana inanacak değiliz derlerdi |
|
|
Araf 132. Ayet
132. Ayet
Gültekin Onan
Onlar: "Bizi büyülemek için ne kadar ayet getirirsen getir, biz sana inançlı olacak değiliz" dediler.
|
Gültekin Onan
Onlar: "Bizi büyülemek için ne kadar ayet getirirsen getir, biz sana inançlı olacak değiliz" dediler. |
|
|
Araf 132. Ayet
132. Ayet
Hasan Basri Çantay
Dediler: "Bizi büyülemek için her ne mu'cize getirsen sana iman ediciler değiliz biz".
|
Hasan Basri Çantay
Dediler: "Bizi büyülemek için her ne mu'cize getirsen sana iman ediciler değiliz biz". |
|
|
Araf 132. Ayet
132. Ayet
İbni Kesir
Dediler ki: Bizi büyülemek için ne kadar mucize gösterirsen göster; biz, sana inananlardan olmayacağız.
|
İbni Kesir
Dediler ki: Bizi büyülemek için ne kadar mucize gösterirsen göster; biz, sana inananlardan olmayacağız. |
|
|
Araf 132. Ayet
132. Ayet
Muhammed Esed
(Musaya) şöyle dediler: "Bizi büyülemek için her ne işaret ortaya koyarsan koy, sana inanmayacağız!"
|
Muhammed Esed
(Musaya) şöyle dediler: "Bizi büyülemek için her ne işaret ortaya koyarsan koy, sana inanmayacağız!" |
|
|
Araf 132. Ayet
132. Ayet
Şaban Piriş
-Bizi, kendisiyle büyülemek için her ne zaman bize bir mucize getirirsen, biz sana inanacak değiliz, dediler.
|
Şaban Piriş
-Bizi, kendisiyle büyülemek için her ne zaman bize bir mucize getirirsen, biz sana inanacak değiliz, dediler. |
|
|
Araf 132. Ayet
132. Ayet
Suat Yıldırım
Ve şöyle derlerdi: "Bizi büyülemek için sen hangi mucizeyi getirirsen getir, imkanı yok, sana inanacak değiliz!"
|
Suat Yıldırım
Ve şöyle derlerdi: "Bizi büyülemek için sen hangi mucizeyi getirirsen getir, imkanı yok, sana inanacak değiliz!" |
|
|
Araf 132. Ayet
132. Ayet
Süleyman Ateş
Ve dediler ki: "bizi büyülemek için ne kadar mu'cize getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz!"
|
Süleyman Ateş
Ve dediler ki: "bizi büyülemek için ne kadar mu'cize getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz!" |
|
|
Araf 132. Ayet
132. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Şunu da söylediler: "Bizi büyülemek için, bize istediğin kadar ayet getir. Sana inanmayacağız."
|
Yaşar Nuri Öztürk
Şunu da söylediler: "Bizi büyülemek için, bize istediğin kadar ayet getir. Sana inanmayacağız." |
|
|
Araf 132. Ayet
132. Ayet
Mustafa İslamoğlu
(Musa'ya) dediler ki: "Bizi büyülemek için hangi delili getirirsen getir yine sana inanmayacağız."
|
Mustafa İslamoğlu
(Musa'ya) dediler ki: "Bizi büyülemek için hangi delili getirirsen getir yine sana inanmayacağız." |
|
|
Araf 132. Ayet
132. Ayet
Rashad Khalifa
They said, "No matter what kind of sign you show us, to dupe us with your magic, we will not believe."
|
Rashad Khalifa
They said, "No matter what kind of sign you show us, to dupe us with your magic, we will not believe." |
|
|
Araf 132. Ayet
132. Ayet
The Monotheist Group
And they said: "No matter what you bring us of a sign to bewitch us with, we will never believe in you."
|
The Monotheist Group
And they said: "No matter what you bring us of a sign to bewitch us with, we will never believe in you." |
|
|
Araf 132. Ayet
132. Ayet
Edip-Layth
They said, "No matter what you bring us of a sign to bewitch us with, we will never acknowledge you."
|
Edip-Layth
They said, "No matter what you bring us of a sign to bewitch us with, we will never acknowledge you." |
|
|
Araf 132. Ayet
132. Ayet
Ali Rıza Safa
Dediler ki: "Bizi büyülemek için, ne denli mucize getirirsen getir; artık, sana inanacak değiliz!"
|
Ali Rıza Safa
Dediler ki: "Bizi büyülemek için, ne denli mucize getirirsen getir; artık, sana inanacak değiliz!" |
İletişime Geçin
Yardıma mı ihtiyacınız var? Hızlı bir şekilde yardım için destek ekibimizle iletişime geçin.
Henüz Üye Değil misiniz?
Kaydolun! Kendinize özel takip ve favori listeleri oluşturabilirsiniz.