Mealler
Araf Suresi - Mealler
| Takip | Sure Ayetler | Meal |
|---|---|---|
|
Araf 101. Ayet
101. Ayet
Ahmed Hulusi
İşte o çeşitli yerleşim alanındakiler ki onların haberlerinden sana art arda anlatıyoruz... Andolsun ki Rasulleri, açık deliller olarak gelmişti... (Fakat) önceden yalanladıklarına (Din'e, B sırrınca) iman etmediler... İşte Allah, hakikat bilgisini inkar edenlerin kalplerini böyle mühürler (bilinçlerini kilitler).
|
Ahmed Hulusi
İşte o çeşitli yerleşim alanındakiler ki onların haberlerinden sana art arda anlatıyoruz... Andolsun ki Rasulleri, açık deliller olarak gelmişti... (Fakat) önceden yalanladıklarına (Din'e, B sırrınca) iman etmediler... İşte Allah, hakikat bilgisini inkar edenlerin kalplerini böyle mühürler (bilinçlerini kilitler). |
|
|
Araf 101. Ayet
101. Ayet
Ali Bulaç
İşte bu ülkeler, sana onların 'haberlerinden aktarmalar yapıyoruz.' Gerçekten, onlara elçileri apaçık belgelerle gelmişlerdi. Ama daha önceden yalanlamaları nedeniyle iman eder olmadılar. İşte Allah, inkar edenlerin kalplerini böyle damgalar.
|
Ali Bulaç
İşte bu ülkeler, sana onların 'haberlerinden aktarmalar yapıyoruz.' Gerçekten, onlara elçileri apaçık belgelerle gelmişlerdi. Ama daha önceden yalanlamaları nedeniyle iman eder olmadılar. İşte Allah, inkar edenlerin kalplerini böyle damgalar. |
|
|
Araf 101. Ayet
101. Ayet
Bayraktar Bayraklı
İşte o ülkeler... Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun ki, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıkları gerçeklere iman edecek değillerdi. İşte, kafirlerin kalplerini Allah böyle mühürler.
|
Bayraktar Bayraklı
İşte o ülkeler... Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun ki, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıkları gerçeklere iman edecek değillerdi. İşte, kafirlerin kalplerini Allah böyle mühürler. |
|
|
Araf 101. Ayet
101. Ayet
Diyanet İşleri
İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. Allah, kafirlerin kalplerini işte böyle mühürler.
|
Diyanet İşleri
İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. Allah, kafirlerin kalplerini işte böyle mühürler. |
|
|
Araf 101. Ayet
101. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
İşte o memleketler, bunların başına gelenlerden ba'zısını sana kıssa olarak nakl ediyoruz; celalım hakkı için onlara Peygamberleri beyyinelerle geldiler öyle iken iyman etmek istemediler, çünkü ondan evvel inkar etmeği adet etmişlerdi, Allah kafirlerin kalblerini işte böyle tab'eder
|
Elmalılı Hamdi Yazır
İşte o memleketler, bunların başına gelenlerden ba'zısını sana kıssa olarak nakl ediyoruz; celalım hakkı için onlara Peygamberleri beyyinelerle geldiler öyle iken iyman etmek istemediler, çünkü ondan evvel inkar etmeği adet etmişlerdi, Allah kafirlerin kalblerini işte böyle tab'eder |
|
|
Araf 101. Ayet
101. Ayet
Gültekin Onan
İşte bu ülkeler, sana onların 'haberlerinden aktarmalar yapıyoruz'. Gerçekten, onlara elçileri apaçık belgelerle gelmişlerdi. Ama daha önceden yalanlamaları nedeniyle inanır olmadılar. İşte Tanrı kafirlerin kalplerini böyle mühürler.
|
Gültekin Onan
İşte bu ülkeler, sana onların 'haberlerinden aktarmalar yapıyoruz'. Gerçekten, onlara elçileri apaçık belgelerle gelmişlerdi. Ama daha önceden yalanlamaları nedeniyle inanır olmadılar. İşte Tanrı kafirlerin kalplerini böyle mühürler. |
|
|
Araf 101. Ayet
101. Ayet
Hasan Basri Çantay
İşte o memleketler (in haali! Habibim) sana onların haberlerinden bir kısmını naklediyoruz. Andolsun ki peygamberleri onlara apaçık alametler (mu'cizeler) getirmişdir. Fakat daha evvelden yalanlamış oldukları şeylere iman etmediler. İşte kafirlerin yüreklerine Allah böyle mühür basar. .
|
Hasan Basri Çantay
İşte o memleketler (in haali! Habibim) sana onların haberlerinden bir kısmını naklediyoruz. Andolsun ki peygamberleri onlara apaçık alametler (mu'cizeler) getirmişdir. Fakat daha evvelden yalanlamış oldukları şeylere iman etmediler. İşte kafirlerin yüreklerine Allah böyle mühür basar. . |
|
|
Araf 101. Ayet
101. Ayet
İbni Kesir
İşte o kasabaların haberlerinin bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun ki; peygamberleri; onlara apaçık burhanlar getirdi de, önceleri yalanladıklarından inanmadılar. İşte böyle mühür basar Allah kafirlerin kalblerine.
|
İbni Kesir
İşte o kasabaların haberlerinin bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun ki; peygamberleri; onlara apaçık burhanlar getirdi de, önceleri yalanladıklarından inanmadılar. İşte böyle mühür basar Allah kafirlerin kalblerine. |
|
|
Araf 101. Ayet
101. Ayet
Muhammed Esed
Sana içlerinden bazılarının kıssalarını anlattığımız bu (önceki) toplumlara kendi içlerinden çıkan elçiler, gerçekten de hakkın ne olduğu yolunda apaçık belgeler, burhanlar getirmişlerdi; ama onlar, bir kere yalan saydıkları şeye (bir daha) inanmak istemediler. İşte bunun içindir ki, Allah, hakikati inkar edenlerin kalplerine mühür vuruyor.
|
Muhammed Esed
Sana içlerinden bazılarının kıssalarını anlattığımız bu (önceki) toplumlara kendi içlerinden çıkan elçiler, gerçekten de hakkın ne olduğu yolunda apaçık belgeler, burhanlar getirmişlerdi; ama onlar, bir kere yalan saydıkları şeye (bir daha) inanmak istemediler. İşte bunun içindir ki, Allah, hakikati inkar edenlerin kalplerine mühür vuruyor. |
|
|
Araf 101. Ayet
101. Ayet
Şaban Piriş
İşte bu sana haberlerini anlattığımız ülkelerdir. Onlara elçilerimiz açık belgelerle gelmişlerdi de daha önce yalanladıklarına iman etmeye yanaşmadılar. İşte Allah, kafirlerin kalplerini bu şekilde damgalar.
|
Şaban Piriş
İşte bu sana haberlerini anlattığımız ülkelerdir. Onlara elçilerimiz açık belgelerle gelmişlerdi de daha önce yalanladıklarına iman etmeye yanaşmadılar. İşte Allah, kafirlerin kalplerini bu şekilde damgalar. |
|
|
Araf 101. Ayet
101. Ayet
Suat Yıldırım
İşte o ülkelerin haberlerinden bir kısmını sana böylece anlatıyoruz. Oraların halklarına peygamberlerimiz açık deliller, mucizeler getirdiler. Fakat onlar iman etmediler. Çünkü ondan önce tekzip ve inkar etmeyi adet haline getirmişlerdi. Allah kafirlerin kalplerini işte böyle mühürler!
|
Suat Yıldırım
İşte o ülkelerin haberlerinden bir kısmını sana böylece anlatıyoruz. Oraların halklarına peygamberlerimiz açık deliller, mucizeler getirdiler. Fakat onlar iman etmediler. Çünkü ondan önce tekzip ve inkar etmeyi adet haline getirmişlerdi. Allah kafirlerin kalplerini işte böyle mühürler! |
|
|
Araf 101. Ayet
101. Ayet
Süleyman Ateş
İşte o ülkeler; sana onların haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz. Andolsun, elçileri onlara açık deliller getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıklarından ötürü, inanmak istemediler. İşte Allah, kafirlerin kalblerini böyle mühürler.
|
Süleyman Ateş
İşte o ülkeler; sana onların haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz. Andolsun, elçileri onlara açık deliller getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıklarından ötürü, inanmak istemediler. İşte Allah, kafirlerin kalblerini böyle mühürler. |
|
|
Araf 101. Ayet
101. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
İşte o kentler / medeniyetler! Haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz sana. Andolsun, resulleri onlara açık-seçik deliller getirmişti. Ama daha önce yalanlamış oldukları için inanmadılar. Küfre sapanların kalplerini Allah işte böyle mühürler.
|
Yaşar Nuri Öztürk
İşte o kentler / medeniyetler! Haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz sana. Andolsun, resulleri onlara açık-seçik deliller getirmişti. Ama daha önce yalanlamış oldukları için inanmadılar. Küfre sapanların kalplerini Allah işte böyle mühürler. |
|
|
Araf 101. Ayet
101. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Sana kıssalarını naklettiğimiz bu ülkeler... Doğrusu bütün bunlara kendi içlerinden elçiler hakikatin apaçık belgelerini getirdiler; fakat onlar, bir kez yalanlamış bulundukları için bir daha iman etmediler: İşte Allah inkarcılarının kalplerini böyle mühürler.
|
Mustafa İslamoğlu
Sana kıssalarını naklettiğimiz bu ülkeler... Doğrusu bütün bunlara kendi içlerinden elçiler hakikatin apaçık belgelerini getirdiler; fakat onlar, bir kez yalanlamış bulundukları için bir daha iman etmediler: İşte Allah inkarcılarının kalplerini böyle mühürler. |
|
|
Araf 101. Ayet
101. Ayet
Rashad Khalifa
We narrate to you the history of those communities: their messengers went to them with clear proofs, but they were not to believe in what they had rejected before. GOD thus seals the hearts of the disbelievers.
|
Rashad Khalifa
We narrate to you the history of those communities: their messengers went to them with clear proofs, but they were not to believe in what they had rejected before. GOD thus seals the hearts of the disbelievers. |
|
|
Araf 101. Ayet
101. Ayet
The Monotheist Group
These are the towns whose news We told to you; their messengers had come to them with proofs, but they would not believe in what they had denied before. It is such that God stamps on the hearts of the rejecters.
|
The Monotheist Group
These are the towns whose news We told to you; their messengers had come to them with proofs, but they would not believe in what they had denied before. It is such that God stamps on the hearts of the rejecters. |
|
|
Araf 101. Ayet
101. Ayet
Edip-Layth
These are the towns whose stories We relate to you; their messengers had come to them with proofs, but they would not acknowledge what they had denied before. It is such that God stamps on the hearts of the ingrates.
|
Edip-Layth
These are the towns whose stories We relate to you; their messengers had come to them with proofs, but they would not acknowledge what they had denied before. It is such that God stamps on the hearts of the ingrates. |
|
|
Araf 101. Ayet
101. Ayet
Ali Rıza Safa
İşte bunlar, sana haberlerini anlattığımız kentlerdir. Gerçek şu ki, elçiler onlara açık kanıtlarla gelmişlerdi. Ama daha önce yalanladıkları için inanmadılar. Allah, nankörlük edenlerin yüreklerine, işte böyle damga vurur.
|
Ali Rıza Safa
İşte bunlar, sana haberlerini anlattığımız kentlerdir. Gerçek şu ki, elçiler onlara açık kanıtlarla gelmişlerdi. Ama daha önce yalanladıkları için inanmadılar. Allah, nankörlük edenlerin yüreklerine, işte böyle damga vurur. |
|
|
Araf 101. Ayet
101. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Bunlar, sana bir kısım haberlerini anlattığımız kentlerdir. Elçileri onlara o açık belgelerle (mucizelerle) gelmişlerdi de önce yalanladıkları için daha sonra inanmaya yanaşmamışlardı. Allah, kendilerini doğrulara kapatanların kalplerindeki yeni yapıyı işte böyle oluşturur.
|
Süleymaniye Vakfı
Bunlar, sana bir kısım haberlerini anlattığımız kentlerdir. Elçileri onlara o açık belgelerle (mucizelerle) gelmişlerdi de önce yalanladıkları için daha sonra inanmaya yanaşmamışlardı. Allah, kendilerini doğrulara kapatanların kalplerindeki yeni yapıyı işte böyle oluşturur. |
|
|
Araf 101. Ayet
101. Ayet
Edip Yüksel
Bunlar, sana haberlerini aktardığımız toplumlardır. Elçileri, onlara apaçık delillerle gitmişlerdi. Ama daha önceden yalanladıklarını onaylayacak değillerdi. ALLAH kafirlerin kalplerini böyle damgalar.
|
Edip Yüksel
Bunlar, sana haberlerini aktardığımız toplumlardır. Elçileri, onlara apaçık delillerle gitmişlerdi. Ama daha önceden yalanladıklarını onaylayacak değillerdi. ALLAH kafirlerin kalplerini böyle damgalar. |
|
|
Araf 101. Ayet
101. Ayet
Erhan Aktaş
İşte o beldeler ki sana bazı haberlerini anlatıyoruz. Resulleri onlara beyyinat[1] getirmişlerdi. Ancak onlar, daha önce yalanlamış oldukları şeye inanmak istemediler. Allah gerçeği yalanlayan nankörlerin kalplerini işte böyle mühürler.[2]
|
Erhan Aktaş
İşte o beldeler ki sana bazı haberlerini anlatıyoruz. Resulleri onlara beyyinat[1] getirmişlerdi. Ancak onlar, daha önce yalanlamış oldukları şeye inanmak istemediler. Allah gerçeği yalanlayan nankörlerin kalplerini işte böyle mühürler.[2] |
|
|
Araf 101. Ayet
101. Ayet
Mehmet Okuyan
İşte o şehirler, haberlerinden sadece bir bölümünü[1] sana anlatmakta olduklarımızdır. Yemin olsun ki elçileri onlara apaçık deliller getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıklarına yine de iman edecek değillerdi.[2] İşte Allah kâfirlerin kalplerini böyle mühürler.[3]
|
Mehmet Okuyan
İşte o şehirler, haberlerinden sadece bir bölümünü[1] sana anlatmakta olduklarımızdır. Yemin olsun ki elçileri onlara apaçık deliller getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıklarına yine de iman edecek değillerdi.[2] İşte Allah kâfirlerin kalplerini böyle mühürler.[3] |
|
|
Araf 102. Ayet
102. Ayet
Ahmed Hulusi
Onların çoğunluğunda, verdikleri söze sadakat bulamadık... Onların çoğunluğunu, Hakk'a itaatten çıkmış bulduk.
|
Ahmed Hulusi
Onların çoğunluğunda, verdikleri söze sadakat bulamadık... Onların çoğunluğunu, Hakk'a itaatten çıkmış bulduk. |
|
|
Araf 102. Ayet
102. Ayet
Ali Bulaç
Onların çoğunda 'verdikleri söze bağlılık' görmedik, ama onların çoğunu fasıklar (yoldan çıkanlar) olarak gördük.
|
Ali Bulaç
Onların çoğunda 'verdikleri söze bağlılık' görmedik, ama onların çoğunu fasıklar (yoldan çıkanlar) olarak gördük. |
|
|
Araf 102. Ayet
102. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulamadık. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk.
|
Bayraktar Bayraklı
Onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulamadık. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk. |
|
|
Araf 102. Ayet
102. Ayet
Diyanet İşleri
Biz onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulmadık. Ama gerçekten onların çoklarını yoldan çıkmış kimseler bulduk.
|
Diyanet İşleri
Biz onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulmadık. Ama gerçekten onların çoklarını yoldan çıkmış kimseler bulduk. |
|
|
Araf 102. Ayet
102. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem ekserisinde ahde vefa görmedik, şu muhakkak ki ekserisini taatten çıkar fasıklar gördük
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem ekserisinde ahde vefa görmedik, şu muhakkak ki ekserisini taatten çıkar fasıklar gördük |
|
|
Araf 102. Ayet
102. Ayet
Gültekin Onan
Onların çoğunda 'verdikleri söze bağlılık' görmedik, ama onların çoğunu fasık (olarak) gördük.
|
Gültekin Onan
Onların çoğunda 'verdikleri söze bağlılık' görmedik, ama onların çoğunu fasık (olarak) gördük. |
|
|
Araf 102. Ayet
102. Ayet
Hasan Basri Çantay
Biz onların çoğunda ahd (e vefa) bulmadık, onların çoğunu muhakkak ki itaatden çıkmış kimseler bulduk.
|
Hasan Basri Çantay
Biz onların çoğunda ahd (e vefa) bulmadık, onların çoğunu muhakkak ki itaatden çıkmış kimseler bulduk. |
|
|
Araf 102. Ayet
102. Ayet
İbni Kesir
Onların çoğunda Biz, ahde vefa görmedik. Onların çoğunu fasıklar olarak bulduk.
|
İbni Kesir
Onların çoğunda Biz, ahde vefa görmedik. Onların çoğunu fasıklar olarak bulduk. |
|
|
Araf 102. Ayet
102. Ayet
Muhammed Esed
Ve Biz onların çoğunda doğru olan şeylere karşı (içsel) bir bağlılık bulmadık tersine, onların çoğunu onmaz günahkarlar olarak bulduk.
|
Muhammed Esed
Ve Biz onların çoğunda doğru olan şeylere karşı (içsel) bir bağlılık bulmadık tersine, onların çoğunu onmaz günahkarlar olarak bulduk. |
|
|
Araf 102. Ayet
102. Ayet
Şaban Piriş
Onların çoğunu sözünde durur bulmadık. Aksine onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk.
|
Şaban Piriş
Onların çoğunu sözünde durur bulmadık. Aksine onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk. |
|
|
Araf 102. Ayet
102. Ayet
Suat Yıldırım
Biz onların çoğunda sözünde durma diye bir şey bulmadık; onların ekserisinin sadece itaat dışına çıkmış kimseler olduğunu gördük.
|
Suat Yıldırım
Biz onların çoğunda sözünde durma diye bir şey bulmadık; onların ekserisinin sadece itaat dışına çıkmış kimseler olduğunu gördük. |
|
|
Araf 102. Ayet
102. Ayet
Süleyman Ateş
Onların çoklarını yoldan çıkmış bulduk ama, çoklarında sözde durma diye bir şey bulmadık.
|
Süleyman Ateş
Onların çoklarını yoldan çıkmış bulduk ama, çoklarında sözde durma diye bir şey bulmadık. |
|
|
Araf 102. Ayet
102. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Onların birçoğunda ahde vefadan eser bulamadık. Onların birçoğunu, tam fasıklar olarak bulduk.
|
Yaşar Nuri Öztürk
Onların birçoğunda ahde vefadan eser bulamadık. Onların birçoğunu, tam fasıklar olarak bulduk. |
|
|
Araf 102. Ayet
102. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Ve biz onların çoğunu (fıtrat) sözleşmesine sadık bulmadık; aksine onların çoğunu sapıtmış bulduk.
|
Mustafa İslamoğlu
Ve biz onların çoğunu (fıtrat) sözleşmesine sadık bulmadık; aksine onların çoğunu sapıtmış bulduk. |
|
|
Araf 102. Ayet
102. Ayet
Rashad Khalifa
We found that most of them disregard their covenant; we found most of them wicked.,
|
Rashad Khalifa
We found that most of them disregard their covenant; we found most of them wicked., |
|
|
Araf 102. Ayet
102. Ayet
The Monotheist Group
And We did not find most of them up to their pledge, rather, We found most of them wicked.
|
The Monotheist Group
And We did not find most of them up to their pledge, rather, We found most of them wicked. |
|
|
Araf 102. Ayet
102. Ayet
Edip-Layth
We did not find most of them up to their pledge, rather, We found most of them corrupt.
|
Edip-Layth
We did not find most of them up to their pledge, rather, We found most of them corrupt. |
|
|
Araf 102. Ayet
102. Ayet
Ali Rıza Safa
Onların çoğunda, verdikleri söze bağlılık bulmadık. Üstelik onların çoğunu, kesinlikle yoldan çıkmış olarak bulduk.
|
Ali Rıza Safa
Onların çoğunda, verdikleri söze bağlılık bulmadık. Üstelik onların çoğunu, kesinlikle yoldan çıkmış olarak bulduk. |
|
|
Araf 102. Ayet
102. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Onların çoğunun verdiği sözü tutmadığını gördük. Onların çoğunun yoldan çıktığını gördük.
|
Süleymaniye Vakfı
Onların çoğunun verdiği sözü tutmadığını gördük. Onların çoğunun yoldan çıktığını gördük. |
|
|
Araf 102. Ayet
102. Ayet
Edip Yüksel
Çoğunu, verdikleri sözü tutanlar olarak bulmadık, aksine çoğunu yoldan çıkmış bulduk.
|
Edip Yüksel
Çoğunu, verdikleri sözü tutanlar olarak bulmadık, aksine çoğunu yoldan çıkmış bulduk. |
|
|
Araf 102. Ayet
102. Ayet
Erhan Aktaş
Onların çoğunda, sözlerine bağlılık bulmadık. Ama onların çoğunu fasık[1] olarak bulduk.
|
Erhan Aktaş
Onların çoğunda, sözlerine bağlılık bulmadık. Ama onların çoğunu fasık[1] olarak bulduk. |
|
|
Araf 102. Ayet
102. Ayet
Mehmet Okuyan
Onların çoğunda sözünde durma bulamamıştık; çoğunu yoldan çıkmış bulmuştuk.
|
Mehmet Okuyan
Onların çoğunda sözünde durma bulamamıştık; çoğunu yoldan çıkmış bulmuştuk. |
|
|
Araf 103. Ayet
103. Ayet
Ahmed Hulusi
Sonra, onların ardından Musa'yı (Esma'nın açığa çıkışı olan) delillerimiz ile Firavun ve onun ileri gelenlerine ba'settik... (Firavun ve ileri gelenleri ise) onlara (delillerimizin hakkını vermeyerek) zulmettiler... Fesat çıkaranların sonu nasıl oldu, bir bak!
|
Ahmed Hulusi
Sonra, onların ardından Musa'yı (Esma'nın açığa çıkışı olan) delillerimiz ile Firavun ve onun ileri gelenlerine ba'settik... (Firavun ve ileri gelenleri ise) onlara (delillerimizin hakkını vermeyerek) zulmettiler... Fesat çıkaranların sonu nasıl oldu, bir bak! |
|
|
Araf 103. Ayet
103. Ayet
Ali Bulaç
Sonra bunların (peygamberlerin) ardından Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve önde gelen çevresine gönderdik; onlar ona (ayetlerimize) haksızlık ettiler. İşte bozgunculuk çıkaranların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.
|
Ali Bulaç
Sonra bunların (peygamberlerin) ardından Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve önde gelen çevresine gönderdik; onlar ona (ayetlerimize) haksızlık ettiler. İşte bozgunculuk çıkaranların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak. |
|
|
Araf 103. Ayet
103. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Onlardan sonra, Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına gönderdik. Ayetlerimize haksızlık ettiler, fakat bak, bozguncuların sonu nasıl oldu?
|
Bayraktar Bayraklı
Onlardan sonra, Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına gönderdik. Ayetlerimize haksızlık ettiler, fakat bak, bozguncuların sonu nasıl oldu? |
|
|
Araf 103. Ayet
103. Ayet
Diyanet İşleri
Sonra onların ardından Musa'yı, apaçık mucizelerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gönderdik de onları (mucizeleri) inkar ettiler. Bak, bozguncuların sonu nasıl oldu.
|
Diyanet İşleri
Sonra onların ardından Musa'yı, apaçık mucizelerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gönderdik de onları (mucizeleri) inkar ettiler. Bak, bozguncuların sonu nasıl oldu. |
|
|
Araf 103. Ayet
103. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra onların arkasından ayetlerimizle Musayı Fir'avne ve cem'iyyetine gönderdik, tuttular, o ayetlere zulm ettiler, ettiler de bak o müfsidlerin akıbeti nasıl oldu?
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra onların arkasından ayetlerimizle Musayı Fir'avne ve cem'iyyetine gönderdik, tuttular, o ayetlere zulm ettiler, ettiler de bak o müfsidlerin akıbeti nasıl oldu? |
|
|
Araf 103. Ayet
103. Ayet
Gültekin Onan
Sonra bunların (elçilerin) ardından Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve önde gelen çevresine gönderdik. Onlar ona (ayetlerimize) haksızlık ettiler. İşte bozgunculuk çıkaranların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.
|
Gültekin Onan
Sonra bunların (elçilerin) ardından Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve önde gelen çevresine gönderdik. Onlar ona (ayetlerimize) haksızlık ettiler. İşte bozgunculuk çıkaranların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak. |
|
|
Araf 103. Ayet
103. Ayet
Hasan Basri Çantay
Sonra onların (o peygamberlerin) ardından Musayi ayetlerimizle Fir'avne ve onun cem'iyyetine (peygamber olarak) gönderdik de (o ayetlere) zulm etdiler. Bak ki fesadcıların sonu nice oldu!
|
Hasan Basri Çantay
Sonra onların (o peygamberlerin) ardından Musayi ayetlerimizle Fir'avne ve onun cem'iyyetine (peygamber olarak) gönderdik de (o ayetlere) zulm etdiler. Bak ki fesadcıların sonu nice oldu! |
|
|
Araf 103. Ayet
103. Ayet
İbni Kesir
Sonra onların ardından Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve erkanına gönderdik. Onlar buna karşı haksızlık ettiler. Bir bak ki; fesadçıların sonu nice oldu?
|
İbni Kesir
Sonra onların ardından Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve erkanına gönderdik. Onlar buna karşı haksızlık ettiler. Bir bak ki; fesadçıların sonu nice oldu? |
|
|
Araf 103. Ayet
103. Ayet
Muhammed Esed
Ve bu (önceki toplumlardan) sonra Firavunun ve onun soylular çevresine Musayı ayetlerimizle gönderdik; onları inatla reddettiler ve bak, nasıl oldu sonu bu bozguncuların!
|
Muhammed Esed
Ve bu (önceki toplumlardan) sonra Firavunun ve onun soylular çevresine Musayı ayetlerimizle gönderdik; onları inatla reddettiler ve bak, nasıl oldu sonu bu bozguncuların! |
|
|
Araf 103. Ayet
103. Ayet
Şaban Piriş
Onlardan sonra ayetlerimizle Musa'yı, Firavun'a ve onun zalim olan çevresine gönderdik. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bak!
|
Şaban Piriş
Onlardan sonra ayetlerimizle Musa'yı, Firavun'a ve onun zalim olan çevresine gönderdik. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bak! |
|
|
Araf 103. Ayet
103. Ayet
Suat Yıldırım
Onlardan sonra Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen yetkililerine gönderdik. Onlar ayetlerimize haksızlık ettiler. Ettiler de, bak o müfsitlerin akıbeti nice oldu!
|
Suat Yıldırım
Onlardan sonra Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen yetkililerine gönderdik. Onlar ayetlerimize haksızlık ettiler. Ettiler de, bak o müfsitlerin akıbeti nice oldu! |
|
|
Araf 103. Ayet
103. Ayet
Süleyman Ateş
Onlardan sonra Musa'yı ayetlerimizle Fir'avn'a ve onun ileri gelen adamlarına gönderdik, ayetlerimize haksızlık ettiler; fakat bak, bozguncuların sonu nasıl oldu!
|
Süleyman Ateş
Onlardan sonra Musa'yı ayetlerimizle Fir'avn'a ve onun ileri gelen adamlarına gönderdik, ayetlerimize haksızlık ettiler; fakat bak, bozguncuların sonu nasıl oldu! |
|
|
Araf 103. Ayet
103. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Onların ardından Musa'yı, ayetlerimizle Firavun'a ve kodamanlarına gönderdik de ayetlerimiz karşısında zulme saptılar. Bir bak, nasıl olmuştur bozguncuların sonu!
|
Yaşar Nuri Öztürk
Onların ardından Musa'yı, ayetlerimizle Firavun'a ve kodamanlarına gönderdik de ayetlerimiz karşısında zulme saptılar. Bir bak, nasıl olmuştur bozguncuların sonu! |
|
|
Araf 103. Ayet
103. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Sonra, bu kavimlerin peşinden Firavun'a ve onun önde gelen adamlarına ayetlerimizle Musa'yı gönderdik; ona getirdiği ayetler yüzünden haksızlık ettiler ve bak nasıl oldu fesatçıların sonu.
|
Mustafa İslamoğlu
Sonra, bu kavimlerin peşinden Firavun'a ve onun önde gelen adamlarına ayetlerimizle Musa'yı gönderdik; ona getirdiği ayetler yüzünden haksızlık ettiler ve bak nasıl oldu fesatçıların sonu. |
|
|
Araf 103. Ayet
103. Ayet
Rashad Khalifa
After (those messengers,) we sent Moses with our signs to Pharaoh and his people, but they transgressed. Note the consequences for the wicked.
|
Rashad Khalifa
After (those messengers,) we sent Moses with our signs to Pharaoh and his people, but they transgressed. Note the consequences for the wicked. |
|
|
Araf 103. Ayet
103. Ayet
The Monotheist Group
Then after them We sent Moses with Our signs to Pharaoh and his commanders. But they did wrong in them, so see how is the end of the corrupters.
|
The Monotheist Group
Then after them We sent Moses with Our signs to Pharaoh and his commanders. But they did wrong in them, so see how is the end of the corrupters. |
|
|
Araf 103. Ayet
103. Ayet
Edip-Layth
Then after them We sent Moses with Our signs to Pharaoh and his entourage. But they treated them with prejudice, so see what the end of the corrupters is.
|
Edip-Layth
Then after them We sent Moses with Our signs to Pharaoh and his entourage. But they treated them with prejudice, so see what the end of the corrupters is. |
|
|
Araf 103. Ayet
103. Ayet
Ali Rıza Safa
Sonra, onların ardından, Firavun ve ileri gelenlerine, mucizelerimizle, Musa'yı gönderdik. Sonunda, Ona haksızlık yaptılar. Artık, bozgunculuk yapanların sonunun nasıl olduğuna bir bak?
|
Ali Rıza Safa
Sonra, onların ardından, Firavun ve ileri gelenlerine, mucizelerimizle, Musa'yı gönderdik. Sonunda, Ona haksızlık yaptılar. Artık, bozgunculuk yapanların sonunun nasıl olduğuna bir bak? |
|
|
Araf 103. Ayet
103. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Daha sonra onların arkasından Musa'yı mucizelerimizle (ayetlerimizle) Firavun'a ve onun itibarlı kişilerine elçi gönderdik. Ancak onlar belgeler karşısında yanlış yaptılar. Şimdi bak bakalım ki o bozguncuların sonu nasıl olmuş?
|
Süleymaniye Vakfı
Daha sonra onların arkasından Musa'yı mucizelerimizle (ayetlerimizle) Firavun'a ve onun itibarlı kişilerine elçi gönderdik. Ancak onlar belgeler karşısında yanlış yaptılar. Şimdi bak bakalım ki o bozguncuların sonu nasıl olmuş? |
|
|
Araf 103. Ayet
103. Ayet
Edip Yüksel
Sonra, onların ardından Firavun ve erkanına Musa'yı ayet ve mucizelerimizle gönderdik; fakat ayet ve mucizelerimize karşı haksızlık ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna dikkat et!
|
Edip Yüksel
Sonra, onların ardından Firavun ve erkanına Musa'yı ayet ve mucizelerimizle gönderdik; fakat ayet ve mucizelerimize karşı haksızlık ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna dikkat et! |
|
|
Araf 103. Ayet
103. Ayet
Erhan Aktaş
Sonra onların ardından Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve onun melelerine[1] gönderdik. Onlar, ona zulmettiler. Bak bozguncuların sonu nasıl oldu!
|
Erhan Aktaş
Sonra onların ardından Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve onun melelerine[1] gönderdik. Onlar, ona zulmettiler. Bak bozguncuların sonu nasıl oldu! |
|
|
Araf 103. Ayet
103. Ayet
Mehmet Okuyan
Sonra onların ardından da Musa'yı delillerimizle[1] Firavun ve yöneticilerine göndermiştik de onlara (delillerimize) haksızlık etmişlerdi. Bozguncuların sonu nasıl olmuş, bir bak!
|
Mehmet Okuyan
Sonra onların ardından da Musa'yı delillerimizle[1] Firavun ve yöneticilerine göndermiştik de onlara (delillerimize) haksızlık etmişlerdi. Bozguncuların sonu nasıl olmuş, bir bak! |
|
|
Araf 104. Ayet
104. Ayet
Ahmed Hulusi
Musa dedi ki: "Ey Firavun! Muhakkak ki ben alemlerin Rabbinden bir Rasulüm. "
|
Ahmed Hulusi
Musa dedi ki: "Ey Firavun! Muhakkak ki ben alemlerin Rabbinden bir Rasulüm. " |
|
|
Araf 104. Ayet
104. Ayet
Ali Bulaç
Musa dedi ki: "Ey Firavun, gerçekten, ben alemlerin Rabbinden (gönderilme) bir elçiyim."
|
Ali Bulaç
Musa dedi ki: "Ey Firavun, gerçekten, ben alemlerin Rabbinden (gönderilme) bir elçiyim." |
|
|
Araf 104. Ayet
104. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Musa dedi ki: "Ey Firavun! Ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilen bir peygamberim."
|
Bayraktar Bayraklı
Musa dedi ki: "Ey Firavun! Ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilen bir peygamberim." |
|
|
Araf 104. Ayet
104. Ayet
Diyanet İşleri
Musa dedi ki: "Ey Firavun! Şüphesiz ki ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim."
|
Diyanet İşleri
Musa dedi ki: "Ey Firavun! Şüphesiz ki ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim." |
|
|
Araf 104. Ayet
104. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Musa, ey Fir'avn! dedi: Bil ki ben rabbül'alemin tarafından bir Resulüm
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Musa, ey Fir'avn! dedi: Bil ki ben rabbül'alemin tarafından bir Resulüm |
|
|
Araf 104. Ayet
104. Ayet
Gültekin Onan
Musa dedi ki: "Ey Firavun, gerçekten ben alemlerin rabbinden bir elçiyim."
|
Gültekin Onan
Musa dedi ki: "Ey Firavun, gerçekten ben alemlerin rabbinden bir elçiyim." |
|
|
Araf 104. Ayet
104. Ayet
Hasan Basri Çantay
Musa: "Ey Fir'avn, dedi, ben hiç şübhesiz ki alemlerin Rabbi katından gönderilmiş bir peygamberim".
|
Hasan Basri Çantay
Musa: "Ey Fir'avn, dedi, ben hiç şübhesiz ki alemlerin Rabbi katından gönderilmiş bir peygamberim". |
|
|
Araf 104. Ayet
104. Ayet
İbni Kesir
Musa dedi ki: Ey Firavun; ben, alemlerin Rabbından gönderilmiş bir peygamberim.
|
İbni Kesir
Musa dedi ki: Ey Firavun; ben, alemlerin Rabbından gönderilmiş bir peygamberim. |
|
|
Araf 104. Ayet
104. Ayet
Muhammed Esed
Musa: "Ey Firavun!" dedi, "gerçek şu ki, ben alemlerin Rabbinden bir elçiyim;
|
Muhammed Esed
Musa: "Ey Firavun!" dedi, "gerçek şu ki, ben alemlerin Rabbinden bir elçiyim; |
|
|
Araf 104. Ayet
104. Ayet
Şaban Piriş
Musa şöyle dedi: -Ey Firavun, ben alemlerin Rabbinden bir elçiyim!
|
Şaban Piriş
Musa şöyle dedi: -Ey Firavun, ben alemlerin Rabbinden bir elçiyim! |
|
|
Araf 104. Ayet
104. Ayet
Suat Yıldırım
Musa: "Ey Firavun, dedi, ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilen bir resulüm."
|
Suat Yıldırım
Musa: "Ey Firavun, dedi, ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilen bir resulüm." |
|
|
Araf 104. Ayet
104. Ayet
Süleyman Ateş
Musa dedi ki: "Ey Fir'avn, ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim."
|
Süleyman Ateş
Musa dedi ki: "Ey Fir'avn, ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim." |
|
|
Araf 104. Ayet
104. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Musa dedi ki: "Ey Firavun! Kuşkun olmasın ki ben, alemlerin Rabbi'nin bir resulüyüm."
|
Yaşar Nuri Öztürk
Musa dedi ki: "Ey Firavun! Kuşkun olmasın ki ben, alemlerin Rabbi'nin bir resulüyüm." |
|
|
Araf 104. Ayet
104. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Ve Musa dedi ki: "Ey Firavun! Ben alemlerin Rabbinden bir elçiyim!
|
Mustafa İslamoğlu
Ve Musa dedi ki: "Ey Firavun! Ben alemlerin Rabbinden bir elçiyim! |
|
|
Araf 104. Ayet
104. Ayet
Rashad Khalifa
Moses said, "O Pharaoh, I am a messenger from the Lord of the universe.
|
Rashad Khalifa
Moses said, "O Pharaoh, I am a messenger from the Lord of the universe. |
|
|
Araf 104. Ayet
104. Ayet
The Monotheist Group
And Moses said: "O Pharaoh, I am a messenger from the Lord of the worlds."
|
The Monotheist Group
And Moses said: "O Pharaoh, I am a messenger from the Lord of the worlds." |
|
|
Araf 104. Ayet
104. Ayet
Edip-Layth
Moses said, "O Pharaoh, I am a messenger from the Lord of the worlds."
|
Edip-Layth
Moses said, "O Pharaoh, I am a messenger from the Lord of the worlds." |
|
|
Araf 104. Ayet
104. Ayet
Ali Rıza Safa
Musa, dedi ki: "Ey Firavun! Aslında, ben, Evrenlerin Efendisinden bir elçiyim!"
|
Ali Rıza Safa
Musa, dedi ki: "Ey Firavun! Aslında, ben, Evrenlerin Efendisinden bir elçiyim!" |
|
|
Araf 104. Ayet
104. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Musa dedi: "Bak Firavun! Ben varlıkların Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim.
|
Süleymaniye Vakfı
Musa dedi: "Bak Firavun! Ben varlıkların Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim. |
|
|
|
Edip Yüksel
Musa: "Firavun, ben alemlerin Efendinden bir elçiyim." |
|
|
Araf 104. Ayet
104. Ayet
Erhan Aktaş
Musa dedi ki: "Ey Firavun! Ben gerçekten alemlerin Rabb'i tarafından gönderilmiş bir resulüm.
|
Erhan Aktaş
Musa dedi ki: "Ey Firavun! Ben gerçekten alemlerin Rabb'i tarafından gönderilmiş bir resulüm. |
|
|
Araf 104. Ayet
104. Ayet
Mehmet Okuyan
Musa şöyle demişti: "Ey Firavun! Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim.[1]
|
Mehmet Okuyan
Musa şöyle demişti: "Ey Firavun! Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim.[1] |
|
|
Araf 105. Ayet
105. Ayet
Ahmed Hulusi
"Allah üzerine Hak olmayanı söylememek, benim üzerime hakiki bir borçtur... Gerçekten ben size Rabbinizden apaçık bir delil ile geldim... (O halde) İsrailoğullarını benimle beraber gönder!"
|
Ahmed Hulusi
"Allah üzerine Hak olmayanı söylememek, benim üzerime hakiki bir borçtur... Gerçekten ben size Rabbinizden apaçık bir delil ile geldim... (O halde) İsrailoğullarını benimle beraber gönder!" |
|
|
Araf 105. Ayet
105. Ayet
Ali Bulaç
"Benim üzerimdeki yükümlülük, Allah'a karşı ancak gerçeği söylemektir. Rabbinizden size apaçık bir belge ile geldim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder."
|
Ali Bulaç
"Benim üzerimdeki yükümlülük, Allah'a karşı ancak gerçeği söylemektir. Rabbinizden size apaçık bir belge ile geldim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder." |
|
|
Araf 105. Ayet
105. Ayet
Bayraktar Bayraklı
"Allah hakkında yalnız gerçek olanı söylemek benim üzerime borçtur. Size Rabbinizden açık bir delil getirdim; artık İsrailoğulları'nı benimle birlikte serbest bırak!"
|
Bayraktar Bayraklı
"Allah hakkında yalnız gerçek olanı söylemek benim üzerime borçtur. Size Rabbinizden açık bir delil getirdim; artık İsrailoğulları'nı benimle birlikte serbest bırak!" |
|
|
Araf 105. Ayet
105. Ayet
Diyanet İşleri
Bana, Allah'a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder.
|
Diyanet İşleri
Bana, Allah'a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder. |
|
|
Araf 105. Ayet
105. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Birinci vazifem Allaha karşı haktan başka bir şey söylememekliğimdir, hakikat ben size rabbınızdan bir beyyine ile geldim, artık Beni İsraili benimle beraber gönder
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Birinci vazifem Allaha karşı haktan başka bir şey söylememekliğimdir, hakikat ben size rabbınızdan bir beyyine ile geldim, artık Beni İsraili benimle beraber gönder |
|
|
Araf 105. Ayet
105. Ayet
Gültekin Onan
"Benim üzerimdeki yükümlülük, Tanrı'ya karşı ancak gerçeği söylemektir. Rabbinizden size apaçık bir belge ile geldim. Artık İsrailoğullarını benimle birlikte gönder."
|
Gültekin Onan
"Benim üzerimdeki yükümlülük, Tanrı'ya karşı ancak gerçeği söylemektir. Rabbinizden size apaçık bir belge ile geldim. Artık İsrailoğullarını benimle birlikte gönder." |
|
|
Araf 105. Ayet
105. Ayet
Hasan Basri Çantay
"Allaha karşı hakdan başkasını söylememekliğim (üzerime) borcdur. Size Rabbinizden açık bir alametle gelmişimdir. Artık İsrail oğullarını benimle beraber gönder".
|
Hasan Basri Çantay
"Allaha karşı hakdan başkasını söylememekliğim (üzerime) borcdur. Size Rabbinizden açık bir alametle gelmişimdir. Artık İsrail oğullarını benimle beraber gönder". |
|
|
Araf 105. Ayet
105. Ayet
İbni Kesir
Bana yaraşan; Allah hakkında haktan başkasını söylememektir. Size, Rabbınızdan apaçık bir burhan getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle beraber gönder.
|
İbni Kesir
Bana yaraşan; Allah hakkında haktan başkasını söylememektir. Size, Rabbınızdan apaçık bir burhan getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle beraber gönder. |
|
|
Araf 105. Ayet
105. Ayet
Muhammed Esed
bana düşen, Allah hakkında gerçekten başka bir şey söylememektir. İşte size Rabbinizden apaçık burhanla çıkıp geldim: Öyleyse bırak artık, İsrailoğulları benimle gelsinler!"
|
Muhammed Esed
bana düşen, Allah hakkında gerçekten başka bir şey söylememektir. İşte size Rabbinizden apaçık burhanla çıkıp geldim: Öyleyse bırak artık, İsrailoğulları benimle gelsinler!" |
|
|
Araf 105. Ayet
105. Ayet
Şaban Piriş
Gerçek şudur ki: Ben Allah hakkında doğru olandan başka bir şey söylemiyorum. Size Rabbinizden belgelerle geldim. Bu sebeple, İsrailoğullarını benimle beraber gönder.
|
Şaban Piriş
Gerçek şudur ki: Ben Allah hakkında doğru olandan başka bir şey söylemiyorum. Size Rabbinizden belgelerle geldim. Bu sebeple, İsrailoğullarını benimle beraber gönder. |
|
|
Araf 105. Ayet
105. Ayet
Suat Yıldırım
"Başta gelen görevim, Allah Teala hakkında, gerçek dışı bir şey söylemememdir. Gerçekten size Rabbinizden çok açık bir belge getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle beraber gönder!"
|
Suat Yıldırım
"Başta gelen görevim, Allah Teala hakkında, gerçek dışı bir şey söylemememdir. Gerçekten size Rabbinizden çok açık bir belge getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle beraber gönder!" |
|
|
Araf 105. Ayet
105. Ayet
Süleyman Ateş
"Allah'a karşı gerçekten başkasını söylememek, benim üzerime borçtur. Size Rabbinizden açık bir delil getirdim, artık İsrail oğullarını benimle gönder!"
|
Süleyman Ateş
"Allah'a karşı gerçekten başkasını söylememek, benim üzerime borçtur. Size Rabbinizden açık bir delil getirdim, artık İsrail oğullarını benimle gönder!" |
İletişime Geçin
Yardıma mı ihtiyacınız var? Hızlı bir şekilde yardım için destek ekibimizle iletişime geçin.
Henüz Üye Değil misiniz?
Kaydolun! Kendinize özel takip ve favori listeleri oluşturabilirsiniz.