Mealler
Araf Suresi - Mealler
| Takip | Sure Ayetler | Meal |
|---|---|---|
|
Araf 96. Ayet
96. Ayet
Suat Yıldırım
Eğer o ülkelerin ahalisi iman edip Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette Biz üzerlerine gökten, yerden nice bereket ve bolluk kapılarını açardık. Fakat onlar peygamberleri yalancı saydılar, Biz de işledikleri kötülükler sebebiyle kendilerini cezaya çarptırdık.
|
Suat Yıldırım
Eğer o ülkelerin ahalisi iman edip Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette Biz üzerlerine gökten, yerden nice bereket ve bolluk kapılarını açardık. Fakat onlar peygamberleri yalancı saydılar, Biz de işledikleri kötülükler sebebiyle kendilerini cezaya çarptırdık. |
|
|
Araf 96. Ayet
96. Ayet
Süleyman Ateş
(O) ülkelerin halkı inanıp (kötülüklerden) korunsalardı, elbette üzerlerine gökten ve yerden bolluklar açardık; fakat yalanladılar, biz de onları kazandıklarıyle yakaladık.
|
Süleyman Ateş
(O) ülkelerin halkı inanıp (kötülüklerden) korunsalardı, elbette üzerlerine gökten ve yerden bolluklar açardık; fakat yalanladılar, biz de onları kazandıklarıyle yakaladık. |
|
|
Araf 96. Ayet
96. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
O medeniyetlerin halkı inanıp korunsalardı, elbette ki üzerlerine gökten ve yerden bereketler saçardım. Ama yalanladılar, biz de onları, kazanır olduklarıyla yakalayıverdik.
|
Yaşar Nuri Öztürk
O medeniyetlerin halkı inanıp korunsalardı, elbette ki üzerlerine gökten ve yerden bereketler saçardım. Ama yalanladılar, biz de onları, kazanır olduklarıyla yakalayıverdik. |
|
|
Araf 96. Ayet
96. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Oysa ki, eğer bu ülkelerin insanları inansalar ve sorumlu hareket etselerdi, onlara göklerin ve yerin bereketini ardına kadar açardık, fakat yalanladılar. Bunun üzerine biz de yaptıklarından dolayı onları kıskıvrak yakaldık.
|
Mustafa İslamoğlu
Oysa ki, eğer bu ülkelerin insanları inansalar ve sorumlu hareket etselerdi, onlara göklerin ve yerin bereketini ardına kadar açardık, fakat yalanladılar. Bunun üzerine biz de yaptıklarından dolayı onları kıskıvrak yakaldık. |
|
|
Araf 96. Ayet
96. Ayet
Rashad Khalifa
Had the people of those communities believed and turned righteous, we would have showered them with blessings from the heaven and the earth. Since they decided to disbelieve, we punished them for what they earned.
|
Rashad Khalifa
Had the people of those communities believed and turned righteous, we would have showered them with blessings from the heaven and the earth. Since they decided to disbelieve, we punished them for what they earned. |
|
|
Araf 96. Ayet
96. Ayet
The Monotheist Group
And if only the people of the towns had believed and been aware, then We would have opened for them blessings from the heavens and the earth; but they denied, so We took them for what they had earned.
|
The Monotheist Group
And if only the people of the towns had believed and been aware, then We would have opened for them blessings from the heavens and the earth; but they denied, so We took them for what they had earned. |
|
|
Araf 96. Ayet
96. Ayet
Edip-Layth
If the people of the towns had only acknowledged and been aware, then We would have opened for them blessings from the sky and the land; but they denied, so We took them for what they used to earn.
|
Edip-Layth
If the people of the towns had only acknowledged and been aware, then We would have opened for them blessings from the sky and the land; but they denied, so We took them for what they used to earn. |
|
|
Araf 96. Ayet
96. Ayet
Ali Rıza Safa
Ama o kentlerin halkı inansaydı ve sorumluluk bilinci taşısalardı, hem gökten hem de yeryüzünden ongunlukları, kesinlikle onların üzerine açardık; fakat yalanladılar. Sonunda, kazandıkları yüzünden onları yakaladık.
|
Ali Rıza Safa
Ama o kentlerin halkı inansaydı ve sorumluluk bilinci taşısalardı, hem gökten hem de yeryüzünden ongunlukları, kesinlikle onların üzerine açardık; fakat yalanladılar. Sonunda, kazandıkları yüzünden onları yakaladık. |
|
|
Araf 96. Ayet
96. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Eğer o kentlerin ahalisi, inanıp güvenerek Allah'tan çekinselerdi, onlara, yerin ve göklerin bolluk ve bereketini açardık. Fakat yalana sarıldılar. Biz de onları yapıp ettiklerine karşılık yakalayıverdik.
|
Süleymaniye Vakfı
Eğer o kentlerin ahalisi, inanıp güvenerek Allah'tan çekinselerdi, onlara, yerin ve göklerin bolluk ve bereketini açardık. Fakat yalana sarıldılar. Biz de onları yapıp ettiklerine karşılık yakalayıverdik. |
|
|
Araf 96. Ayet
96. Ayet
Edip Yüksel
Ülkelerin halkları Gerçeği onaylayıp erdemli davransalardı, göklerden ve yerden üzerlerine bolluk kapısını açardık. Ama yalanladılar ve bunun üzerine kazandıklarıyla birlikte onları yakaladık.
|
Edip Yüksel
Ülkelerin halkları Gerçeği onaylayıp erdemli davransalardı, göklerden ve yerden üzerlerine bolluk kapısını açardık. Ama yalanladılar ve bunun üzerine kazandıklarıyla birlikte onları yakaladık. |
|
|
Araf 96. Ayet
96. Ayet
Erhan Aktaş
Eğer beldelerin halkı iman edip, takva sahibi olsalardı, muhakkak üzerlerine göğün ve yerin bereketini açardık. Ancak onlar yalanladılar, Biz de yaptıklarına karşılık onları kıskıvrak yakaladık.
|
Erhan Aktaş
Eğer beldelerin halkı iman edip, takva sahibi olsalardı, muhakkak üzerlerine göğün ve yerin bereketini açardık. Ancak onlar yalanladılar, Biz de yaptıklarına karşılık onları kıskıvrak yakaladık. |
|
|
Araf 96. Ayet
96. Ayet
Mehmet Okuyan
O şehirlerin halkı iman edip takvâlı (duyarlı) olsalardı, elbette üzerlerine gökten ve yerden bereketler açardık. Fakat yalanlamışlardı; biz de kazandıkları şeyler nedeniyle onları yakalamıştık (cezalandırmıştık).
|
Mehmet Okuyan
O şehirlerin halkı iman edip takvâlı (duyarlı) olsalardı, elbette üzerlerine gökten ve yerden bereketler açardık. Fakat yalanlamışlardı; biz de kazandıkları şeyler nedeniyle onları yakalamıştık (cezalandırmıştık). |
|
|
Araf 97. Ayet
97. Ayet
Ahmed Hulusi
O bölgelerin halkları, gecenin bir vakti uyurlarken, kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden eminler mi?
|
Ahmed Hulusi
O bölgelerin halkları, gecenin bir vakti uyurlarken, kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden eminler mi? |
|
|
Araf 97. Ayet
97. Ayet
Ali Bulaç
O ülkeler halkı, geceleri uyurken, onlara zorlu azabımızın gelmeyeceğinden güvende miydiler?
|
Ali Bulaç
O ülkeler halkı, geceleri uyurken, onlara zorlu azabımızın gelmeyeceğinden güvende miydiler? |
|
|
Araf 97. Ayet
97. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Yoksa o ülkelerin halkı, geceleyin uyurlarken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin miydiler?
|
Bayraktar Bayraklı
Yoksa o ülkelerin halkı, geceleyin uyurlarken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin miydiler? |
|
|
Araf 97. Ayet
97. Ayet
Diyanet İşleri
Memleketlerin halkları geceleyin uyurken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?
|
Diyanet İşleri
Memleketlerin halkları geceleyin uyurken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular? |
|
|
Araf 97. Ayet
97. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Ya şimdi şu köy, kasaba ahalisi geceleyin uyurlarken azabımızın kendilerine baskın halinde gelivermiyeceğinden emin mi oldular?
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Ya şimdi şu köy, kasaba ahalisi geceleyin uyurlarken azabımızın kendilerine baskın halinde gelivermiyeceğinden emin mi oldular? |
|
|
Araf 97. Ayet
97. Ayet
Gültekin Onan
O ülkeler ehli, geceleri uyurken, onlara zorlu azabımızın gelmeyeceğinden güvencede (emin) miydiler?
|
Gültekin Onan
O ülkeler ehli, geceleri uyurken, onlara zorlu azabımızın gelmeyeceğinden güvencede (emin) miydiler? |
|
|
Araf 97. Ayet
97. Ayet
Hasan Basri Çantay
O memleketlerin halkı, kendileri geceleyin uyurlarken, azabımızın onlara gelib çatmasından (korkmayıb) emin mi oldu (lar)?
|
Hasan Basri Çantay
O memleketlerin halkı, kendileri geceleyin uyurlarken, azabımızın onlara gelib çatmasından (korkmayıb) emin mi oldu (lar)? |
|
|
Araf 97. Ayet
97. Ayet
İbni Kesir
Kasabaların halkı; kendileri geceleyin uyurlarken, azabımızın onlara gelip çatmasından emin mi oldular?
|
İbni Kesir
Kasabaların halkı; kendileri geceleyin uyurlarken, azabımızın onlara gelip çatmasından emin mi oldular? |
|
|
Araf 97. Ayet
97. Ayet
Muhammed Esed
O halde, artık hangi toplumun insanları, azabımızın, geceleyin daha onlar uykudayken ansızın başlarına kopmayacağından emin olabilirler?
|
Muhammed Esed
O halde, artık hangi toplumun insanları, azabımızın, geceleyin daha onlar uykudayken ansızın başlarına kopmayacağından emin olabilirler? |
|
|
Araf 97. Ayet
97. Ayet
Şaban Piriş
(97-99) Ülkelerin halkı, azabımızın geceleyin, onlar uykuda iken başlarına gelmeyeceğinden emin midir? Ya da ülkelerin halkı azabımızın güpegündüz onlar eğlencede iken başlarına gelmeyeceğinden emin midir? Allah'ın tuzağından emin midirler? Allah'ın tuzağından mahvolmuş toplumdan başkası asla emin olmaz.
|
Şaban Piriş
(97-99) Ülkelerin halkı, azabımızın geceleyin, onlar uykuda iken başlarına gelmeyeceğinden emin midir? Ya da ülkelerin halkı azabımızın güpegündüz onlar eğlencede iken başlarına gelmeyeceğinden emin midir? Allah'ın tuzağından emin midirler? Allah'ın tuzağından mahvolmuş toplumdan başkası asla emin olmaz. |
|
|
Araf 97. Ayet
97. Ayet
Suat Yıldırım
Peki o ülkelerin ahalisi, geceleyin uyurlarken satvetimizin kendilerine baskın halinde gelivermesinden emin mi oldular?
|
Suat Yıldırım
Peki o ülkelerin ahalisi, geceleyin uyurlarken satvetimizin kendilerine baskın halinde gelivermesinden emin mi oldular? |
|
|
Araf 97. Ayet
97. Ayet
Süleyman Ateş
Peki (o) ülkelerin halkı, geceleyin uyurlarken azabımızın kendilerine gelmeyeceğinden emin midirler?
|
Süleyman Ateş
Peki (o) ülkelerin halkı, geceleyin uyurlarken azabımızın kendilerine gelmeyeceğinden emin midirler? |
|
|
Araf 97. Ayet
97. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
O kentlerin halkı, uyudukları bir sırada, şiddetimizin bir gece kendilerine gelmeyeceğinden emin mi idiler?
|
Yaşar Nuri Öztürk
O kentlerin halkı, uyudukları bir sırada, şiddetimizin bir gece kendilerine gelmeyeceğinden emin mi idiler? |
|
|
Araf 97. Ayet
97. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Şu halde bu ülkelerin insanları, azabımızın gece vakti onlar uykudayken ansızıp gelip çatmayacağından emin olabilirler miydi?
|
Mustafa İslamoğlu
Şu halde bu ülkelerin insanları, azabımızın gece vakti onlar uykudayken ansızıp gelip çatmayacağından emin olabilirler miydi? |
|
|
Araf 97. Ayet
97. Ayet
Rashad Khalifa
Did the people of the present communities guarantee that our retribution will not come to them in the night as they sleep?
|
Rashad Khalifa
Did the people of the present communities guarantee that our retribution will not come to them in the night as they sleep? |
|
|
Araf 97. Ayet
97. Ayet
The Monotheist Group
Are the people of the towns sure that Our punishment will not come to them at night while they are sleeping?
|
The Monotheist Group
Are the people of the towns sure that Our punishment will not come to them at night while they are sleeping? |
|
|
Araf 97. Ayet
97. Ayet
Edip-Layth
Are the people of the towns sure that Our punishment will not come to them at night while they are sleeping?
|
Edip-Layth
Are the people of the towns sure that Our punishment will not come to them at night while they are sleeping? |
|
|
Araf 97. Ayet
97. Ayet
Ali Rıza Safa
Yoksa o kentlerin halkının, geceleyin onlar uykudayken, cezamızın gelmeyeceğine ilişkin güvenceleri mi var?
|
Ali Rıza Safa
Yoksa o kentlerin halkının, geceleyin onlar uykudayken, cezamızın gelmeyeceğine ilişkin güvenceleri mi var? |
|
|
Araf 97. Ayet
97. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Bu gibi kentlerin ahalisi gece uykuda iken baskınımıza uğramayacaklarından emin midirler?
|
Süleymaniye Vakfı
Bu gibi kentlerin ahalisi gece uykuda iken baskınımıza uğramayacaklarından emin midirler? |
|
|
Araf 97. Ayet
97. Ayet
Edip Yüksel
Ülkelerin halkları, azabımızın geceleyin onlar uyurlarken kendilerine gelmeyeceğinden emin mi oldular?
|
Edip Yüksel
Ülkelerin halkları, azabımızın geceleyin onlar uyurlarken kendilerine gelmeyeceğinden emin mi oldular? |
|
|
Araf 97. Ayet
97. Ayet
Erhan Aktaş
O beldelerin halkı, geceleyin uyurlarken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin mi oldular?
|
Erhan Aktaş
O beldelerin halkı, geceleyin uyurlarken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin mi oldular? |
|
|
Araf 97. Ayet
97. Ayet
Mehmet Okuyan
O şehirlerin halkı, uyurlarken geceleyin kendilerine azabımızın gelmesinden güvende miydi!
|
Mehmet Okuyan
O şehirlerin halkı, uyurlarken geceleyin kendilerine azabımızın gelmesinden güvende miydi! |
|
|
Araf 98. Ayet
98. Ayet
Ahmed Hulusi
Yoksa o bölgelerin halkları, kuşluk vakti oynaşıp eğlenirlerken, kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden eminler mi?
|
Ahmed Hulusi
Yoksa o bölgelerin halkları, kuşluk vakti oynaşıp eğlenirlerken, kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden eminler mi? |
|
|
Araf 98. Ayet
98. Ayet
Ali Bulaç
Ya da o ülkeler halkı, kuşluk vakti eğlenceye dalmışken, onlara zorlu azabımızın gelmeyeceğinden güvende miydiler?
|
Ali Bulaç
Ya da o ülkeler halkı, kuşluk vakti eğlenceye dalmışken, onlara zorlu azabımızın gelmeyeceğinden güvende miydiler? |
|
|
Araf 98. Ayet
98. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Ya da o ülke halkı, kuşluk vakti eğlenirlerken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin mi oldular?
|
Bayraktar Bayraklı
Ya da o ülke halkı, kuşluk vakti eğlenirlerken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin mi oldular? |
|
|
Araf 98. Ayet
98. Ayet
Diyanet İşleri
Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?
|
Diyanet İşleri
Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular? |
|
|
Araf 98. Ayet
98. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Yine o köy kasaba ahalisi kuşluk vakti oynayıb eğlenib dururlarken kendilerine azabımızın gelivermiyeceğinden emin mi oldular?
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Yine o köy kasaba ahalisi kuşluk vakti oynayıb eğlenib dururlarken kendilerine azabımızın gelivermiyeceğinden emin mi oldular? |
|
|
Araf 98. Ayet
98. Ayet
Gültekin Onan
Ya da o ülkeler ehli, kuşluk vakti eğlenceye dalmışken, onlara zorlu azabımızın gelmeyeceğinden güvencede (emin) miydiler?
|
Gültekin Onan
Ya da o ülkeler ehli, kuşluk vakti eğlenceye dalmışken, onlara zorlu azabımızın gelmeyeceğinden güvencede (emin) miydiler? |
|
|
Araf 98. Ayet
98. Ayet
Hasan Basri Çantay
Yoksa o memleketlerin ehalisi, kendileri güpegündüz oynarlarken, azabımızın onlara gelib çatmasından mı (korkmayıb) emin oldu (lar)?
|
Hasan Basri Çantay
Yoksa o memleketlerin ehalisi, kendileri güpegündüz oynarlarken, azabımızın onlara gelib çatmasından mı (korkmayıb) emin oldu (lar)? |
|
|
Araf 98. Ayet
98. Ayet
İbni Kesir
Yoksa kasabaların halkı; kendileri, güpegündüz oynarlarken azabımızın onlara gelip çatmasından emin mi oldular?
|
İbni Kesir
Yoksa kasabaların halkı; kendileri, güpegündüz oynarlarken azabımızın onlara gelip çatmasından emin mi oldular? |
|
|
Araf 98. Ayet
98. Ayet
Muhammed Esed
Yahut artık hangi toplumun insanları, azabımızın, güpegündüz onlar (dünyayla) oyalanıp dururken başlarına kopmayacağından emin olabilirler?
|
Muhammed Esed
Yahut artık hangi toplumun insanları, azabımızın, güpegündüz onlar (dünyayla) oyalanıp dururken başlarına kopmayacağından emin olabilirler? |
|
|
Araf 98. Ayet
98. Ayet
Şaban Piriş
(97-99) Ülkelerin halkı, azabımızın geceleyin, onlar uykuda iken başlarına gelmeyeceğinden emin midir? Ya da ülkelerin halkı azabımızın güpegündüz onlar eğlencede iken başlarına gelmeyeceğinden emin midir? Allah'ın tuzağından emin midirler? Allah'ın tuzağından mahvolmuş toplumdan başkası asla emin olmaz.
|
Şaban Piriş
(97-99) Ülkelerin halkı, azabımızın geceleyin, onlar uykuda iken başlarına gelmeyeceğinden emin midir? Ya da ülkelerin halkı azabımızın güpegündüz onlar eğlencede iken başlarına gelmeyeceğinden emin midir? Allah'ın tuzağından emin midirler? Allah'ın tuzağından mahvolmuş toplumdan başkası asla emin olmaz. |
|
|
Araf 98. Ayet
98. Ayet
Suat Yıldırım
Yoksa onlar güpegündüz eğlenirlerken azabımızın kendilerine gelmesinden emin mi oldular?
|
Suat Yıldırım
Yoksa onlar güpegündüz eğlenirlerken azabımızın kendilerine gelmesinden emin mi oldular? |
|
|
Araf 98. Ayet
98. Ayet
Süleyman Ateş
Ya da (o) ülkelerin halkı, kuşluk vakti eğlenirlerken azabımızın onlara gelmeyeceğinden emin midirler?
|
Süleyman Ateş
Ya da (o) ülkelerin halkı, kuşluk vakti eğlenirlerken azabımızın onlara gelmeyeceğinden emin midirler? |
|
|
Araf 98. Ayet
98. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Yoksa o kentler halkının, bir kuşluk vakti oynayıp eğlenirken azabımızın yakalarına yapışmayacağına ilişkin bir garantileri mi vardı?
|
Yaşar Nuri Öztürk
Yoksa o kentler halkının, bir kuşluk vakti oynayıp eğlenirken azabımızın yakalarına yapışmayacağına ilişkin bir garantileri mi vardı? |
|
|
Araf 98. Ayet
98. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Ya da, (sözkonusu) ülkelerin insanları azabımızın gündüz gözüyle onlar (hayat) oyununu oynarken ansızıp gelip çatmayacağından emin olabilirler miydi?
|
Mustafa İslamoğlu
Ya da, (sözkonusu) ülkelerin insanları azabımızın gündüz gözüyle onlar (hayat) oyununu oynarken ansızıp gelip çatmayacağından emin olabilirler miydi? |
|
|
Araf 98. Ayet
98. Ayet
Rashad Khalifa
Did the people of today's communities guarantee that our retribution will not come to them in the daytime while they play?
|
Rashad Khalifa
Did the people of today's communities guarantee that our retribution will not come to them in the daytime while they play? |
|
|
Araf 98. Ayet
98. Ayet
The Monotheist Group
Or are the people of the towns sure that Our punishment will not come to them during the late morning while they are playing?
|
The Monotheist Group
Or are the people of the towns sure that Our punishment will not come to them during the late morning while they are playing? |
|
|
Araf 98. Ayet
98. Ayet
Edip-Layth
Or are the people of the towns sure that Our punishment will not come to them during the late morning while they are playing?
|
Edip-Layth
Or are the people of the towns sure that Our punishment will not come to them during the late morning while they are playing? |
|
|
Araf 98. Ayet
98. Ayet
Ali Rıza Safa
Yoksa o kentlerin halkının, kuşluk zamanı onlar oyalanırken, cezamızın gelmeyeceğine ilişkin güvenceleri mi var?
|
Ali Rıza Safa
Yoksa o kentlerin halkının, kuşluk zamanı onlar oyalanırken, cezamızın gelmeyeceğine ilişkin güvenceleri mi var? |
|
|
Araf 98. Ayet
98. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Yoksa böyle kentlerin ahalisinin, gündüzün[1] oyalanırken baskınımıza uğramayacaklarına güvenleri mi var?
|
Süleymaniye Vakfı
Yoksa böyle kentlerin ahalisinin, gündüzün[1] oyalanırken baskınımıza uğramayacaklarına güvenleri mi var? |
|
|
Araf 98. Ayet
98. Ayet
Edip Yüksel
Ülkelerin halkları, azabımızın gündüzün onlar oynarlarken kendilerine gelmeyeceğinden emin mi oldular?
|
Edip Yüksel
Ülkelerin halkları, azabımızın gündüzün onlar oynarlarken kendilerine gelmeyeceğinden emin mi oldular? |
|
|
Araf 98. Ayet
98. Ayet
Erhan Aktaş
Ya da o beldelerin halkı, gündüzün serin vaktinde dünya işleriyle oyalanırlarken azabımızın onlara gelmeyeceğinden emin mi oldular?
|
Erhan Aktaş
Ya da o beldelerin halkı, gündüzün serin vaktinde dünya işleriyle oyalanırlarken azabımızın onlara gelmeyeceğinden emin mi oldular? |
|
|
Araf 98. Ayet
98. Ayet
Mehmet Okuyan
Veya o şehirlerin halkı, eğlenirlerken kuşluk vakti kendilerine azabımızın gelmesinden güvende miydi!
|
Mehmet Okuyan
Veya o şehirlerin halkı, eğlenirlerken kuşluk vakti kendilerine azabımızın gelmesinden güvende miydi! |
|
|
Araf 99. Ayet
99. Ayet
Ahmed Hulusi
(Yoksa) Allah'ın mekrinden (Allah'ın yaptıklarının sonucunu onlara hiç fark ettirmeden yaşatmak suretiyle cezalandırmasından) emin mi oldular (bu şekilde yaptığımız karşılıksız kaldı, diyerek suç fiillerine devam ederler ve gittikçe batarlar)! Hüsrana uğrayan toplumdan başkası Allah'ın mekrinden emin olamaz.
|
Ahmed Hulusi
(Yoksa) Allah'ın mekrinden (Allah'ın yaptıklarının sonucunu onlara hiç fark ettirmeden yaşatmak suretiyle cezalandırmasından) emin mi oldular (bu şekilde yaptığımız karşılıksız kaldı, diyerek suç fiillerine devam ederler ve gittikçe batarlar)! Hüsrana uğrayan toplumdan başkası Allah'ın mekrinden emin olamaz. |
|
|
Araf 99. Ayet
99. Ayet
Ali Bulaç
(Veya) Onlar, Allah'ın tuzağından güvende mi idiler? Allah'ın bir tuzak kurmasından, hüsrana uğrayan bir topluluktan başkası (akılsızca) güvende olmaz.
|
Ali Bulaç
(Veya) Onlar, Allah'ın tuzağından güvende mi idiler? Allah'ın bir tuzak kurmasından, hüsrana uğrayan bir topluluktan başkası (akılsızca) güvende olmaz. |
|
|
Araf 99. Ayet
99. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Allah'ın azabından emin mi oldular? Fakat ziyana uğrayan topluluktan başkası, Allah'ın böyle mühlet vermesinden emin olamaz.
|
Bayraktar Bayraklı
Allah'ın azabından emin mi oldular? Fakat ziyana uğrayan topluluktan başkası, Allah'ın böyle mühlet vermesinden emin olamaz. |
|
|
Araf 99. Ayet
99. Ayet
Diyanet İşleri
Yoksa Allah'ın tuzağından emin mi oldular? Ziyana uğrayan kavimden başkası Allah'ın tuzağından emin olamaz.
|
Diyanet İşleri
Yoksa Allah'ın tuzağından emin mi oldular? Ziyana uğrayan kavimden başkası Allah'ın tuzağından emin olamaz. |
|
|
Araf 99. Ayet
99. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Ya artık Allahın mekrinden emin mi oldular? fakat kendilerine yazık eden kavimlerden başkası Allahın mekrinden emin olmaz
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Ya artık Allahın mekrinden emin mi oldular? fakat kendilerine yazık eden kavimlerden başkası Allahın mekrinden emin olmaz |
|
|
Araf 99. Ayet
99. Ayet
Gültekin Onan
(Veya) Onlar Tanrı'nın tuzağından güvencede miydiler (eminü)? Tanrı'nın bir tuzak kurmasından, hüsrana uğrayan bir topluluktan başkası güvende (ye'menu) olmaz.
|
Gültekin Onan
(Veya) Onlar Tanrı'nın tuzağından güvencede miydiler (eminü)? Tanrı'nın bir tuzak kurmasından, hüsrana uğrayan bir topluluktan başkası güvende (ye'menu) olmaz. |
|
|
Araf 99. Ayet
99. Ayet
Hasan Basri Çantay
Onlar artık Allahın (kendilerini) ihmal (etdiği) inden mi emin oldular? Fakat büyük zararı göze alanlar güruhundan başkası Allahın imhalinden emin olmaz.
|
Hasan Basri Çantay
Onlar artık Allahın (kendilerini) ihmal (etdiği) inden mi emin oldular? Fakat büyük zararı göze alanlar güruhundan başkası Allahın imhalinden emin olmaz. |
|
|
Araf 99. Ayet
99. Ayet
İbni Kesir
Artık onlar; Allah'ın düzeninden emin mi oldular? Hüsrana uğrayanlar topluluğundan başkası Allah'ın düzeninden emin olmaz.
|
İbni Kesir
Artık onlar; Allah'ın düzeninden emin mi oldular? Hüsrana uğrayanlar topluluğundan başkası Allah'ın düzeninden emin olmaz. |
|
|
Araf 99. Ayet
99. Ayet
Muhammed Esed
Kim güvenlik içinde görebilir kendini, Allahın önceden kestirilmeyen ince tertibine karşı? Hayır, zaten tükenip gitmiş insanlardan başka kimse Allahın ince tertibine karşı güvenlik içinde göremez kendini!
|
Muhammed Esed
Kim güvenlik içinde görebilir kendini, Allahın önceden kestirilmeyen ince tertibine karşı? Hayır, zaten tükenip gitmiş insanlardan başka kimse Allahın ince tertibine karşı güvenlik içinde göremez kendini! |
|
|
Araf 99. Ayet
99. Ayet
Şaban Piriş
(97-99) Ülkelerin halkı, azabımızın geceleyin, onlar uykuda iken başlarına gelmeyeceğinden emin midir? Ya da ülkelerin halkı azabımızın güpegündüz onlar eğlencede iken başlarına gelmeyeceğinden emin midir? Allah'ın tuzağından emin midirler? Allah'ın tuzağından mahvolmuş toplumdan başkası asla emin olmaz.
|
Şaban Piriş
(97-99) Ülkelerin halkı, azabımızın geceleyin, onlar uykuda iken başlarına gelmeyeceğinden emin midir? Ya da ülkelerin halkı azabımızın güpegündüz onlar eğlencede iken başlarına gelmeyeceğinden emin midir? Allah'ın tuzağından emin midirler? Allah'ın tuzağından mahvolmuş toplumdan başkası asla emin olmaz. |
|
|
Araf 99. Ayet
99. Ayet
Suat Yıldırım
Yoksa onlar Allah'ın ansızın kendilerini azapla bastırmasından emin mi oldular?Ama şu muhakkak ki, kendilerine yazık eden kimselerden başkası, Allah'ın ansızın bastırıvermesinden emin olamaz.
|
Suat Yıldırım
Yoksa onlar Allah'ın ansızın kendilerini azapla bastırmasından emin mi oldular?Ama şu muhakkak ki, kendilerine yazık eden kimselerden başkası, Allah'ın ansızın bastırıvermesinden emin olamaz. |
|
|
Araf 99. Ayet
99. Ayet
Süleyman Ateş
Allah'ın tuzağından (kurtulacaklarına) emin mi oldular? Ziyana uğrayan topluluktan başkası, Allah'ın tuzağın(a yakalanmayacağın)dan emin olamaz.
|
Süleyman Ateş
Allah'ın tuzağından (kurtulacaklarına) emin mi oldular? Ziyana uğrayan topluluktan başkası, Allah'ın tuzağın(a yakalanmayacağın)dan emin olamaz. |
|
|
Araf 99. Ayet
99. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Allah'ın tuzağından emin mi idiler? Hüsrana uğrayan topluluktan başkası Allah'ın tuzağından emin olamaz.
|
Yaşar Nuri Öztürk
Allah'ın tuzağından emin mi idiler? Hüsrana uğrayan topluluktan başkası Allah'ın tuzağından emin olamaz. |
|
|
Araf 99. Ayet
99. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Yani onlar, Allah'ın entrikayla alt edilemeyen düzenine karşı kendilerini güvencede sayabilirler miydi? Doğrusu, Allah'ın entrikayla alt edilemeyen düzenine karşı, sadece tükenmiş bir toplum kendisinin güvencede olduğunu sanır.
|
Mustafa İslamoğlu
Yani onlar, Allah'ın entrikayla alt edilemeyen düzenine karşı kendilerini güvencede sayabilirler miydi? Doğrusu, Allah'ın entrikayla alt edilemeyen düzenine karşı, sadece tükenmiş bir toplum kendisinin güvencede olduğunu sanır. |
|
|
Araf 99. Ayet
99. Ayet
Rashad Khalifa
Have they taken GOD's plans for granted? None takes GOD's plans for granted except the losers.
|
Rashad Khalifa
Have they taken GOD's plans for granted? None takes GOD's plans for granted except the losers. |
|
|
Araf 99. Ayet
99. Ayet
The Monotheist Group
Have they become secure about the scheming of God? None are secure about the scheming of God except the people who are the losers.
|
The Monotheist Group
Have they become secure about the scheming of God? None are secure about the scheming of God except the people who are the losers. |
|
|
Araf 99. Ayet
99. Ayet
Edip-Layth
Have they become sure about God's scheming? None feels secure about God's scheming except the losing people.
|
Edip-Layth
Have they become sure about God's scheming? None feels secure about God's scheming except the losing people. |
|
|
Araf 99. Ayet
99. Ayet
Ali Rıza Safa
Allah'ın tasarılarına ilişkin güvenceleri mi var? Yitime uğrayan bir toplumdan başkası, Allah'ın tasarılarına ilişkin güven duymaz.
|
Ali Rıza Safa
Allah'ın tasarılarına ilişkin güvenceleri mi var? Yitime uğrayan bir toplumdan başkası, Allah'ın tasarılarına ilişkin güven duymaz. |
|
|
Araf 99. Ayet
99. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Bunlar Allah'ın düzenine karşı kendilerini güvende mi görüyorlar? Allah'ın düzenine karşı kendilerini güvende görenler sadece kaybedecek olan topluluklardır.
|
Süleymaniye Vakfı
Bunlar Allah'ın düzenine karşı kendilerini güvende mi görüyorlar? Allah'ın düzenine karşı kendilerini güvende görenler sadece kaybedecek olan topluluklardır. |
|
|
Araf 99. Ayet
99. Ayet
Edip Yüksel
ALLAH'ın planından emin mi oldular? Kaybedenlerden başkası ALLAH'ın planından emin olmaz.
|
Edip Yüksel
ALLAH'ın planından emin mi oldular? Kaybedenlerden başkası ALLAH'ın planından emin olmaz. |
|
|
Araf 99. Ayet
99. Ayet
Erhan Aktaş
Allah'ın planından emin mi oldular? Kaybedenlerden başkası Allah'ın planından emin olamaz.
|
Erhan Aktaş
Allah'ın planından emin mi oldular? Kaybedenlerden başkası Allah'ın planından emin olamaz. |
|
|
Araf 99. Ayet
99. Ayet
Mehmet Okuyan
Allah'ın tuzağından (ince düzeninden) güvende miydiler! Kendilerine yazık eden topluluktan başkası Allah'ın tuzağından (ince düzeninden) kendini güvende göremez.[1]
|
Mehmet Okuyan
Allah'ın tuzağından (ince düzeninden) güvende miydiler! Kendilerine yazık eden topluluktan başkası Allah'ın tuzağından (ince düzeninden) kendini güvende göremez.[1] |
|
|
Araf 100. Ayet
100. Ayet
Ahmed Hulusi
Helak olan toplumun mirasçısı olan halk (hala) şu gerçeği fark etmedi mi: Eğer dilesek onların suçları yüzünden onlara musibetler isabet ettirir, kalplerini mühürleriz (bilinçlerini kilitleriz) de artık onlar algılayamazlar!
|
Ahmed Hulusi
Helak olan toplumun mirasçısı olan halk (hala) şu gerçeği fark etmedi mi: Eğer dilesek onların suçları yüzünden onlara musibetler isabet ettirir, kalplerini mühürleriz (bilinçlerini kilitleriz) de artık onlar algılayamazlar! |
|
|
Araf 100. Ayet
100. Ayet
Ali Bulaç
(Bütün bunlar,) Sakinlerinden sonra yeryüzüne mirasçı olanları doğruya erdirme(ye veya ortaya çıkarmaya yetmez) mi? Eğer biz dilemiş olsaydık onlara günahları nedeniyle bir musibet isabet ettirirdik; ve kalplerine damgalar vururduk da onlar böylelikle işitmeyenler olurlardı.
|
Ali Bulaç
(Bütün bunlar,) Sakinlerinden sonra yeryüzüne mirasçı olanları doğruya erdirme(ye veya ortaya çıkarmaya yetmez) mi? Eğer biz dilemiş olsaydık onlara günahları nedeniyle bir musibet isabet ettirirdik; ve kalplerine damgalar vururduk da onlar böylelikle işitmeyenler olurlardı. |
|
|
Araf 100. Ayet
100. Ayet
Bayraktar Bayraklı
Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara hala şu gerçek belli olmadı mı ki, eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibete uğratırdık! Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar gerçekleri işitmezler/anlamazlar.
|
Bayraktar Bayraklı
Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara hala şu gerçek belli olmadı mı ki, eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibete uğratırdık! Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar gerçekleri işitmezler/anlamazlar. |
|
|
Araf 100. Ayet
100. Ayet
Diyanet İşleri
Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki, biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler.
|
Diyanet İşleri
Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki, biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler. |
|
|
Araf 100. Ayet
100. Ayet
Elmalılı Hamdi Yazır
Hala irşad etmedimi o, eski sahiblerinden sonra bu arza varis olan kimseleri, şu hakıkat ki eğer dilemiş olsak onların da günahlarını başlarına çarpardık? Fakat kalblerinin üzerini tabı' eder mühürleriz de onlar hakkı işitmezler
|
Elmalılı Hamdi Yazır
Hala irşad etmedimi o, eski sahiblerinden sonra bu arza varis olan kimseleri, şu hakıkat ki eğer dilemiş olsak onların da günahlarını başlarına çarpardık? Fakat kalblerinin üzerini tabı' eder mühürleriz de onlar hakkı işitmezler |
|
|
Araf 100. Ayet
100. Ayet
Gültekin Onan
(Bütün bunlar) Ehlinden sonra yeryüzünde mirasçı olanları doğruya erdirme(ye veya ortaya çıkarmaya yetmez) mi? Eğer biz dilemiş olsaydık onlara günahları nedeniyle bir musibet isabet ettirirdik ve kalplerine damgalar vururduk da onlar böylelikle işitmeyenler olurlardı.
|
Gültekin Onan
(Bütün bunlar) Ehlinden sonra yeryüzünde mirasçı olanları doğruya erdirme(ye veya ortaya çıkarmaya yetmez) mi? Eğer biz dilemiş olsaydık onlara günahları nedeniyle bir musibet isabet ettirirdik ve kalplerine damgalar vururduk da onlar böylelikle işitmeyenler olurlardı. |
|
|
Araf 100. Ayet
100. Ayet
Hasan Basri Çantay
(Evvelki) saahiblerinden sonra yer yüzüne varis olanlara haala şu (hakıykat) belli olmadı mı ki eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musıybetlere uğratırdık. Biz onların kalbleri üzerine mühür basarız. Binaen'aleyh (hakıykatı) işitmezler.
|
Hasan Basri Çantay
(Evvelki) saahiblerinden sonra yer yüzüne varis olanlara haala şu (hakıykat) belli olmadı mı ki eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musıybetlere uğratırdık. Biz onların kalbleri üzerine mühür basarız. Binaen'aleyh (hakıykatı) işitmezler. |
|
|
Araf 100. Ayet
100. Ayet
İbni Kesir
Sahiplerinden sonra, yeryüzüne varis olanlara besbelli değilmidir ki; eğer Biz, dileseydik onları da günahlarından dolayı cezalandırırdık. Ve onların kalbleri üzerine mühür basarız da bir şey duymazlar.
|
İbni Kesir
Sahiplerinden sonra, yeryüzüne varis olanlara besbelli değilmidir ki; eğer Biz, dileseydik onları da günahlarından dolayı cezalandırırdık. Ve onların kalbleri üzerine mühür basarız da bir şey duymazlar. |
|
|
Araf 100. Ayet
100. Ayet
Muhammed Esed
Öyleyse, önceki kuşakların izinden yeryüzüne varis olanlar için (şu gerçek) hala ortaya çıkmadı mı, eğer dileseydik kendi günahları yüzünden onları (da) pekala çarpabilirdik; hem de (hakikati) işitmesinler diye kalplerine mühür basarak!
|
Muhammed Esed
Öyleyse, önceki kuşakların izinden yeryüzüne varis olanlar için (şu gerçek) hala ortaya çıkmadı mı, eğer dileseydik kendi günahları yüzünden onları (da) pekala çarpabilirdik; hem de (hakikati) işitmesinler diye kalplerine mühür basarak! |
|
|
Araf 100. Ayet
100. Ayet
Şaban Piriş
Oranın halkından sonra yeryüzüne varis olanlara belli olmadı mı? Ki eğer istersek günahlarıyla birlikte yakalarız, yok ederiz, kalplerini de damgalarız da işitmezler.
|
Şaban Piriş
Oranın halkından sonra yeryüzüne varis olanlara belli olmadı mı? Ki eğer istersek günahlarıyla birlikte yakalarız, yok ederiz, kalplerini de damgalarız da işitmezler. |
|
|
Araf 100. Ayet
100. Ayet
Suat Yıldırım
Önceki sahiplerinden sonra dünya mülküne varis olanlar hala şu gerçeği anlamadılar mı ki, eğer dilemiş olsaydık kendilerini de günahları sebebiyle musibetlere uğratırdık?Fakat biz kalplerini mühürleriz de onlar işitmez, anlamaz hale gelirler.
|
Suat Yıldırım
Önceki sahiplerinden sonra dünya mülküne varis olanlar hala şu gerçeği anlamadılar mı ki, eğer dilemiş olsaydık kendilerini de günahları sebebiyle musibetlere uğratırdık?Fakat biz kalplerini mühürleriz de onlar işitmez, anlamaz hale gelirler. |
|
|
Araf 100. Ayet
100. Ayet
Süleyman Ateş
(Geçmiştekilerin başlarına gelenler), sahiplerinden sonra şu toprağa varis olanları yola getirmedi mi (hala anlamadılar mı) ki biz dilesek, kendilerini de günahlarıyle cezalandırırız ve kalblerini mühürleriz, artık hiç işitmezler.
|
Süleyman Ateş
(Geçmiştekilerin başlarına gelenler), sahiplerinden sonra şu toprağa varis olanları yola getirmedi mi (hala anlamadılar mı) ki biz dilesek, kendilerini de günahlarıyle cezalandırırız ve kalblerini mühürleriz, artık hiç işitmezler. |
|
|
Araf 100. Ayet
100. Ayet
Yaşar Nuri Öztürk
Tüm bu olanlar, eski sahiplerinden sonra yeryüzüne mirasçı olanlara şunu göstermedi mi: Dilersek onları günahları yüzünden belaya çarptırırz, kalpleri üzerine mühür basarız da artık söz dinleyemez olurlar.
|
Yaşar Nuri Öztürk
Tüm bu olanlar, eski sahiplerinden sonra yeryüzüne mirasçı olanlara şunu göstermedi mi: Dilersek onları günahları yüzünden belaya çarptırırz, kalpleri üzerine mühür basarız da artık söz dinleyemez olurlar. |
|
|
Araf 100. Ayet
100. Ayet
Mustafa İslamoğlu
Artık önce gelip geçmiş (uygarlıkların) ardından yeryüzünün (medeniyet) mirasına konanlar için şu gerçek ortaya çıkmış olmuyor mu: Eğer istersek, günahları yüzünden onları da hedefe koyabiliriz; üstelik kalplerine mühür basarız da, onlar artık (gerçeği) işitmez olurlar.
|
Mustafa İslamoğlu
Artık önce gelip geçmiş (uygarlıkların) ardından yeryüzünün (medeniyet) mirasına konanlar için şu gerçek ortaya çıkmış olmuyor mu: Eğer istersek, günahları yüzünden onları da hedefe koyabiliriz; üstelik kalplerine mühür basarız da, onlar artık (gerçeği) işitmez olurlar. |
|
|
Araf 100. Ayet
100. Ayet
Rashad Khalifa
Does it ever occur to those who inherit the earth after previous generations that, if we will, we can punish them for their sins, and seal their hearts, causing them to turn deaf?
|
Rashad Khalifa
Does it ever occur to those who inherit the earth after previous generations that, if we will, we can punish them for their sins, and seal their hearts, causing them to turn deaf? |
|
|
Araf 100. Ayet
100. Ayet
The Monotheist Group
Is it not a guide for those who inherited the land after them, that if We wished We could have punished them immediately for their sins? And We stamp on their hearts, so they do not hear.
|
The Monotheist Group
Is it not a guide for those who inherited the land after them, that if We wished We could have punished them immediately for their sins? And We stamp on their hearts, so they do not hear. |
|
|
Araf 100. Ayet
100. Ayet
Edip-Layth
Is it not clear for those who inherited the land after them, that if We wished, We could have punished them immediately for their sins and We could have stamped on their hearts, so they would not hear.
|
Edip-Layth
Is it not clear for those who inherited the land after them, that if We wished, We could have punished them immediately for their sins and We could have stamped on their hearts, so they would not hear. |
|
|
Araf 100. Ayet
100. Ayet
Ali Rıza Safa
Önceki yöneticilerinden sonra, yeryüzünün son yöneticisi olanlara, doğru yolu göstermedi mi? Eğer dilersek, suçları yüzünden onları cezalandırırız ve yüreklerine damga vururuz; artık duymazlar.
|
Ali Rıza Safa
Önceki yöneticilerinden sonra, yeryüzünün son yöneticisi olanlara, doğru yolu göstermedi mi? Eğer dilersek, suçları yüzünden onları cezalandırırız ve yüreklerine damga vururuz; artık duymazlar. |
|
|
Araf 100. Ayet
100. Ayet
Süleymaniye Vakfı
Eski sahiplerinden sonra o yerlere mirasçı olanlar şunu göremediler mi ki zorlayıcı düzen kursaydık onları günahları yüzünden yakalardık ve kalpleri üzerinde yeni bir yapı oluştururduk. Artık onlar dinleyemezlerdi.
|
Süleymaniye Vakfı
Eski sahiplerinden sonra o yerlere mirasçı olanlar şunu göremediler mi ki zorlayıcı düzen kursaydık onları günahları yüzünden yakalardık ve kalpleri üzerinde yeni bir yapı oluştururduk. Artık onlar dinleyemezlerdi. |
|
|
Araf 100. Ayet
100. Ayet
Edip Yüksel
Önceki nesillerin yerine yeryüzüne varis olanlara belli olmadı mı ki, eğer dilesek onları da günahlarıyla cezalandırarak kalplerini mühürleriz de işitemezler.
|
Edip Yüksel
Önceki nesillerin yerine yeryüzüne varis olanlara belli olmadı mı ki, eğer dilesek onları da günahlarıyla cezalandırarak kalplerini mühürleriz de işitemezler. |
|
|
Araf 100. Ayet
100. Ayet
Erhan Aktaş
Önceki halklardan sonra yeryüzüne mirasçı olanların, doğru yolu bulmaları gerekmez miydi? Eğer biz dileseydik onları da suçlarından dolayı cezalandırırdık. Kalplerini mühürlerdik de duymaz olurlardı.
|
Erhan Aktaş
Önceki halklardan sonra yeryüzüne mirasçı olanların, doğru yolu bulmaları gerekmez miydi? Eğer biz dileseydik onları da suçlarından dolayı cezalandırırdık. Kalplerini mühürlerdik de duymaz olurlardı. |
|
|
Araf 100. Ayet
100. Ayet
Mehmet Okuyan
Önceki sakinlerinden sonra yeryüzüne mirasçı olanlara şu gerçek yol göstermedi mi: Dileseydik günahlarından dolayı onlara da (sıkıntılar) isabet ettirirdik. Kalplerini mühürleriz[1] de (gerçekleri) duyamazlar.
|
Mehmet Okuyan
Önceki sakinlerinden sonra yeryüzüne mirasçı olanlara şu gerçek yol göstermedi mi: Dileseydik günahlarından dolayı onlara da (sıkıntılar) isabet ettirirdik. Kalplerini mühürleriz[1] de (gerçekleri) duyamazlar. |
İletişime Geçin
Yardıma mı ihtiyacınız var? Hızlı bir şekilde yardım için destek ekibimizle iletişime geçin.
Henüz Üye Değil misiniz?
Kaydolun! Kendinize özel takip ve favori listeleri oluşturabilirsiniz.