Mealler

/ Mealler / Liste

Araf Suresi - Mealler

Takip Sure Ayetler Meal
Araf 46. Ayet 46. Ayet Suat Yıldırım İki taraf arasında bir perde, A'raf üzerinde de cennetlik ve cehennemliklerin her birini simalarından tanıyacak kimseler vardır ki onlar, henüz cennete girmemiş, fakat girmeyi şiddetle arzular olarak cennetliklere "selamün aleyküm." diye seslenirler.
Suat Yıldırım

İki taraf arasında bir perde, A'raf üzerinde de cennetlik ve cehennemliklerin her birini simalarından tanıyacak kimseler vardır ki onlar, henüz cennete girmemiş, fakat girmeyi şiddetle arzular olarak cennetliklere "selamün aleyküm." diye seslenirler.

Araf 46. Ayet 46. Ayet Süleyman Ateş İki taraf arasında bir perde ve A'raf üzerinde de hepsini (hem cennetlikleri hem de cehennemlikleri, yüzlerindeki) işaretleriyle tanıyan erkekler vardır. (Bunlar), henüz cennete girmemiş olan, fakat girmeyi bekleyen, cennet halkına: "selam size!" diye seslendiler.
Süleyman Ateş

İki taraf arasında bir perde ve A'raf üzerinde de hepsini (hem cennetlikleri hem de cehennemlikleri, yüzlerindeki) işaretleriyle tanıyan erkekler vardır. (Bunlar), henüz cennete girmemiş olan, fakat girmeyi bekleyen, cennet halkına: "selam size!" diye seslendiler.

Araf 46. Ayet 46. Ayet Yaşar Nuri Öztürk İki taraf arasında bir perde, A'raf üzerinde de herkesi yüzlerinden tanıyan erler vardır. Cennet halkı, özleyip durdukları halde henüz ona girmemiş olanlara şöyle seslenirler: "Selam size!"
Yaşar Nuri Öztürk

İki taraf arasında bir perde, A'raf üzerinde de herkesi yüzlerinden tanıyan erler vardır. Cennet halkı, özleyip durdukları halde henüz ona girmemiş olanlara şöyle seslenirler: "Selam size!"

Araf 46. Ayet 46. Ayet Mustafa İslamoğlu O ikisi arasında bir engel bulunacaktır. Orada (iyilerle kötüleri) ayırdetme yetisiyle donatılmış kimseler olacak; onlar her iki kesimi de belirtilerinden tanıyacaklar ve henüz cennete girmeyen lakin girmek için sabırsızlanan cennetliklere "Selamün aleyküm!" diye seslenecekler.
Mustafa İslamoğlu

O ikisi arasında bir engel bulunacaktır. Orada (iyilerle kötüleri) ayırdetme yetisiyle donatılmış kimseler olacak; onlar her iki kesimi de belirtilerinden tanıyacaklar ve henüz cennete girmeyen lakin girmek için sabırsızlanan cennetliklere "Selamün aleyküm!" diye seslenecekler.

Araf 46. Ayet 46. Ayet Rashad Khalifa A barrier separates them, while the Purgatory is occupied by people who recognize each side by their looks. They will call the dwellers of Paradise: "Peace be upon you." They did not enter (Paradise) through wishful thinking.,
Rashad Khalifa

A barrier separates them, while the Purgatory is occupied by people who recognize each side by their looks. They will call the dwellers of Paradise: "Peace be upon you." They did not enter (Paradise) through wishful thinking.,

Araf 46. Ayet 46. Ayet The Monotheist Group And between them is a barrier, and on the elevated platform are men who recognized others by their features. And they called out to the dwellers of the Paradise: "Peace be upon you!" They have not yet entered it, but they are hoping.
The Monotheist Group

And between them is a barrier, and on the elevated platform are men who recognized others by their features. And they called out to the dwellers of the Paradise: "Peace be upon you!" They have not yet entered it, but they are hoping.

Araf 46. Ayet 46. Ayet Edip-Layth A barrier separates them. At the identification station there are people who recognize others by their features. They called out to the dwellers of paradise: "Peace be upon you!" They have not yet entered it, but they are hoping.
Edip-Layth

A barrier separates them. At the identification station there are people who recognize others by their features. They called out to the dwellers of paradise: "Peace be upon you!" They have not yet entered it, but they are hoping.

Araf 46. Ayet 46. Ayet Ali Rıza Safa İki taraf arasında bir perde ve Orta Yerde herkesi yüzünden tanıyan adamlar vardır. Daha oraya girmemiş, ama umutlu olan cennetin yoldaşlarına, şöyle seslenirler: "Size selam olsun!"[121]
Ali Rıza Safa

İki taraf arasında bir perde ve Orta Yerde herkesi yüzünden tanıyan adamlar vardır. Daha oraya girmemiş, ama umutlu olan cennetin yoldaşlarına, şöyle seslenirler: "Size selam olsun!"[121]

Dip Notlar
Araf 46. Ayet 46. Ayet Süleymaniye Vakfı Cennet ile cehennem arasında bir engel vardır. O (engeldeki) yüksek yerler üzerinde de değerli şahsiyetler olur. Herkesi yüzlerinden tanırlar. Cennetlik ahaliye[1] şöyle seslenirler: "Esenlik ve güvenlik sizedir (Selamun aleykum)" Bunlar, henüz Cennet'e girmemiş olanlardır ama oraya girme umudundadırlar.
Süleymaniye Vakfı

Cennet ile cehennem arasında bir engel vardır. O (engeldeki) yüksek yerler üzerinde de değerli şahsiyetler olur. Herkesi yüzlerinden tanırlar. Cennetlik ahaliye[1] şöyle seslenirler: "Esenlik ve güvenlik sizedir (Selamun aleykum)" Bunlar, henüz Cennet'e girmemiş olanlardır ama oraya girme umudundadırlar.

Dip Notlar
Araf 46. Ayet 46. Ayet Edip Yüksel Aralarını bir perde böler. Kimlik istasyonunda bazı kimseler var ki herkesi görünüşlerinden tanırlar. Bahçe halkına, "Selam size" diye seslenirler. Bunlar oraya, canları istedikleri halde giremediler.[1]
Edip Yüksel

Aralarını bir perde böler. Kimlik istasyonunda bazı kimseler var ki herkesi görünüşlerinden tanırlar. Bahçe halkına, "Selam size" diye seslenirler. Bunlar oraya, canları istedikleri halde giremediler.[1]

Dip Notlar
Araf 46. Ayet 46. Ayet Erhan Aktaş İki taraf arasında bir hicap[1] vardır. Ve A'raf' üzerinde de hepsini simalarından tanıyan kimseler vardır. Henüz Cennet'e girmemiş olan, fakat girmeyi uman Cennet halkına: "Size selam olsun." diye seslendiler.
Erhan Aktaş

İki taraf arasında bir hicap[1] vardır. Ve A'raf' üzerinde de hepsini simalarından tanıyan kimseler vardır. Henüz Cennet'e girmemiş olan, fakat girmeyi uman Cennet halkına: "Size selam olsun." diye seslendiler.

Dip Notlar
Araf 46. Ayet 46. Ayet Mehmet Okuyan İki taraf (cennetlikler ve cehennemlikler) arasında bir perde ve a‘rafta[1] herkesi yüzlerinden tanıyan adamlar vardır. (Cennete girmeyi) arzulamalarına rağmen henüz oraya (cennete) giremeyen bu kişiler, cennet halkına "Selam üzerinize olsun!" diye seslenmiş (olacaklar)dır.
Mehmet Okuyan

İki taraf (cennetlikler ve cehennemlikler) arasında bir perde ve a‘rafta[1] herkesi yüzlerinden tanıyan adamlar vardır. (Cennete girmeyi) arzulamalarına rağmen henüz oraya (cennete) giremeyen bu kişiler, cennet halkına "Selam üzerinize olsun!" diye seslenmiş (olacaklar)dır.

Dip Notlar
Araf 47. Ayet 47. Ayet Ahmed Hulusi Basarları (bakışları) Nar (ateş - radyasyon) ehli yönüne çevrildiği vakit: "Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile beraber kılma" derler.
Ahmed Hulusi

Basarları (bakışları) Nar (ateş - radyasyon) ehli yönüne çevrildiği vakit: "Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile beraber kılma" derler.

Araf 47. Ayet 47. Ayet Ali Bulaç Gözleri cehennem halkından yana çevrilince: "Rabbimiz, bizi zalimler topluluğuyla birlikte kılma" derler.
Ali Bulaç

Gözleri cehennem halkından yana çevrilince: "Rabbimiz, bizi zalimler topluluğuyla birlikte kılma" derler.

Araf 47. Ayet 47. Ayet Bayraktar Bayraklı Gözleri cehennem ehli tarafına döndürülünce de, "Ey Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma!" derler.
Bayraktar Bayraklı

Gözleri cehennem ehli tarafına döndürülünce de, "Ey Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma!" derler.

Araf 47. Ayet 47. Ayet Diyanet İşleri Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman, "Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma" derler.
Diyanet İşleri

Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman, "Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma" derler.

Araf 47. Ayet 47. Ayet Elmalılı Hamdi Yazır Gözleri ashabı nar tarafına çevrildiği vakıt da: "ya rabbena bizleri o zalimler güruhiyle beraber kılma" demektedirler
Elmalılı Hamdi Yazır

Gözleri ashabı nar tarafına çevrildiği vakıt da: "ya rabbena bizleri o zalimler güruhiyle beraber kılma" demektedirler

Araf 47. Ayet 47. Ayet Gültekin Onan Gözleri cehennem halkından yana çevrilince: "rabbimiz, bizi zalimler topluluğuyla birlikte kılma" derler.
Gültekin Onan

Gözleri cehennem halkından yana çevrilince: "rabbimiz, bizi zalimler topluluğuyla birlikte kılma" derler.

Araf 47. Ayet 47. Ayet Hasan Basri Çantay Gözleri ehl-i cehennem tarafına çevrildiği zaman da: "Ey Rabbimiz, bizi zaalimler güruhu ile beraber bulundurma" derler.
Hasan Basri Çantay

Gözleri ehl-i cehennem tarafına çevrildiği zaman da: "Ey Rabbimiz, bizi zaalimler güruhu ile beraber bulundurma" derler.

Araf 47. Ayet 47. Ayet İbni Kesir Gözleri cehennem ashabından tarafa çevrilince de; Rabbımız, bizi zalimler güruhu ile beraber bulundurma, derler.
İbni Kesir

Gözleri cehennem ashabından tarafa çevrilince de; Rabbımız, bizi zalimler güruhu ile beraber bulundurma, derler.

Araf 47. Ayet 47. Ayet Muhammed Esed Ve bakışlar ateş yolcularına doğru çevrilince: "Ey Rabbimiz, bizi şu zalim insanların arasına katma!" diyecekler.
Muhammed Esed

Ve bakışlar ateş yolcularına doğru çevrilince: "Ey Rabbimiz, bizi şu zalim insanların arasına katma!" diyecekler.

Araf 47. Ayet 47. Ayet Şaban Piriş Gözleri cehennemlikler tarafına çevrilince: -Rabbimiz, bizi zalim toplumla birlikte bulundurma! derler.
Şaban Piriş

Gözleri cehennemlikler tarafına çevrilince: -Rabbimiz, bizi zalim toplumla birlikte bulundurma! derler.

Araf 47. Ayet 47. Ayet Suat Yıldırım Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiğinde: "Aman ya Rabbena, aman bizleri o zalimlerle beraber eyleme!" derler.
Suat Yıldırım

Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiğinde: "Aman ya Rabbena, aman bizleri o zalimlerle beraber eyleme!" derler.

Araf 47. Ayet 47. Ayet Süleyman Ateş Gözleri ateş halkı tarafına çevrildiği zaman da; "Rabbimiz, bizi şu zalim toplulukla beraber bulundurma!" dediler.
Süleyman Ateş

Gözleri ateş halkı tarafına çevrildiği zaman da; "Rabbimiz, bizi şu zalim toplulukla beraber bulundurma!" dediler.

Araf 47. Ayet 47. Ayet Yaşar Nuri Öztürk Gözleri ateş halkı tarafına çevrildiğinde de şöyle yakardılar: "Ey Rabbimiz, bizleri, zalimler topluluğuyla birleştirme."
Yaşar Nuri Öztürk

Gözleri ateş halkı tarafına çevrildiğinde de şöyle yakardılar: "Ey Rabbimiz, bizleri, zalimler topluluğuyla birleştirme."

Araf 47. Ayet 47. Ayet Mustafa İslamoğlu Onların gözleri ateş kafilesine doğru çevrilince: "Rabbimiz! Bizi zalimlerin arasına katma!" diye yalvaracaklar.
Mustafa İslamoğlu

Onların gözleri ateş kafilesine doğru çevrilince: "Rabbimiz! Bizi zalimlerin arasına katma!" diye yalvaracaklar.

Araf 47. Ayet 47. Ayet Rashad Khalifa When they turn their eyes towards the dwellers of Hell, they will say, "Our Lord, do not put us with these wicked people."
Rashad Khalifa

When they turn their eyes towards the dwellers of Hell, they will say, "Our Lord, do not put us with these wicked people."

Araf 47. Ayet 47. Ayet The Monotheist Group And when their eyes are turned towards the dwellers of the Fire, they say: "Our Lord, do not place us with the wicked people!"
The Monotheist Group

And when their eyes are turned towards the dwellers of the Fire, they say: "Our Lord, do not place us with the wicked people!"

Araf 47. Ayet 47. Ayet Edip-Layth When their eyes are turned towards the dwellers of the fire, they say, "Our Lord, do not make us with the wicked people!"
Edip-Layth

When their eyes are turned towards the dwellers of the fire, they say, "Our Lord, do not make us with the wicked people!"

Araf 47. Ayet 47. Ayet Ali Rıza Safa Ve gözleri ateşin yoldaşlarına çevrildiğinde, şöyle derler: "Efendimiz! Haksızlık yapan toplumun arasına bizi katma!"
Ali Rıza Safa

Ve gözleri ateşin yoldaşlarına çevrildiğinde, şöyle derler: "Efendimiz! Haksızlık yapan toplumun arasına bizi katma!"

Araf 47. Ayet 47. Ayet Süleymaniye Vakfı (Henüz cehennemde olup kurtuluş ümidi bulunan bu kimselerin) Gözleri cehennemde temelli kalacak ahaliye çevrilince şöyle derler: "Aman Rabbimiz! Bizi yanlışlar[1] içindeki şu toplulukla bir araya getirme."
Süleymaniye Vakfı

(Henüz cehennemde olup kurtuluş ümidi bulunan bu kimselerin) Gözleri cehennemde temelli kalacak ahaliye çevrilince şöyle derler: "Aman Rabbimiz! Bizi yanlışlar[1] içindeki şu toplulukla bir araya getirme."

Dip Notlar
Araf 47. Ayet 47. Ayet Edip Yüksel Gözleri ateş halkına çevrildiğinde, "Efendimiz, bizi zalim toplulukla birlikte bulundurma" derler.
Edip Yüksel

Gözleri ateş halkına çevrildiğinde, "Efendimiz, bizi zalim toplulukla birlikte bulundurma" derler.

Araf 47. Ayet 47. Ayet Erhan Aktaş Bakışları Cehennem ehli tarafına döndürülünce de "Ey Rabb'imiz! Bizi zalim toplulukla beraber bulundurma." derler.
Erhan Aktaş

Bakışları Cehennem ehli tarafına döndürülünce de "Ey Rabb'imiz! Bizi zalim toplulukla beraber bulundurma." derler.

Araf 47. Ayet 47. Ayet Mehmet Okuyan Gözleri ateş halkı tarafına döndürülünce[1] de "Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile birlikte bulundurma!" diyecekler.
Mehmet Okuyan

Gözleri ateş halkı tarafına döndürülünce[1] de "Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile birlikte bulundurma!" diyecekler.

Dip Notlar
Araf 48. Ayet 48. Ayet Ahmed Hulusi A'raf ehli, simalarından kendilerini tanıdıkları (bazı cehennem ehli) ricale seslenerek şöyle dediler: "Ne zenginliğinizin, ne de büyüklenmenizin size hiçbir faydası olmadı!"
Ahmed Hulusi

A'raf ehli, simalarından kendilerini tanıdıkları (bazı cehennem ehli) ricale seslenerek şöyle dediler: "Ne zenginliğinizin, ne de büyüklenmenizin size hiçbir faydası olmadı!"

Araf 48. Ayet 48. Ayet Ali Bulaç Burcun üstündeki adamlar, kendilerini yüzlerinden tanıdıkları (ileri gelen birtakım) adamlara seslenerek derler ki: "Ne (güç ve servet) toplamış olmanız, ne büyüklük taslamanız (istikbarınız) size bir yarar sağlamadı."
Ali Bulaç

Burcun üstündeki adamlar, kendilerini yüzlerinden tanıdıkları (ileri gelen birtakım) adamlara seslenerek derler ki: "Ne (güç ve servet) toplamış olmanız, ne büyüklük taslamanız (istikbarınız) size bir yarar sağlamadı."

Araf 48. Ayet 48. Ayet Bayraktar Bayraklı Yine A'raf ehli, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek derler ki: "Ne çokluğunuz ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size bir yarar sağladı."
Bayraktar Bayraklı

Yine A'raf ehli, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek derler ki: "Ne çokluğunuz ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size bir yarar sağladı."

Araf 48. Ayet 48. Ayet Diyanet İşleri A'raftakiler, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara da seslenir ve şöyle derler: "Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!"
Diyanet İşleri

A'raftakiler, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara da seslenir ve şöyle derler: "Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!"

Araf 48. Ayet 48. Ayet Elmalılı Hamdi Yazır O ashabı A'raf simalariyle tanıdıkları bir takım ricale de nida edib: gördünüz mü cem'iyyetinizin ve yaptığınız kibr-ü azametin size hiç faidesi olmadı
Elmalılı Hamdi Yazır

O ashabı A'raf simalariyle tanıdıkları bir takım ricale de nida edib: gördünüz mü cem'iyyetinizin ve yaptığınız kibr-ü azametin size hiç faidesi olmadı

Araf 48. Ayet 48. Ayet Gültekin Onan Orta yerdeki (A'raf'daki) adamlar, kendilerini yüzlerinden tanıdıkları (ileri gelen bir takım) adamlara seslenerek derler ki: "Ne (güç ve servet) toplamış olmanız, ne büyüklük taslamanız (istikbarınız) size bir yarar sağlamadı."
Gültekin Onan

Orta yerdeki (A'raf'daki) adamlar, kendilerini yüzlerinden tanıdıkları (ileri gelen bir takım) adamlara seslenerek derler ki: "Ne (güç ve servet) toplamış olmanız, ne büyüklük taslamanız (istikbarınız) size bir yarar sağlamadı."

Araf 48. Ayet 48. Ayet Hasan Basri Çantay (Yine) a'raaf yaranı (kafirlerden) simalarıyla tanıdıkları (elebaşı) birtakım adamlara şöyle nida ederek derler: "Ne çokluğunuz (yahut topladığınız mallar), ne de (hakka karşı) yeltenmekde devam etdiğiniz o kibr (-ü azamet) size hiç bir faide vermedi".
Hasan Basri Çantay

(Yine) a'raaf yaranı (kafirlerden) simalarıyla tanıdıkları (elebaşı) birtakım adamlara şöyle nida ederek derler: "Ne çokluğunuz (yahut topladığınız mallar), ne de (hakka karşı) yeltenmekde devam etdiğiniz o kibr (-ü azamet) size hiç bir faide vermedi".

Araf 48. Ayet 48. Ayet İbni Kesir A'raf ashabı; simalarıyla tanıdıkları adamlara seslenirler: Topluluğunuz, topladığınız mal ve büyüklük taslamalarınız size fayda vermedi, derler.
İbni Kesir

A'raf ashabı; simalarıyla tanıdıkları adamlara seslenirler: Topluluğunuz, topladığınız mal ve büyüklük taslamalarınız size fayda vermedi, derler.

Araf 48. Ayet 48. Ayet Muhammed Esed Ve (hayattayken) bu ayırt etme yetisine sahip olanlar, görünüşlerinden (günahkar olduklarını) çıkardıkları kimselere: "Ne sağladı size" diye seslenecekler, "maldan, (mülkten) biriktirmeniz; geçmişinizle o boş kurumlanmanız?
Muhammed Esed

Ve (hayattayken) bu ayırt etme yetisine sahip olanlar, görünüşlerinden (günahkar olduklarını) çıkardıkları kimselere: "Ne sağladı size" diye seslenecekler, "maldan, (mülkten) biriktirmeniz; geçmişinizle o boş kurumlanmanız?

Araf 48. Ayet 48. Ayet Şaban Piriş A'raftakiler simalarından tanıdıkları bazı adamlara seslenirler: -Topladıklarınız ve büyüklük taslıyor olmanız size fayda vermedi.
Şaban Piriş

A'raftakiler simalarından tanıdıkları bazı adamlara seslenirler: -Topladıklarınız ve büyüklük taslıyor olmanız size fayda vermedi.

Araf 48. Ayet 48. Ayet Suat Yıldırım (48-49) A'raf ashabı, simalarından tanıdıkları bir kısım kimselere seslenip: "Gördünüz ya, ne topladığınız mallarınızın, ne onca taraftarlarınızın, ne de büyüklük taslamalarınızın ve o çalımlarınızın size hiç bir faydası olmadı!" O cennetlikleri göstererek "Sahi, şunlar "Allah, bunları asla lütfuna nail etmez." diye yeminler edip hor gördüğünüz kimseler değil miydi? İşte onların ne yüce mevkide olduklarını şimdi anladınız değil mi? derler ve sonra o cennetliklere dönerek: "Buyurun girin cennete, derler, size korku ve endişe olmadığı gibi, siz asla üzüntü de görmeyeceksiniz."
Suat Yıldırım

(48-49) A'raf ashabı, simalarından tanıdıkları bir kısım kimselere seslenip: "Gördünüz ya, ne topladığınız mallarınızın, ne onca taraftarlarınızın, ne de büyüklük taslamalarınızın ve o çalımlarınızın size hiç bir faydası olmadı!" O cennetlikleri göstererek "Sahi, şunlar "Allah, bunları asla lütfuna nail etmez." diye yeminler edip hor gördüğünüz kimseler değil miydi? İşte onların ne yüce mevkide olduklarını şimdi anladınız değil mi? derler ve sonra o cennetliklere dönerek: "Buyurun girin cennete, derler, size korku ve endişe olmadığı gibi, siz asla üzüntü de görmeyeceksiniz."

Araf 48. Ayet 48. Ayet Süleyman Ateş A'raf halkı, yüzlerindeki işaretleriyle tanıdıkları birtakım adamlara da ünleyerek dediler ki: "Ne topluluğunuz, ne de büyüklük taslamanız, size hiçbir yarar sağlamadı."
Süleyman Ateş

A'raf halkı, yüzlerindeki işaretleriyle tanıdıkları birtakım adamlara da ünleyerek dediler ki: "Ne topluluğunuz, ne de büyüklük taslamanız, size hiçbir yarar sağlamadı."

Araf 48. Ayet 48. Ayet Yaşar Nuri Öztürk A'raf halkı, yüzlerinden tanıdıkları bazı erkeklere seslenip şöyle derler: "Bir araya gelmeniz de büyüklük taslamanız da size hiçbir yarar sağlamadı."
Yaşar Nuri Öztürk

A'raf halkı, yüzlerinden tanıdıkları bazı erkeklere seslenip şöyle derler: "Bir araya gelmeniz de büyüklük taslamanız da size hiçbir yarar sağlamadı."

Araf 48. Ayet 48. Ayet Mustafa İslamoğlu Ve (sözkonusu) ayırdetme yeteneğine sahip olanlar, belirtilerinden kim olduklarını çıkardıkları kimselere seslenecekler: "Sahi, ne sağladı size taraftarlarınız / mal-mülkünüz ve böbürlendiğiniz o nesneler?"
Mustafa İslamoğlu

Ve (sözkonusu) ayırdetme yeteneğine sahip olanlar, belirtilerinden kim olduklarını çıkardıkları kimselere seslenecekler: "Sahi, ne sağladı size taraftarlarınız / mal-mülkünüz ve böbürlendiğiniz o nesneler?"

Araf 48. Ayet 48. Ayet Rashad Khalifa The dwellers of the Purgatory will call on people they recognize by their looks, saying, "Your great numbers did not avail you in any way, nor did your arrogance."
Rashad Khalifa

The dwellers of the Purgatory will call on people they recognize by their looks, saying, "Your great numbers did not avail you in any way, nor did your arrogance."

Araf 48. Ayet 48. Ayet The Monotheist Group And the people standing on the elevated platform called on men they recognized by their features, they said: "What good did your large number do for you, or what you were arrogant for?"
The Monotheist Group

And the people standing on the elevated platform called on men they recognized by their features, they said: "What good did your large number do for you, or what you were arrogant for?"

Araf 48. Ayet 48. Ayet Edip-Layth Those attending the identification station called on men they recognized by their features, they said, "What good did your large number do for you, or what you were arrogant for?"*
Edip-Layth

Those attending the identification station called on men they recognized by their features, they said, "What good did your large number do for you, or what you were arrogant for?"*

Araf 48. Ayet 48. Ayet Ali Rıza Safa Orta yerin yoldaşları, yüzünden tanıdıkları adamlara seslenerek, şöyle derler: "Çokluğunuz ve büyüklük taslamanız, size yarar sağlamadı!"
Ali Rıza Safa

Orta yerin yoldaşları, yüzünden tanıdıkları adamlara seslenerek, şöyle derler: "Çokluğunuz ve büyüklük taslamanız, size yarar sağlamadı!"

Araf 48. Ayet 48. Ayet Süleymaniye Vakfı A'raf ahalisi, yüzlerinden tanıdıkları bir takım adamlara[1] da şöyle seslenirler: "Gördünüz mü? Sizlere ne taraftarlarınızın bir yararı oldu ne de büyüklenmenizin.
Süleymaniye Vakfı

A'raf ahalisi, yüzlerinden tanıdıkları bir takım adamlara[1] da şöyle seslenirler: "Gördünüz mü? Sizlere ne taraftarlarınızın bir yararı oldu ne de büyüklenmenizin.

Dip Notlar
Araf 48. Ayet 48. Ayet Edip Yüksel Kimlik istasyonunda bulunanlar, görünüşlerinden tanıdıkları kimselere seslenirler: "Sizin cemaatiniz ve büyüklük taslamış olmanız size hiçbir yarar sağlamadı."
Edip Yüksel

Kimlik istasyonunda bulunanlar, görünüşlerinden tanıdıkları kimselere seslenirler: "Sizin cemaatiniz ve büyüklük taslamış olmanız size hiçbir yarar sağlamadı."

Araf 48. Ayet 48. Ayet Erhan Aktaş A'raf ehli, yüzlerinden tanıdıkları kimselere de: "Çokluğunuz da, tasladığınız büyüklük de size bir yarar sağlamadı." dediler.
Erhan Aktaş

A'raf ehli, yüzlerinden tanıdıkları kimselere de: "Çokluğunuz da, tasladığınız büyüklük de size bir yarar sağlamadı." dediler.

Araf 48. Ayet 48. Ayet Mehmet Okuyan A‘raf halkı, yüzlerinden tanıdıkları (cehennemdeki) kişilere şöyle seslenecekler: "Çokluğunuzun da kibirlenmenizin de size hiçbir yararı olmadı.
Mehmet Okuyan

A‘raf halkı, yüzlerinden tanıdıkları (cehennemdeki) kişilere şöyle seslenecekler: "Çokluğunuzun da kibirlenmenizin de size hiçbir yararı olmadı.

Araf 49. Ayet 49. Ayet Ahmed Hulusi "Allah kendilerini rahmetine nail etmez, diye yemin ettiğiniz kimseler şunlar mıydı?. . " (Oysa şimdi onlara): "Dahil olun cennete! Size bir korku yoktur... Siz mahzun da olmayacaksınız!" (denilmiş).
Ahmed Hulusi

"Allah kendilerini rahmetine nail etmez, diye yemin ettiğiniz kimseler şunlar mıydı?. . " (Oysa şimdi onlara): "Dahil olun cennete! Size bir korku yoktur... Siz mahzun da olmayacaksınız!" (denilmiş).

Araf 49. Ayet 49. Ayet Ali Bulaç "Kendilerine Allah'ın bir rahmet eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? (Cennettekilere de) Girin cennete. Sizin için korku yoktur ve mahzun olmayacaksınız."
Ali Bulaç

"Kendilerine Allah'ın bir rahmet eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? (Cennettekilere de) Girin cennete. Sizin için korku yoktur ve mahzun olmayacaksınız."

Araf 49. Ayet 49. Ayet Bayraktar Bayraklı "Allah'ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?" Cennet ehline dönerek: "Giriniz cennete! Artık size korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz" derler.
Bayraktar Bayraklı

"Allah'ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?" Cennet ehline dönerek: "Giriniz cennete! Artık size korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz" derler.

Araf 49. Ayet 49. Ayet Diyanet İşleri "Sizin, 'Allah bunları rahmete erdirmez' diye yemin ettikleriniz şunlar mı?" (Sonra cennetliklere dönerek) "Haydi, girin cennete. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz" derler.
Diyanet İşleri

"Sizin, 'Allah bunları rahmete erdirmez' diye yemin ettikleriniz şunlar mı?" (Sonra cennetliklere dönerek) "Haydi, girin cennete. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz" derler.

Araf 49. Ayet 49. Ayet Elmalılı Hamdi Yazır Ta şunlarmıydı o sizin Allah bunları kabil değil rahmetine irdirmez diye yemin ettikleriniz? dedikten sonra berikilere dönüb "girin Cennete size korku yok artık siz mahzun olacak değilsiniz" demektedirler
Elmalılı Hamdi Yazır

Ta şunlarmıydı o sizin Allah bunları kabil değil rahmetine irdirmez diye yemin ettikleriniz? dedikten sonra berikilere dönüb "girin Cennete size korku yok artık siz mahzun olacak değilsiniz" demektedirler

Araf 49. Ayet 49. Ayet Gültekin Onan "Kendilerine Tanrı'nın bir rahmet eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? (Cennettekilere de) Girin cennete. Sizin için korku yoktur ve mahzun olmayacaksınız."
Gültekin Onan

"Kendilerine Tanrı'nın bir rahmet eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? (Cennettekilere de) Girin cennete. Sizin için korku yoktur ve mahzun olmayacaksınız."

Araf 49. Ayet 49. Ayet Hasan Basri Çantay "Kendilerini Allahın, rahmetine erdirmeyeceğine yemin etdiğiniz kimseler bunlar (bu ehl-i cennet) mi idi? Girin cennete. Size hiç bir korku yokdur ve siz mahzun da olacak değilsiniz".
Hasan Basri Çantay

"Kendilerini Allahın, rahmetine erdirmeyeceğine yemin etdiğiniz kimseler bunlar (bu ehl-i cennet) mi idi? Girin cennete. Size hiç bir korku yokdur ve siz mahzun da olacak değilsiniz".

Araf 49. Ayet 49. Ayet İbni Kesir Bunlar mıydı ki; kendilerini Allah'ın rahmetine erdirmeyeceğine yemin etmiştiniz. Girin cennete; size hiç bir korku yoktur ve sizler üzülecek de değilsiniz.
İbni Kesir

Bunlar mıydı ki; kendilerini Allah'ın rahmetine erdirmeyeceğine yemin etmiştiniz. Girin cennete; size hiç bir korku yoktur ve sizler üzülecek de değilsiniz.

Araf 49. Ayet 49. Ayet Muhammed Esed Bir vakit haklarında, 'Allah rahmetini asla böylelerine ulaştırmaz! diye kestirip attığınız kimseler, işte bunlar, (bu onurlandırılmış kimseler) mi? (Oysa, bakın, şimdi onlara:) "girin cennete; size korku yok, hüzün de duymayacaksınız! (diye sesleniliyor)".
Muhammed Esed

Bir vakit haklarında, 'Allah rahmetini asla böylelerine ulaştırmaz! diye kestirip attığınız kimseler, işte bunlar, (bu onurlandırılmış kimseler) mi? (Oysa, bakın, şimdi onlara:) "girin cennete; size korku yok, hüzün de duymayacaksınız! (diye sesleniliyor)".

Araf 49. Ayet 49. Ayet Şaban Piriş Bunlar mıydı o sizin, "Allah bunları rahmetine erdirmeyecektir" diye yemin ettikleriniz? derler. -Girin cennete size korku yoktur ve siz, mahzun da olmayacaksınız!
Şaban Piriş

Bunlar mıydı o sizin, "Allah bunları rahmetine erdirmeyecektir" diye yemin ettikleriniz? derler. -Girin cennete size korku yoktur ve siz, mahzun da olmayacaksınız!

Araf 49. Ayet 49. Ayet Suat Yıldırım (48-49) A'raf ashabı, simalarından tanıdıkları bir kısım kimselere seslenip: "Gördünüz ya, ne topladığınız mallarınızın, ne onca taraftarlarınızın, ne de büyüklük taslamalarınızın ve o çalımlarınızın size hiç bir faydası olmadı!" O cennetlikleri göstererek "Sahi, şunlar "Allah, bunları asla lütfuna nail etmez." diye yeminler edip hor gördüğünüz kimseler değil miydi? İşte onların ne yüce mevkide olduklarını şimdi anladınız değil mi? derler ve sonra o cennetliklere dönerek: "Buyurun girin cennete, derler, size korku ve endişe olmadığı gibi, siz asla üzüntü de görmeyeceksiniz."
Suat Yıldırım

(48-49) A'raf ashabı, simalarından tanıdıkları bir kısım kimselere seslenip: "Gördünüz ya, ne topladığınız mallarınızın, ne onca taraftarlarınızın, ne de büyüklük taslamalarınızın ve o çalımlarınızın size hiç bir faydası olmadı!" O cennetlikleri göstererek "Sahi, şunlar "Allah, bunları asla lütfuna nail etmez." diye yeminler edip hor gördüğünüz kimseler değil miydi? İşte onların ne yüce mevkide olduklarını şimdi anladınız değil mi? derler ve sonra o cennetliklere dönerek: "Buyurun girin cennete, derler, size korku ve endişe olmadığı gibi, siz asla üzüntü de görmeyeceksiniz."

Araf 49. Ayet 49. Ayet Süleyman Ateş "Allah onları hiçbir rahmete erdirmeyecek, diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?" (Cennetliklere dönerek): "Girin cennete, artık size ne korku vardır, ne de siz üzüleceksiniz!" dediler.
Süleyman Ateş

"Allah onları hiçbir rahmete erdirmeyecek, diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?" (Cennetliklere dönerek): "Girin cennete, artık size ne korku vardır, ne de siz üzüleceksiniz!" dediler.

Araf 49. Ayet 49. Ayet Yaşar Nuri Öztürk "Şunlar mıydı o, 'Allah kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyecek' diye yemin ettikleriniz?" Ey cennetlikler! Siz de girin cennete. Ne bir korku var size ne de kederleneceksiniz.
Yaşar Nuri Öztürk

"Şunlar mıydı o, 'Allah kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyecek' diye yemin ettikleriniz?" Ey cennetlikler! Siz de girin cennete. Ne bir korku var size ne de kederleneceksiniz.

Araf 49. Ayet 49. Ayet Mustafa İslamoğlu (Cennet yolcularını işaret ederek) "İşte şunlar, bir zamanlar "Allah rahmetini onlara asla ulaştırmaz!" diye yeminler ettiğiniz, (şimdi ise) kendilerine "Girin cennete! Sizin için gelecek endişesi yok, geçmişten dolayı hüzün duymak da yok!" deniler kimseler değiller mi?"
Mustafa İslamoğlu

(Cennet yolcularını işaret ederek) "İşte şunlar, bir zamanlar "Allah rahmetini onlara asla ulaştırmaz!" diye yeminler ettiğiniz, (şimdi ise) kendilerine "Girin cennete! Sizin için gelecek endişesi yok, geçmişten dolayı hüzün duymak da yok!" deniler kimseler değiller mi?"

Araf 49. Ayet 49. Ayet Rashad Khalifa "Are those the people you swore that GOD will never touch them with mercy?" (The people in the Purgatory will then be told,) "Enter Paradise; you have nothing to fear, nor will you grieve."
Rashad Khalifa

"Are those the people you swore that GOD will never touch them with mercy?" (The people in the Purgatory will then be told,) "Enter Paradise; you have nothing to fear, nor will you grieve."

Araf 49. Ayet 49. Ayet The Monotheist Group "Were these not the ones whom you swore God would not grant them of His mercy?" Enter the Paradise, there is no fear for you nor will you grieve.
The Monotheist Group

"Were these not the ones whom you swore God would not grant them of His mercy?" Enter the Paradise, there is no fear for you nor will you grieve.

Araf 49. Ayet 49. Ayet Edip-Layth "Weren't these the ones whom you swore God would not grant them of His mercy? "Enter paradise, there is no fear for you nor will you grieve."
Edip-Layth

"Weren't these the ones whom you swore God would not grant them of His mercy? "Enter paradise, there is no fear for you nor will you grieve."

Araf 49. Ayet 49. Ayet Ali Rıza Safa "Allah'ın rahmete eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?" "Sizler... Girin cennete; size korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz!"
Ali Rıza Safa

"Allah'ın rahmete eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?" "Sizler... Girin cennete; size korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz!"

Araf 49. Ayet 49. Ayet Süleymaniye Vakfı (Ey cehennemlikler!) ‘Allah onlara bir iyilikte bulunmaz' diye yemin ettikleriniz bunlar mıydı? (Ey Allah'ın ikramına kavuşanlar) ‘Sizler Cennet'e girin. Üzerinizde ne bir korku olacak ne de üzüleceksiniz.' "
Süleymaniye Vakfı

(Ey cehennemlikler!) ‘Allah onlara bir iyilikte bulunmaz' diye yemin ettikleriniz bunlar mıydı? (Ey Allah'ın ikramına kavuşanlar) ‘Sizler Cennet'e girin. Üzerinizde ne bir korku olacak ne de üzüleceksiniz.' "

Araf 49. Ayet 49. Ayet Edip Yüksel "‘ALLAH onlara bir rahmet dokundurmayacak' diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? Bahçeye girin; size bir korku yoktur ve üzülmeyeceksiniz de."
Edip Yüksel

"‘ALLAH onlara bir rahmet dokundurmayacak' diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? Bahçeye girin; size bir korku yoktur ve üzülmeyeceksiniz de."

Araf 49. Ayet 49. Ayet Erhan Aktaş Cehennemliklere; "Allah, hiçbir rahmete erdirmeyecek." diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? Onlara:[1] "Girin Cennet'e, artık size korku yoktur. Üzülecek de değilsiniz." denir.
Erhan Aktaş

Cehennemliklere; "Allah, hiçbir rahmete erdirmeyecek." diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? Onlara:[1] "Girin Cennet'e, artık size korku yoktur. Üzülecek de değilsiniz." denir.

Dip Notlar
Araf 49. Ayet 49. Ayet Mehmet Okuyan (Haklarında) ‘Allah'ın merhameti onlara ulaşmaz!' diye yemin ettiğiniz kişiler bunlar mı?"[1] (Oysa onlara:) "Cennete girin! Size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz de." (denecektir).
Mehmet Okuyan

(Haklarında) ‘Allah'ın merhameti onlara ulaşmaz!' diye yemin ettiğiniz kişiler bunlar mı?"[1] (Oysa onlara:) "Cennete girin! Size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz de." (denecektir).

Dip Notlar
Araf 50. Ayet 50. Ayet Ahmed Hulusi Nar (ateş - radyasyon) ehli, Cennet halkına: "O sudan (ilimden) veya Allah'ın sizi rızıklandırdıklarından (cennet yaşamını oluşturan kuvvelerden) bizim üzerimize de akıtın" diye nida ettiler... (Cevaben): "Muhakkak ki Allah onları, hakikat bilgisini inkar edenler üzerine haram kılmıştır" derler.
Ahmed Hulusi

Nar (ateş - radyasyon) ehli, Cennet halkına: "O sudan (ilimden) veya Allah'ın sizi rızıklandırdıklarından (cennet yaşamını oluşturan kuvvelerden) bizim üzerimize de akıtın" diye nida ettiler... (Cevaben): "Muhakkak ki Allah onları, hakikat bilgisini inkar edenler üzerine haram kılmıştır" derler.

Araf 50. Ayet 50. Ayet Ali Bulaç Ateşin halkı cennet halkına seslenir: "Bize biraz sudan ya da Allah'ın size verdiği rızıktan aktarın." Derler ki: "Doğrusu Allah, bunları inkar edenlere haram (yasak) kılmıştır."
Ali Bulaç

Ateşin halkı cennet halkına seslenir: "Bize biraz sudan ya da Allah'ın size verdiği rızıktan aktarın." Derler ki: "Doğrusu Allah, bunları inkar edenlere haram (yasak) kılmıştır."

Araf 50. Ayet 50. Ayet Bayraktar Bayraklı Cehennem ehli, cennet ehline, "Suyunuzdan veya Allah'ın size verdiği rızıktan biraz da bize veriniz!" diye seslenirler. Onlar da, "Allah bunları kafirlere haram kılmıştır" derler.
Bayraktar Bayraklı

Cehennem ehli, cennet ehline, "Suyunuzdan veya Allah'ın size verdiği rızıktan biraz da bize veriniz!" diye seslenirler. Onlar da, "Allah bunları kafirlere haram kılmıştır" derler.

Araf 50. Ayet 50. Ayet Diyanet İşleri Cehennemlikler de cennetliklere, "Ne olur, sudan veya Allah'ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın" diye çağrışırlar. Onlar, "Şüphesiz, Allah bunları kafirlere haram kılmıştır" derler.
Diyanet İşleri

Cehennemlikler de cennetliklere, "Ne olur, sudan veya Allah'ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın" diye çağrışırlar. Onlar, "Şüphesiz, Allah bunları kafirlere haram kılmıştır" derler.

Araf 50. Ayet 50. Ayet Elmalılı Hamdi Yazır Eshabı Nar da eshabı Cennete şöyle bağırışmaktadırlar: "Lutfen suyunuzdan veya Allahın size merzuk kıldığı ni'metlerden biraz da bizlere dökün" onlar da demektedirler ki: doğrusu Allah, bunları kafirlere haram etti
Elmalılı Hamdi Yazır

Eshabı Nar da eshabı Cennete şöyle bağırışmaktadırlar: "Lutfen suyunuzdan veya Allahın size merzuk kıldığı ni'metlerden biraz da bizlere dökün" onlar da demektedirler ki: doğrusu Allah, bunları kafirlere haram etti

Araf 50. Ayet 50. Ayet Gültekin Onan Ateşin halkı cennet halkına seslenir: "Bize biraz sudan ya da Tanrı'nın size verdiği rızktan aktarın." Derler ki: "Doğrusu Tanrı bunları kafirlere haram kılmıştır."
Gültekin Onan

Ateşin halkı cennet halkına seslenir: "Bize biraz sudan ya da Tanrı'nın size verdiği rızktan aktarın." Derler ki: "Doğrusu Tanrı bunları kafirlere haram kılmıştır."

Araf 50. Ayet 50. Ayet Hasan Basri Çantay Ateş yaranı, cennet yaranına: "Su (yunuz) dan veya Allahın size verdiği rızıkdan biraz da bize akıtın" diye feryad ederler. Onlar da: "Doğrusu, derler, Allah bunları kafirlere haram etdi".
Hasan Basri Çantay

Ateş yaranı, cennet yaranına: "Su (yunuz) dan veya Allahın size verdiği rızıkdan biraz da bize akıtın" diye feryad ederler. Onlar da: "Doğrusu, derler, Allah bunları kafirlere haram etdi".

Araf 50. Ayet 50. Ayet İbni Kesir Cehenenm ashabı; cennet ashabına: Sudan veya Allah'ın size verdiği rızıktan biraz da bize akıtın, diye seslenirler. Onlar da derler ki: Doğrusu Allah; onları kafirlere haram kıldı.
İbni Kesir

Cehenenm ashabı; cennet ashabına: Sudan veya Allah'ın size verdiği rızıktan biraz da bize akıtın, diye seslenirler. Onlar da derler ki: Doğrusu Allah; onları kafirlere haram kıldı.

Araf 50. Ayet 50. Ayet Muhammed Esed Ve ateşin yarenleri, cennetliklere: "Üzerimize biraz su dökün, yahut Allahın size bahşettiği (cennet) azıklar(ın)dan (atın bize)!" diye seslenecekler. (Berikiler:) "Doğrusu, Allah, gerçeği inkar edenleri her ikisinden de yoksun kılmıştır;
Muhammed Esed

Ve ateşin yarenleri, cennetliklere: "Üzerimize biraz su dökün, yahut Allahın size bahşettiği (cennet) azıklar(ın)dan (atın bize)!" diye seslenecekler. (Berikiler:) "Doğrusu, Allah, gerçeği inkar edenleri her ikisinden de yoksun kılmıştır;

Araf 50. Ayet 50. Ayet Şaban Piriş Cehennem halkı, cennet halkına: -Bize de, biraz su ya da Allah'ın size verdiği rızıklardan gönderin diye çağırırlar. Cennet halkı da onlara: -Allah, kafirlere ikisini de haram kılmıştır! derler.
Şaban Piriş

Cehennem halkı, cennet halkına: -Bize de, biraz su ya da Allah'ın size verdiği rızıklardan gönderin diye çağırırlar. Cennet halkı da onlara: -Allah, kafirlere ikisini de haram kılmıştır! derler.

Araf 50. Ayet 50. Ayet Suat Yıldırım Cehennemlikler cennetliklere: "Ne olur, lütfen suyunuzdan, Allah'ın size nasib ettiği nimetlerden biraz da bize gönderin!" diye seslenirler. Onlar da: "Allah bunları kafirlere haram etmiştir, bunlar kafirlere yasaktır." diye cevap verirler.
Suat Yıldırım

Cehennemlikler cennetliklere: "Ne olur, lütfen suyunuzdan, Allah'ın size nasib ettiği nimetlerden biraz da bize gönderin!" diye seslenirler. Onlar da: "Allah bunları kafirlere haram etmiştir, bunlar kafirlere yasaktır." diye cevap verirler.

Araf 50. Ayet 50. Ayet Süleyman Ateş Ateş halkı, cennet halkına: "Suyunuzdan veya Allah'ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın (ne olur)!" diye seslendiler. (Onlar da) dediler ki; "Allah, bu ikisini kafirlere haram etmiştir."
Süleyman Ateş

Ateş halkı, cennet halkına: "Suyunuzdan veya Allah'ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın (ne olur)!" diye seslendiler. (Onlar da) dediler ki; "Allah, bu ikisini kafirlere haram etmiştir."

Araf 50. Ayet 50. Ayet Yaşar Nuri Öztürk Ateş halkı, cennet halkına seslenir: "Şu sudan yahut Allah'ın sizi rızıklandırdığından biraz da bize akıtın!" Şu cevabı verirler: "Allah, o ikisini de küfre sapanlara haram kılmıştır."
Yaşar Nuri Öztürk

Ateş halkı, cennet halkına seslenir: "Şu sudan yahut Allah'ın sizi rızıklandırdığından biraz da bize akıtın!" Şu cevabı verirler: "Allah, o ikisini de küfre sapanlara haram kılmıştır."

Araf 50. Ayet 50. Ayet Mustafa İslamoğlu Ve ateş yolcuları cennet yolcularına seslenecekler: "(Ne olur), üzerimize bir parça su dökün!.." ya da "Allah'ın size bahşettiği rızıklardan (bize de verin)!.." (Diğerleri):" Unutmayın ki Allah, inkar edenleri her ikisinden de mahrum bırakmıştır!
Mustafa İslamoğlu

Ve ateş yolcuları cennet yolcularına seslenecekler: "(Ne olur), üzerimize bir parça su dökün!.." ya da "Allah'ın size bahşettiği rızıklardan (bize de verin)!.." (Diğerleri):" Unutmayın ki Allah, inkar edenleri her ikisinden de mahrum bırakmıştır!

Araf 50. Ayet 50. Ayet Rashad Khalifa The dwellers of Hell will call on the dwellers of Paradise: "Let some of your water, or some of GOD's provisions to you flow towards us." They will say, "GOD has forbidden them for the disbelievers."
Rashad Khalifa

The dwellers of Hell will call on the dwellers of Paradise: "Let some of your water, or some of GOD's provisions to you flow towards us." They will say, "GOD has forbidden them for the disbelievers."

Araf 50. Ayet 50. Ayet The Monotheist Group And the dwellers of the Fire called on the dwellers of the Paradise: "Give us some water, or what God has provided for you?" They said: "God has made it forbidden for the rejecters."
The Monotheist Group

And the dwellers of the Fire called on the dwellers of the Paradise: "Give us some water, or what God has provided for you?" They said: "God has made it forbidden for the rejecters."

Araf 50. Ayet 50. Ayet Edip-Layth The dwellers of the fire called on the dwellers of paradise: "Give us some water, or what God has provided for you?" They said, "God has forbidden it for the ingrates."
Edip-Layth

The dwellers of the fire called on the dwellers of paradise: "Give us some water, or what God has provided for you?" They said, "God has forbidden it for the ingrates."

Araf 50. Ayet 50. Ayet Ali Rıza Safa Ateşin yoldaşları da cennetin yoldaşlarına, şöyle seslenirler: "Bize biraz su veya Allah'ın size verdiği yiyeceklerden aktarın!" Derler ki: "Kuşkusuz, Allah, nankörlük edenlere ikisini de yasaklamıştır!"
Ali Rıza Safa

Ateşin yoldaşları da cennetin yoldaşlarına, şöyle seslenirler: "Bize biraz su veya Allah'ın size verdiği yiyeceklerden aktarın!" Derler ki: "Kuşkusuz, Allah, nankörlük edenlere ikisini de yasaklamıştır!"

Araf 50. Ayet 50. Ayet Süleymaniye Vakfı (Her biri yerlerine gittikten sonra) Cehennem ahalisi, Cennet ahalisine şöyle seslenir: "Üzerimize biraz su ya da Allah'ın size verdiği nimetlerden atsanıza." Onlar derler ki "Allah, o ikisini de ayetleri görmemekte direnenlere (kafirlere) yasaklamıştır."
Süleymaniye Vakfı

(Her biri yerlerine gittikten sonra) Cehennem ahalisi, Cennet ahalisine şöyle seslenir: "Üzerimize biraz su ya da Allah'ın size verdiği nimetlerden atsanıza." Onlar derler ki "Allah, o ikisini de ayetleri görmemekte direnenlere (kafirlere) yasaklamıştır."

Araf 50. Ayet 50. Ayet Edip Yüksel Ateş halkı, bahçe halkına seslendi: "Suyunuzdan, yahut ALLAH'ın size verdiği bazı nimetlerden üstümüze akıtın." Onlar da dediler ki: "ALLAH bu ikisini kafirlere haram kılmıştır."
Edip Yüksel

Ateş halkı, bahçe halkına seslendi: "Suyunuzdan, yahut ALLAH'ın size verdiği bazı nimetlerden üstümüze akıtın." Onlar da dediler ki: "ALLAH bu ikisini kafirlere haram kılmıştır."

Araf 50. Ayet 50. Ayet Erhan Aktaş Ateş halkı, Cennet halkına, "Suyunuzdan veya Allah'ın rızık olarak verdiği şeylerden biraz da bize verin." diye feryat ederler. Onlar, "Allah, bu ikisini gerçeği yalanlayan nankörlere haram kılmıştır." derler.
Erhan Aktaş

Ateş halkı, Cennet halkına, "Suyunuzdan veya Allah'ın rızık olarak verdiği şeylerden biraz da bize verin." diye feryat ederler. Onlar, "Allah, bu ikisini gerçeği yalanlayan nankörlere haram kılmıştır." derler.

Araf 50. Ayet 50. Ayet Mehmet Okuyan (50, 51) Ateş halkı cennet halkına "Su veya Allah'ın size verdiği rızıklardan biraz da bize dökün!" diye seslenince, (cennetlikler) "Allah onları dinlerini bir eğlence ve oyun edinen, dünya hayatı da kendilerini aldatan kâfirlere haram kılmıştır." diyecekler.[1] Onlar bu günün karşılaşmasını nasıl unutmuş ve ayetlerimizi nasıl inkâr etmişlerse işte biz de bugün onları unutmaktayız.[2]
Mehmet Okuyan

(50, 51) Ateş halkı cennet halkına "Su veya Allah'ın size verdiği rızıklardan biraz da bize dökün!" diye seslenince, (cennetlikler) "Allah onları dinlerini bir eğlence ve oyun edinen, dünya hayatı da kendilerini aldatan kâfirlere haram kılmıştır." diyecekler.[1] Onlar bu günün karşılaşmasını nasıl unutmuş ve ayetlerimizi nasıl inkâr etmişlerse işte biz de bugün onları unutmaktayız.[2]

Dip Notlar

İletişime Geçin

Yardıma mı ihtiyacınız var? Hızlı bir şekilde yardım için destek ekibimizle iletişime geçin.

image image

Henüz Üye Değil misiniz?

Kaydolun! Kendinize özel takip ve favori listeleri oluşturabilirsiniz.

image image